İçeriğe geç
MECLİSGenel Kurul'un son durumu içinBugün sayfası →
Kanun · 7584 · Resmî Gazete · 20 HAZİRAN 2026

7584 sayılı Kanun ne getirdi?

Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

Kanun, 11 Haziran 2026'da TBMM Genel Kurulu'nda 245 kabul, 68 ret oyuyla kabul edildi ve 20 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete'de (Sayı 33286) yayımlandı.

Teklif ile; çeltik ekim alanlarının yerleşim yerlerine olan uzaklığının düzenlenmesi, alkollü içki üreten firmaların sponsorluk ve tanıtım faaliyetleriyle ilgili düzenleme yapılması, belirli saatlerde alkollü içki satış yasağına ilişkin yaptırımlarda mülki idare amirinin yetkilendirilmesi, Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğünün emlak vergisi ve yargı harçlarından muaf tutulması, hidroelektrik enerji üretim tesislerinin teknik ve idari denetimlerinde tespit edilen aykırılıklara ilişkin kademeli idari yaptırım uygulanması, su yapılarında ve koruma alanlarında koruyucu güvenlik tedbirlerinin alınması, DSİ’ye ait veya hissedar olduğu taşınmazlarının satışı ve kiralanmasına ilişkin düzenleme yapılması, veteriner hekimlere ilişkin kanunlarda yer alan disiplin cezalarının yeniden düzenlenmesi ve disiplin para cezalarının artırılması, karbon yutak ormanlarının kurulması, bazı arazilerde 2/B uygulamasının yapılabilmesine ilişkin düzenleme yapılması, Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılan projeler için sürenin uzatılması, sözleşmesiz ve izinsiz şeker pancarı ekilememesi, şirketlerin belirlenen ekim alanı dışında pancar temininde izne tabi olması ve aykırı fiillere yönelik yaptırım uygulanmasına ilişkin düzenleme yapılması, tarım arazilerinin korunması amacıyla kooperatiflerin bu araziler üzerinde mülkiyet ve sınırlı ayni hak edinmelerinin yasaklanması, ancak tarımsal amaçlı faaliyet gösteren kooperatiflerin bu çerçevedeki hak edinimlerinin Tarım ve Orman Bakanlığı iznine tabi kılınması, tarım arazilerinde arazi kullanım planlarına aykırı fiillere yönelik yaptırım uygulanması, tarım arazileri üzerindeki izinsiz yapılara elektrik, su ve doğalgaz hizmeti götürülmesinin engellenmesi, tazminatlı hastalıklar nedeniyle imha edilecek hayvansal ürün, yem, madde ve malzemelerine yapılacak ödeme oranlarının Cumhurbaşkanınca belirlenmesi, belgesi olmadan nakledilen hayvanlar için idari para cezası kesilerek sevklerine izin verilmesi ile yol kontrol ve denetim noktalarına giriş yapmayan vasıta sahipleri ile hayvan sahiplerine idari para cezası uygulanması, Ankara ili Kızılcahamam ilçesi Derenci ve Gökbel mahalleleri ile Samsun ili Vezirköprü ilçesi Çeltek mahallesinde 2/A uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarılan alanlardaki yapı hak sahipliği tespiti yapılmayan fiilî yerleşimlerin Cumhurbaşkanınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde 2/A kapsamında orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin düzenleme yapılması amaçlanmaktadır.

Teklifin TBMM kaydındaki özeti.

Teklifin yolculuğu

  1. 12 MART 2026
    Sunuldu
    90 imza
  2. KOMİSYON
    Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu
    Raporunu Verdi · 26 Mart 2026
  3. 11 HAZİRAN 2026
    Kabul edildi
    245 – 68
  4. 20 HAZİRAN 2026
    Resmî Gazete
    Sayı 33286
91 gün
sunuluştan kabule
9 gün
kabulden yayıma

Nasıl kabul edildi?

Açık oylama · 11 Haziran 2026
245 – 68
245 kabul68 ret279 katılmadı8 boş sandalye
Oylama günündeki partiKabulRetKatılmadı
AK Parti217059
CHP029109
DEM Parti11540
MHP23023
İYİ Parti01217
Yeni Yol0119
Bağımsız315
Yeniden Refah004
HÜDA PAR004
TİP003
DBP002
EMEP002
DSP100
Saadet001
DP001
Vekillerin oyunu tek tek gör →

Genel gerekçe

Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).

Gerekçeyi oku
İklim değişikliği ve yaşanan teknolojik gelişmeler ülkemiz ormanlanmn korunması için yeni yöntemlerden faydalanılmasını gerektirmektedir. Diğer yandan orman sahalarımn etkin ve verimli bir şekilde muhafazası için mevzuatın güncel gelişmeler ile sahada yaşanan sorunlan çözümleyici araçlarla donatılması icap etmektedir. Bu minvalde, sımrda karbon düzenlemesi sonucu kamu ve özel sektör üzerinde oluşacak mali yükün azaltılması, sektörün ihtiyaç duyacağı karbon sertifîkalannm ülkemiz kaynaklanndan karşılanması ile birlikte karbon yutak ormanları kurularak verimli orman miktarının artınimasmm sağlanması amaçlanmaktadır. Kanun teklifinin yürürlüğe girdiği tarihten önce kısmen veya tamamen kesinleşmiş orman kadastro sımrlan içerisinde kalan ve üç milyona yakın vatandaşı ilgilendiren yaklaşık 80 bin tapulu taşınmaz için tapu iptali ve tescili davaları açılması gerekmektedir. Bu tapu iptali davalannm akabinde, taşınmaz maliklerince tazminat davaları açılmakta, açılan tazminat davalarmda taşınmazlann gerçek rayiç değerinden daha fazla tazminata hükmedilmekte, vekâlet ücreti, icra vekâlet ücreti gibi yargılama giderleri sebebiyle bu miktar daha da artmakta ayrıca şahıslar bu taşınmazları kullanmaya da devam etmektedirler. Bu hususim da Hazine zararına sebebiyet verdiği görülmektedir. Bu doğrultuda, açılacak tapu iptal ve tescil davası ile tazminat davalanmn önüne geçilmesi, tapu kayıtlan geçerli kabul edilmek suretiyle mülkiyet hakkmm korunmasının sağlanması ve yüksek miktarda tazminat bedeli ödenmesinin önüne geçilmesi hedeflenmektedir. 2/B uygulamalanmn yapıldığı yerlerde; bu uygulamaların Kanunda açıkça sayılan sebepler dışmdaki gerekçelerle hükmen iptal edildiği ve 2/B şartlanm taşıdığı halde orman kadastrosu tutanak defterlerinde 2/B uygulamaları yapılmama gerekçelerinin yazılmadığının Orman Genel Müdürlüğünce tespit edildiği hallerde yeniden 2/B uygulaması yapılması amaçlanmaktadır. Tütün, tütün mamulleri, alkol ve alkollü içki piyasasımn düzenlenmesi, piyasa güvenliğinin sağlanması, kayıt dışı alkol ve alkollü içki faaliyetlerinin önlenebilmesi, etil alkol ve alkollü içki piyasasımn daha etkin izlenmesi için ilgili kanunlarda gerekli düzenlemelerin yapılması amaçlanmaktadır.Bu kapsamda, yeni getirilen düzenlemelere ilişkin idari yaptınmlann belirlenmesi ve mevcut idari yaptınmlann uygulamada yaşanan tereddütlere mahal verilmeyecek surette açık ve caydırıcılığını artıracak şekilde yeniden düzenlenmesi öngörülmektedir. Bağımlılıkla mücadele kapsamında alman önlemlerin kuvvetlendirilmesi, alkollü içki kullanımına yönelik teşvik edici uygulamaların önüne geçilerek alkollü içki üreten firmaların sponsorluk ve tanıtım faaliyetlerinin kısıtlanması amaçlanmaktadır. Milli bir miras olan Atatürk Orman Çiftliğinin arazisinin korunması, geleceğe aktarılması ve asli misyonunun devam ettirilmesi için özel bir hassasiyet gösterilmesi gerektiği açıktır. Teklif ile Atatürk Orman Çiftliği arazileri, Müdürlüğün de içinde yer aldığı parseller ve ayrık nizamdaki parseller aynmma gitmeden tamamım kapsayacak şekilde tanımlanarak, Çiftlik adına tescilli bütün gayrimenkullerin bina ve arazi vergileri yönüyle muafiyetinde birlik sağlanması amaçlanmaktadır. Çeltik Kanunu kapsammda, çeltik ekim alanlannm yerleşim yerlerine uzaklığımn değişen mevzuata ve günümüz koşullarına uyum sağlanması amacıyla yeniden belirlenmesi öngörülmektedir. Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu hükümlerince canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin şevklerinde Tarım ve Orman Bakanlığınca belirlenen belgeleri bulundurmayanlara idari para cezası uygulanması ve bu hayvanların kesilmeleri yerine usulüne uygun tammlanarak karantinaya alınmalarına yönelik değişiklik yapılması ihtiyacı hâsıl olmuştur. Ayrıca tazminatlı hastalıklarda itlaf edilen hayvanların tazminatlarının ödenmesinde olduğu gibi hayvansal ürün, yem madde ve malzemelerinin bedellerinin, imha, nakliye ve dezenfeksiyon masraflarının ödeme usulünün belirlenmesi amaçlanmaktadır. Devlet Su îşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarafından jûirütülen faaliyetlerde karşılaşılan problemlerin çözümüne yönelik olarak; lisans almaksızın- DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılan veya yaptınimakta olan projeler için belirlenen sürenin uzatılması, su j^apılannda veya koruma alanlannda gerçekleştirilen çalışmalarda can ve mal güvenliği açısından alınacak tedbirlerin belirlenmesi, DSÎ'nin görevim ifasında verimliliğini arttıracak muhtelif düzenlemelere yer verilerek su yapılarmda veya koruma alanlarında gerçekleştirilen çalışmalarda görev ve sorumluluğu olan idareler ile çalışma yürüten idarelerin, can ve mal güvenliği yönünden koruyucu güvenlik tedbirlerini almasına yönelik düzenleme yapılması, bu minvalde su yapıları için inşa edilen servis yollarının ilgili idare tarafından devraimmasına ve amacı dışında kullanılmasının önlenmesine, ilgililerin sorumluluğuna yönelik düzenleme getirilmesi ile Kamulaştırmamn satm alma usulüyle yapılması halinde de tescil ve terkin işlemi sırasında mal sahibinin bu taşınmaz mal nedeniyle vergi ilişiğinin aranmaması, kamulaştırma işlemlerinde olduğu gibi kamulaştırmasız el koyma ve tazminat davalan sonucunda tescile yönelik kesinleşen mahkeme kararlarının infazında veya kamulaştırmasız el koyma nedeniyle malik ile idare arasında düzenlenen uzlaşma tutanağının uygulanmasında ortaya çıkan tapu harçları yönünden maliklerin harç ödemekten imtina etmesi sebebiyle tescili yapılamayan taşınmazlarda, tapu harçlarmm idare tarafından ödenmesi hedeflenmektedir. Şeker Kanununda öngörülen değişikliklerle, sözleşmesiz şeker pancan ekiminin önüne geçilmesi, belirlenen ekim alam dışında pancar temininin Tarım ve Orman Bakanlığımn iznine bağlanması ve sözleşmesiz ekim ve izinsiz temin hallerinde uygulanacak yaptırımın belirlemnesi Öngörülmektedir. Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu gereği tanm arazilerinin korunmasım, tanm yapılmasını engelleyecek şekilde hukuki veya fiili olarak ifraz edilmesi yasaklanmışken büyük şehirlerin etrafında bulunan tarım arazileri çiftçilerin elinden ucuz fiyata alınarak Kooperatifler Kanununa göre kurulmuş kooperatiflerin tüzel kişiliği altında fiili parsellere aynlarak kooperatif üyeliği şeklinde hobi amaçlı kullamimak üzere kanuna aykırı bir şekilde tanm dışı amaçlarla kullanıma açılmaktadır. Aym zamanda çeşitli kurumlar aracılığı ile götürülen altyapı hizmetleri, izinsiz yapılara göz yumulduğu izlenimi uyandırmakta ve ihlalin yaygınlaşmasına sebep olmaktadır. Bu nedenlerle hem tanm arazilerinin korunması hem de sözü edilen kooperatiflere üye olmak isteyen iyi niyetli vatandaşların zarara uğramalanmn engellenmesi amacıyla tarımsal amaçlı kooperatifler dışındaki kooperatiflerin tarım arazisi edinmelerinin engellenmesi, tarımsal amaçlı kooperatiflerin arazi edinimlerinin izne bağlanması, tanm arazilerine yapılmış olan izinsiz yapılara alt yapı hizmetlerinin götürülmesinin önüne geçilmesi için düzenleme yapılmaktadır. Veteriner Hekimliği Mesleğinin icrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği İle Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanunun disiplin hükümlerini içeren 41 inci maddesi Anayasa Mahkemesi Kararındaki gerekçeler doğrultusunda yeniden düzenlenmektedir.

