Bunlar teklifin TBMM'ye sunulduğu ilk hâlidir. Komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde değişmiş olabilir; kanunun yürürlükteki metni Resmî Gazete'dedir.
Madde 1değiştiriyor3039 sayılı
11/6/1936 tarihli ve 3039 sayılı Çeltik Ekimi Kanununun 19 uncu maddesi
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"MADDE 19 - Çeltik tarlaları, il ve ilçe merkezlerine imar smınndan itibaren beş yüz
metre, köy ve mahallelerde ise elli metre uzaklıkta bulunabilir. Uzaklıklar, köy ve mahallelerde
en kenar evin dış çevresiyle çeltik ekilen yerlerin en yakın noktasımn arası ölçülerek tayin
olunur."
Gerekçe: Madde ile 11/6/1936 tarihli ve 3039 sayılı Çeltik Ekimi Kanununun 19
uncu maddesinde değişiklik öngörülmektedir. Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi
ülkemizde de çeltik ekimi izne bağlı olarak, 3039 sayılı Çeltik Ekimi Kanunu çerçevesinde
yapılmaktadır. Amlan Kanun 1936 yılında ülke çapında yaygın olan sıtma ile savaşmak için
çıkanimıştır.
6360 Sayılı "On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile illere
bağlı ilçelerin mülki smırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği
kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı
bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır. Söz konusu Kanun ile köyler mahalle statüsüne
dönüştüğü için Çeltik Ekimi Kanununun 19 uncu maddesinde yer alan çeltik arazilerinin
yerleşim yerlerine olan mesafeleri köylerde 50 metreden 500 metreye çıkmıştır. Bu durum
çeltik ekim alanlanmn yerleşim yerlerine olan uzaklıklarmın belirlenmesinde kısıtlamalara
neden olmaktadır.
Aynca sıtmaya sebep olan etmenlere karşı yapılan etkin zirai mücadele ve yetiştiricilik
metodunda damla sulama yönteminin kullanımı sayesinde çeltikte diğer bitkiler gibi
yetiştiricilik yapılması mümkün olabilmektedir.
Köylerin statü değişikliği nedeni ve mevcut kanunda uygulanmakta olan mesafelerin
1936 yılma göre değerlendirilmiş olması sebebiyle 3039 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin
güncellenmesi amacıyla çeltik ekim alamnm yerleşim yerlerine uzaklığı yeniden
belirlenmektedir.
Madde 2ekliyor4250 sayılı
8/6/1942 tarihli ve 4250 sayılı îspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı
Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının dördüncü cümlesi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiş, bu cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle ve dokuzuncu fıkrasına birinci
cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.
"Alkollü içkileri üreten, ithal eden ve pazarlayanlar, her ne surette olursa olsun hiçbir etkinliğe
veya her tür mecrada yapılacak yayın ve paylaşımlara ticaret ünvanlan ile ürünlerinin marka,
amblem, logo, alamet ya da işaretleri ile bunları çağnştıran diğer isim veya işaretleri kullanarak
destek olamazlar."
"Alkollü içkilerin veya alkollü içkileri üreten, ithal eden ve pazarlayan firmaların isim, marka,
logo, amblem veya alametlerini çağnştıracak şekilde isim, sözcük, şekil, resim ve harfler iş
yerlerinin içinde, dışında, vitrinlerinde, satış ünitelerinde ve hiçbir etkinlik alamnda
bulundurulamaz."
"Fermente alkollü içki markası, distile alkollü içki markası olarak; distile alkollü içki markası,
fermente alkollü içki markası olarak kullanılamaz."
Gerekçe: Madde ile, 4250 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci ve dokuzuncu
fıkralannda değişiklik yapılmaktadır. 4250 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasmda
yapılan değişiklik ile alkollü içkilerin her ne suretle olursa olsun reklamı ve tüketicilere yönelik
tanıtımımn yapılmasım yasaklayan birinci fıkrasında yer alan hükmün, alkollü içkileri üreten, ithal
eden ve pazarlayan firmalann isim, alamet, işaret vb. kullamimak suretiyle de yapılmasınm
engellenmesi ve hükmün tüm etkinliklere yapılacak olan desteklerde uygulanabilirliğinin
sağlanması ile işyerlerinde ve etkinlik alanlannda alkollü içkilerin markalanm çağnştıracak
şekilde başka isim, sözcük, şekil vb. her türlü alametler ile reklam ve tamtımımn önlenmesi
amaçlanmaktadır.
Kanunun 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrasma eklenen cümle ile fermente alkollü içkiler
ile yüksek alkol içeren distile alkollü içkilerin aym markayı kullanamayacaklan kural altma
alınarak marka bilinirliğinin kullamiması yoluyla özellikle daha düşük alkol içeren fermente ürün
markalannm yüksek alkollü distile içkilerde kullanılması, dolayısıyla bu alkollü içkilerin satın
alınmasım teşvik edici ve özendirici uygulamalar ile bilhassa gençlere yönelik faaliyetlerde
bulunulması nedeniyle düzenleme yapılmakta; Anayasanm "Gençliğin Korunması" başlıklı 58
inci maddesi uyannca alkol düşkünlüğünün önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
Madde 3değiştiriyoribare değişikliği4250 sayılı
4250 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan ", (e)
ve (f)" ibaresi "ve (e)" şeklinde değiştirilmiştir.
Gerekçe: Madde ile, 4250 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası
değiştirilmektedir. Tanm ve Orman Bakanlığı bünyesinde tütün mamulleri, alkol ve alkollü içkiler
piyasalarıyla ilgili iş ve işlemler Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı tarafindan yürütülmektedir.
Bununla birlikte, yurt genelinde 4250 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası hükmünün
ihlaline (22:00 ila 06:00 saatleri arasmda perakende alkollü içki satış yasağı) ilişkin mülki
amirlikler tarafından yapılan tüm tespitler, gerekli idari işlemlerin tesis edilmesi ve
sonuçlandmlması talebiyle merkezi idareye iletilmektedir. Bu durum da Başkanhğm işgücünün
önemli bir kısmınm söz konusu işlemlere tahsis edilmesine neden olmaktadır.
4250 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fikrasmda yapılan değişiklik ile aym
Kanunun 6 ncı maddesinin beşinci fikrası hükmü ihlallerine idari yaptmm uygulama yetkisinin
mahalli mülki amirliklere devri amaçlanmaktadır. Bu değişiklik ile Bakanlığm asli görevlerinden
olan piyasa düzenleme ve kontrolü (satıcıların lisanslanması, reklam mevzuatınm uygulanması,
reklam ve rekabet koşullarmm belirlenmesi, tütün ve alkol kontrolüne ilişkin işlemler, sektörün
izlenmesi gibi) görevleri daha etkin bir şekilde yürütülebilmesi, söz konusu dosyaların yurt
genelinde yerinde değerlendirilmesi ile işlemlerin hızlı ve etkin bir şekilde sonuçlandıniması ve
işlemlerin takibinin daha kolay gerçekleştirilmesi ve idari yaptmm uygulanmasıyla beklenen
caydıncılığm arttırılması öngörülmektedir.
Madde 4ekliyor4250 sayılı
4250 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
"GEÇÎCÎ MADDE 2- Perakende ya da açık alkollü içki satışı yapılan iş yerleri bu
maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde 6 ncı maddenin birinci fıkrasımn
beşinci cümlesine uygun hâle getirilir.
6 ncı maddenin dokuzuncu fıkrasımn ikinci cümlesinin kapsamına giren ürünler, bu
maddenin yürürlük tarihinden itibaren üç ay içinde amlan hükme uygun hâle getirilir. Uygun
olmayan ürünler, bu tarihten itibaren piyasaya arz edilemez."
Gerekçe: Madde ile, 4250 sayılı Kanuna geçici madde eklenmektedir. Bu kapsamda,
perakende ya da açık alkollü içki satışı yapılan işyerlerinin 6 ncı maddenin birinci fikrasmda
yapılan yeni düzenlemeye uyum sağlayabilmesi amacıyla satıcılara süre tanınmaktadır.
6 ncı maddenin dokuzuncu fikrasınm ikinci cümlesi kapsamında firmalarm ellerinde
bulunan ürünleri ellerinden çıkarmalan ve yeni düzenlemeye uyum sağlayabilmeleri amacıyla
firmalara süre tamnmaktadır.
Madde 5ekliyoribare değişikliği5659 sayılı492 sayılı
24/3/1950 tarihli ve 5659 sayılı Atatürk Orman Çiftliği Kanununun 14 üncü
maddesinin birinci fıkrasında yer alan "çiftlik hudutlan dahilinde" ibaresi madde metninden
çıkarılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
"Müdürlüğün, 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun (1) ve (3) sayılı
tarifelerine giren bütün işlemleri harçtan müstesnadır."
Gerekçe: Madde ile, 24/3/1950 tarihli 5659 sayılı Atatürk Orman Çiftliği Kanununun
14 üncü maddesinde değişiklik öngörülmektedir. Milli bir miras olan Atatürk Orman Çiftliğinin
arazisinin korunması, geleceğe aktaniması ve asli misyonunun devam ettirilmesi için özel bir
hassasiyet gösterilmesi gerektiği açıktır. Teklif ile Atatürk Orman Çifthği arazileri, Müdürlüğün
de içinde yer aldığı parseller ve aynk nizamdaki parseller aynmma gitmeden tamamım kapsayacak
şekilde tanımlanarak, Çiftlik adına tescilli bütün gayrimenkullerin bina ve arazi vergileri yönüyle
muafiyetinde birlik sağlanması amaçlanmaktadır.
Aynca Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğünün, 492 sayılı Harçlar Kanununun 1 ve 3
sayılı tarifelerindeki yargı harçları ve vergi yargısı harçlanndan muaf tutulması
amaçlanmaktadır.
Madde 6ekliyor1319 sayılı5659 sayılı
5659 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
"GEÇÎCÎ MADDE 3- Atatürk Orman Çiftliğinin sahip bulunduğu gayrimenkuller için bu
maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlük tarihinden önce, 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak
Vergisi Kanunu hükümlerince tahakkuk ettirilmiş bina ve arazi vergileri ve bunlara bağlı vergi
cezalan, gecikme faizleri, gecikme zamlarmm tahsilinden vazgeçilir. Bina ve arazi vergi borcu için
yargı mercilerine intikal etmiş uyuşmazlıklarda, davayı gören mahkeme tarafindan, karar
verilmesine yer olmadıgma, taraflarm yaptıklan masraflarm üzerlerine bırakılmasına karar verilir
ve vekalet ücretine hükmedilmez."
Gerekçe: Madde ile 5659 sayılı Kanuna geçici madde eklenmesi öngörülmektedir. 5659
sayılı Atatürk Orman Çiftliği Kanununun 14 üncü maddesinde öngörülen değişiklik ile Müdürlük
idari binasınm bulunduğu parsellerden aynk nizamdaki çiftlik bina ve arazilerinin emlak vergisi
yönüyle istisna kapsamma alınması sebebi ile geçmişte tahakkuk ettirilmiş ve henüz ödenememiş
olan vergilerin tahsilinin durdurulması ve bu uyuşmazlıklardan kaynaklanan davalarm
sonlandmlması amaçlanmaktadır.
Öte yandan Atatürk Orman Çiftliği KİT statüsünde bir kurum değildir. Kendi özel Kanunu
bulunan kendine münhasır özel bir yapıda kurulmuş herhangi bir ticari oluşum gibi kâr amacı
gütmeyen, genel bütçeden pay almadan varlığım idame ettiren bir kamu kurumudur. Aynca Gazi
Mustafa Kemal Atatürk'ün emanetidir. Dolayısıyla zaten tahakkuk ettirilip ettirilmemesinde
hukuki tereddüt bulunan bu güne kadar tahakkuk ettirilmiş vergilerin de kuruma münhasır olarak
terkin edilmesinin kamu yaranna ve kurum yararma olacağı değerlendirilmiştir.
Madde 7ekliyor6446 sayılı
18/12/1953 tarihli ve 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce
Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
"EK MADDE 16- 6446 sayılı Kanun kapsamındaki hidroelektrik enerji üretim
tesislerinde veya tesisten kaynaklı olarak memba veya mansapta can ve mal enmiyeti açısından
risk oluşturan durumların tespit edilmesi halinde üretim lisansı sahibi şirkete ihtarda bulunulur
ve gerekli önlemlerin alınması için süre verilir. Verilen süre içerisinde şirket tarafından gerekli
önlemlerin alınmaması halinde, şirketle imzalanan su kullanım hakkı anlaşması derhal
feshedilir. Ayrıca, mahalli mülki idari amir kararıyla risk oluşturan durumlar ortadan kaldırtılır.
Bu hususta yapılan masraflar ilgili şirketten tahsil edilir.
6446 sayılı Kanun kapsamındaki hidroelektrik eneıji üretim tesislerinde DSİ tarafından
belirlenen işletme talimat ve programına, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından
dengeleme güç piyasası kapsamında verilen talimatlara göre yapılan işletme halleri hariç olmak
üzere uyulmadığımn veya hidroelektrik üretim tesisinin DSİ sorumluluk sahasmda bulunan
bölümlerinin DSİ tarafından yapılan ya da yaptırılan denetim ve yıllık muayenelerinde
eksiklikler olduğunun tespit edilmesi üzerine şirkete ihtarda bulunularak işletme talimatına ve
programma uygun hareket etmesi veya eksikliklerin giderilmesi için süre verilir. Verilen süre
içerisinde şirketin, DSÎ tarafından belirlenen işletme talimat ve programma uymaması veya
tespit edilen eksiklikleri gidermemesi halinde şirkete toplam ceza tutan iki yüz elli bin Türk
lirasından az, beş milyon Türk lirasından çok olmamak üzere, ihmal niteliği, kusur, neticenin
ağu*lığı dikkate alınarak, tesisin hidrolik kurulu gücüne (MWm) bağlı olarak megavat başına,
elli bin Türk lirası ile yüz bin Türk lirası arasında idari para cezası uygulanır. İdari para
cezasının uygulanmasından itibaren en geç üç ayın sonunda ihtar edilen hususların yerine
getirilmemesi halinde, ceza tutarının alt ve üst sımr değerleri iki katma çıkarılmak üzere, para
cezası önceki cezamn iki katı olarak uygulamr. Bu durumda ihtar edilen hususların yerine
getirilmesi için şirkete üç aydan fazla olmamak üzere ek süre verilir. Verilen süre içerisinde
ihtar edilen hususların yerine getirilmemesi halinde DSİ tarafından su kullamm hakkı anlaşması
feshedilir.
