Ayşe Böhürler, iletişim özgürlüğü tedbirini Genel Kurul'da savundu
AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, 15 Ekim 2026'da TBMM Genel Kurulu'nda iletişim özgürlüğüne ilişkin tedbir kararını değerlendirdi; Böhürler, tedbirin iletişim özgürlüğüyle ilgili olmadığını, suç örgütlerinin faaliyetlerinin engellenmesine yönelik olduğunu söyledi.

TBMM Genel Kurulu'nda 15 Ekim 2026'da iletişim ve haber alma özgürlüğüne ilişkin tedbir kararı görüşüldü. AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, oturumda yaptığı konuşmada tedbirin kapsamını ve gerekçesini anlattı.
Böhürler, konuşmasına Düzce'deki trafik kazasında hayatını kaybeden Üsküdar Belediye Başkan Vekili için başsağlığı dileyerek başladı. Ardından tedbir kararının iletişim özgürlüğünü kısıtlamak amacı taşımadığını belirtti: “Maksadı, iletişim ve haber alma özgürlüğünü kısıtlamak olmayan bir tedbir kararı hakkında konuşuyoruz.”
Böhürler, “Bugün iletişim özgürlüğünün engellendiği yönündeki iddiaları tartışmak niyetinde değiliz çünkü alınan tedbir iletişim özgürlüğüyle ilgili değildir, suç örgütlerinin faaliyetlerinin engellenmesi ve medya aracılığıyla bir şantaj aracına dönüşebilecek unsurların denetlenmesiyle ilgilidir” dedi.
Konuşmasında medya patronlarına da değinen Böhürler, kararın “medyanın sağladığı güvenli alanı kullanarak kendisini aklamaya ve faaliyetlerini perdelemeye çalışan medya patronlarının yargının tarafsızlığını etkileme çabalarına karşı alınmış bir tedbir” olduğunu söyledi. Böhürler, “medya bu amaçlarla kullanılamaz” ifadesini kullandı.
Vekilin'in TBMM kayıtlarından derlediği verilere göre Ayşe Böhürler, 28. Dönem'de 11 Genel Kurul konuşması yaptı; 592 vekil arasında Genel Kurul konuşma sayısı sıralamasında 418. sırada yer aldı. Böhürler'in 28. Dönem'de ilk imzalı kanun teklifi sayısı 11, komisyon konuşması sayısı 27.
Kısaca
Ayşe Böhürler hangi konuşmayı yaptı?
15 Ekim 2026'daki Genel Kurul oturumunda iletişim ve haber alma özgürlüğüne ilişkin tedbir kararını değerlendirdi.
Böhürler tedbir kararı hakkında ne söyledi?
Tedbirin iletişim özgürlüğüyle ilgili olmadığını, suç örgütlerinin faaliyetlerinin engellenmesi ve medya aracılığıyla şantaj aracına dönüşebilecek unsurların denetlenmesiyle ilgili olduğunu söyledi.