Teklifin maddeleri

29 madde · gerekçesiyle birlikte

Bunlar teklifin TBMM'ye sunulduğu ilk hâlidir. Komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde değişmiş olabilir; kanunun yürürlükteki metni Resmî Gazete'dedir.

Madde 1değiştiriyor3039 sayılı
11/6/1936 tarihli ve 3039 sayılı Çeltik Ekimi Kanununun 19 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. "MADDE 19 - Çeltik tarlaları, il ve ilçe merkezlerine imar smınndan itibaren beş yüz metre, köy ve mahallelerde ise elli metre uzaklıkta bulunabilir. Uzaklıklar, köy ve mahallelerde en kenar evin dış çevresiyle çeltik ekilen yerlerin en yakın noktasımn arası ölçülerek tayin olunur."
Gerekçe: Madde ile 11/6/1936 tarihli ve 3039 sayılı Çeltik Ekimi Kanununun 19 uncu maddesinde değişiklik öngörülmektedir. Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de çeltik ekimi izne bağlı olarak, 3039 sayılı Çeltik Ekimi Kanunu çerçevesinde yapılmaktadır. Amlan Kanun 1936 yılında ülke çapında yaygın olan sıtma ile savaşmak için çıkanimıştır. 6360 Sayılı "On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile illere bağlı ilçelerin mülki smırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır. Söz konusu Kanun ile köyler mahalle statüsüne dönüştüğü için Çeltik Ekimi Kanununun 19 uncu maddesinde yer alan çeltik arazilerinin yerleşim yerlerine olan mesafeleri köylerde 50 metreden 500 metreye çıkmıştır. Bu durum çeltik ekim alanlanmn yerleşim yerlerine olan uzaklıklarmın belirlenmesinde kısıtlamalara neden olmaktadır. Aynca sıtmaya sebep olan etmenlere karşı yapılan etkin zirai mücadele ve yetiştiricilik metodunda damla sulama yönteminin kullanımı sayesinde çeltikte diğer bitkiler gibi yetiştiricilik yapılması mümkün olabilmektedir. Köylerin statü değişikliği nedeni ve mevcut kanunda uygulanmakta olan mesafelerin 1936 yılma göre değerlendirilmiş olması sebebiyle 3039 sayılı Kanunun 19 uncu maddesinin güncellenmesi amacıyla çeltik ekim alamnm yerleşim yerlerine uzaklığı yeniden belirlenmektedir.
Madde 2ekliyor4250 sayılı
8/6/1942 tarihli ve 4250 sayılı îspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanununun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının dördüncü cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, bu cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle ve dokuzuncu fıkrasına birinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir. "Alkollü içkileri üreten, ithal eden ve pazarlayanlar, her ne surette olursa olsun hiçbir etkinliğe veya her tür mecrada yapılacak yayın ve paylaşımlara ticaret ünvanlan ile ürünlerinin marka, amblem, logo, alamet ya da işaretleri ile bunları çağnştıran diğer isim veya işaretleri kullanarak destek olamazlar." "Alkollü içkilerin veya alkollü içkileri üreten, ithal eden ve pazarlayan firmaların isim, marka, logo, amblem veya alametlerini çağnştıracak şekilde isim, sözcük, şekil, resim ve harfler iş yerlerinin içinde, dışında, vitrinlerinde, satış ünitelerinde ve hiçbir etkinlik alamnda bulundurulamaz." "Fermente alkollü içki markası, distile alkollü içki markası olarak; distile alkollü içki markası, fermente alkollü içki markası olarak kullanılamaz."
Gerekçe: Madde ile, 4250 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci ve dokuzuncu fıkralannda değişiklik yapılmaktadır. 4250 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasmda yapılan değişiklik ile alkollü içkilerin her ne suretle olursa olsun reklamı ve tüketicilere yönelik tanıtımımn yapılmasım yasaklayan birinci fıkrasında yer alan hükmün, alkollü içkileri üreten, ithal eden ve pazarlayan firmalann isim, alamet, işaret vb. kullamimak suretiyle de yapılmasınm engellenmesi ve hükmün tüm etkinliklere yapılacak olan desteklerde uygulanabilirliğinin sağlanması ile işyerlerinde ve etkinlik alanlannda alkollü içkilerin markalanm çağnştıracak şekilde başka isim, sözcük, şekil vb. her türlü alametler ile reklam ve tamtımımn önlenmesi amaçlanmaktadır. Kanunun 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrasma eklenen cümle ile fermente alkollü içkiler ile yüksek alkol içeren distile alkollü içkilerin aym markayı kullanamayacaklan kural altma alınarak marka bilinirliğinin kullamiması yoluyla özellikle daha düşük alkol içeren fermente ürün markalannm yüksek alkollü distile içkilerde kullanılması, dolayısıyla bu alkollü içkilerin satın alınmasım teşvik edici ve özendirici uygulamalar ile bilhassa gençlere yönelik faaliyetlerde bulunulması nedeniyle düzenleme yapılmakta; Anayasanm "Gençliğin Korunması" başlıklı 58 inci maddesi uyannca alkol düşkünlüğünün önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
Madde 3değiştiriyoribare değişikliği4250 sayılı
4250 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan ", (e) ve (f)" ibaresi "ve (e)" şeklinde değiştirilmiştir.
Gerekçe: Madde ile, 4250 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmektedir. Tanm ve Orman Bakanlığı bünyesinde tütün mamulleri, alkol ve alkollü içkiler piyasalarıyla ilgili iş ve işlemler Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı tarafindan yürütülmektedir. Bununla birlikte, yurt genelinde 4250 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası hükmünün ihlaline (22:00 ila 06:00 saatleri arasmda perakende alkollü içki satış yasağı) ilişkin mülki amirlikler tarafından yapılan tüm tespitler, gerekli idari işlemlerin tesis edilmesi ve sonuçlandmlması talebiyle merkezi idareye iletilmektedir. Bu durum da Başkanhğm işgücünün önemli bir kısmınm söz konusu işlemlere tahsis edilmesine neden olmaktadır. 4250 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin dördüncü fikrasmda yapılan değişiklik ile aym Kanunun 6 ncı maddesinin beşinci fikrası hükmü ihlallerine idari yaptmm uygulama yetkisinin mahalli mülki amirliklere devri amaçlanmaktadır. Bu değişiklik ile Bakanlığm asli görevlerinden olan piyasa düzenleme ve kontrolü (satıcıların lisanslanması, reklam mevzuatınm uygulanması, reklam ve rekabet koşullarmm belirlenmesi, tütün ve alkol kontrolüne ilişkin işlemler, sektörün izlenmesi gibi) görevleri daha etkin bir şekilde yürütülebilmesi, söz konusu dosyaların yurt genelinde yerinde değerlendirilmesi ile işlemlerin hızlı ve etkin bir şekilde sonuçlandıniması ve işlemlerin takibinin daha kolay gerçekleştirilmesi ve idari yaptmm uygulanmasıyla beklenen caydıncılığm arttırılması öngörülmektedir.
Madde 4ekliyor4250 sayılı
4250 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. "GEÇÎCÎ MADDE 2- Perakende ya da açık alkollü içki satışı yapılan iş yerleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde 6 ncı maddenin birinci fıkrasımn beşinci cümlesine uygun hâle getirilir. 6 ncı maddenin dokuzuncu fıkrasımn ikinci cümlesinin kapsamına giren ürünler, bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren üç ay içinde amlan hükme uygun hâle getirilir. Uygun olmayan ürünler, bu tarihten itibaren piyasaya arz edilemez."
Gerekçe: Madde ile, 4250 sayılı Kanuna geçici madde eklenmektedir. Bu kapsamda, perakende ya da açık alkollü içki satışı yapılan işyerlerinin 6 ncı maddenin birinci fikrasmda yapılan yeni düzenlemeye uyum sağlayabilmesi amacıyla satıcılara süre tanınmaktadır. 6 ncı maddenin dokuzuncu fikrasınm ikinci cümlesi kapsamında firmalarm ellerinde bulunan ürünleri ellerinden çıkarmalan ve yeni düzenlemeye uyum sağlayabilmeleri amacıyla firmalara süre tamnmaktadır.
Madde 5ekliyoribare değişikliği5659 sayılı492 sayılı
24/3/1950 tarihli ve 5659 sayılı Atatürk Orman Çiftliği Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan "çiftlik hudutlan dahilinde" ibaresi madde metninden çıkarılmış ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. "Müdürlüğün, 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununun (1) ve (3) sayılı tarifelerine giren bütün işlemleri harçtan müstesnadır."
Gerekçe: Madde ile, 24/3/1950 tarihli 5659 sayılı Atatürk Orman Çiftliği Kanununun 14 üncü maddesinde değişiklik öngörülmektedir. Milli bir miras olan Atatürk Orman Çiftliğinin arazisinin korunması, geleceğe aktaniması ve asli misyonunun devam ettirilmesi için özel bir hassasiyet gösterilmesi gerektiği açıktır. Teklif ile Atatürk Orman Çifthği arazileri, Müdürlüğün de içinde yer aldığı parseller ve aynk nizamdaki parseller aynmma gitmeden tamamım kapsayacak şekilde tanımlanarak, Çiftlik adına tescilli bütün gayrimenkullerin bina ve arazi vergileri yönüyle muafiyetinde birlik sağlanması amaçlanmaktadır. Aynca Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğünün, 492 sayılı Harçlar Kanununun 1 ve 3 sayılı tarifelerindeki yargı harçları ve vergi yargısı harçlanndan muaf tutulması amaçlanmaktadır.
Madde 6ekliyor1319 sayılı5659 sayılı
5659 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. "GEÇÎCÎ MADDE 3- Atatürk Orman Çiftliğinin sahip bulunduğu gayrimenkuller için bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlük tarihinden önce, 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu hükümlerince tahakkuk ettirilmiş bina ve arazi vergileri ve bunlara bağlı vergi cezalan, gecikme faizleri, gecikme zamlarmm tahsilinden vazgeçilir. Bina ve arazi vergi borcu için yargı mercilerine intikal etmiş uyuşmazlıklarda, davayı gören mahkeme tarafindan, karar verilmesine yer olmadıgma, taraflarm yaptıklan masraflarm üzerlerine bırakılmasına karar verilir ve vekalet ücretine hükmedilmez."