Bu maddede belirtilen idari para cezasını gerektiren hallerin, idari para cezasının
uygulandığı tarihten itibaren bir yıl içerisinde tekran halinde ceza tutarı ile alt ve üst sınır
değerleri iki katı olarak uygulamr.
Bu maddenin yürütülmesine ilişkin usul ve esaslar DSİ'nin bağlı olduğu Bakanlık
tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir."
Gerekçe: Hidroelektrik eneıji üretim tesisinde veya tesisten kaynaklı olarak memba
veya mansapta can ve mal emniyeti açısından risk oluşturan durumların tespit edilmesi halinde
verilen süre içerisinde gerekli önlemleri almayan şirketlerin su kullanım hakkı anlaşmalarının
derhal feshedilmesi ve riskli durumların ivedilikle ortadan kaldıniması, sonradan telafisi
mümkün olmayan durumlann önlenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca, 6446 sayılı Elektrik
Piyasası Kanunu çerçevesinde iş ve işlemleri DSİ tarafından yürütülen işletmedeki HES
projelerinin muayene ve denetimlerine ilişkin yapılacak düzenleme ile yükümlülüklerini ve
kurum talimatlarım yerine getirmeyen şirketlere uygulanacak idari para cezasımn caydırıcılığı
nedeniyle, işletmedeki HES tesislerinin faaliyetlerinin ilgili mevzuat hükümlerine ve genel
kurallara uygun olarak devam etmesi amaçlanmaktadır.
Madde 8ekliyor6200 sayılı
6200 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
"EK MADDE 17- İl özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşları, köy tüzel kişilikleri
ile diğer kamu kurum ve kuruluşları; su yapılarından kaynaklanabilecek kaza ve kayıpların
önlenmesi için kendi görev ve sorumluluklan dâhilinde gereken koruyucu güvenlik tedbirlerini
alır ve bu konuda DSİ'yi bilgilendirir.
DSİ tarafından inşa edilen tesislerin bulunduğu yerin kısmen ya da tamamen imar plam
kapsamına alınması veya herhangi bir sebeple meskûn mahal sınırları içerisinde kalması
durumunda DSİ tarafından belirlenen koruyucu güvenlik tedbirleri ilgili belediye veya il özel
idaresi tarafından alınır.
Su yapıları ile ilgili ya da su yapılarında veya koruma alanlarında gerçekleştirilen
çalışmalarmda kişilerin ve çevrenin zarar görmemesi, can ve mal güvenliğinin sağlanması için
DSİ tarafından belirlenen koruyucu güvenlik tedbirleri çalışmayı gerçekleştiren kamu kurum
ve kuruluşu tarafından alımr.
Mülkiyeti DSİ'ye ait olan su yapıları ile servis yolları ve diğer unsurları amacı dışında
kullamlamaz. Bunların zorunlu nedenlerle amaç dışı kullanımı halinde koruyucu güvenlik
tedbirleri, kullanan kişi veya kamu kurum ve kuruluşlarınca alınır. Amaç dışı kullammdan
kaynaklanan zararlardan, amacı dışında kullanan kişi veya kamu kurum ve kuruluşları
sorumludur.
Su yapılarına ait servis yolları ilgili idaresince devralınmadığı müddetçe genel ulaşım
maksatlı kullanılamaz. Su yapılanna ait servis yollan genel ulaşıma açılması talebi olması
halinde DSİ'nin uygun görmesi halinde işletme, bakım ve yönetim sorumluluğu ilgili kuruma
devredilir."
Gerekçe: Su yapılanmn inşası ve işletilmesi kamu hizmeti niteliği taşımaktadır, bu
bakımdan da ağırlıklı olarak kamu kurumlarının sorumluluğunda bulunmaktadır. Ülkemizde su
yapıları konusunda görevli kurumların başında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ)
gelmektedir. DSİ tarafından inşa edilen veya devralınan su yapılan doğrudan DSİ tarafından
işletilebildiği gibi işletme, bakım ve yönetim sorumluluğu gerçek ve tüzel kişilere de
devredebilmektedir.
Su yapılanndan kaynaklanabilecek risk ve tehlikelere karşı kişilerin can ve mal
güvenliğinin sağlanması, kaza ve kayıpların en aza indirgenmesi, su yapılan ile etkileşim içinde
olan gerçek ve tüzel kişilerin sorumluluklan ile su yapılan ile ilgili hizmetlerde alınacak
koruyucu güvenlik tedbirlerinin tüm tarafların sorumluluklanmn belirlendiği katılımcı bir
yaklaşımla ele alınarak kişilerin can ve mal güvenliğinin sağlanması, kaza ve kayıplım en aza
indirgenmesi noktasında büyük önem arz etmektedir.
Tesislerin inşa edildiği yıllarda yerleşimin olmadığı ancak, zaman içerisinde
yoğunlaştığı bölgelerde kanal ve depolama tesislerinde akan ya da durağan su kütleleri ile
tesislerin işletme ve bakımı için kullamlan servis yollarının maksatları haricinde kullamiması,
bölge halkmın can güvenliği açısından risk oluşturmaktadır. Daha sonra imara açılarak yerleşim
yerlerinin genişlemesi sonucu şehir içinde kalan tesislerde, halkın can ve mal emniyeti
açısından gerekli koruyucu ve önleyici tedbirlerin alınması, şehrin bütünlüğüne hizmet eden
koruyucu donatıların yapılması ve alt yapı hizmetlerinin yürütülmesi kapsamında yerel
yönetimlerin görevleri olarak değerlendirilmesi büyük önem arz etmektedir.
Devlet vatandaşının sağlığını ve yaşam hakkını gözetir. Bu sebeple, sonradan imara
açılan su yapılarının bulunduğu alanlarda Koruyucu Güvenlik Tedbirlerinin alınmasında sadece
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün çabası ile önlenmesi mümkün olmadığmdan diğer kurum
ve kuruluşların da kendi görev alanları dahilinde yükümlülüklerini yerine getirmesi elzem
olduğundan bu yasal düzenlemenin yapılması zarureti hasıl olmuştur.
İmar planlarmdaki değişiklikler sebebiyle, nüfus yoğunluğunun ve araç trafiğinin arttığı
yerlerde ise ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafmdan alınacak kararlar doğrultusunda, tesislerin
asıl inşa maksatlarına yönelik hizmet üretiminde aksama olmaması için Devlet Su İşleri Genel
Müdürlüğünün (DSİ) uygun görüşü alınmak şartıyla; çit, korkuluk, bariyer, üst geçit gibi
yapıların ilgili kamu kurum ve kuruluşu uhdesine alınmasımn konuyla ilgili yaşanan sıkıntıyı
gidermesi öngörülmektedir.
Aynca işletme ve bakım servis yollanmn yaya ve araç trafiğine kapatılmasımn mümkün
olmadığı durumda, yolu trafiğe açan kurum ile DSİ arasında protokol düzenlenerek yolun
işletme ve bakım sorumluluğunım devrinin sağlanması gerektiği, toplulaştırma çalışmaları
sonrasında sulama alam içerisindeki bu yollann çiftçiler tarafmdan tarla içi yolu olarak
kullamiması maksadıyla kamuya terk edilmesinin araç ve yaya trafiğine açılması anlamım
taşıyacağı, mülkiyet bakımından doğrudan sorumluluk olmasa dahi, idare tarafmdan geliştirilen
sulama alam içerisinde olduğundan hukuki olarak idare ve çalışanlanna sorumluluk
getirebilecek olması sebebiyle ilgili kuruma sorumluluk devrinin yapılması gerekmektedir.
Madde 9ekliyor6200 sayılı
6200 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
"EK MADDE 18- DSİ'ye ait olan taşınmaz mallar, hisse oram yüzde kırkı ve hisse
miktan uygulama imar planı sınırlan içinde dörtyüz metrekareyi, dışmda ise dörtbin
metrekareyi aşmamak kaydıyla talepte bulıman hissedarlarına rayiç bedel üzerinden doğrudan
satılabilir.
DSİ mülkiyetinde olan yerlerin kiralanması ve satışı ihalelerinde isteklilerden, satışta
tahmin edilen satış bedelinin, kiraya vermede tahmin edilen bir yıllık kira bedelinin % 3'ünden
az olmamak üzere % 30'una kadar geçici teminat alımr."
Gerekçe: Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ), taşınmazları imar düzenlemeleri
ile vatandaşlarla çok küçük hisse ve alanlar olarak hissedar edilmekte olup bu taşmmazlann
hissedarlanna doğrudan satışına yönelik DSİ'nin yetkisi bulunmamaktadır. Bu sebeple, hisseli
taşınmazlar açık teklif usulü ile ihaleyle satışa çıkarılmakta, hissedar dışında başka kişiler de
ihaleye katılmakta, her ne kadar hissedarın önahm hakkı bulunsa da bu hak yargı yolu ile elde
edilmekte olup bu durum sosyal sorunlara sebep olmaktadır.
4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Mallann Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun "Doğrudan satış" başlıklı 4 üncü maddesi
hükümlerine paralel bir düzenlemenin 6200 sayılı Kanunda da yapılmasımn uygun olacağı
değerlendirilmektedir. Mezkur madde Hazineye ait taşınmaz mallar;... c) Hisse oranı yüzde
kırkı veya hisse miktarı uygulama imar planı sımrları içinde dörtyüz, dışında ise dörtbin
metrekareyi aşmamak kaydıyla talepte bulunan hissedarlanna, ... Rayiç bedel üzerinden
doğrudan satılabilir." Hükmünü içermektedir.
İdarenin hissedarı olduğu taşınmazların, kıymet takdir komisyonları tarafmdan
belirlenen güncel bedeller üzerinden hissedarlarına doğrudan satılması durumunda; idare veya
alıcı tarafmdan hissedarlara noter aracılığı ile tebligat yapılmayacağı, hissedarların 4721 sayılı
Türk Medeni Kanununun 733 üncü ve 734 üncü maddelerine göre ön alım haklarım
mahkemeler aracılığıyla kullanmalanna gerek kalmayacağı için idare ve mahkemelerin ciddi
bir iş yükünden kurtulacağı ve özellikle imar sahalarında vatandaşlar açısından yaşanacak olan
ciddi sosyal sorunların ortadan kalkacağı öngörülmektedir.
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) mülkiyetinde bulunan ve kullammına ihtiyaç
kalmayan taşmmazlann satış işlemleri, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ve Devlet Su İşleri
Genel Müdürlüğüne Ait Taşınmaz Mal Satışı ve Kiraya Verilmesine Ait Yönetmelik
hükümlerine göre yürütülmektedir. Mezkûr Yönetmeliğin 18 inci maddesinde yer alan
"İsteklilerden satışa tahmin edilen satış bedelinin, kiraya vermede bir yıllık kira bedelinin %3
ü oramnda geçici teminat almır" hükmü gereği satış ihalelerinde taşınmazın satış bedelinin %3
oranmda geçici teminat alınmaktadır. Geçici teminat bedelinin düşük olması nedeniyle gerçek
alıcı dışındaki art niyetli menfaat temin etmek üzere ihaleye katılan kişiler yüksek fiyat vererek
ihaleleri manipüle etmekte, ihale üzerlerine kalsa da teminat miktarı az olduğundan
teminatlanm yakmakta ve ihalelerin sonuçlarını engelleyerek zaman ve emek kaybına sebep
olmalannın yanında, gerçek alıcıların da taşınmazı satın almalanna engel olmaktadır.
Benzer şekilde. Hazinenin özel mülkiyetinde veya devletin hüküm ve tasarrufu altında
bulunan yerlerle ilgili olarak, 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Mallann
Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanunımda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanunun 7/A maddesinde de yer aldığı gibi geçici teminatın %30'u oranmda aimmasımn, bu
ve benzeri durumlann yaşanmasına engel olacağı ve taşınmaz ihalelerine gerçek alıcıların
iştirak etmesini temin edeceği öngörülmektedir. Söz konusu uygulama Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı tarafmdan yapılmakta olup Hazine taşınmazlarının satış ihalelerinde tahmini bedelin
% 3'ünden az olmamak üzere % 30'una kadar geçici teminat alınmaktadır.
Madde 10ekliyor6200 sayılı
6200 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
"GEÇÎCÎ MADDE 14- Bu maddenin yürürlük tarihi itibariyle genel ulaşım maksadıyla
kullanıldığı halde ilgili kurum tarafından devralınmamış su yapılanna ait servis yollannm
işletme, bakım ve yönetim sorumluluğu DSİ tarafından uygun görülmesi halinde bu maddenin
yayımlandığı tarihten itibaren en geç altı ay içerisinde ilgili kamu kurum ve kuruluşuna
devredilir."
Gerekçe: Madde ile, 6200 sayılı Kanuna geçici madde eklenmektedir. Devlet Su
işleri Genel Müdürlüğü (DSİ) mülkiyetinde bulunan su yapılarına ait servis yollarının genel
ulaşıma açık yol veya tarla içi yol olarak kullanılması nedeniyle yaşanan yahut yaşanacak olan
müessif olayların önlenmesi için söz konusu yollan trafiğe açan ilgili kurum tarafindan
devralınarak gerekli koruyucu güvenlik tedbirlerinin alınması, müessif olayların önüne
geçilebilmesi hedeflenmektedir.
6200 sayılı Kanunun ilgili hükümleri gereği, yer üstü ve yer altı sulannın zararlarını
önlemek ve bunlardan çeşitli yönlerden faydalanmak maksadıyla tesisler inşa eden idare
sorumluluğunda 2024 yılı başı itibariyle inşa edilmiş olan sulama tesislerinde bulunan yaklaşık
50.000 km servis yoluna ilaveten, taşkın koruma tesislerinde de binlerce km uzunluğunda servis
yolu bulunmaktadır.
Sulama tesisinin mütemmim cüzü olan servis yolları, tesisin işletme, bakım ve onanm
işlerinin yürütülebilmesi amacıyla yapılmış olan ve karayollan trafik standardına uygun
olmayan yollardır. DSt Genel Müdürlüğü mülkiyetinde bulunan servis yollarının kamu eline
geçmiş genel ulaşıma açık yol olarak kabul edilmesi mümkün olmadığmdan, şahısların ve/veya
tüzel kişiliklerin kullanım talepleri, can ve mal güvenliği de gözetilerek uygun
görülmemektedir. Ancak bisiklet yolu, rekreasyon alam, asfaltlanmak suretiyle yerleşim
yerlerine ulaşım yolu, çiftçilerin tarımsal faaliyetlerine ilişkin köy yolu olarak kullamm
amacına yönelik gerekçelerle talepler artarak devam etmektedir.
İşletme ve bakım servis yollarımn yaya ve araç trafiğine, kapatılmasının mümkün
olmadığı durumda, yolu trafiğe açan kurum ile DSİ arasında protokol düzenlenerek yolun
işletme ve bakım sorumluluğunun devrinin sağlanamaması durumunda, söz konusu yollar DSİ
tarafından geliştirilen sulama alam içerisinde olduğundan hukuki olarak DSİ'ye ve personeline
sorumluluk getirebilmektedir.
İmar planlarmdaki değişiklikler sebebiyle, nüfus yoğunluğunun ve araç trafiğinin arttığı
yerlerde ise belediye meclisince ahnacak kararlar doğrultusunda, servis yollanmn devralınması ve
tesislerin asıl inşa maksatlarma yönelik hizmet üretiminde aksama olmaması için DSİ'nin uygun
görüşü alınmak şartıyla; çit, korkuluk, bariyer, üst geçit gibi yapılarm katılımcı bir yaklaşımla ilgili
belediye tarafindan yapılmasınm konuyla ilgili yaşanan sıkmtıyı gidermesi hedeflenmektedir.
Madde ile, inşa edildiği yıllarda yerleşim yeri içerisinde olmayan tesislerin bulunduğu
alanları yerleşime açan mahalli idarelerin sürece dâhil edilmesi ve koruyucu güvenlik
tedbirlerine ilişkin giderlerin bölüşümünün sağlanması amaçlanmaktadır.
Madde 11213 sayılı
9/3/1954 tarihli ve 6343 sayılı Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına,
Türk Veteriner Hekimleri Birliği İle Odalannm Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair
Kanunun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 41 inci maddesi aşağıdaki şekilde yeniden
düzenlenmiştir.
"MADDE 41 - Haysiyet divam tarafından uygulanacak olan disiplin cezaları şunlardır;
a) Yazılı ihtar: Veteriner Hekime veya bu Kanun kapsamındaki kişilere mesleğini
uygularken ve/veya meslektaşlan ile olan ilişkilerinde daha düzenli bir tutum ve davramş içinde
olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.
b) Para cezası: Fiilin ağırlığına göre yirmibin Türk lirası ila yüzbin Türk lirası arasında
belirlenecek tutarın disiplin soruşturmasını yürüten odaya veya birliğe ödenmesidir.
c) Geçici olarak meslekten men cezası: Meslek uygulamasından 15 günden 6 aya kadar
süreyle alıkonulmadır. Meslekten geçici olarak men cezası alanlar, bu süre dolmadan
Türkiye'nin hiçbir yerinde mesleğini icra edemez.
d) Oda bölgesinde meslek icrasından men cezası: Bir oda bölgesinde en az beş defa
geçici olarak meslek icrasından men cezası alan veya birden fazla geçici olarak meslek
icrasmdan men cezalarmm toplamı yüz seksen gün olan veteriner hekimlerin, o oda bölgesinde
sürekli olarak meslek icrasmdan men edilmesidir.
Yazılı İhtan gerektiren fiil ve durumlar şunlardır:
a) Meslektaşları, hasta sahipleri ve mesleğin icrası kapsamında meslekle ilgili olarak
irtibat kurduğu gerçek ve tüzel kişilerle ilişkilerinde mesleğin onur ve saygınlığına zarar
verecek davranışlarda bulunmak, bu ilişkilerinde mesleki mevzuat hükümlerine aykın
davranmak.
b) Propaganda ve reklam amacı ile çalışma yerlerini ve ihtisaslarım bildirir ilanlar
düzenlemek, tabela, ilan, reçete, internet, medya, sosyal medya ve bunun gibi yerlerde reklam
ve propaganda mahiyetinde biçim, içerik, ifade ve işaretler kullanmak.
c) Meslek organlarınca düzenlenen zorunlu mesleki eğitim ve toplantılara çağrıldığı
hâlde geçerli mazeret olmadan katılmamak.
d) Meslek mevzuatımn gerektirdiği görevler ile meslek organlarınca kendilerine verilen
görevleri mazeretsiz yapmamak, verilen göreve özen göstermemek, belirlenen zamanda
mazeretsiz şekilde yerine getirmemek.
e) İş arkadaşlarına, hasta sahiplerine söz veya hareketle sataşmak.
f) Mesleği ve meslektaşlan ile ilgili asılsız bilgileri kasıtlı olarak yaymak.
g) Mesleğin icrasında uygulanması gereken usul ve esaslara aykın davranmak.
h) Mesleki mevzuata ve Birlik organlannm karar ve talimatlanna uygun hareket
etmemek.
g) Büyük kongrenin veya oda genel kurulunun seçimle ilgili toplantılarına geçerli bir
mazereti olmaksızın katılmamak veya oy kullanmamak.
ı) Nitelik ve ağırlığı itibarıyla yukarıda belirtilen eylemlere benzer eylemlerde
bulunmak.
Para cezasını gerektiren haller şunlardır;
a) Mevzuata uygun olarak muayenehane, poliklinik, hastane veya laboratuvar açmadan
muayene ve tedavi yapmak.
b) İş ve ikamet adresi değişikliklerini 30 gün içinde kayıtlı olduğu odaya bildirmemek.
c) Meslekî nüfuz ve imkânlanm hukuka aykın olarak kişisel çıkarları yolunda
kullanmak.
d) Meslektaşlanna, hasta sahiplerine ve mesleğin icrası kapsammda meslekle ilgili
olarak irtibat kurduğu kişilere fiili saldırıda bulunmak.
e) Mesleğin icrası esnasında mevzuatın gerektirdiği kayıtları usulüne uygun olarak
tutmamak, usulüne uygun evrak kullanmamak.
f) Merkez Konseyi ve/veya Odalar tarafından belirlenen asgari ücret tarifesinin altında
ücret almak.
g) Kamu dışında çalışan veteriner hekimler bakımından iş sözleşmelerini odaya
onaylatmamak, oda onaylı iş sözleşmesi olmadan gerçek veya tüzel kişi veyahut kurumlara
süreli/sürekli hizmet vermek veya yıllık çalışma izin belgesini yenilememek.
h) Meslekî çalışmaları sırasında öğrendiği sırlan kanunî zorunluluk olmadıkça
açıklamak.
ı) Aidat ve oda yönetim kurulu tarafından belirlenen ödentileri yazılı bildirime rağmen
zamanında ödemeyerek kanunî takibata sebebiyet vermek veya oda üyelik görevlerini yerine
getirmemek.
i) Hayvan sağlığında kullanılan ilaç ve veteriner tıbbi ürünleri, etiket fiyatlarının
üzerinde satmak.
j) Meslek icrası mahiyetinde yürüttüğü görevle ilgili konularda, kendisine veya bir
başkasına menfaat sağlayacak yahut bir başkasına zarar verecek şekilde bilerek yalan ve/veya
yanlış beyanda bulunmak.
k) Başkalarının çıkar sağlaması amacıyla mesleğini ve diplomasim kullanmasına imkân
vermek.
1) Mesleki faaliyeti kapsammda tedavi ve uygulamalarında bilimsellikten uzak, bilime
açıkça aykırı iş ve işlemler yapmak, ihmalkâr ve özensiz davranmak suretiyle maddi veya
manevi zarara yol açmak.
m) Bireysel olarak veya yöneticisi oldukları demekler ya da çalıştıkları kurumlar
aracılığıyla kurumlara veya meslektaşlara destek sağlamanın dışında, şahsi çıkar sağlamak
amacıyla ticari ürün ve/veya hizmetin tanıtımında yer almak ve/veya reklamına aracılık etmek.
n) Bilimsel araştırmalar ve eğitime yönelik şeffaf kurumsal ilişkiler dışında, endüstri
kuruluşları ile çıkar ilişkileri kurmak.
o) Bu Kanun ve bu Kanun uyarınca 3nirürlüğe konulan mevzuata uygun izin ve/veya
ruhsat almadan çalışmak.
ö) 48 inci maddenin birinci fıkrasında belirtilen ve büyük kongrede onaylanan oran
doğrultusımda Merkez Konseyi payının ilgili yıl sonuna kadar yetkili ve sorumlularca
gönderilmemesi.
p) Kanunen kazanılmamış meslekî veya akademik ımvanları kullanmak, veteriner
hekimlikte uzmanlık mevzuatına göre alınmış uzmanlık belgesi olmadan herhangi bir biçimde
uzmanmış gibi davranmak veya tamtım yapmak suretiyle meslek uygulamasında bulunmak.
r) Temelsiz suçlamalarla mesleği, Türk Veteriner Hekimleri Birliğini, odalar ve alt
birimlerini kamuoyunda küçük düşürmek ya da maddi, manevi kişiliklerine zarar vermek.
s) Veteriner Hekim olarak sahibi ve sorumlusu olduğu kuruluşundaki veteriner
hekimleri ve diğer personelini sağlık alanı ile ilgili görev ve yetki alanı dışında çalıştırmak,
t) Meslek mensuplan arasında haksız rekabete neden olacak davranışlarda bulunmak,
u) Bu Kanun kapsammda yapılacak olan denetimlere engel olmak, zorluk çıkarmak,
v) Yanında çalıştırdığı veteriner hekimi odaya ve resmî kurumlara bildirmemek, çalışma
izin belgesi olmadan çalışmasına izin vermek.
y) Muayene ve tedavi sırasında hasta sahiplerinin cinsiyet, ırk, milliyet, etnik köken, din
ve mezhep, ahlaki ve siyasi düşünce, kişilik, ekonomik ve sosyal durumuna göre ayrımcılık
yapmak.
z) Muayenehane, poliklinik ve hastanelerde hayvan satışı yapmak, satışına aracılık
etmek.
aa) Meslektaşlarına karşı küçük düşürücü davranışlarda bulunmak veya kötülemek,
bb) Nitelik ve ağırlığı itibarıyla yukarıda belirtilen eylemlere benzer eylemlerde
bulunmak.
Geçici olarak meslekten men cezasım gerektiren fîil ve hâller şunlardır:
a) Görevi gereği verilen veya hazırlanan bir belgeyi kısmen veya tamamen gerçeğe
aykırı şekilde düzenlemek, belgelerde tahrifat yapmak, tahrif edilmiş belgeleri bilerek veya
bilmesi gerektiği halde kullanmak, başkalarına kullandırmak, bu belgeler üzerinden işlem
yapmak.
b) Salgın hayvan hastalıklanyla mücadelede uyulması gereken kurallara uymamak.
c) Hayvansal gıdaların üretimi, korunması ve tüketimi sürecinde görevini ihmal etmek
suretiyle insan sağlığımn tehdit edilmesine yol açmak.
d) Kamu kurum ve kuruluşlarmın veya gerçek kişi ve özel kuruluşların aleyhine
kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamaya yönelik eylemlerde bulunmak.
e) Veteriner Hekimlikle ilgili olarak, bilimsel araştırma verilerini değerlendirirken ve
yayına hazırlarken bilimsel gerçekleri yansıtmamak; çalışmaya fiilen katılmamış kişilerin
adlarına yaymda yer vermek, kaynak göstermeden veya izin almadan başkalarına ait verileri,
olguları veya yazılı eserleri kullanmak ve benzeri suretle bilimsel yayınlarda yayın etiğine
aykırı davranmak.
f) İlgili mevzuata aykın olarak canlılar üzerinde deneyler yapmak, yapılmasma destek
olmak.
g) Meslek şeref, etik ve ahlakını ağır şekilde ihlal eden, meslekle bağdaşmayan
faaliyetlerde bulunmak.
h) Görev yaptığı bölgenin odasına kayıtlı olmadan veteriner hekimlik mesleğini icra
etmek.
ı) Kasten ve bilim ilkelerine aykın olarak hayvanlara eziyet derecesine varan
uygulamalar yapmak veya yaptırmak.
i) Muvazaalı işlemler yoluyla bir başkası adına açılması hali de dahil olmak üzere
ikametgâh hariç birden fazla yerde muayenehane açmak ve çalışmak.
j) Duyurulması zorunlu hayvan hastahklarımn ilgili kurumlara bildirilmesine kayıtsız
kalmak.
k) Nitelik ve ağırlığı itibanyla yukanda belirtilen eylemlere benzer eylemlerde
bulunmak.
Oda haysiyet divanları, kendilerine intikal eden dosyalan en geç altı ay içerisinde karara
bağlamak zorundadır.
Disiplin cezası gerektiren fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin
işlendiğinin soruşturmaya yetkili birimce Öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde
soruşturmaya başlanılmamış ise bu suçlarla ilgili disiplin soruşturması yapılamaz ve ceza
verilemez.
Disiplin cezası gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren en geç beş yıl içinde
disiplin cezası verilmemesi hallerinde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.
Savunma alınmadan ceza verilemez. Savunma yazılı veya sözlü olarak da verilebilir.
Hakkındaki iddia ve tespitleri içeren savunma isteme yazısımn kendisine tebliğinden itibaren
onbeş gün içinde geçerli mazereti olmaksızın yazılı veya kendisine bildirilen günde sözlü
savunma vermeyen üye, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.
Hakkında herhangi bir disiplin cezası verilen Veteriner Hekimin, bu cezanın kesinleştiği
tarihten itibaren beş yıl içinde disiplin cezası gerektiren yeni bir fiil işlemesi halinde, bu fiil için
Kanunda öngörülen disiplin cezasınm bir derece ağır olam uygulamr.
Veteriner Hekim hakkında başlamış olan ceza kovuşturması, disiplin işlem ve
kararlanmn uygulanmasına engel olmaz. Eylemin işlenmemiş veya sanığı tarafından
yapılmamış olması sebebiyle beraat hali müstesna, beraatle sonuçlanmış bir ceza davasının
konusuna giren eylemlerden dolayı disiplin soruşturması, o eylemin ceza kanunları
hükümlerinden ayrı olarak başlı başına disiplin soruşturmasmı gerektirir mahiyette olmasına
bağlıdır.
Bu Kanunda belirtilen disiplin para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere
o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi
hükümleri uyannca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulamr."
Gerekçe: 6343 sayılı Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner
Hekimleri Birliği İle Odalarmm Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanunun 41 inci
maddesi Anayasa Mahkemesinin 22/3/2023 tarihli ve E: 2023/18, K: 2023/57 sayılı Kararı ile
iptal edilmiş ve bu Kararın Resmî Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra
yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır.
İlgili madde veteriner hekimlerin disiplin yargılaması süreçleri ve verilecek disiplin
cezalarını belirlemektedir. Anayasa Mahkemesi kararımn yürürlüğe girmesi ve yeni düzenleme
yapılmaması halinde kanuni dayanak ortadan kalkmış olacağından hiçbir disiplin cezası
verilemeyecektir.
Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesi özetle; maddenin mevcut halindeki "Haysiyet
divanı bu cezaların verilmesinde sıra gözetmeksizin geniş takdir hakkım haizdir." hükmünün
oda haysiyet divanlarına disiplin cezalanmn tayininde sınırsız bir yetki verdiği, herhangi bir
suça en düşük ceza olan yazılı ihtar cezası verilebileceği gibi Kanunun bu maddesine dayanarak
meslekten geçici men cezası verilebilecek şekilde anlaşıldığı, bu kadar geniş bir takdir
yetkisinin hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı noktasında toplanmaktadır. Madde ile
Anayasa Mahkemesinin karan dikkate alınarak Veteriner Hekimlerine uygulanacak disiplin
hükümleri ayrıntılı şekilde yeniden düzenlenmektedir.
Madde 12değiştiriyoribare değişikliği6343 sayılı
6343 sayılı Kanunun 55 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "100
liradan 500 liraya kadar inzibati" ibaresi "disiplin cezası gerektiren fiil ve hallerin süresine göre
120.000 Türk lirasından 600.000 Türk lirasına kadar disiplin" şeklinde değiştirilmiştir.
Gerekçe: Veteriner hekimliği mesleğinden Haysiyet divanınca tasdik edilmiş oda
bölgesinde meslek icrasından men ve geçici süre men cezası ile cezalandırılmış bulunanlar,
cezalı olduklan süre içerisinde mesleklerini icra etmeleri halinde yeniden belirlenen parasal
sınırlar içerisinde disiplin para cezası ile aynca cezalandırılmalarına ilişkin düzenleme
yapılmaktadır.
Madde 13ekliyor6831 sayılı
31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununa aşağıdaki ek madde
eklenmiştir.
"EK MADDE 21- Küresel iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlamak ve
ormanların sera gazı tutum kapasitesini artırmak maksadıyla Orman Genel Müdürlüğü karbon
yutak ormanlan kurar, bedel almak suretiyle kurdurur veya kurulmuş ormanların tesis
maliyetinden az olmamak ve karbon piyasası rayiç bedeli tahsil edilmek kaydıyla tahsis eder,
yönetir, işletir. Bu maddenin uygulanması ile ilgili tamm, şekil, şart ve esaslar îklim Değişikliği
Başkanlığının görüşü alınarak yönetmelikle düzenlenir."
Gerekçe: Madde ile karbon yutak ormanlarınm kurulması hedeflenmektedir.
Karbon yutak ormanları; Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsammda
özgün değer sağlaması bakımından, optimum karbon tutumu ve/veya karbon kredilendirilmesi
amacıyla planlanan ve yönetilen, kamu kurum ve kuruluşları ya da gerçek ve tüzel kişiler
tarafından devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanlarda veya sahipli arazilerde tesis edilecek
ormanlık alanlardır. Paris İklim Anlaşmasına taraf olması ile birlikte Ülkemiz, Ulusal Katkı
Beyanım güncellemiştir. 2035 yılında 643 milyon tona azaltılması taahhüt edilmiştir. İkinci
Ulusal Katkı Beyanı 24 Eylül 2025 tarihinde açıklanan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği
Çerçeve Sözleşmesi kapsammda sunulmuştur. 2053 net sıfır emisyon hedefi ve ulusal kalkınma
öncelikleri kapsamında, sera gazı emisyon azaltımım destekleyen, iklim değişikliğine uyum ve
azaltım kapasitesini artıran "karbon yutak ormanları" kurulmasına ihtiyaç duyulmuştur. 2023
yılı Türkiye'nin Toplam Sera Gazı Emisyonlan 552,2 Milyon ton iken yıllık Karbon Tutum
miktan değişimi 69,2 Milyon tondur. İklim Kanununun 11 inci maddesinin ikinci fıkrasına
göre; İklim Değişikliği Başkanlığınca belirlenecek olan; Emisyon Ticaret Sistemi ve gönüllü
taahhütler kapsamında yapılacak karbon kredilendirme ve denkleştirme sistemi için gerekli
olan potansiyel saha altyapısını oluşturan karbon yutak ormanlarının kurulması sağlanacaktır.
Böylece AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması yürürlüğe girmesiyle, kamu ve özel
sektör üzerinde oluşacak mali yükün azaltılması, sektörün ihtiyaç duyacağı karbon kredilerinin
ülkemiz kaynaklanndan karşılanması ile beraber verimli orman miktanmızm artırılması da
amaçlanmaktadır. Orman alanlarımız ülke yüzölçümünün %30'unu kapsamaktadır.
Anayasamn 169 uncu ve 170 inci maddeleri, 6831 sayılı Orman Kanunu ve 4 sayılı
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 334 üncü ve 338 inci maddelerinin ilgili hükümlerine göre,
ağaçlandırma yoluyla orman kurma, koruma ve işletme faaliyetleri Orman Genel Müdürlüğü
yetkisindedir. Dolayısıyla, İklim Kanunu ve alt mevzuatına bağlı olarak uygulanacak karbon
kredilendirmelerine esas karbon yutak ormanlannm kurulması ve işletilmesi görevleri de
Orman Genel Müdürlüğü tasarrufundadır. Karbon yutak ormanlannm ekosistem bütünlüğü
içerisinde sürdürülebilirliğinin sağlanması önemlidir. Potansiyel sahalann karbon yutak ormanı
olarak kurulması, karbon tutum kapasitesini arttıracak, Ulusal Katkı Beyamna pozitif etki
sağlayacaktır.
Madde 14ekliyor3573 sayılı4753 sayılı
6831 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
"EK MADDE 22-Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş orman
kadastrosuna göre kısmen veya tamamen Devlet ormanı olarak sınırlandırılan taşınmazlardan;
a)Hazine adına kayıtlı olmayan, tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre
oluşturulup halen gerçek veya tüzel kişiler adına tapuda tescilli olanlar için malikleri, kadastro
tespitleri davalı olanlar için ise davaya taraf olan gerçek veya tüzel kişiler tarafından idareye
başvurulması ve söz konusu başvurunun Orman Genel Müdürlüğünce uygun görülmesi,
b) Orman Genel Müdürlüğü tarafmdan resen yapılan inceleme ve araştırma sonucunda
gerçek veya tüzel kişiler adına var olan tapu kayıtlarının doğruluğunun tespit edilmesi,
hallerinde mevcut tapu kayıtları bedel almmaksızm geçerli kabul edilir ve tapu
kütüklerindeki varsa orman şerhleri terkin edilerek söz konusu taşınmazlar hakkında bu Kanun
hükümleri uyarınca işlem yapılır.
Açılan davalar sonucunda tapulannm iptaline karar verilerek kesinleşen ancak tapuda
henüz infaz edilmeyen kararlara konu taşınmazlar hakkında taşınmaz bedeli karşılığı olarak
mahkeme kararları gereğince ödeme yapılmamış olması veya taşınmaz bedeli karşılığı olarak
mahkeme kararlan gereğince ödeme yapılmışsa yapılan toplam ödemenin taşınmazın güncel
rayiç bedelinin altında olmaması kaydıyla Hazineye geri ödenmesi hallerinde bu madde
uyarmca işlem yapılır.
Açılan davalar sonucunda tapularının iptaline karar verilerek kesinleşen kararlardan
infaz/nzaen terk edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar, bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde önceki malikleri veya akdi ve kanuni halefleri
tarafmdan idareye başvurulması, taşınmaz bedeli karşılığı olarak herhangi bir ödeme
yapılmamış olması veya ödeme yapılmış olması halinde yapılan toplam ödemenin taşınmazın
güncel rayiç bedelinin altında olmaması kaydıyla Hazineye geri ödenmesi halinde ilgilisine
iade edilir.
Üçüncü fikra kapsamında kalan taşınmazlardan
Orman Genel Müdürlüğünce
bildirilen, malikleri veya akdi ve kanuni halefleri tarafmdan idareye başvurulmayan veya
mahkeme kararları gereği yapılan toplam ödemesi Hazineye geri ödenmeyen üç hektardan
küçük taşınmazlar ve alan büyüklüğüne bakılmaksızın taşınmazlar arasındaki tescilli/tescilsiz
yol, boşluk ve benzeri alanlar. Milli Emlak Genel Müdürlüğünce 6292 sayılı Kanun
kapsamında değerlendirilebilir ve yapılan işlemler sonrasında orman kadastro kayıtlan
güncellenir. Bu madde kapsamında tapu kayıtları geçerli kabul edilen ve önceki malikleri veya
akdi ve kanuni halefleri veya Mili Emlak Genel Müdürlüğüne iade edilen taşınmaz alanından
az olmamak üzere Devletin hüküm ve tasarrufu altında veya Hazinenin özel mülkiyetinde
bulunan taşınmazlar. Orman Genel Müdürlüğüne orman tesis etmek veya orman olarak
kullanılmak üzere tahsis edilir.
Bu madde kapsamındaki taşınmazlar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır.
a) Yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar orman idaresi veya Hazine tarafından
açılması gereken davalar açılmaz, devam eden davalar yönünden bu maddedeki işlemler
bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılır, bu taşınmazların aymna
yönelik dava açılmasına ilişkin hak düşürücü süreler işlemez. Taraflarca vazgeçilen tapu iptali
ve tescil, orman şerhinin kaldıniması ve bu madde kapsamındaki taşınmazların tapusunun iptali
sebebiyle açılmış tazminat davalan da dahil olmak üzere derdest olan davaların konusuz
kalmasına ve yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilir ve taraflar
lehine vekalet ücretine hükmedilmez.
b) Yapılacak giderler tapu maliklerince Orman Genel Müdürlüğünün hesaplanna hizmet
gideri olarak yatınlır.
c) Mevcut orman izinleri ve yapılan kiralamalar iptal edilmiş sayılır.
ç) Ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılmış her nevi bina ve
tesis bulunan yerler bu madde kapsamında değerlendirilmez.
d) Rayiç bedeller, 6292 sayılı Kanun kapsamında Milli Emlak Genel Müdürlüğünce
hesaplanır.
e) İade işleminin gerçekleşmesi halinde İdarelerden, hiçbir şekilde tazminat ve ecri misil
talep edilemez.
Bu madde hükümleri;
a)Sonradan imar uygulaması yapılmış olsa bile, 26/1/1939 tarihli ve 3573 sayılı
Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattıniması Hakkında Kanun, Mülga 11/6/1945 tarihli
ve 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu, 9/7/1945 tarihli ve 4785 sayılı Kanun, Mülga
3/4/1950 tarihli ve 5653 sayılı Kanun kapsamında işlem yapılan taşınmazlarda,
b) 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsammda sımrlan tespit
ve ilan edilen kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri, turizm merkezleri, turizm bölgeleri
ve turizm alanlarında kalan, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu ile Mübadele
Anlaşmaları kapsamında olan yerler ile bu Kanıma göre belirlenmiş özel statülü orman alanlan
ile orman rejimine alınan yerlerde bulunan, izin ve irtifak hakkı tesis edildiğinden ifraz edilerek
oluşturulan, yanan orman sahalarında bulunan, geometrisi ve arz üzerindeki yeri belli olmayan
taşınmazlarda,
uygulanmaz.
Bu maddenin uygulanması ile ilgili usul ve esaslar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği
Bakanlığından görüş almarak Orman Genel Müdürlüğü tarafından belirlenir."
Gerekçe: 6831 sayılı Orman Kanununa ek madde eklenmesi ile Orman Kanunu ve
Kadastro Kanunu ile OGM ve TKGM gibi farklı Kanun ve Kurum uygulamalan sonucunda
Devlet ormam olarak sınırlandırılan veya kadastro tespitleri davalı olan halen kişiler adına
kayıtlı özel mülkiyete konu taşmmazlann mevcut tapu kayıtlarmm geçerli kabul edilmesi ya da
iadesi sağlanmaktadır.
Devlet ormanı olarak sınırlandırılan veya kadastro tespitleri davalı olan özel mülkiyete
konu taşınmaz tapularının Yargı kararlarına göre hukuki değeri bulunmamaktadır. Bu tapular
iptal edilerek orman vasfı ile Hazine adına tescil edilmeleri gerekmektedir. Tapusu iptal edilen
şahıslar tarafmdan Türk Medeni Kanununun 1007 inci maddesi mucibince Maliye Hazinesi
aleyhine tazminat davaları açılmaktadır. Tapu iptal davaları açılarak tapular iptal edilse,
tazminat davalan açılarak mahkeme kararları ile tapu maliklerine tazminat ödense bile
taşınmazlar şahıslar tarafmdan kullanılmaya devam edilmektedir. Tapu iptali davalarmdan
sonra açılan tazminat davalarında taşınmazların gerçek rayiç değerinden çok fazla tazminata
hükmedilmekte, avukatlık ücreti, yargılama giderleri, icra avukatlık ücretleri sebebiyle bu
rakam daha da artmakta, bu hususun da Hazine zararma sebebiyet verdiği görülmektedir.
Tapuları geçerli sayılan ya da iade edilen taşınmazlarla ilgili 6831 sayılı Orman Kanunu,
Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliği, Hususi Ormanlar Ve Hükmi Şahsiyeti Haiz
Amme Müesseselerine Ait Ormanlar Yönetmeliği ile diğer alt mevzuat hükümleri uyarınca
işlem yapılacaktır.
Orman kadastro çalışmaları ile orman sayılan bu alanlar tapuda değişik vasıflarda
gerçek ve tüzel kişiler adına tescillidir. Tapuları geçerli sayılan ya da iade edilen taşınmazlardan
3 hektardan küçük olanlar orman sayılmayacak, 3 hektardan büyük olanlar içerisindeki ağaçlık
alan miktan 3 hektar ve üzeri olan kısımları hususi/hükmi şahsiyeti haiz amme müessesi ormam
sayılacak diğer kısımlar ise orman sayılmayacaktır.
Orman Genel Müdürlüğünce bildirilen, malikleri veya akdi ve kanuni halefleri
tarafmdan idareye başvurulmayan veya mahkeme kararları gereği yapılan toplam ödemesi
Hazineye geri ödenmeyen üç hektardan küçük taşınmazlar ve alan büyüklüğüne bakılmaksızın
taşınmazlar arasındaki tescilli/tescilsiz yol, boşluk ve benzeri alanlar, Milli Emlak Genel
Müdürlüğünce 6292 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilecektir.