Gerekçe: Madde ile 5659 sayılı Kanuna geçici madde eklenmesi öngörülmektedir. 5659 sayılı Atatürk Orman Çiftliği Kanununun 14 üncü maddesinde öngörülen değişiklik ile Müdürlük idari binasınm bulunduğu parsellerden aynk nizamdaki çiftlik bina ve arazilerinin emlak vergisi yönüyle istisna kapsamma alınması sebebi ile geçmişte tahakkuk ettirilmiş ve henüz ödenememiş olan vergilerin tahsilinin durdurulması ve bu uyuşmazlıklardan kaynaklanan davalarm sonlandmlması amaçlanmaktadır. Öte yandan Atatürk Orman Çiftliği KİT statüsünde bir kurum değildir. Kendi özel Kanunu bulunan kendine münhasır özel bir yapıda kurulmuş herhangi bir ticari oluşum gibi kâr amacı gütmeyen, genel bütçeden pay almadan varlığım idame ettiren bir kamu kurumudur. Aynca Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün emanetidir. Dolayısıyla zaten tahakkuk ettirilip ettirilmemesinde hukuki tereddüt bulunan bu güne kadar tahakkuk ettirilmiş vergilerin de kuruma münhasır olarak terkin edilmesinin kamu yaranna ve kurum yararma olacağı değerlendirilmiştir.
Madde 7ekliyor6446 sayılı
18/12/1953 tarihli ve 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Yürütülen Hizmetler Hakkında Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir. "EK MADDE 16- 6446 sayılı Kanun kapsamındaki hidroelektrik enerji üretim tesislerinde veya tesisten kaynaklı olarak memba veya mansapta can ve mal enmiyeti açısından risk oluşturan durumların tespit edilmesi halinde üretim lisansı sahibi şirkete ihtarda bulunulur ve gerekli önlemlerin alınması için süre verilir. Verilen süre içerisinde şirket tarafından gerekli önlemlerin alınmaması halinde, şirketle imzalanan su kullanım hakkı anlaşması derhal feshedilir. Ayrıca, mahalli mülki idari amir kararıyla risk oluşturan durumlar ortadan kaldırtılır. Bu hususta yapılan masraflar ilgili şirketten tahsil edilir. 6446 sayılı Kanun kapsamındaki hidroelektrik eneıji üretim tesislerinde DSİ tarafından belirlenen işletme talimat ve programına, Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi tarafından dengeleme güç piyasası kapsamında verilen talimatlara göre yapılan işletme halleri hariç olmak üzere uyulmadığımn veya hidroelektrik üretim tesisinin DSİ sorumluluk sahasmda bulunan bölümlerinin DSİ tarafından yapılan ya da yaptırılan denetim ve yıllık muayenelerinde eksiklikler olduğunun tespit edilmesi üzerine şirkete ihtarda bulunularak işletme talimatına ve programma uygun hareket etmesi veya eksikliklerin giderilmesi için süre verilir. Verilen süre içerisinde şirketin, DSÎ tarafından belirlenen işletme talimat ve programma uymaması veya tespit edilen eksiklikleri gidermemesi halinde şirkete toplam ceza tutan iki yüz elli bin Türk lirasından az, beş milyon Türk lirasından çok olmamak üzere, ihmal niteliği, kusur, neticenin ağu*lığı dikkate alınarak, tesisin hidrolik kurulu gücüne (MWm) bağlı olarak megavat başına, elli bin Türk lirası ile yüz bin Türk lirası arasında idari para cezası uygulanır. İdari para cezasının uygulanmasından itibaren en geç üç ayın sonunda ihtar edilen hususların yerine getirilmemesi halinde, ceza tutarının alt ve üst sımr değerleri iki katma çıkarılmak üzere, para cezası önceki cezamn iki katı olarak uygulamr. Bu durumda ihtar edilen hususların yerine getirilmesi için şirkete üç aydan fazla olmamak üzere ek süre verilir. Verilen süre içerisinde ihtar edilen hususların yerine getirilmemesi halinde DSİ tarafından su kullamm hakkı anlaşması feshedilir. Bu maddede belirtilen idari para cezasını gerektiren hallerin, idari para cezasının uygulandığı tarihten itibaren bir yıl içerisinde tekran halinde ceza tutarı ile alt ve üst sınır değerleri iki katı olarak uygulamr. Bu maddenin yürütülmesine ilişkin usul ve esaslar DSİ'nin bağlı olduğu Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir."
Gerekçe: Hidroelektrik eneıji üretim tesisinde veya tesisten kaynaklı olarak memba veya mansapta can ve mal emniyeti açısından risk oluşturan durumların tespit edilmesi halinde verilen süre içerisinde gerekli önlemleri almayan şirketlerin su kullanım hakkı anlaşmalarının derhal feshedilmesi ve riskli durumların ivedilikle ortadan kaldıniması, sonradan telafisi mümkün olmayan durumlann önlenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu çerçevesinde iş ve işlemleri DSİ tarafından yürütülen işletmedeki HES projelerinin muayene ve denetimlerine ilişkin yapılacak düzenleme ile yükümlülüklerini ve kurum talimatlarım yerine getirmeyen şirketlere uygulanacak idari para cezasımn caydırıcılığı nedeniyle, işletmedeki HES tesislerinin faaliyetlerinin ilgili mevzuat hükümlerine ve genel kurallara uygun olarak devam etmesi amaçlanmaktadır.
Madde 8ekliyor6200 sayılı
6200 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir. "EK MADDE 17- İl özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşları, köy tüzel kişilikleri ile diğer kamu kurum ve kuruluşları; su yapılarından kaynaklanabilecek kaza ve kayıpların önlenmesi için kendi görev ve sorumluluklan dâhilinde gereken koruyucu güvenlik tedbirlerini alır ve bu konuda DSİ'yi bilgilendirir. DSİ tarafından inşa edilen tesislerin bulunduğu yerin kısmen ya da tamamen imar plam kapsamına alınması veya herhangi bir sebeple meskûn mahal sınırları içerisinde kalması durumunda DSİ tarafından belirlenen koruyucu güvenlik tedbirleri ilgili belediye veya il özel idaresi tarafından alınır. Su yapıları ile ilgili ya da su yapılarında veya koruma alanlarında gerçekleştirilen çalışmalarmda kişilerin ve çevrenin zarar görmemesi, can ve mal güvenliğinin sağlanması için DSİ tarafından belirlenen koruyucu güvenlik tedbirleri çalışmayı gerçekleştiren kamu kurum ve kuruluşu tarafından alımr. Mülkiyeti DSİ'ye ait olan su yapıları ile servis yolları ve diğer unsurları amacı dışında kullamlamaz. Bunların zorunlu nedenlerle amaç dışı kullanımı halinde koruyucu güvenlik tedbirleri, kullanan kişi veya kamu kurum ve kuruluşlarınca alınır. Amaç dışı kullammdan kaynaklanan zararlardan, amacı dışında kullanan kişi veya kamu kurum ve kuruluşları sorumludur. Su yapılarına ait servis yolları ilgili idaresince devralınmadığı müddetçe genel ulaşım maksatlı kullanılamaz. Su yapılanna ait servis yollan genel ulaşıma açılması talebi olması halinde DSİ'nin uygun görmesi halinde işletme, bakım ve yönetim sorumluluğu ilgili kuruma devredilir."
Gerekçe: Su yapılanmn inşası ve işletilmesi kamu hizmeti niteliği taşımaktadır, bu bakımdan da ağırlıklı olarak kamu kurumlarının sorumluluğunda bulunmaktadır. Ülkemizde su yapıları konusunda görevli kurumların başında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) gelmektedir. DSİ tarafından inşa edilen veya devralınan su yapılan doğrudan DSİ tarafından işletilebildiği gibi işletme, bakım ve yönetim sorumluluğu gerçek ve tüzel kişilere de devredebilmektedir. Su yapılanndan kaynaklanabilecek risk ve tehlikelere karşı kişilerin can ve mal güvenliğinin sağlanması, kaza ve kayıpların en aza indirgenmesi, su yapılan ile etkileşim içinde olan gerçek ve tüzel kişilerin sorumluluklan ile su yapılan ile ilgili hizmetlerde alınacak koruyucu güvenlik tedbirlerinin tüm tarafların sorumluluklanmn belirlendiği katılımcı bir yaklaşımla ele alınarak kişilerin can ve mal güvenliğinin sağlanması, kaza ve kayıplım en aza indirgenmesi noktasında büyük önem arz etmektedir. Tesislerin inşa edildiği yıllarda yerleşimin olmadığı ancak, zaman içerisinde yoğunlaştığı bölgelerde kanal ve depolama tesislerinde akan ya da durağan su kütleleri ile tesislerin işletme ve bakımı için kullamlan servis yollarının maksatları haricinde kullamiması, bölge halkmın can güvenliği açısından risk oluşturmaktadır. Daha sonra imara açılarak yerleşim yerlerinin genişlemesi sonucu şehir içinde kalan tesislerde, halkın can ve mal emniyeti açısından gerekli koruyucu ve önleyici tedbirlerin alınması, şehrin bütünlüğüne hizmet eden koruyucu donatıların yapılması ve alt yapı hizmetlerinin yürütülmesi kapsamında yerel yönetimlerin görevleri olarak değerlendirilmesi büyük önem arz etmektedir. Devlet vatandaşının sağlığını ve yaşam hakkını gözetir. Bu sebeple, sonradan imara açılan su yapılarının bulunduğu alanlarda Koruyucu Güvenlik Tedbirlerinin alınmasında sadece Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün çabası ile önlenmesi mümkün olmadığmdan diğer kurum ve kuruluşların da kendi görev alanları dahilinde yükümlülüklerini yerine getirmesi elzem olduğundan bu yasal düzenlemenin yapılması zarureti hasıl olmuştur. İmar planlarmdaki değişiklikler sebebiyle, nüfus yoğunluğunun ve araç trafiğinin arttığı yerlerde ise ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafmdan alınacak kararlar doğrultusunda, tesislerin asıl inşa maksatlarına yönelik hizmet üretiminde aksama olmaması için Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün (DSİ) uygun görüşü alınmak şartıyla; çit, korkuluk, bariyer, üst geçit gibi yapıların ilgili kamu kurum ve kuruluşu uhdesine alınmasımn konuyla ilgili yaşanan sıkıntıyı gidermesi öngörülmektedir. Aynca işletme ve bakım servis yollanmn yaya ve araç trafiğine kapatılmasımn mümkün olmadığı durumda, yolu trafiğe açan kurum ile DSİ arasında protokol düzenlenerek yolun işletme ve bakım sorumluluğunım devrinin sağlanması gerektiği, toplulaştırma çalışmaları sonrasında sulama alam içerisindeki bu yollann çiftçiler tarafmdan tarla içi yolu olarak kullamiması maksadıyla kamuya terk edilmesinin araç ve yaya trafiğine açılması anlamım taşıyacağı, mülkiyet bakımından doğrudan sorumluluk olmasa dahi, idare tarafmdan geliştirilen sulama alam içerisinde olduğundan hukuki olarak idare ve çalışanlanna sorumluluk getirebilecek olması sebebiyle ilgili kuruma sorumluluk devrinin yapılması gerekmektedir.