Orman olarak sınırlandırılan veya kadastro tespitleri davalı olan özel mülkiyete konu
taşınmaz sayısı yaklaşık 80.000 adet olup bugüne kadar 49.000 adet parsele dava açılmış, kalan
31.000 adet parsel için de dava açılması öngörülmektedir. Vatandaşlann açacağı tazminat
davalan ile birlikte açılacak toplam dava sayısı 80.000 adet olarak tahmin edilmektedir. Orman
olarak sımrlandırılan veya kadastro tespitleri davalı olan özel mülkiyete konu toplam alanın
129.000 hektar olduğu tahmin edilmektedir. 2025 yılı içerisinde kesinleşen muhtelif mahkeme
kararları incelendiğinde; kesinleşme sürecinden dolayı mahkeme karar tarihlerinin 2020-2021
yıllanna ait olduğu ve mahkeme kararlarında belirtilen rayiç fıyatlann günceli yansıtmadığı,
aynı konumlardaki yerler için mahkemelerce farklı rayiç bedeller esas alınarak hükme
bağlandığı, bu nedenle mahkeme kararlarında belirtilen bedeller üzerinden bir mukayese
yapılarak orman olarak sımrlandırılan veya kadastro tespitleri davalı olan tüm taşınmazların
toplam bedelini hesaplamanm doğru sonuç vermeyeceği değerlendirilmiştir. Ancak görülen şu
ki mahkemelerin tespit ettiği rayiç bedeller ile ödeme yapılan miktar arasında faiz, yargılama
giderleri, icra ve avukatlık ücretleri sebebiyle en az iki kat fark bulunmaktadır. Bütün bu
değerlendirmeler ışığında güncel ortalama 1.000 m2(l dekar) arazi fiyatını 400.000 TL olarak
dikkate aldığımızda 129.000 hektara karşılık gelen toplam tazminat tutan 516 milyar TL
olacaktır. Düzenlemenin kanunlaşması halinde Hazinenin tasarruf edeceği nakdi miktar ise
yıllara sâri olmak üzere yaklaşık 516 milyar TL olacağı tahmin edilmektedir.
Tapusu geçerli kabul edilen veya iade edilen taşınmazlardan rayiç bedelleri 6292 sayılı
Kanun kapsamında tespit edilerek yapılan ödemeler geri alınır.
Tapu kayıtları geçerli kabul edilen taşınmaz alanı miktanndan az olmamak üzere
Devletin hüküm ve tasarrufu altında veya Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar
Orman Genel Müdürlüğüne orman tesis etmek üzere veya orman olarak kullanılmak üzere
tahsis edilmek suretiyle de ormanlık alanlarda daralma meydana gelmemiş olacaktır.
Orman İdaresinin yapacağı masraflar, arazi incelemelerine katılacak personele
ödenecek her türlü yol giderleri ve gündelikleri ile zaruri olarak kullanılan resmî hizmet
vasıtalarımn işletme giderleri, kırtasiye giderleri ve benzeri giderler toplamından oluşur.
Bu maddenin uygulanması esnasında
sorun yaşanmaması için
uygulama
yapılamayacak taşınmazlar altıncı fıkrada belirtilmektedir.
Ayrıca bu maddenin uygulanması ile ilgili usul ve esaslann Çevre, Şehircilik ve İklim
Değişikliği Bakanlığından görüş alınarak Orman Genel Müdürlüğü tarafından belirlenmesi
amaçlanmaktadır.
Madde 15ekliyor6831 sayılı
6831 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
"EK MADDE 23- Bu Kanunun 2 nci maddesi (B) bendi uygulamalannm yapıldığı
yerlerde Orman Genel Müdürlüğünce yapılacak incelemeler neticesinde; 2 nci maddenin (B)
bendi şartlarım taşıdığı halde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kanunda açıkça sayılan
sebepler dışmdaki gerekçelerle bu uygulamaların hükmen iptal edildiği yerler ile orman
kadastrosu tutanaklannda 2 inci maddenin (B) bendi şartlarım taşımadığı açıkça belirtilen yerler
dışında kaldığı tespit edilen alanlarda 2 nci madde (B) bendi uygulamalan yapılabilir. Yapılan bu
uygulamalar ikinci kadastro sayılmaz. Bu maddeye göre bu Kanunun 2 nci maddesi (B) bendi
uygulamalan yapılan alanlarda yer alan taşınmazlar hakkında açılmış davalar bulunması halinde
yapılan çalışmalar Orman Genel Müdürlüğünce mahkemeye bildirilir."
Gerekçe: Orman Kanununun 2/B maddesinde açıkça sayılan; 31/12/1981 tarihinden
önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ,
bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarım
alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen
araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanlarından 2/B
uygulama çalışmaları yapılıp da 2/B kapsamında değerlendirilmeyen alanlarda veya Kanunda
sayılan sebepler dışında; örneğin Kemer (Antalya) Kadastro Mahkemesinin, 1994/1085 esas,
2002/16 karar sayılı Kararında, Kanunda sayılan sebepler dışmda orman olarak tesciline karar
verildiği, Yargıtay 20. Hukuk Dairesince, 2006/2598 esas, 2006/5442 karar sayılı kararıyla
onanarak kesinleştiği, aynı şekilde doğal yollarla nitelik kaybı olmadığı gerekçesiyle 2/B
uygulamasmın iptali için açılan davada verilen kararın düzeltilerek onandığı Yargıtay 20.
Hukuk Dairesinin 2005/2332 esas, 2005/7261 karar sayılı kararıyla 6831 sayılı Kanunun
değişik 2/B maddesinde "bilim ve fen bakımmdan orman niteliğinin kaybmdaki amacın doğal
ve gerçek anlamda nitelik kaybı olduğu, ormanlarda doğal olarak bulunan delicelerin
aşılanması, erozyona sebep olacak veya önleyecek biçimde teraslama yapılması ya da orman
bitkilerini kökleyip tarım yapmaya teşebbüs edilmesi bilim ve fen bakımından nitelik kaybı
olmadığından suç oluşturacak eylemlerle nitelik kaybettirildiği gerekçesiyle 2/B uygulamasının
iptaline karar verildiği tespit edilmiştir. Madde ile Antalya/Kemer Çıralı mahallesinde ve sorun
yaşanan benzer alanlarda yeniden 2/B uygulamasının yapılabilmesi hedeflenmektedir.
Madde 16değiştiriyor2942 sayılı
4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştuma Kanununun 29 uncu
maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"MADDE 29-10 uncu madde uyannca mahkeme heyetinin harcırahlan, 15 inci madde
uyannca mahkemece oluşturulan bilirkişilerin ve keşifte dinlenilen muhtarın mahkemece takdir
edilecek ücretleri ile tapu harçları, kamulaştırmasız el koyma ve tazminat davalan sonucunda
tescile yönelik kesinleşen mahkeme kararlarının infazında veya kamulaştırmasız el koyma
nedeniyle malik ile idare arasında düzenlenen uzlaşma tutanağının uygulanmasında ortaya
çıkan tapu harçları ve bu Kanunun gerektirdiği diğer giderler idarece ödenir."
Gerekçe: Madde ile, 2942 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinde değişiklik
yapılmaktadır. Kamulaştırma Kanununun geçici 16 ncı maddesinde yer alan "Kamulaştırma
işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 4/11/1983
tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu
yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara
kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin nzası olmaksızın fiilî
el konulması veya hukuki el atılması sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel
ve tazminata ilişkin davalarda verilen kararlar taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin
kararların icrasına ilişkin hükümlere göre yerine getirilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği
tarihten önce, kesinleşmemiş mahkeme kararlarına dayamlarak başlatılan icra takipleri
kesinleşmiş mahkeme kararı ibraz edilinceye kadar durdurulur." hükmü gereğince İcra ve İflas
Kanunu hükümleri uygulanmakta iken Anayasa Mahkemesi tarafından bu madde iptal
edilmiştir.
Bahse konu iptal karan sonucunda yerel mahkeme tarafmdan verilen tazminat kararları
yargı sürecinin kesinleşmesi beklenilmeden icra yolu ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü
(DSİ)'den talep edilmektedir.
Açılan bu davalar sonucunda kamulaştırma bedelleri ödenen taşınmazlara ait
kesinleşmemiş mahkeme kararlanmn tapu müdürlüklerinde infazı gerçekleştirilememekte,
karar kesinleştikten sonra dahi kamulaştırmasız el atma ve tazminat davalan Hazine ve Maliye
Bakanlığınca kamulaştırma işlemi olarak değerlendirilmediğinden, 492 sayılı Harçlar
Kanununun 59 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince devreden taraf olan
maliklerden harç alınması gerektiği gerekçesiyle idarenin tescil talepleri tapu müdürlükleri
tarafından reddedilmektedir.
Mahkeme kararlarına istinaden kamulaştırma bedellerini alan malikler harç ödemekten
imtina ederek tescil işlemleri için tapu müdürlüklerine gelmediklerinden, taşınmazlann DSl
adına tescili gerçekleştirilememektedir. Bunun sonucu olarak; ilerleyen yıllarda gerçek hukuki
durumu yansıtmayan tapu kayıtlarma istinaden tapu sicilinde hak sahibi görünen kişiden
taşınmazı iktisap eden iyiniyetli üçüncü kişilerin edinimleri korunacağından kamu aleyhine bir
durumun ortaya çıkması kaçımimaz görünmektedir.
Kamu yaran karan alman ve yatırım programında bulunan projelerde, zorunlu hallerde
el atılan ve çeşitli sebeplerle kamulaştırması tamamlanamamış taşınmazlara, kamulaştırmasız
el atma ve tazminat davalan açılmamış olsa bile bu taşınmazlann proje gereği idareler
tarafından kamulaştırılmasının yasal anlamda zorunlu olduğu göz önüne alındığında, taşınmaz
maliklerince açılan kamulaştırmasız el atma ve tazminat davalan sonucu mahkemeler
tarafından idareler adına verilen tescil kararlarının hukuki mahiyeti itibariyle kamulaştırma
işlemi olarak kabul edilerek bahse konu mahkeme kararlanna istinaden yapılacak tescil
sırasında tapu harcının kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödenmesi kamu menfaatinin ve
tapu sicilinin güvenilirliğinin korunması açısından önem arz etmektedir.
Kamulaştırma işlemleri sırasmda tapu harcının kamulaştırmayı yapan idare tarafmdan
ödenmesi kamu menfaatinin ve tapu sicilinin güvenilirliğinin korunması açısından önem arz
etmektedir.
Her yıl idareye ortalama 250 adet mahkeme kararı gelmekte olup yaklaşık 500.000. 000
TL el atma tazminatı ödenmektedir. 500.000.000 TL el atma tazminatımn % 2 sine tekabül eden
10.000.000 TL tapu harcı bedeli malikler tarafmdan ödenmediğinden tescil işlemleri
gerçekleştirilememektedir.
Kanunun geçici 6 ncı maddesi kapsamında gerçekleştirilen kamulaştırmasız el atma
işlemi. Anayasa ve kanuna aykırılığı dolayısıyla hukuka aykırı bir haksız fiil niteliğinde olması
nedeniyle, bir kamu tüzel kişisinin, özel mülkiyet kapsammdaki taşınmazım kamulaştırma
işlemi yapmaksızın fiilen işgali olarak değerlendirilmiştir. İşlem nedeniyle ilgilisine ödenen
meblağın ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiile ilişkin hükümleri kapsamında
değerlendirilmesi gerektiği ifade edildiğinden, bu suretle söz konusu Kanun hükmü gereğince
gerek uzlaşma tutanağı, gerek mahkeme kararı ile yapılan kamulaştırmasız el atma suretiyle
tescil işleminde idarenin harç muafiyeti bulunmaması durumunda, 492 sayılı Harçlar Kanuna
bağlı 4 sayılı tarifenin I-20/a maddesi gereğince tapuda yapılacak işlemde devreden ve devralan
tarafından ayn ayrı; idarenin harç muafiyetinin bulunması durumunda ise sadece devreden
tarafından tapu harcı hesaplanmaktadır. Bu kapsamda, anlaşma sureti ile yapılan işlemlerde de
devreden yönünden harç muafiyeti öngörülmektedir.
Madde kapsammda, tapu harçları ve 2942 sayılı Kanunun gerektirdiği diğer giderlerin
kamulaştırmayı yapan idareee ödeneceği öngörülmekle birlikte, kamulaştırmasız el atma
işlemlerinin kamulaştırma olarak değerlendirilmemesi nedeniyle madde metninde yer alan
"kamulaştırmayı yapan idarece" ibaresinin kamulaştırmasız el atan idareleri kapsamayacağı
değerlendirildiğinden, madde metninde yer alan "kamulaştırmayı yapan idarece" ibaresi
kamulaştırmasız el atan idareleri de kapsama alacak şekilde düzenlenmektedir,
Madde 17değiştiriyoribare değişikliği
16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap-îşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi
Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi île Eneıji Satışının Düzenlenmesi Hakkında
Kanunun geçici 4 üncü maddesinin birinci fıkrasmda yer alan "31/12/2025" ibaresi
"31/12/2040" şeklinde ve "4628" ibaresi "14/3/2013 tarihli ve 6446" şeklinde değiştirilmiştir.
Gerekçe: Madde ile, 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik
Eneıjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi İle Eneıji Satışımn Düzenlenmesi Hakkında
Kanunun geçici 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapılmak suretiyle, 6446 sayılı
Elektrik Piyasası Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra lisans almaksızın Devlet Su İşleri
Genel Müdürlüğü tarafından yapılan veya yaptmimakta olan İkili İşbirliği Anlaşmaları
kapsammda yer alan projeler ve önceki yıllar yatırım programlarında yer alan projeler için
belirlenen sürenin uzatılması amaçlanmaktadır. 31/12/2025 tarihinde sonlanacak olan süre
31/12/2040 tarihine kadar uzatılmaktadır.
Madde 18ekliyor4634 sayılı
4/4/2001 tarihli ve 4634 sayılı Şeker Kanununun 2 nci maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki bentler eklenmiştir.
"a) Bakanlık:Tanm ve Orman Bakanlığım,"
"r) Ekim alam: Şirketlerin veya fabrikalann şekerin hammaddesi olan şeker pancanm,
üreticilerle sözleşme yapmak suretiyle temin ettiği, suurlan Bakanlıkça belirlenen coğrafi alam,
s) Sözleşme: Hammadde üretimi ve teslimi yapmak amacıyla şirketler ve üreticiler
arasında düzenlenen, tarafların karşılıklı görev ve sorumluluklanna ilişkin usul ve esasların yer
aldığı belgeyi,"
Gerekçe: Madde ile 4/4/2001 tarihli ve 4634 sayılı Şeker Kanununun 2 nci
maddesinde değişiklik yapılması öngörülmektedir. Stratejik bir ürün olan şekerin arz güvenliğinin
korunması, tarımsal üretimin en önemli kaynaklan olan toprak ve suyun etkin, verimli ve
ekonomik kullamiması suretiyle pancar tanmmda sürdürülebilirliğin sağlanması; şeker pancan
üretinıinin sözleşmeli olarak, disiplin içerisinde ve münavebe sistemine uygun şekilde
yürütülmesine bağlıdır. Şeker şirketlerinin hammadde temin etmeleri gereken ekim alanlannm
sınırlarmm net olarak belirlenmesi ve bu sahanm dışından hammadde temin etmemeleri için
Kanunda yer alan ancak tanımlanmamış olan ekim alam ifadesine açıklık getirilmesi ve bu sayede
konu ile ilgili çıkabilecek ihtilaflann önlenmesi amaçlanmaktadır.
Madde 19değiştiriyor4634 sayılı
4634 sayılı Kanunun 5 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"MADDE 5 - Şeker pancarı fiyatlan her yıl, şeker fabrikası işleten gerçek ve tüzel kişiler
ile üreticiler ve/veya temsilcileri arasında varılan mutabakata göre belirlenir. Şeker fabrikalan,
üreticilerce teslim edilen şeker pancarmdaki fire tespiti ile bedele esas polarizasyon değerinin
belirlenmesi amacıyla yapılacak numune alma ve analiz işlemleri sırasmda; üreticileri temsilen
mahalli pancar kooperatifi veya mahalli ziraat odasından bir gözlemcinin hazır bulunmasma
olanak sağlamakla, mahalli pancar kooperatifi veya mahalli ziraat odası ise talep edilmesi hâlinde
bir gözlemci görevlendirmekle yükümlüdür.
Sözleşme yapılmadan şeker pancarı ekilemez. Buna aykırı hareket edenlerin takip ve
kontrolü Bakanlıkça yapılır. Şirketler şeker pancarını Bakanlıkça belirlenen ekim alanlanndan
üreticilerle sözleşme yaparak temin ederler. Bakanlık gerekli görmesi durumunda şirketlerin
ekim alanlarmı yeniden belirler.
Şeker üretiminde kullamlan diğer hammaddeler ise şirketler tarafindan üreticiler ve/veya
piyasadan temin edilir. Şirketler, kendi ekim alanlanndan yeterli hammadde bulamadığı takdirde
münavebe esaslan dâhilinde kendi ekim alanlan dışmdan da Bakanlığm izni ve denetiminde
üreticilerle sözleşme yaparak pancar temin edebilirler ya da ihtiyacından fazla şeker pancarı
üretimi yapabilen şirketlerden Bakanlık tarafından belirlenecek esaslara göre şeker pancan
satın alabilirler. Bakanlık, şeker pancarının ekiminden fabrikalara teslimine kadar olan tüm
süreci denetler, bu görevini yerine getirirken gerektiğinde kolluk kuvvetlerinden yardım alır.
Şeker satış fiyatlan, şeker fabrikası işleten gerçek ve tüzel kişiler tarafından serbestçe
belirlenir.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar. Bakanlık tarafından çıkanlacak
yönetmelikle düzenlenir."
Gerekçe: Madde ile 4634 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde değişiklik
yapılmaktadır. Şeker, Cumhurbaşkanlığınca belirlenen kotalar çerçevesinde fabrikalar
tarafından üretilen bir gıda maddesi olup sakaroz kökenli şekerin hammaddesi şeker pancan
bitkisidir. Şeker pancan bitkisinin esas itibarıyla ekilme sebebi sözleşmeli üretim kapsammda
şeker fabrikalarımn hammaddesinin tedarikidir. Bunun dışında hayvan yemi için de ekilmesi
söz konusu olsa da şeker üretiminden elde edilen ve yan ürün olan posamn da aym amaca
hizmet etmesi nedeniyle ekonomik bir ekim nedeni değildir. Dolayısıyla şeker pancarımn başka
kullanım alanlarının olmaması sadece şeker hammaddesi için ekilmesi nedeniyle Tarım ve
Orman Bakanlığının fabrikalar için belirlediği ekim alanlarında sadece sözleşmeye dayalı ekim
yapılması kaynaklarm etkin, etkili ve ekonomik kullamimasım sağlayacaktır. Aksi halde hem
üretim planlaması zorlaşmakta, hem ülke ihtiyacınm üzerinde üretim yapılarak su ve diğer
kaynakların israf edilmesi söz konusu olmakta hem de fabrikalann kendi ekim alanlarının
dışından sözleşme olmadan ekilmiş şeker panearlarım alarak hammadde olarak kullanması
nedeniyle yüksek nakliye bedelleri sonueu şekerin maliyeti artmakta ve dolayısıyla piyasa
fiyatları artmaktadır. Düzenleme ile sözleşmesiz şeker pancarı ekiminin önlenmesi
amaçlanmaktadır.
Şirketlerin, diğer şirket veya fabrikalann pancar ekim sahalarından izinsiz ve kontrolsüz
bir şekilde pancar temin etmelerinin önlenmesi ve pancar üretiminin kontrol ve denetimini
sağlamak; pancar tarımının sürdürülebilirliği, toprak ve su kaynaklarının etkin kullanımı,
münavebenin korunması, şeker arz güvenliği ve şeker" piyasasımn istikran için oldukça
önemlidir. 4634 sayılı Şeker Kanununa dayanılarak çıkanlan Şeker ve Hammaddeleri
Yönetmeliğinin 'Ekim Alanı Devri ve Ekim Alam Dışı Hammadde Talebi' başlıklı 8.
maddesinin 7/a fıkrasında kendi ekim alanmdan yeterli hammadde temin edemeyen şirketlerin,
diğer şirketlerden pancar temin edebilmesi ile ilgili hükümler bulunmakta ancak buna ilişkin
düzenleme Kanunda yer almamaktadır. İlgili hükümler söz konusu yönetmelikteki kendi ekim
alanından yeterli hammadde temin edemeyen şirketlerin, diğer şirketlerden pancar temin
edebilmesine ilişkin hükümler ile yapılmakta olan denetimlere hukuki dayanak oluşturması
amacıyla eklenmiştir. Bu hükümlerin eklenmesinde ekim sahalan birbirine sımr olan
fabrikalarda ekim alanı devri ile ilgili üreticilerden gelen talepler de dikkate alınmıştır.
Aynca şeker pancan üretimi sözleşmeli üretim modeli çerçevesinde yürütülmekte olup
üreticinin geliri, teslim edilen pancann net ağırlığı ve polar (şeker oram) değerine bağlı olarak
belirlenmektedir. Fire oram ve polar tespitinde yapılabilecek kasıtlı veya sistematik
usulsüzlükler, üreticinin hak kaybına uğramasına ve sektörde güven ortamının zedelenmesine
neden olmaktadır.
Mevcut mevzuatta fire ve polar tespitine ilişkin teknik düzenlemeler bulunmakla
birlikte, bu işlemlerde kasıtlı usulsüzlük yapılması hâlinde uygulanacak açık ve caydıncı bir
idari yaptırım düzenlemesi bulunmamaktadır.
Bu düzenleme ile;
•
Fire ve polar analizlerinde şeffaflık sağlanması,
•
•
Üretici haklanmn korunması,
Özel ve kamu tüm şeker fabrikaları için eşit ve caydırıcı yaptınm mekanizması
oluşturulması,
Sektörde güven ve sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi
amaçlanmaktadır.
Madde 20ekliyor4634 sayılı
4634 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin altmcı fıkrasmdan sonra gelmek
üzere aşağıdaki fikralar eklenmiştir.
"Sözleşme yapılmadan şeker pancan eken gerçek ve tüzel kişilere, tespitin yapıldığı
ekim alanından üretilecek şeker pancarı için, tespitin yapıldığı pazarlama yılında kamu
fabrikaları tarafından belirlenen %16 polar şeker ihtiva eden firesi düşürülmüş A kotası şeker
pancan baz alım fiyatı üzerinden hesaplanacak tutar kadar Bakanlıkça idari para cezası verilir.
Şirketlerin kendi ekim alanlan dışından Bakanlığın izni olmaksızın şeker pancarı temin
etmeleri halinde. Bakanlıkça, şirketlere cari pazarlama yılı için tahsis edilen A kotası miktarının
cari pazarlama yılı başındaki A kotası şeker satış fiyatı ülke ortalaması üzerinden hesaplanacak
tutannın yüzde ikisi oranında idari para cezası verilir."
Gerekçe: Madde ile 4634 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde değişiklik
yapılmaktadır. Sözleşmesiz şeker pancan ekilemeyeceği 5 inci maddeye eklenen hüküm ile
düzenlenmiş olmakla birlikte Kanunda bu kapsamda bir yaptınm bulunmaması eklenen
maddenin etkinliğini azaltmaktadır. Getirilen sözleşmesiz pancar ekiminin önlenmesine ilişkin
hükme uymayanlara yaptınm olarak eklenen bent ile gerçek ve tüzel kişilerin sözleşme
yapmadan pancar ekimi yapmalarını önlemek için idari para cezası öngörülmüştür.
Şirketlerin, diğer şirket veya fabrikalann pancar ekim sahalanndan izinsiz ve kontrolsüz
bir şekilde pancar temin etmelerinin önlenmesi ve pancar üretirninin kontrol ve denetimini
sağlamak; pancar tanmımn sürdürülebilirliği, toprak ve su kaynaklannm etkin kullamnn,
münavebenin korunması, şeker arz güvenliği ve şeker piyasasımn istikran için oldukça önemlidir.
Bu kapsamda şirketlerin kendi ekim alanlan dışmdan Bakanlık izni ve denetimi olmaksızınpancar
temin edemeyecekleri 5 inci maddeye eklenen hükümler ile düzenlenmiş olmakla birlikte
Kanunda bu kapsamda bir yaptınm bulunmaması eklenen maddenin etkinliğini azaltmaktadır.
Caydırıcı idari para cezalan uygulamak suretiyle pancardan şeker üreten şirketlerin hammadde
temini için Bakanlığın izni ve denetimi olmaksızm kendi ekim alanlan dışmdan pancar teminini
önlemek amacıyla idari para cezasına ilişkin hükümler eklenmektedir.
Madde 21ibare değişikliği4250 sayılı
3/1/2002 tarihli ve 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol
Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanunun 8 inci maddesinin beşinci fıkrasının (ö) bendinin
(1) numaralı alt bendinde yer alan "sekiz" ibaresi "yüzaltmış", (2) numaralı alt bendinde yer
alan "on" ibaresi "yüzseksen", (3) numaralı alt bendinde yer alan "oniki" ibaresi "ikiyüz"
şeklinde değiştirilmiş, fıkramn (p) bendinde yer alan "bulunduranlara," ibaresinden sonra
gelmek üzere "ticari amaçla kullananlara," ibaresi ile fıkraya aşağıdaki bent eklenmiş,
maddenin altıncı fıkrası ile yedinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, maddenin dokuzuncu
fıkrasmm birinci cümlesinde yer alan "(f), (g), (h), (ı), (j), (n), (o), (p), (r) ve (s) bentlerinde"
ibaresi, "(O, (g), (ı), Q), (n), (o), (p), (r), (s) ve (ş) bentlerinde" şeklinde değiştirilmiştir.
"ş) Bakanlıkça belgeleri askıya alınanların askı süresi içinde üretim, satış veya dağıtım
yaptığının tespiti halinde yüzbin Türk lirasından birmilyon Türk lirasına kadar idari para cezası
verilir."
"Yukarıda sayılan fiiller dışında, bu Kanun ile 4250 sayılı Kanuna veya bu kanuna göre
yürürlüğe konulmuş ikincil düzenlemelerde yer alan; tesis kurulum, üretim, işleme, iç ve dış
ticaret, tesis ve hisse devri, proje tadilatı, belge düzenlenmesi, kayıt düzeni, izin, bildirim,
hammadde temini, geri kazanım ve imha işlemleri, mamul ve hammadde depolanması,
piyasaya arz, satış ve sunum, tasfiye, faaliyetin sonlandıniması, ürünlerin teknik özelliklerinin
belirlenmesi, üretici tütünlerinin yazılı sözleşme esası veya açık artırma yöntemi ile ahmp
satılması, üretim şartını karşılamayan firma mamullerinin fiyatlandırılması, dağıtılması, satışı
ve kontrolü ile bayilikler verilmesi şartlarına;
a) Toptan satıcılar, açık alkollü içki satıcıları, perakende satıcılar ve nargilelik tütün
mamulü sunum uygunluk belgesi bulunan satıcılar tarafından uyulmadığımn tespiti halinde;
ilgili gerçek veya tüzel kişiler, eksikliğin giderilmesi için onbeş günden az olmamak üzere
uygun süre verilerek veya aykırılığın tekrarlanmaması için yazılı olarak uyanlu*. Verilen süre
içerisinde eksikliğin giderilmemesi veya aykırı fiilin ilk fiilin işlenmesinden sonraki beş yıl
içinde ikinci kez işlenmesi halinde, eksiklik veya aykınlıkla ilgili faaliyet türüne ilişkin belgeler
iptal edilir.
b) Tütün, tütün mamulü, makaron, sigara filtresi, yaprak sigara kâğıdı, alkol ve alkollü
içkiler sektöründe (a) bendinde sayılan kişiler dışında faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişiler
tarafından uyulmadığımn tespiti halinde onbeş günden az olmamak üzere eksikliğin giderilmesi
için uygım süre verilerek veya aykırılığın tekrarlanmaması için yazılı olarak uyarılır. Verilen
süre içerisinde eksikliğin giderilmemesi veya aykırı fiilin ilk fiilin işlenmesinden sonraki beş
yıl içinde ikinci kez işlenmesi halinde yüzbin Türk lirasından birmilyon Türk lirasına kadar
idari para cezası verilir, aykın fiilin aym süre içinde üçüncü kez işlenmesi halinde faaliyet
türüne ilişkin belgeler iptal edilir.
c) Bu fıkra uyarmca verilecek süreler Bakanlık tarafından belirlenir."
"Beşinci fıkramn (a), (b), (c), (d), (e), (f), (g), (ı), Q), (k), (1), (m), (n), (o), (p) ve (ş)
bentlerinde düzenlenen idarî para cezalan, fiillerin bir yıl içinde tekrarı halinde, bir önceki
cezamn iki katı olarak verilir. Beşinci fıkranın (c) bendinde sayılan fiillerin tekran halinde
ayrıca ihlale konu ürünün piyasaya arzmın bir yıla kadar durdurulmasına; (a), (b), (d), (e), (Ç,
(j), (k), (1), (m), (n), (o), (ö), (p), (r) ve (s) bentlerinde sayılan fiillerin, ilk fiilin işlenmesinden
sonraki beş yıl içinde üçüncü defa işlenmesi halinde ise belgelerin iptaline karar verilir. Satış
belgesi iptal edilen satıcılar, satış belgesi iptaline konu işyeri için iki yıl süreyle yeni belge
başvurusunda bulunamaz."