Madde 9ekliyor6200 sayılı
6200 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir. "EK MADDE 18- DSİ'ye ait olan taşınmaz mallar, hisse oram yüzde kırkı ve hisse miktan uygulama imar planı sınırlan içinde dörtyüz metrekareyi, dışmda ise dörtbin metrekareyi aşmamak kaydıyla talepte bulıman hissedarlarına rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilir. DSİ mülkiyetinde olan yerlerin kiralanması ve satışı ihalelerinde isteklilerden, satışta tahmin edilen satış bedelinin, kiraya vermede tahmin edilen bir yıllık kira bedelinin % 3'ünden az olmamak üzere % 30'una kadar geçici teminat alımr."
Gerekçe: Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ), taşınmazları imar düzenlemeleri ile vatandaşlarla çok küçük hisse ve alanlar olarak hissedar edilmekte olup bu taşmmazlann hissedarlanna doğrudan satışına yönelik DSİ'nin yetkisi bulunmamaktadır. Bu sebeple, hisseli taşınmazlar açık teklif usulü ile ihaleyle satışa çıkarılmakta, hissedar dışında başka kişiler de ihaleye katılmakta, her ne kadar hissedarın önahm hakkı bulunsa da bu hak yargı yolu ile elde edilmekte olup bu durum sosyal sorunlara sebep olmaktadır. 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Mallann Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun "Doğrudan satış" başlıklı 4 üncü maddesi hükümlerine paralel bir düzenlemenin 6200 sayılı Kanunda da yapılmasımn uygun olacağı değerlendirilmektedir. Mezkur madde Hazineye ait taşınmaz mallar;... c) Hisse oranı yüzde kırkı veya hisse miktarı uygulama imar planı sımrları içinde dörtyüz, dışında ise dörtbin metrekareyi aşmamak kaydıyla talepte bulunan hissedarlanna, ... Rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabilir." Hükmünü içermektedir. İdarenin hissedarı olduğu taşınmazların, kıymet takdir komisyonları tarafmdan belirlenen güncel bedeller üzerinden hissedarlarına doğrudan satılması durumunda; idare veya alıcı tarafmdan hissedarlara noter aracılığı ile tebligat yapılmayacağı, hissedarların 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 733 üncü ve 734 üncü maddelerine göre ön alım haklarım mahkemeler aracılığıyla kullanmalanna gerek kalmayacağı için idare ve mahkemelerin ciddi bir iş yükünden kurtulacağı ve özellikle imar sahalarında vatandaşlar açısından yaşanacak olan ciddi sosyal sorunların ortadan kalkacağı öngörülmektedir. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) mülkiyetinde bulunan ve kullammına ihtiyaç kalmayan taşmmazlann satış işlemleri, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne Ait Taşınmaz Mal Satışı ve Kiraya Verilmesine Ait Yönetmelik hükümlerine göre yürütülmektedir. Mezkûr Yönetmeliğin 18 inci maddesinde yer alan "İsteklilerden satışa tahmin edilen satış bedelinin, kiraya vermede bir yıllık kira bedelinin %3 ü oramnda geçici teminat almır" hükmü gereği satış ihalelerinde taşınmazın satış bedelinin %3 oranmda geçici teminat alınmaktadır. Geçici teminat bedelinin düşük olması nedeniyle gerçek alıcı dışındaki art niyetli menfaat temin etmek üzere ihaleye katılan kişiler yüksek fiyat vererek ihaleleri manipüle etmekte, ihale üzerlerine kalsa da teminat miktarı az olduğundan teminatlanm yakmakta ve ihalelerin sonuçlarını engelleyerek zaman ve emek kaybına sebep olmalannın yanında, gerçek alıcıların da taşınmazı satın almalanna engel olmaktadır. Benzer şekilde. Hazinenin özel mülkiyetinde veya devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerle ilgili olarak, 29/6/2001 tarihli ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Mallann Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanunımda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 7/A maddesinde de yer aldığı gibi geçici teminatın %30'u oranmda aimmasımn, bu ve benzeri durumlann yaşanmasına engel olacağı ve taşınmaz ihalelerine gerçek alıcıların iştirak etmesini temin edeceği öngörülmektedir. Söz konusu uygulama Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafmdan yapılmakta olup Hazine taşınmazlarının satış ihalelerinde tahmini bedelin % 3'ünden az olmamak üzere % 30'una kadar geçici teminat alınmaktadır.
Madde 10ekliyor6200 sayılı
6200 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. "GEÇÎCÎ MADDE 14- Bu maddenin yürürlük tarihi itibariyle genel ulaşım maksadıyla kullanıldığı halde ilgili kurum tarafından devralınmamış su yapılanna ait servis yollannm işletme, bakım ve yönetim sorumluluğu DSİ tarafından uygun görülmesi halinde bu maddenin yayımlandığı tarihten itibaren en geç altı ay içerisinde ilgili kamu kurum ve kuruluşuna devredilir."
Gerekçe: Madde ile, 6200 sayılı Kanuna geçici madde eklenmektedir. Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü (DSİ) mülkiyetinde bulunan su yapılarına ait servis yollarının genel ulaşıma açık yol veya tarla içi yol olarak kullanılması nedeniyle yaşanan yahut yaşanacak olan müessif olayların önlenmesi için söz konusu yollan trafiğe açan ilgili kurum tarafindan devralınarak gerekli koruyucu güvenlik tedbirlerinin alınması, müessif olayların önüne geçilebilmesi hedeflenmektedir. 6200 sayılı Kanunun ilgili hükümleri gereği, yer üstü ve yer altı sulannın zararlarını önlemek ve bunlardan çeşitli yönlerden faydalanmak maksadıyla tesisler inşa eden idare sorumluluğunda 2024 yılı başı itibariyle inşa edilmiş olan sulama tesislerinde bulunan yaklaşık 50.000 km servis yoluna ilaveten, taşkın koruma tesislerinde de binlerce km uzunluğunda servis yolu bulunmaktadır. Sulama tesisinin mütemmim cüzü olan servis yolları, tesisin işletme, bakım ve onanm işlerinin yürütülebilmesi amacıyla yapılmış olan ve karayollan trafik standardına uygun olmayan yollardır. DSt Genel Müdürlüğü mülkiyetinde bulunan servis yollarının kamu eline geçmiş genel ulaşıma açık yol olarak kabul edilmesi mümkün olmadığmdan, şahısların ve/veya tüzel kişiliklerin kullanım talepleri, can ve mal güvenliği de gözetilerek uygun görülmemektedir. Ancak bisiklet yolu, rekreasyon alam, asfaltlanmak suretiyle yerleşim yerlerine ulaşım yolu, çiftçilerin tarımsal faaliyetlerine ilişkin köy yolu olarak kullamm amacına yönelik gerekçelerle talepler artarak devam etmektedir. İşletme ve bakım servis yollarımn yaya ve araç trafiğine, kapatılmasının mümkün olmadığı durumda, yolu trafiğe açan kurum ile DSİ arasında protokol düzenlenerek yolun işletme ve bakım sorumluluğunun devrinin sağlanamaması durumunda, söz konusu yollar DSİ tarafından geliştirilen sulama alam içerisinde olduğundan hukuki olarak DSİ'ye ve personeline sorumluluk getirebilmektedir. İmar planlarmdaki değişiklikler sebebiyle, nüfus yoğunluğunun ve araç trafiğinin arttığı yerlerde ise belediye meclisince ahnacak kararlar doğrultusunda, servis yollanmn devralınması ve tesislerin asıl inşa maksatlarma yönelik hizmet üretiminde aksama olmaması için DSİ'nin uygun görüşü alınmak şartıyla; çit, korkuluk, bariyer, üst geçit gibi yapılarm katılımcı bir yaklaşımla ilgili belediye tarafindan yapılmasınm konuyla ilgili yaşanan sıkmtıyı gidermesi hedeflenmektedir. Madde ile, inşa edildiği yıllarda yerleşim yeri içerisinde olmayan tesislerin bulunduğu alanları yerleşime açan mahalli idarelerin sürece dâhil edilmesi ve koruyucu güvenlik tedbirlerine ilişkin giderlerin bölüşümünün sağlanması amaçlanmaktadır.
Madde 11213 sayılı
9/3/1954 tarihli ve 6343 sayılı Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği İle Odalannm Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanunun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 41 inci maddesi aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir. "MADDE 41 - Haysiyet divam tarafından uygulanacak olan disiplin cezaları şunlardır; a) Yazılı ihtar: Veteriner Hekime veya bu Kanun kapsamındaki kişilere mesleğini uygularken ve/veya meslektaşlan ile olan ilişkilerinde daha düzenli bir tutum ve davramş içinde olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir. b) Para cezası: Fiilin ağırlığına göre yirmibin Türk lirası ila yüzbin Türk lirası arasında belirlenecek tutarın disiplin soruşturmasını yürüten odaya veya birliğe ödenmesidir. c) Geçici olarak meslekten men cezası: Meslek uygulamasından 15 günden 6 aya kadar süreyle alıkonulmadır. Meslekten geçici olarak men cezası alanlar, bu süre dolmadan Türkiye'nin hiçbir yerinde mesleğini icra edemez. d) Oda bölgesinde meslek icrasından men cezası: Bir oda bölgesinde en az beş defa geçici olarak meslek icrasından men cezası alan veya birden fazla geçici olarak meslek icrasmdan men cezalarmm toplamı yüz seksen gün olan veteriner hekimlerin, o oda bölgesinde sürekli olarak meslek icrasmdan men edilmesidir. Yazılı İhtan gerektiren fiil ve durumlar şunlardır: a) Meslektaşları, hasta sahipleri ve mesleğin icrası kapsamında meslekle ilgili olarak irtibat kurduğu gerçek ve tüzel kişilerle ilişkilerinde mesleğin onur ve saygınlığına zarar verecek davranışlarda bulunmak, bu ilişkilerinde mesleki mevzuat hükümlerine aykın davranmak. b) Propaganda ve reklam amacı ile çalışma yerlerini ve ihtisaslarım bildirir ilanlar düzenlemek, tabela, ilan, reçete, internet, medya, sosyal medya ve bunun gibi yerlerde reklam ve propaganda mahiyetinde biçim, içerik, ifade ve işaretler kullanmak. c) Meslek organlarınca düzenlenen zorunlu mesleki eğitim ve toplantılara çağrıldığı hâlde geçerli mazeret olmadan katılmamak. d) Meslek mevzuatımn gerektirdiği görevler ile meslek organlarınca kendilerine verilen görevleri mazeretsiz yapmamak, verilen göreve özen göstermemek, belirlenen zamanda mazeretsiz şekilde yerine getirmemek. e) İş arkadaşlarına, hasta sahiplerine söz veya hareketle sataşmak. f) Mesleği ve meslektaşlan ile ilgili asılsız bilgileri kasıtlı olarak yaymak. g) Mesleğin icrasında uygulanması gereken usul ve esaslara aykın davranmak. h) Mesleki mevzuata ve Birlik organlannm karar ve talimatlanna uygun hareket etmemek. g) Büyük kongrenin veya oda genel kurulunun seçimle ilgili toplantılarına geçerli bir mazereti olmaksızın katılmamak veya oy kullanmamak. ı) Nitelik ve ağırlığı itibarıyla yukarıda belirtilen eylemlere benzer eylemlerde bulunmak. Para cezasını gerektiren haller şunlardır; a) Mevzuata uygun olarak muayenehane, poliklinik, hastane veya laboratuvar açmadan muayene ve tedavi yapmak. b) İş ve ikamet adresi değişikliklerini 30 gün içinde kayıtlı olduğu odaya bildirmemek. c) Meslekî nüfuz ve imkânlanm hukuka aykın olarak kişisel çıkarları yolunda kullanmak. d) Meslektaşlanna, hasta sahiplerine ve mesleğin icrası kapsammda meslekle ilgili olarak irtibat kurduğu kişilere fiili saldırıda bulunmak. e) Mesleğin icrası esnasında mevzuatın gerektirdiği kayıtları usulüne uygun olarak tutmamak, usulüne uygun evrak kullanmamak. f) Merkez Konseyi ve/veya Odalar tarafından belirlenen asgari ücret tarifesinin altında ücret almak. g) Kamu dışında çalışan veteriner hekimler bakımından iş sözleşmelerini odaya onaylatmamak, oda onaylı iş sözleşmesi olmadan gerçek veya tüzel kişi veyahut kurumlara süreli/sürekli hizmet vermek veya yıllık çalışma izin belgesini yenilememek. h) Meslekî çalışmaları sırasında öğrendiği sırlan kanunî zorunluluk olmadıkça açıklamak. ı) Aidat ve oda yönetim kurulu tarafından belirlenen ödentileri yazılı bildirime rağmen zamanında ödemeyerek kanunî takibata sebebiyet vermek veya oda üyelik görevlerini yerine getirmemek. i) Hayvan sağlığında kullanılan ilaç ve veteriner tıbbi ürünleri, etiket fiyatlarının üzerinde satmak. j) Meslek icrası mahiyetinde yürüttüğü görevle ilgili konularda, kendisine veya bir başkasına menfaat sağlayacak yahut bir başkasına zarar verecek şekilde bilerek yalan ve/veya yanlış beyanda bulunmak. k) Başkalarının çıkar sağlaması amacıyla mesleğini ve diplomasim kullanmasına imkân vermek. 1) Mesleki faaliyeti kapsammda tedavi ve uygulamalarında bilimsellikten uzak, bilime açıkça aykırı iş ve işlemler yapmak, ihmalkâr ve özensiz davranmak suretiyle maddi veya manevi zarara yol açmak. m) Bireysel olarak veya yöneticisi oldukları demekler ya da çalıştıkları kurumlar aracılığıyla kurumlara veya meslektaşlara destek sağlamanın dışında, şahsi çıkar sağlamak amacıyla ticari ürün ve/veya hizmetin tanıtımında yer almak ve/veya reklamına aracılık etmek. n) Bilimsel araştırmalar ve eğitime yönelik şeffaf kurumsal ilişkiler dışında, endüstri kuruluşları ile çıkar ilişkileri kurmak. o) Bu Kanun ve bu Kanun uyarınca 3nirürlüğe konulan mevzuata uygun izin ve/veya ruhsat almadan çalışmak. ö) 48 inci maddenin birinci fıkrasında belirtilen ve büyük kongrede onaylanan oran doğrultusımda Merkez Konseyi payının ilgili yıl sonuna kadar yetkili ve sorumlularca gönderilmemesi. p) Kanunen kazanılmamış meslekî veya akademik ımvanları kullanmak, veteriner hekimlikte uzmanlık mevzuatına göre alınmış uzmanlık belgesi olmadan herhangi bir biçimde uzmanmış gibi davranmak veya tamtım yapmak suretiyle meslek uygulamasında bulunmak. r) Temelsiz suçlamalarla mesleği, Türk Veteriner Hekimleri Birliğini, odalar ve alt birimlerini kamuoyunda küçük düşürmek ya da maddi, manevi kişiliklerine zarar vermek. s) Veteriner Hekim olarak sahibi ve sorumlusu olduğu kuruluşundaki veteriner hekimleri ve diğer personelini sağlık alanı ile ilgili görev ve yetki alanı dışında çalıştırmak, t) Meslek mensuplan arasında haksız rekabete neden olacak davranışlarda bulunmak, u) Bu Kanun kapsammda yapılacak olan denetimlere engel olmak, zorluk çıkarmak, v) Yanında çalıştırdığı veteriner hekimi odaya ve resmî kurumlara bildirmemek, çalışma izin belgesi olmadan çalışmasına izin vermek. y) Muayene ve tedavi sırasında hasta sahiplerinin cinsiyet, ırk, milliyet, etnik köken, din ve mezhep, ahlaki ve siyasi düşünce, kişilik, ekonomik ve sosyal durumuna göre ayrımcılık yapmak. z) Muayenehane, poliklinik ve hastanelerde hayvan satışı yapmak, satışına aracılık etmek. aa) Meslektaşlarına karşı küçük düşürücü davranışlarda bulunmak veya kötülemek, bb) Nitelik ve ağırlığı itibarıyla yukarıda belirtilen eylemlere benzer eylemlerde bulunmak. Geçici olarak meslekten men cezasım gerektiren fîil ve hâller şunlardır: a) Görevi gereği verilen veya hazırlanan bir belgeyi kısmen veya tamamen gerçeğe aykırı şekilde düzenlemek, belgelerde tahrifat yapmak, tahrif edilmiş belgeleri bilerek veya bilmesi gerektiği halde kullanmak, başkalarına kullandırmak, bu belgeler üzerinden işlem yapmak. b) Salgın hayvan hastalıklanyla mücadelede uyulması gereken kurallara uymamak. c) Hayvansal gıdaların üretimi, korunması ve tüketimi sürecinde görevini ihmal etmek suretiyle insan sağlığımn tehdit edilmesine yol açmak. d) Kamu kurum ve kuruluşlarmın veya gerçek kişi ve özel kuruluşların aleyhine kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamaya yönelik eylemlerde bulunmak. e) Veteriner Hekimlikle ilgili olarak, bilimsel araştırma verilerini değerlendirirken ve yayına hazırlarken bilimsel gerçekleri yansıtmamak; çalışmaya fiilen katılmamış kişilerin adlarına yaymda yer vermek, kaynak göstermeden veya izin almadan başkalarına ait verileri, olguları veya yazılı eserleri kullanmak ve benzeri suretle bilimsel yayınlarda yayın etiğine aykırı davranmak. f) İlgili mevzuata aykın olarak canlılar üzerinde deneyler yapmak, yapılmasma destek olmak. g) Meslek şeref, etik ve ahlakını ağır şekilde ihlal eden, meslekle bağdaşmayan faaliyetlerde bulunmak. h) Görev yaptığı bölgenin odasına kayıtlı olmadan veteriner hekimlik mesleğini icra etmek. ı) Kasten ve bilim ilkelerine aykın olarak hayvanlara eziyet derecesine varan uygulamalar yapmak veya yaptırmak. i) Muvazaalı işlemler yoluyla bir başkası adına açılması hali de dahil olmak üzere ikametgâh hariç birden fazla yerde muayenehane açmak ve çalışmak. j) Duyurulması zorunlu hayvan hastahklarımn ilgili kurumlara bildirilmesine kayıtsız kalmak. k) Nitelik ve ağırlığı itibanyla yukanda belirtilen eylemlere benzer eylemlerde bulunmak. Oda haysiyet divanları, kendilerine intikal eden dosyalan en geç altı ay içerisinde karara bağlamak zorundadır. Disiplin cezası gerektiren fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin soruşturmaya yetkili birimce Öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde soruşturmaya başlanılmamış ise bu suçlarla ilgili disiplin soruşturması yapılamaz ve ceza verilemez. Disiplin cezası gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren en geç beş yıl içinde disiplin cezası verilmemesi hallerinde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Savunma alınmadan ceza verilemez. Savunma yazılı veya sözlü olarak da verilebilir. Hakkındaki iddia ve tespitleri içeren savunma isteme yazısımn kendisine tebliğinden itibaren onbeş gün içinde geçerli mazereti olmaksızın yazılı veya kendisine bildirilen günde sözlü savunma vermeyen üye, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır. Hakkında herhangi bir disiplin cezası verilen Veteriner Hekimin, bu cezanın kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde disiplin cezası gerektiren yeni bir fiil işlemesi halinde, bu fiil için Kanunda öngörülen disiplin cezasınm bir derece ağır olam uygulamr. Veteriner Hekim hakkında başlamış olan ceza kovuşturması, disiplin işlem ve kararlanmn uygulanmasına engel olmaz. Eylemin işlenmemiş veya sanığı tarafından yapılmamış olması sebebiyle beraat hali müstesna, beraatle sonuçlanmış bir ceza davasının konusuna giren eylemlerden dolayı disiplin soruşturması, o eylemin ceza kanunları hükümlerinden ayrı olarak başlı başına disiplin soruşturmasmı gerektirir mahiyette olmasına bağlıdır. Bu Kanunda belirtilen disiplin para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyannca tespit ve ilân edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulamr."