Gerekçe: Madde ile, 4733 sayılı Kanunun 8 inci maddesi değiştirilmektedir. Bu
kapsamda, 4733 sayılı Kammun 8 inci maddesinin beşinci fikrasınm (ö) bendi ile Kanunda
belirlenen oranlarda yerli tütün kullamimaması halinde firmalara idari para cezası verilmesi
düzenlenmiştir. İdari para cezası 2022 ve 2023 yıllan tütün mamulleri üretimi için uygulanmış
olup uygulama sonuçlan değerlendirildiğinde, idari para cezalanmn caydıncılığmı kaybetmesi ve
bunun yamnda uygulanan para cezası miktarlanmn düşük kalması da firmalar için yerli tütün
kullamm zorunluluğuna uymak yerine ceza ödemeyi tercih edilir hale getirmiştir. Dolayısıyla ilgili
düzenleme ile amaçlanan hedeflerin gerçekleşmesinin zorlaşacağı kanaatine vanimıştır. Bu
nedenle idari para cezası miktarlanmn en az 2024 yılı ortalama tütün alım fiyatı düzeyine çekilmesi
ve 8 inci maddenin yedinci fıkrasma (Ö) bendinin de eklenerek kabahat fiilinin beş yıl içinde
üçüncü defa işlenmesi halinde belge iptali yoluna gidilmesinin düzenlemeden umulan faydamn
sağlanmasına yardımcı olacağı değerlendirilerek gerekli değişiklik yapılmaktadır.
4733 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin beşinci fikrasmm (p) bendine "ticari amaçla
kullananlara" ibaresi eklenerek etil alkolü amacı dışmda kullandığı tespit edilenlerin de madde
kapsamında olduğu hususunun açıkça belirtilmesi amaçlanmaktadır.
4733 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin beşinci fıkrasma eklenen (ş) bendi ile Bakanlıkça
belgeleri askıya alman kişilerin belgelerin askıda olduğu süre boyunca üretim, satış ve dağıtım
yapması durumunda haklannda uygulanacak idari yaptınm düzenleme altına alınmaktadır.
4733 sayıh Kanunun 8 inci maddesinin altıncı fikrasmm uygulanması ile ilgili olarak
özellikle "aykınhğm giderilmesinin mümkün olmadığı haller" kavrammın açıklanmasında
zorluklar yaşanmış, aykınhğm giderilmesinin mümkün olmadığı hal kapsammda yapılan
uygulamalar mahkemeler nezdinde iptale konu olmuştur. Bu bağlamda 4733 sayılı Kanunda
sayılan fiiller dışmda kalıp 4733 sayılı ve 4250 sayılı Kanunlar kapsamında çıkanimış
yönetmeliklerdeki hükümlere aykın davramşlara uygulanacak idari yaptınmlann daha net ve
uygulamada sorun yaratmayacak şekilde düzenlenmektedir. Diğer taraftan, Tütün ve Alkol
Piyasası Düzenleme Kurumunun(TAPDK) kapatılması sonrasmda 4733 sayıh Kanımda yapılan
değişiklikler üzerine ilgili piyasalarda gerçekleşen aykınlıklar nedeniyle maddenin lafzi
yorumundan kaynaklı olarak Tanm ve Orman Bakanlığı tarafından verilen diğer belgelerin de iptal
edilmesi gibi bir sonucun ortaya çıkması nedeniyle söz konusu hükümde değişiklik yapılmaktadır.
Yedinci fıkramn mevcut hali, 8 inci maddenin beşinci fıkrasında sayılan tüm kabahat fiillerinin
tekran halinde bir önceki cezanm iki katı tutarında idari para cezası uygulanması şeklindedir.4733
sayılı Kanıma, 2022 yılından itibaren uygulanmak üzere (ö) bendi, 2024 yılmdan itibaren
uygulanmak üzere ( r) ve (s) bentleri eklenmiş olup bu cezalar, nispi nitelikte cezalardır. Nispi
nitelikli idari para cezalannda fiillerin tekran halinde önceki cezamn iki katı ceza uygulanması
Kanunun caydmcılık amacım karşılamadığmdan söz konusu idari yaptırımlar için fiillerin tekran
halinde bir önceki cezamn iki kaü idari para cezası uygulanması yerine sayılan idari yaptırımlarda
hüküm altma alınan oran ve miktarlarda idari para cezası uygulanması ilgili maddeler ile ulaşılmak
istenen amacın gerçekleştirilmesini sağlayacaktır. Bu nedenle, madde metninden (ö), ( r) ve (s)
bentleri çıkanimış, maddeye yeni eklenen (ş) bendi ise, maddeye dahil olacak şekilde yeniden
düzenlenmiştir.
Aynca, madde uyarmca saüş belgesi iptal edilen işyerleri için iki yıl süreyle belge
düzenlenmemesine ilişkin hükmün uygulamada özellikle iptale konu işyerinin üçüncü kişiler
tarafından işletilmesi durumunda belgesi iptal edilen satıcı tarafından fiilen işletmeye iştirak edilip
edilmediğinin tespitinin yapılamaması ve maddenin mevcut hali ile satıcıdan ziyade işyerinin
cezalandırılması sebebiyle maddede sayılan kabahat fiilleri nedeniyle belgesi iptal edilen işyeri
yerine kabahati işleyen sorumlu kişinin cezalandırılması yönünde değişiklik yapılmaktadu*.
4733 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin dokuzuncu fikrasından mülki amirliklerin idari
yaptırım uygulama yetkisinde bulunan kabahat fiillerinden mülga (h) bendi madde metninden
çıkarılmakta, 8 inci maddenin beşinci fıkrasma eklenen (ş) bendi de dokuzuncu fikrada yapılan
değişiklik ile mülki amirliklerin idari yaptırım uygulamaya yetkili olduğu kabahat fiillerine dahil
edilmektedir.
Madde 22ekliyor5403 sayılı1163 sayılı
3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı
Kanununun 8 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
"24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa tabi kooperatifler, 1/5000 ve
1/1000 ölçekli imar planlanndaki tarımsal niteliği korunacak alanlar ile bu planlar dışında kalan
ve bu Kanuna tabi alanlarda yer alan taşınmazlar üzerinde mülkiyet ve sımrlı ayni hak
edinemezler. Ancak tarımsal amaçlı faaliyet gösteren kooperatiflerin mezkûr alanlardaki
taşınmazlar üzerinde mülkiyet ve sımrlı ayni hak edinimi Bakanlığın iznine tabidir."
Gerekçe: Madde ile iklim değişikliğinin olumsuz etkileri, ülkemizin karşı karşıya
olduğu su stresi, gıda ihtiyacının artan dünya nüfiisuyla birlikte artması tarım arazilerinin
korunması gerekliliğini gözler önüne sermektedir. Özellikle tanm ürünlerinin üretim
noktasından tüketiciye ulaşana kadar nakliyeden ve aracılardan kaynaklı olağandışı fiyat
oluşumlan büyük kentlerin tarımsal ihtiyaçlarımn yakmlanndaki tarım arazilerinde yapılan
üretimle karşılanmasım da önemli hale getirmiş olup bu nedenle özellikle Ankara, İstanbul gibi
megakentlerin mücavirinde yer alan tanm arazilerinin korunması zaruret halini almıştır.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullammı Kanunu gereği tanm arazilerinin
korunması, tanm yapılmasım engelleyecek şekilde hukuki veya fiili olarak iûaz edilmesi
yasaklanmışken büyükşehirlerin etrafında bulunan tarım arazileri çiftçilerin elinden ucuz fiyata
alınarak 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa göre kurulmuş başta konut ve yapı kooperatifleri
olmak üzere çeşitli kooperatiflerin tüzel kişiliği altında fiili parsellere ayrılarak kooperatif
üyeliği şeklinde hobi amaçlı kullamimak üzere kanuna aykın bir şekilde tanm dışı amaçlarla
kullanıma açılmaktadır.
Tanm arazilerinin ve özellikle verimli tanm arazilerinin bozulması tanm yapılamaz hale
getirilmesi ve yapılaşmaya açılması, üstelik bunun kanuna aykırı bir şekilde yapılması 5403
sayılı Kanunla yasaklandığı gibi bu yasaklara uymama durumu da adli ve idari yaptınma
bağlanmıştır. Ancak kimileri tarafından tanm arazileri çiftçilerin elinden ucuza satın alınarak
kurulan başta konut ve yapı kooperatifleri olmak üzere çeşitli kooperatiflere mal edilmekte ve
üyelik adı altında yapı kooperatiflerinin mülkiyetine geçirilen veya kiralama, uzun süreli intifa
ya da üst hakkı tesisi suretiyle bu araziler tanm yapılamayacak şekilde küçük parsellere
ayrılarak hafriyata tabi tutulduktan sonra "hobi bahçesi" adı altında mevzuata aykın bir şekilde
yapılaşmaya açılmaktadır. Sonuç olarak büyükşehirlerin tarımsal ihtiyaçlarım karşılayabilecek
verimli tanm arazileri hızla azalırken, hiçbir mevzuata uyulmadan inşa edilmiş seyyar veya
sabit yapılar hızla çoğalmaktadır. Üstelik bu şekilde parsellenen tanm arazileri aracılar
vasıtasıyla satışlara konu edilmekte ve taşınmaz mevzuatını tam bilmeyen vatandaşların
mağduriyetine de sebep olunmaktadır.
Kooperatif tüzel kişiliğinin hak ehliyeti kuruluş amaçları ve ana sözleşmesi ile smırhdır.
Bazı kooperatifler son dönemlerde özellikle tarımsal alanlarda konut hobi bahçeleri turizm
tesisi vb. adlar altında tesislerle tarımsal alanlarda ciddi tehlikeye sebep olmaktadır. Ülkemizin
gıda, haj^ancılık ve tarımsal üretiminin korunmasının en temel şartı tarım alanlarının
korunmasıdır. Bu nedenle hem kooperatiflerin alacağı taşmmazlann belirlenmesi hem de
tarımsal arazilerin korunması amacıyla bu düzenleme yapılmaktadır.
Konut ve yapı kooperatiflerinin amacı bina inşa etmeye müsait arsalar üzerinde
faaliyetlerini gerçekleştirmek olduğuna göre hiçbir zaman yapılaşmaya açılmaması gereken
tanm arazilerinin bu kooperatifler tarafından edinilmesinin iyi niyetle bağdaşmadığı açık
olduğu gibi maddede sayılan kooperatiflerin kuruluş amaçlarına da taban tabana zıttır.
Tarımsal amaçlı faaliyet gösteren kooperatifler hariç kooperatiflerin tarım arazisi
edinmelerinin engellenmesi, mülkiyet hakkımn engellenmesi olarak da değerlendirilemez.
Aynca Anayasamızın mülkiyet hakkım güvence altına alan 35 inci maddesinde mülkiyet
hakkının kamu yararı amacıyla kanunla sımrlanabileceği belirtildikten sonra mülkiyet hakkımn
kullamimasmm toplum yararma aykın olamayacağı da vurgulanmıştır. Sadece ülkemiz için
değil bütün insanlık için önem arz eden tarım arazilerinin korunmasında kamu yararı bulunduğu
hususunda tartışmaya yer olmadığı gibi mülkiyet hakkına dayamlarak tanm arazilerinin
edinildikten sonra hukuka aykırı bir şekilde kişi yararına özgülenerek kullamimasınm da
toplum yararma aykırı olacağı açıktır.
Bu nedenlerle hem tanm arazilerinin korunması hem de bu kooperatiflere üye almak
isteyen iyi niyetli vatandaşların zarara uğramalarının engellenmesi amacıyla kooperatiflerin
amaçlarına hizmet etmeyecek tarım arazilerini mülkiyetlerine veya kiralama, intifa ya da üst
hakkı tesis etme gibi yollarla kullanımlarma almalarımn önüne geçilmesi yukarıda arz edilen
hususlar çerçevesinde zaruret halini almış olup yapılan düzenleme ile kooperatiflerin satış,
trampa, bağış, kiralama, intifa, irtifak ve üst ha^ı kurmak gibi işlemlerle tanm arazilerini
edinerek tarım dışına çıkarmalarının engellenmesi ve tarımsal amaçlı faaliyet gösteren
kooperatiflerin edinimlerinin de Bakanlığın iznine tabi olması amaçlanmaktadır.
Madde 23değiştiriyoribare değişikliği5403 sayılı
5403 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin ikinci fıkrasımn birinci
cümlesinde yer alan "on" ibaresi "ikibinbeşyüz" şeklinde değiştirilmiştir.
Gerekçe: Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunun 20 nci maddesinde yer alan
idari para cezası günümüz koşullannda caydıncılığım yitirmiştir. Bu nedenle söz konusu
cezamn güncellenmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Madde ile bu husus düzenlenmektedir.
Madde 24ekliyoribare değişikliği5403 sayılı
5403 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin
ikinci cümlesinde yer alan "on" ibaresi "ikibinbeşyüz" şeklinde değiştirilmiş ve maddeye
beşinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir
"Bu Kanun uyannca izin alınmadan yapılmış her türlü yapı ve tesise, ilgili idareler,
kurum ve kuruluşlar tarafından elektrik, su ve doğalgaz bağlantısı ve abonelikleri tesis edilmez.
Bu fıkraya aykırı davranan idare, kurum ve kuruluşlara her abone başına yüzbin Türk lirası idari
para cezası verilir. İdari para cezasımn tebliğinden itibaren aboneliğin otuz gün içerisinde iptal
edilmemesi halinde aboneliğin devam ettiği her ay için aynca yüzbin Türk lirası idari para
cezası verilir."
Gerekçe: Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 21 nci maddesinin (a)
bendinde yer alan idari para cezası günümüz koşullannda caydırıcılığım yitirdiğinden ceza
caydırıcı hale getirilmektedir.
Kanun ile tanm arazilerinin izinsiz olarak tanm dışı amaçlarla kullanılması yasaklanmış
ve bu yasaklara uymayan gerçek ve tüzel kişiler için adli ve idari yaptırımlar öngörülmüştür.
Bu yasaklara rağmen özellikle şehirlerin etrafındaki tanm arazileri "hobi bahçesi" adı altında
işgal edilerek tanm dışı amaçla kullanıma açılmakta ve bu yerlerde herhangi bir ruhsat ve izin
prosedürüne tabi olmaksızın prefabrik veya sabit yapılar yapılmakta, şehirlerin gıda ihtiyacım
hemen yam başından karşılayabilecek tarım arazileri her geçen gün daralmaktadır. Üstelik bir
süre soma belediyeler ve diğer kurumlar tarafından bu izinsiz yapılara su, elektrik, doğalgaz
altyapısı götürülmekte bu şekilde kurumlar eliyle bu kanun dışı yapılann altyapı ihtiyacının
karşılanması bir nevi yasallaşma olarak algılanmakta ve tanm arazilerinin hukuk dışı yapılaşma
amacıyla işgale uğraması daha da hızlandınimaktadır. Bu yapılann hemen hemen tamamı zaruri
barınma amacıyla değil sayfiye amaçlı yapılar olduğundan alt yapı hizmetlerinin götürülmesi
hususunda bir zorunluluktan bahsedilmesi de söz konusu değildir.
5403 sayılı Kanunda suç olarak tanımlanmış yöntemlerle hukuka aykırı bir şekilde
yapılmış yapılara su, elektrik, doğalgaz hizmeti götürülmesi bir nevi bu yapıların meşrulaştığı
izlenimi oluşturmakta ve adeta kurallara uygun davranan vatandaşlanmızı da kural dışı
davranmaya itmektedir. Bahsedilen nedenlerle yapılış amacı ve şekli tamamen hukuka ve
kurallara aykırı olan yapı ve tesislerin altyapı ve abonelik hizmetlerinden yararlandırılmayarak
tanm arazilerinin korunmasına yönelik caydıncılık oluşturulması amaçlanmaktadır.
Madde 25değiştiriyor
11/6/2010 tarihli ve 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda
ve Yem Kanununun 5 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"(1) Hayvanlarda herhangi bir tazminath hastalık tespit edilmesi sonucu resmî veteriner
hekim veya yetkilendirilmiş veteriner hekim gözetiminde mecburî kesime tâbi tutulan, itlaf
edilen veya kesimhanelerde tespit edilen tazminath hastalıklan nedeniyle imha edilen
hayvanlar ile bu hastalıklar nedeniyle imha edilen hayvansal ürün, yem, madde ve malzemelerin
bedelleri, imha, imha yerine nakliye ve dezenfeksiyon masrafları Cumhurbaşkam tarafından
belirlenen oranlarda Bakanlık tarafından sahiplerine tazminat olarak ödenir. Bakanlık bütçe
imkânları, hastalıklarla ilgili bilimsel veriler ile eradikasyon ve kontrol programlarına göre,
tazminath hastalıklar ile bu hastalıklar nedeniyle imha edilen hayvansal ürün, yem, madde ve
malzemelerden hangilerine tazminat ödemesi yapacağım, ödeme yapılacak yerleri ve uygulama
zamamnı belirler."
"(3) Bakanlıkça belirlenen usullere göre kayıt altına alınmamış hayvanlar, fiili ithalat
işlemleri tamamlanmamış hayvanlar, sahipleri tarafından hasta olduklan Bakanlıkça belirlenen
usullere göre bildirilmeyen veya hasta olduğu bilinerek satın alındığı tespit edilen hayvanlar,
son sahibine Bakanlıkça belirlenen belgeler bulunmaksızın nakledilen hayvanlar, kamu kurum
ve kuruluşlarına ait hayvanlar, Bakanlıkça belirlenen hastalıklarda hastalık sebebiyle uygulanan
kontrol tedbirleri kaldırıldıktan sonra hastalığa göre belirlenen süre içerisinde aym hayvancılık
işletmesinde aym hastalığın tespit edilmesi sebebiyle kestirilen veya itlaf edilen hayvanlar ile
bu fıkrada belirtilen hayvanlarda tespit edilen tazminath hastalıklar sebebiyle imha edilen
hayvansal ürün, yem, madde ve malzemeler için tazminat ödenmez."
Gerekçe: Madde ile 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem
Kanununun 5 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarmda değişiklik öngörülmektedir.
Anayasa Mahkemesinin 1/6/2021 tarihli ve 31498 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan
2018/737 sayılı Bireysel Başvuru Karannda, 5996 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde, tazminat
Ödemesi yapılacak hayvan hastalıklanmn bütçe imkânları, hastalıklarla ilgili bilimsel veriler ile
eradikasyon ve kontrol programlanna göre Bakanlık tarafindan belirleneceği ifade edilmesine
rağmen, hayvansal ürün, yem, madde ve malzemenin Bakanlık tarafindan belirleneceğine dair
hükmün olmadığı, bu sebeple meri mevzuat hükmü gereğince imha edilen tüm hayvansal ürün,
yem, madde ve malzemenin ödenmesi gerektiği ifade edilmiş, Hayvan Hastalıklannda Tazminat
Yönetmeliğinde Kuduz Hastalığına ilişkin hayvansal ürün tazminatma ilişkin hüküm olmaması
sebebiyle mevzuatta yeterli düzenleme olmadığı sonucuna vanimıştır. 5996 sayılı Veteriner
Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununun 5 inci maddesinin birinci fikrasmda yapılacak
değişiklik ile düzenleme eksikliğinin giderilmesi, aym zamanda tazminatlı hastalıklann yam sıra
hayvansal ürün yem madde ve malzemelere de hangi oranda ödeme yapılacağımn yürürlüğe
konulacak yönetmelik ile belirlenmesi öngörülmektedir.
Üçüncü fikrada mevcut metinde yer alan "Sahipleri tarafindan hasta olduklan Bakanlıkça
belirlenen usullere göre bildirilmeyen veya hasta olduğu bilinerek satın almdığı tespit edilen
hayvanlar, Bakanlıkça belirlenen belgeler bulunmaksızın nakledilen hayvanlar. Bakanlıkça
uygulanması istenen test, tedavi ve aşılan yaptırılmayan hayvanlar" ibaresi zaman olarak ucu açık
olarak algılanmakta ve yanlış değerlendirmelere yol açmaktadır. Örneğin bir hayvamn belgesiz
olarak nakledildiği tespit edildiğinde, sahip değiştirse ve belgesiz işlemden dolayı idari para cezası
düzenlense dahi meri mevzuata göre tazminat ödemesi yapılamayacağı anlaşıldığından, hayvamn
tüm sahipleri aym kabahatten dolayı tekrar tekrar cezalandınimış olmaktadır. Bu sorunun
giderilebilmesi için hiçbir şekilde tazminat ödemesi yapılmayacak hayvanlar belirtilmiş diğer
durumlar için Bakanlık yetkilendirilmiştir. Aym maddenin beşinci fikrasmda "Bu maddenin
uygulanması ile ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça çıkanlacak yönetmelikle belirlenir. Tazminatların
ödenmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesinde Maliye Bakanlığınm görüşü alınır." hükmüne
istinaden sözü edilen durumlann yönetmelik ile belirlenmesinin daha uygun olacağı
değerlendirilmektedir.
Düzenlenecek yönetmelikte tazminat ödenmemesi gereken durumlar sayılacağından
uygulayıcı ve hak eden yetiştirici arasındaki anlaşmazlıklar ve bu anlaşmazlıklardan kaynaklı
davalar azalacaktır. Hastalığm türü ve hastalığın çıktığı bölgedeki farklılıklar hastalıkla
mücadelede farklı yöntemleri doğurmaktadır; bu sebeple tazminat uygulanacak bazı hastalıklarda
kontrol önlemlerinin almdığı dönem ve devammda riske bağlı yeni önlemler almak gerekebilir.
Bu önlemler ve riskler hayvancılık işletmelerinin farklı yapılarından dolayı hepsi için aym değildir.
Bu sebeple riskin işletme tarafından almdığı koşullarda tazminatın ödenmemesinin sağlanması
devlet bütçesinde zaran engelleyecek ayrıca riske karşı yetiştiricinin hastalık ile mücadele
esnasmda alması gereken temizlik dezenfeksiyon deneme hayvanları uygulaması, koruma ve
gözetim faaliyetlerinde daha dikkatli olmasma zemin hazırlayarak ticari kaybın daha az olmasına
ve güvenli üretime geçilmesine katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.
Madde 26değiştiriyoribare değişikliği5996 sayılı
5996 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin birinci fıkrasmm (e) bendinin
birinci cümlesinde yer alan "ve kayıt tutmayan" ibaresi ile beşinci cümlesinde yer alan "fiil suç
oluşturmadığı takdirde" ibaresi madde metninden çıkarılmış ve (Ç bendi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"f) 8 inci madde gereği canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin şevklerinde Bakanlıkça
belirlenen belgeleri bulundurmayan canlı hayvan ve hayvansal ürün sahiplerine sığır cinsi
hayvanlar için hayvan başına yedibinsekizyüzaltmışüç Türk lirası, koyun ve keçi türü hayvanlar
için hayvan başına binikiyüzdört Türk lirası, diğer hayvan türleri ve hayvansal ürünler için araç
başına yirmialtıbinüçyüzaltmış Türk lirası, ayrıca nakil vasıtası sahiplerine
yirmialtıbinüçyüzaltmış Türk lirası. Bakanlıkça izin verilen yerler dışında hayvan satışı
yapanlara yirmialtıbinüçyüzaltmış Türk lirası idarî para cezası verilir. Belgesiz nakledilen
hayvanların, Bakanlıkça belirlenen korunmuş bölgeler hariç olmak koşulu ile nakil esnasında
yakalanması durumunda, sahibinin bilgisi dâhilinde karantina altına alınır. Korunmuş bölgeler
ve karantina ile ilgili hususlar Bakanlıkça belirlenir. Bu önlemler, insan, bitki ve hayvan sağlığı
ile çevre için doğrudan ya da dolaylı herhangi bir olumsuz etkiye sebep olmayacak şekilde
uygulanır. Bu iş ve işlemler için yapılacak tüm masraflar sahibi tarafından karşılanır. Kesim,
imha ve itlaf hâlinde Bakanlıkça herhangi bir tazminat ödenmez. Canlı hayvan şevklerinde
Bakanlıkça belirlenen kurallara göre yol kontrol ve denetim noktalarına girmeyen nakil vasıtası
sahiplerine araç başı yirmialtıbinüçyüzaltmış Türk lirası, hayvan sahiplerine
yüzotuzikibinyüzsekiz Türk lirası, idarî para cezası verilir."
Gerekçe: Madde ile, 5996 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin birinci fikrasınm (e)
bendinde yer alan "fiil suç oluşturmadığı takdirde" ibaresi kaldmlmaktadır. Yürürlükteki
maddenin uygulanmasım teminen Cumhuriyet Savcılıklanna suç duyurusunda bulunulduğunda
Cumhuriyet Savcılıklarmca karar verilinceye kadar hayvanlarm yedieminde bulunmasınm
gerekmesi ancak hayvanlarm bekletileceği yediemin bulunamaması, bulunması halinde ise
yediemin ücretlerinin fazlalığı; vatandaşlarımızın mağduriyeti, ekonomik kayıplar ve iş gücünün
verimli kullamlamaması durumlanna yol açmaktadır. Diğer taraftan; Cumhuriyet Savcılıklanna
yapılan suç duyurulannda ekseriyetle kovuşturmaya yer olmadıgma dair kararlar verildiği
görüldüğünden halihazırda yürürlükte bulunan düzenlemeden beklenen netice alınamamaktadır.
5996 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin birinci fikrasınm
bendinde, 11/3/2021 tarihli
ve 7297 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan değişiklikle; nakil
esnasmda belgesiz yakalanan gebe olanlar ile yaşı küçük hayvanlar dışmdaki hayvanlarm
kesilmesi hükme bağlanmış olup bu durum gerek ekonomik olarak kayıplara gerekse de hayvan
refahı açısmdan uygun olmayan görüntülere neden olmaktadır. Kanunun ilgili maddesinde
yapılacak değişiklikle nakil esnasmda yakalanan küpesiz hayvanlara sadece idari para cezası
uygulanarak küpe takıldıktan sonra şevklerine izin verilmesi öngörülmektedir. Aynca, Tanm ve
Orman Bakanlığınca belirlenen yol kontrol ve denetim noktalarma giriş yapmayan nakil vasıtası
sahipleri ile hayvan sahiplerine hayvanlarm kontrollerini yaptırmadıkları için idari para cezası
uygulanması sağlanacaktır. Böylece ülke ekonomisinde bü}^ kayıplara neden olan ve ülke
hayvancılığı açısmdan önemli bir sorun olan kontrolsüz hayvan hareketlerinin denetlenmesinin
daha sık ve sağlıklı yapılması amaçlanmaktadır. Kontrolsüz hayvan hareketleri bulaşıcı hayvan
hastalıklanmn geniş çapta yayılmasına neden olduğundan, bu hastalıklara yerinde ve erken
müdahale edilmesi ile hastalıklann yayılmasmm önlenmesi, ülke ekonomisine, insan sağlığma,
temiz ve güvenilir gıda arzma katkı sağlanması öngörülmektedir.
Madde 27ekliyor6292 sayılı6831 sayılı
19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalannm
Desteklenmesi ve Hazine Adma Orman Sınırlan Dışma Çıkanlan Yerlerin Değerlendirilmesi île
Hazineye Ait Tanm Arazilerinin Satışı Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
"GEÇÎCÎ MADDE 10- Ankara ili, Kızılcahamam ilçesi, Dereneci/Gökbel mahalleleri ile
Samsun ili, Vezirköprü ilçesi Çeltek mahallesinde, 6292 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten
önce 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesi (A) bendi gereğince orman sımrlan dışma
çıkanları alanda nakil, yerleştirme, hak sahipliği tespiti, borçlandırma ve takyide ilişkin usul ve
esaslar bu Kanuna göre Cumhurbaşkam karan ile belirlenir,"
Gerekçe: Madde ile 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin
Kalkmmalarmm Desteklenmesi ve Hazine Adma Orman Sımrlan Dışına Çıkanlan Yerlerin
Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tanm Arazilerinin Satışı Hakkında Kanıma geçici 10 uncu
madde eklenerek mezkûr Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce Orman Kanununun 2/A
uygulaması ile Ankara ili, Kızılcahamam ilçesi, Dereneci/Gökbel Mahalleleri ile Samsun ili,
Vezirköprü ilçesi Çeltek Mahallesinde, orman smırlan dışma çıkanlan alanlara usulüne ve
amacma uygun yerleştirme yapılmadığından, bugün itibari ile fiili yerleşim söz konusu
olduğundan ve geçmişte bu yerlerde hak sahipliği tespiti yapılmadığmdan, fiili yerleşimin yasal
olması için de bir düzenleme yapılması, aksi takdirde bu sahalarm 2/A uygulamalanmn iptal
edilerek devlet ormam vasfi ile yeniden tescil edilmesi ve sorunun yaşandığı Hazine adma orman
sınırlan dışına çıkanlan yerlerde ikamet eden yaklaşık 300 vatandaşm mağduriyetinin kamu
harcamalarma ek yük getirilmeden giderilmesi hedeflenmektedir.
Madde 28
Bu Kanunun;
a) 20 nci maddesi 1/1/2027 tarihinde,
b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,
yürürlüğe girer.
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
Madde 29
Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Gerekçe: Yürütme maddesidir.
TOPRAK KORUMA VE ARAZI KULLANIMI KANUNU İLE ÇELTİK KANUNU VE
BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