Gerekçe: 6343 sayılı Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği İle Odalarmm Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanunun 41 inci maddesi Anayasa Mahkemesinin 22/3/2023 tarihli ve E: 2023/18, K: 2023/57 sayılı Kararı ile iptal edilmiş ve bu Kararın Resmî Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır. İlgili madde veteriner hekimlerin disiplin yargılaması süreçleri ve verilecek disiplin cezalarını belirlemektedir. Anayasa Mahkemesi kararımn yürürlüğe girmesi ve yeni düzenleme yapılmaması halinde kanuni dayanak ortadan kalkmış olacağından hiçbir disiplin cezası verilemeyecektir. Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesi özetle; maddenin mevcut halindeki "Haysiyet divanı bu cezaların verilmesinde sıra gözetmeksizin geniş takdir hakkım haizdir." hükmünün oda haysiyet divanlarına disiplin cezalanmn tayininde sınırsız bir yetki verdiği, herhangi bir suça en düşük ceza olan yazılı ihtar cezası verilebileceği gibi Kanunun bu maddesine dayanarak meslekten geçici men cezası verilebilecek şekilde anlaşıldığı, bu kadar geniş bir takdir yetkisinin hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı noktasında toplanmaktadır. Madde ile Anayasa Mahkemesinin karan dikkate alınarak Veteriner Hekimlerine uygulanacak disiplin hükümleri ayrıntılı şekilde yeniden düzenlenmektedir.
Madde 12değiştiriyoribare değişikliği6343 sayılı
6343 sayılı Kanunun 55 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "100 liradan 500 liraya kadar inzibati" ibaresi "disiplin cezası gerektiren fiil ve hallerin süresine göre 120.000 Türk lirasından 600.000 Türk lirasına kadar disiplin" şeklinde değiştirilmiştir.
Gerekçe: Veteriner hekimliği mesleğinden Haysiyet divanınca tasdik edilmiş oda bölgesinde meslek icrasından men ve geçici süre men cezası ile cezalandırılmış bulunanlar, cezalı olduklan süre içerisinde mesleklerini icra etmeleri halinde yeniden belirlenen parasal sınırlar içerisinde disiplin para cezası ile aynca cezalandırılmalarına ilişkin düzenleme yapılmaktadır.
Madde 13ekliyor6831 sayılı
31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir. "EK MADDE 21- Küresel iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlamak ve ormanların sera gazı tutum kapasitesini artırmak maksadıyla Orman Genel Müdürlüğü karbon yutak ormanlan kurar, bedel almak suretiyle kurdurur veya kurulmuş ormanların tesis maliyetinden az olmamak ve karbon piyasası rayiç bedeli tahsil edilmek kaydıyla tahsis eder, yönetir, işletir. Bu maddenin uygulanması ile ilgili tamm, şekil, şart ve esaslar îklim Değişikliği Başkanlığının görüşü alınarak yönetmelikle düzenlenir."
Gerekçe: Madde ile karbon yutak ormanlarınm kurulması hedeflenmektedir. Karbon yutak ormanları; Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsammda özgün değer sağlaması bakımından, optimum karbon tutumu ve/veya karbon kredilendirilmesi amacıyla planlanan ve yönetilen, kamu kurum ve kuruluşları ya da gerçek ve tüzel kişiler tarafından devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanlarda veya sahipli arazilerde tesis edilecek ormanlık alanlardır. Paris İklim Anlaşmasına taraf olması ile birlikte Ülkemiz, Ulusal Katkı Beyanım güncellemiştir. 2035 yılında 643 milyon tona azaltılması taahhüt edilmiştir. İkinci Ulusal Katkı Beyanı 24 Eylül 2025 tarihinde açıklanan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsammda sunulmuştur. 2053 net sıfır emisyon hedefi ve ulusal kalkınma öncelikleri kapsamında, sera gazı emisyon azaltımım destekleyen, iklim değişikliğine uyum ve azaltım kapasitesini artıran "karbon yutak ormanları" kurulmasına ihtiyaç duyulmuştur. 2023 yılı Türkiye'nin Toplam Sera Gazı Emisyonlan 552,2 Milyon ton iken yıllık Karbon Tutum miktan değişimi 69,2 Milyon tondur. İklim Kanununun 11 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre; İklim Değişikliği Başkanlığınca belirlenecek olan; Emisyon Ticaret Sistemi ve gönüllü taahhütler kapsamında yapılacak karbon kredilendirme ve denkleştirme sistemi için gerekli olan potansiyel saha altyapısını oluşturan karbon yutak ormanlarının kurulması sağlanacaktır. Böylece AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması yürürlüğe girmesiyle, kamu ve özel sektör üzerinde oluşacak mali yükün azaltılması, sektörün ihtiyaç duyacağı karbon kredilerinin ülkemiz kaynaklanndan karşılanması ile beraber verimli orman miktanmızm artırılması da amaçlanmaktadır. Orman alanlarımız ülke yüzölçümünün %30'unu kapsamaktadır. Anayasamn 169 uncu ve 170 inci maddeleri, 6831 sayılı Orman Kanunu ve 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 334 üncü ve 338 inci maddelerinin ilgili hükümlerine göre, ağaçlandırma yoluyla orman kurma, koruma ve işletme faaliyetleri Orman Genel Müdürlüğü yetkisindedir. Dolayısıyla, İklim Kanunu ve alt mevzuatına bağlı olarak uygulanacak karbon kredilendirmelerine esas karbon yutak ormanlannm kurulması ve işletilmesi görevleri de Orman Genel Müdürlüğü tasarrufundadır. Karbon yutak ormanlannm ekosistem bütünlüğü içerisinde sürdürülebilirliğinin sağlanması önemlidir. Potansiyel sahalann karbon yutak ormanı olarak kurulması, karbon tutum kapasitesini arttıracak, Ulusal Katkı Beyamna pozitif etki sağlayacaktır.
Madde 14ekliyor3573 sayılı4753 sayılı
6831 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir. "EK MADDE 22-Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş orman kadastrosuna göre kısmen veya tamamen Devlet ormanı olarak sınırlandırılan taşınmazlardan; a)Hazine adına kayıtlı olmayan, tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre oluşturulup halen gerçek veya tüzel kişiler adına tapuda tescilli olanlar için malikleri, kadastro tespitleri davalı olanlar için ise davaya taraf olan gerçek veya tüzel kişiler tarafından idareye başvurulması ve söz konusu başvurunun Orman Genel Müdürlüğünce uygun görülmesi, b) Orman Genel Müdürlüğü tarafmdan resen yapılan inceleme ve araştırma sonucunda gerçek veya tüzel kişiler adına var olan tapu kayıtlarının doğruluğunun tespit edilmesi, hallerinde mevcut tapu kayıtları bedel almmaksızm geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki varsa orman şerhleri terkin edilerek söz konusu taşınmazlar hakkında bu Kanun hükümleri uyarınca işlem yapılır. Açılan davalar sonucunda tapulannm iptaline karar verilerek kesinleşen ancak tapuda henüz infaz edilmeyen kararlara konu taşınmazlar hakkında taşınmaz bedeli karşılığı olarak mahkeme kararları gereğince ödeme yapılmamış olması veya taşınmaz bedeli karşılığı olarak mahkeme kararlan gereğince ödeme yapılmışsa yapılan toplam ödemenin taşınmazın güncel rayiç bedelinin altında olmaması kaydıyla Hazineye geri ödenmesi hallerinde bu madde uyarmca işlem yapılır. Açılan davalar sonucunda tapularının iptaline karar verilerek kesinleşen kararlardan infaz/nzaen terk edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde önceki malikleri veya akdi ve kanuni halefleri tarafmdan idareye başvurulması, taşınmaz bedeli karşılığı olarak herhangi bir ödeme yapılmamış olması veya ödeme yapılmış olması halinde yapılan toplam ödemenin taşınmazın güncel rayiç bedelinin altında olmaması kaydıyla Hazineye geri ödenmesi halinde ilgilisine iade edilir. Üçüncü fikra kapsamında kalan taşınmazlardan Orman Genel Müdürlüğünce bildirilen, malikleri veya akdi ve kanuni halefleri tarafmdan idareye başvurulmayan veya mahkeme kararları gereği yapılan toplam ödemesi Hazineye geri ödenmeyen üç hektardan küçük taşınmazlar ve alan büyüklüğüne bakılmaksızın taşınmazlar arasındaki tescilli/tescilsiz yol, boşluk ve benzeri alanlar. Milli Emlak Genel Müdürlüğünce 6292 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilir ve yapılan işlemler sonrasında orman kadastro kayıtlan güncellenir. Bu madde kapsamında tapu kayıtları geçerli kabul edilen ve önceki malikleri veya akdi ve kanuni halefleri veya Mili Emlak Genel Müdürlüğüne iade edilen taşınmaz alanından az olmamak üzere Devletin hüküm ve tasarrufu altında veya Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar. Orman Genel Müdürlüğüne orman tesis etmek veya orman olarak kullanılmak üzere tahsis edilir. Bu madde kapsamındaki taşınmazlar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır. a) Yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar orman idaresi veya Hazine tarafından açılması gereken davalar açılmaz, devam eden davalar yönünden bu maddedeki işlemler bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlem yapılır, bu taşınmazların aymna yönelik dava açılmasına ilişkin hak düşürücü süreler işlemez. Taraflarca vazgeçilen tapu iptali ve tescil, orman şerhinin kaldıniması ve bu madde kapsamındaki taşınmazların tapusunun iptali sebebiyle açılmış tazminat davalan da dahil olmak üzere derdest olan davaların konusuz kalmasına ve yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilir ve taraflar lehine vekalet ücretine hükmedilmez. b) Yapılacak giderler tapu maliklerince Orman Genel Müdürlüğünün hesaplanna hizmet gideri olarak yatınlır. c) Mevcut orman izinleri ve yapılan kiralamalar iptal edilmiş sayılır. ç) Ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılmış her nevi bina ve tesis bulunan yerler bu madde kapsamında değerlendirilmez. d) Rayiç bedeller, 6292 sayılı Kanun kapsamında Milli Emlak Genel Müdürlüğünce hesaplanır. e) İade işleminin gerçekleşmesi halinde İdarelerden, hiçbir şekilde tazminat ve ecri misil talep edilemez. Bu madde hükümleri; a)Sonradan imar uygulaması yapılmış olsa bile, 26/1/1939 tarihli ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattıniması Hakkında Kanun, Mülga 11/6/1945 tarihli ve 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu, 9/7/1945 tarihli ve 4785 sayılı Kanun, Mülga 3/4/1950 tarihli ve 5653 sayılı Kanun kapsamında işlem yapılan taşınmazlarda, b) 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsammda sımrlan tespit ve ilan edilen kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri, turizm merkezleri, turizm bölgeleri ve turizm alanlarında kalan, 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu ile Mübadele Anlaşmaları kapsamında olan yerler ile bu Kanıma göre belirlenmiş özel statülü orman alanlan ile orman rejimine alınan yerlerde bulunan, izin ve irtifak hakkı tesis edildiğinden ifraz edilerek oluşturulan, yanan orman sahalarında bulunan, geometrisi ve arz üzerindeki yeri belli olmayan taşınmazlarda, uygulanmaz. Bu maddenin uygulanması ile ilgili usul ve esaslar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından görüş almarak Orman Genel Müdürlüğü tarafından belirlenir."
Gerekçe: 6831 sayılı Orman Kanununa ek madde eklenmesi ile Orman Kanunu ve Kadastro Kanunu ile OGM ve TKGM gibi farklı Kanun ve Kurum uygulamalan sonucunda Devlet ormam olarak sınırlandırılan veya kadastro tespitleri davalı olan halen kişiler adına kayıtlı özel mülkiyete konu taşmmazlann mevcut tapu kayıtlarmm geçerli kabul edilmesi ya da iadesi sağlanmaktadır. Devlet ormanı olarak sınırlandırılan veya kadastro tespitleri davalı olan özel mülkiyete konu taşınmaz tapularının Yargı kararlarına göre hukuki değeri bulunmamaktadır. Bu tapular iptal edilerek orman vasfı ile Hazine adına tescil edilmeleri gerekmektedir. Tapusu iptal edilen şahıslar tarafmdan Türk Medeni Kanununun 1007 inci maddesi mucibince Maliye Hazinesi aleyhine tazminat davaları açılmaktadır. Tapu iptal davaları açılarak tapular iptal edilse, tazminat davalan açılarak mahkeme kararları ile tapu maliklerine tazminat ödense bile taşınmazlar şahıslar tarafmdan kullanılmaya devam edilmektedir. Tapu iptali davalarmdan sonra açılan tazminat davalarında taşınmazların gerçek rayiç değerinden çok fazla tazminata hükmedilmekte, avukatlık ücreti, yargılama giderleri, icra avukatlık ücretleri sebebiyle bu rakam daha da artmakta, bu hususun da Hazine zararma sebebiyet verdiği görülmektedir. Tapuları geçerli sayılan ya da iade edilen taşınmazlarla ilgili 6831 sayılı Orman Kanunu, Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliği, Hususi Ormanlar Ve Hükmi Şahsiyeti Haiz Amme Müesseselerine Ait Ormanlar Yönetmeliği ile diğer alt mevzuat hükümleri uyarınca işlem yapılacaktır. Orman kadastro çalışmaları ile orman sayılan bu alanlar tapuda değişik vasıflarda gerçek ve tüzel kişiler adına tescillidir. Tapuları geçerli sayılan ya da iade edilen taşınmazlardan 3 hektardan küçük olanlar orman sayılmayacak, 3 hektardan büyük olanlar içerisindeki ağaçlık alan miktan 3 hektar ve üzeri olan kısımları hususi/hükmi şahsiyeti haiz amme müessesi ormam sayılacak diğer kısımlar ise orman sayılmayacaktır. Orman Genel Müdürlüğünce bildirilen, malikleri veya akdi ve kanuni halefleri tarafmdan idareye başvurulmayan veya mahkeme kararları gereği yapılan toplam ödemesi Hazineye geri ödenmeyen üç hektardan küçük taşınmazlar ve alan büyüklüğüne bakılmaksızın taşınmazlar arasındaki tescilli/tescilsiz yol, boşluk ve benzeri alanlar, Milli Emlak Genel Müdürlüğünce 6292 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilecektir. Orman olarak sınırlandırılan veya kadastro tespitleri davalı olan özel mülkiyete konu taşınmaz sayısı yaklaşık 80.000 adet olup bugüne kadar 49.000 adet parsele dava açılmış, kalan 31.000 adet parsel için de dava açılması öngörülmektedir. Vatandaşlann açacağı tazminat davalan ile birlikte açılacak toplam dava sayısı 80.000 adet olarak tahmin edilmektedir. Orman olarak sımrlandırılan veya kadastro tespitleri davalı olan özel mülkiyete konu toplam alanın 129.000 hektar olduğu tahmin edilmektedir. 2025 yılı içerisinde kesinleşen muhtelif mahkeme kararları incelendiğinde; kesinleşme sürecinden dolayı mahkeme karar tarihlerinin 2020-2021 yıllanna ait olduğu ve mahkeme kararlarında belirtilen rayiç fıyatlann günceli yansıtmadığı, aynı konumlardaki yerler için mahkemelerce farklı rayiç bedeller esas alınarak hükme bağlandığı, bu nedenle mahkeme kararlarında belirtilen bedeller üzerinden bir mukayese yapılarak orman olarak sımrlandırılan veya kadastro tespitleri davalı olan tüm taşınmazların toplam bedelini hesaplamanm doğru sonuç vermeyeceği değerlendirilmiştir. Ancak görülen şu ki mahkemelerin tespit ettiği rayiç bedeller ile ödeme yapılan miktar arasında faiz, yargılama giderleri, icra ve avukatlık ücretleri sebebiyle en az iki kat fark bulunmaktadır. Bütün bu değerlendirmeler ışığında güncel ortalama 1.000 m2(l dekar) arazi fiyatını 400.000 TL olarak dikkate aldığımızda 129.000 hektara karşılık gelen toplam tazminat tutan 516 milyar TL olacaktır. Düzenlemenin kanunlaşması halinde Hazinenin tasarruf edeceği nakdi miktar ise yıllara sâri olmak üzere yaklaşık 516 milyar TL olacağı tahmin edilmektedir. Tapusu geçerli kabul edilen veya iade edilen taşınmazlardan rayiç bedelleri 6292 sayılı Kanun kapsamında tespit edilerek yapılan ödemeler geri alınır. Tapu kayıtları geçerli kabul edilen taşınmaz alanı miktanndan az olmamak üzere Devletin hüküm ve tasarrufu altında veya Hazinenin özel mülkiyetinde bulunan taşınmazlar Orman Genel Müdürlüğüne orman tesis etmek üzere veya orman olarak kullanılmak üzere tahsis edilmek suretiyle de ormanlık alanlarda daralma meydana gelmemiş olacaktır. Orman İdaresinin yapacağı masraflar, arazi incelemelerine katılacak personele ödenecek her türlü yol giderleri ve gündelikleri ile zaruri olarak kullanılan resmî hizmet vasıtalarımn işletme giderleri, kırtasiye giderleri ve benzeri giderler toplamından oluşur. Bu maddenin uygulanması esnasında sorun yaşanmaması için uygulama yapılamayacak taşınmazlar altıncı fıkrada belirtilmektedir. Ayrıca bu maddenin uygulanması ile ilgili usul ve esaslann Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından görüş alınarak Orman Genel Müdürlüğü tarafından belirlenmesi amaçlanmaktadır.
Madde 15ekliyor6831 sayılı
6831 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir. "EK MADDE 23- Bu Kanunun 2 nci maddesi (B) bendi uygulamalannm yapıldığı yerlerde Orman Genel Müdürlüğünce yapılacak incelemeler neticesinde; 2 nci maddenin (B) bendi şartlarım taşıdığı halde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kanunda açıkça sayılan sebepler dışmdaki gerekçelerle bu uygulamaların hükmen iptal edildiği yerler ile orman kadastrosu tutanaklannda 2 inci maddenin (B) bendi şartlarım taşımadığı açıkça belirtilen yerler dışında kaldığı tespit edilen alanlarda 2 nci madde (B) bendi uygulamalan yapılabilir. Yapılan bu uygulamalar ikinci kadastro sayılmaz. Bu maddeye göre bu Kanunun 2 nci maddesi (B) bendi uygulamalan yapılan alanlarda yer alan taşınmazlar hakkında açılmış davalar bulunması halinde yapılan çalışmalar Orman Genel Müdürlüğünce mahkemeye bildirilir."
Gerekçe: Orman Kanununun 2/B maddesinde açıkça sayılan; 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanlarından 2/B uygulama çalışmaları yapılıp da 2/B kapsamında değerlendirilmeyen alanlarda veya Kanunda sayılan sebepler dışında; örneğin Kemer (Antalya) Kadastro Mahkemesinin, 1994/1085 esas, 2002/16 karar sayılı Kararında, Kanunda sayılan sebepler dışmda orman olarak tesciline karar verildiği, Yargıtay 20. Hukuk Dairesince, 2006/2598 esas, 2006/5442 karar sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, aynı şekilde doğal yollarla nitelik kaybı olmadığı gerekçesiyle 2/B uygulamasmın iptali için açılan davada verilen kararın düzeltilerek onandığı Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2005/2332 esas, 2005/7261 karar sayılı kararıyla 6831 sayılı Kanunun değişik 2/B maddesinde "bilim ve fen bakımmdan orman niteliğinin kaybmdaki amacın doğal ve gerçek anlamda nitelik kaybı olduğu, ormanlarda doğal olarak bulunan delicelerin aşılanması, erozyona sebep olacak veya önleyecek biçimde teraslama yapılması ya da orman bitkilerini kökleyip tarım yapmaya teşebbüs edilmesi bilim ve fen bakımından nitelik kaybı olmadığından suç oluşturacak eylemlerle nitelik kaybettirildiği gerekçesiyle 2/B uygulamasının iptaline karar verildiği tespit edilmiştir. Madde ile Antalya/Kemer Çıralı mahallesinde ve sorun yaşanan benzer alanlarda yeniden 2/B uygulamasının yapılabilmesi hedeflenmektedir.
Madde 16değiştiriyor2942 sayılı
4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştuma Kanununun 29 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. "MADDE 29-10 uncu madde uyannca mahkeme heyetinin harcırahlan, 15 inci madde uyannca mahkemece oluşturulan bilirkişilerin ve keşifte dinlenilen muhtarın mahkemece takdir edilecek ücretleri ile tapu harçları, kamulaştırmasız el koyma ve tazminat davalan sonucunda tescile yönelik kesinleşen mahkeme kararlarının infazında veya kamulaştırmasız el koyma nedeniyle malik ile idare arasında düzenlenen uzlaşma tutanağının uygulanmasında ortaya çıkan tapu harçları ve bu Kanunun gerektirdiği diğer giderler idarece ödenir."
Gerekçe: Madde ile, 2942 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Kamulaştırma Kanununun geçici 16 ncı maddesinde yer alan "Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 4/11/1983 tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin nzası olmaksızın fiilî el konulması veya hukuki el atılması sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere dair bedel ve tazminata ilişkin davalarda verilen kararlar taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların icrasına ilişkin hükümlere göre yerine getirilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, kesinleşmemiş mahkeme kararlarına dayamlarak başlatılan icra takipleri kesinleşmiş mahkeme kararı ibraz edilinceye kadar durdurulur." hükmü gereğince İcra ve İflas Kanunu hükümleri uygulanmakta iken Anayasa Mahkemesi tarafından bu madde iptal edilmiştir. Bahse konu iptal karan sonucunda yerel mahkeme tarafmdan verilen tazminat kararları yargı sürecinin kesinleşmesi beklenilmeden icra yolu ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ)'den talep edilmektedir. Açılan bu davalar sonucunda kamulaştırma bedelleri ödenen taşınmazlara ait kesinleşmemiş mahkeme kararlanmn tapu müdürlüklerinde infazı gerçekleştirilememekte, karar kesinleştikten sonra dahi kamulaştırmasız el atma ve tazminat davalan Hazine ve Maliye Bakanlığınca kamulaştırma işlemi olarak değerlendirilmediğinden, 492 sayılı Harçlar Kanununun 59 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince devreden taraf olan maliklerden harç alınması gerektiği gerekçesiyle idarenin tescil talepleri tapu müdürlükleri tarafından reddedilmektedir. Mahkeme kararlarına istinaden kamulaştırma bedellerini alan malikler harç ödemekten imtina ederek tescil işlemleri için tapu müdürlüklerine gelmediklerinden, taşınmazlann DSl adına tescili gerçekleştirilememektedir. Bunun sonucu olarak; ilerleyen yıllarda gerçek hukuki durumu yansıtmayan tapu kayıtlarma istinaden tapu sicilinde hak sahibi görünen kişiden taşınmazı iktisap eden iyiniyetli üçüncü kişilerin edinimleri korunacağından kamu aleyhine bir durumun ortaya çıkması kaçımimaz görünmektedir. Kamu yaran karan alman ve yatırım programında bulunan projelerde, zorunlu hallerde el atılan ve çeşitli sebeplerle kamulaştırması tamamlanamamış taşınmazlara, kamulaştırmasız el atma ve tazminat davalan açılmamış olsa bile bu taşınmazlann proje gereği idareler tarafından kamulaştırılmasının yasal anlamda zorunlu olduğu göz önüne alındığında, taşınmaz maliklerince açılan kamulaştırmasız el atma ve tazminat davalan sonucu mahkemeler tarafından idareler adına verilen tescil kararlarının hukuki mahiyeti itibariyle kamulaştırma işlemi olarak kabul edilerek bahse konu mahkeme kararlanna istinaden yapılacak tescil sırasında tapu harcının kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödenmesi kamu menfaatinin ve tapu sicilinin güvenilirliğinin korunması açısından önem arz etmektedir. Kamulaştırma işlemleri sırasmda tapu harcının kamulaştırmayı yapan idare tarafmdan ödenmesi kamu menfaatinin ve tapu sicilinin güvenilirliğinin korunması açısından önem arz etmektedir. Her yıl idareye ortalama 250 adet mahkeme kararı gelmekte olup yaklaşık 500.000. 000 TL el atma tazminatı ödenmektedir. 500.000.000 TL el atma tazminatımn % 2 sine tekabül eden 10.000.000 TL tapu harcı bedeli malikler tarafmdan ödenmediğinden tescil işlemleri gerçekleştirilememektedir. Kanunun geçici 6 ncı maddesi kapsamında gerçekleştirilen kamulaştırmasız el atma işlemi. Anayasa ve kanuna aykırılığı dolayısıyla hukuka aykırı bir haksız fiil niteliğinde olması nedeniyle, bir kamu tüzel kişisinin, özel mülkiyet kapsammdaki taşınmazım kamulaştırma işlemi yapmaksızın fiilen işgali olarak değerlendirilmiştir. İşlem nedeniyle ilgilisine ödenen meblağın ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiile ilişkin hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ifade edildiğinden, bu suretle söz konusu Kanun hükmü gereğince gerek uzlaşma tutanağı, gerek mahkeme kararı ile yapılan kamulaştırmasız el atma suretiyle tescil işleminde idarenin harç muafiyeti bulunmaması durumunda, 492 sayılı Harçlar Kanuna bağlı 4 sayılı tarifenin I-20/a maddesi gereğince tapuda yapılacak işlemde devreden ve devralan tarafından ayn ayrı; idarenin harç muafiyetinin bulunması durumunda ise sadece devreden tarafından tapu harcı hesaplanmaktadır. Bu kapsamda, anlaşma sureti ile yapılan işlemlerde de devreden yönünden harç muafiyeti öngörülmektedir. Madde kapsammda, tapu harçları ve 2942 sayılı Kanunun gerektirdiği diğer giderlerin kamulaştırmayı yapan idareee ödeneceği öngörülmekle birlikte, kamulaştırmasız el atma işlemlerinin kamulaştırma olarak değerlendirilmemesi nedeniyle madde metninde yer alan "kamulaştırmayı yapan idarece" ibaresinin kamulaştırmasız el atan idareleri kapsamayacağı değerlendirildiğinden, madde metninde yer alan "kamulaştırmayı yapan idarece" ibaresi kamulaştırmasız el atan idareleri de kapsama alacak şekilde düzenlenmektedir,
Madde 17değiştiriyoribare değişikliği
16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap-îşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi île Eneıji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesinin birinci fıkrasmda yer alan "31/12/2025" ibaresi "31/12/2040" şeklinde ve "4628" ibaresi "14/3/2013 tarihli ve 6446" şeklinde değiştirilmiştir.
Gerekçe: Madde ile, 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Eneıjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi İle Eneıji Satışımn Düzenlenmesi Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapılmak suretiyle, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra lisans almaksızın Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılan veya yaptmimakta olan İkili İşbirliği Anlaşmaları kapsammda yer alan projeler ve önceki yıllar yatırım programlarında yer alan projeler için belirlenen sürenin uzatılması amaçlanmaktadır. 31/12/2025 tarihinde sonlanacak olan süre 31/12/2040 tarihine kadar uzatılmaktadır.
Madde 18ekliyor4634 sayılı
4/4/2001 tarihli ve 4634 sayılı Şeker Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki bentler eklenmiştir. "a) Bakanlık:Tanm ve Orman Bakanlığım," "r) Ekim alam: Şirketlerin veya fabrikalann şekerin hammaddesi olan şeker pancanm, üreticilerle sözleşme yapmak suretiyle temin ettiği, suurlan Bakanlıkça belirlenen coğrafi alam, s) Sözleşme: Hammadde üretimi ve teslimi yapmak amacıyla şirketler ve üreticiler arasında düzenlenen, tarafların karşılıklı görev ve sorumluluklanna ilişkin usul ve esasların yer aldığı belgeyi,"
Gerekçe: Madde ile 4/4/2001 tarihli ve 4634 sayılı Şeker Kanununun 2 nci maddesinde değişiklik yapılması öngörülmektedir. Stratejik bir ürün olan şekerin arz güvenliğinin korunması, tarımsal üretimin en önemli kaynaklan olan toprak ve suyun etkin, verimli ve ekonomik kullamiması suretiyle pancar tanmmda sürdürülebilirliğin sağlanması; şeker pancan üretinıinin sözleşmeli olarak, disiplin içerisinde ve münavebe sistemine uygun şekilde yürütülmesine bağlıdır. Şeker şirketlerinin hammadde temin etmeleri gereken ekim alanlannm sınırlarmm net olarak belirlenmesi ve bu sahanm dışından hammadde temin etmemeleri için Kanunda yer alan ancak tanımlanmamış olan ekim alam ifadesine açıklık getirilmesi ve bu sayede konu ile ilgili çıkabilecek ihtilaflann önlenmesi amaçlanmaktadır.
Madde 19değiştiriyor4634 sayılı
4634 sayılı Kanunun 5 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. "MADDE 5 - Şeker pancarı fiyatlan her yıl, şeker fabrikası işleten gerçek ve tüzel kişiler ile üreticiler ve/veya temsilcileri arasında varılan mutabakata göre belirlenir. Şeker fabrikalan, üreticilerce teslim edilen şeker pancarmdaki fire tespiti ile bedele esas polarizasyon değerinin belirlenmesi amacıyla yapılacak numune alma ve analiz işlemleri sırasmda; üreticileri temsilen mahalli pancar kooperatifi veya mahalli ziraat odasından bir gözlemcinin hazır bulunmasma olanak sağlamakla, mahalli pancar kooperatifi veya mahalli ziraat odası ise talep edilmesi hâlinde bir gözlemci görevlendirmekle yükümlüdür. Sözleşme yapılmadan şeker pancarı ekilemez. Buna aykırı hareket edenlerin takip ve kontrolü Bakanlıkça yapılır. Şirketler şeker pancarını Bakanlıkça belirlenen ekim alanlanndan üreticilerle sözleşme yaparak temin ederler. Bakanlık gerekli görmesi durumunda şirketlerin ekim alanlarmı yeniden belirler. Şeker üretiminde kullamlan diğer hammaddeler ise şirketler tarafindan üreticiler ve/veya piyasadan temin edilir. Şirketler, kendi ekim alanlanndan yeterli hammadde bulamadığı takdirde münavebe esaslan dâhilinde kendi ekim alanlan dışmdan da Bakanlığm izni ve denetiminde üreticilerle sözleşme yaparak pancar temin edebilirler ya da ihtiyacından fazla şeker pancarı üretimi yapabilen şirketlerden Bakanlık tarafından belirlenecek esaslara göre şeker pancan satın alabilirler. Bakanlık, şeker pancarının ekiminden fabrikalara teslimine kadar olan tüm süreci denetler, bu görevini yerine getirirken gerektiğinde kolluk kuvvetlerinden yardım alır. Şeker satış fiyatlan, şeker fabrikası işleten gerçek ve tüzel kişiler tarafından serbestçe belirlenir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar. Bakanlık tarafından çıkanlacak yönetmelikle düzenlenir."
Gerekçe: Madde ile 4634 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Şeker, Cumhurbaşkanlığınca belirlenen kotalar çerçevesinde fabrikalar tarafından üretilen bir gıda maddesi olup sakaroz kökenli şekerin hammaddesi şeker pancan bitkisidir. Şeker pancan bitkisinin esas itibarıyla ekilme sebebi sözleşmeli üretim kapsammda şeker fabrikalarımn hammaddesinin tedarikidir. Bunun dışında hayvan yemi için de ekilmesi söz konusu olsa da şeker üretiminden elde edilen ve yan ürün olan posamn da aym amaca hizmet etmesi nedeniyle ekonomik bir ekim nedeni değildir. Dolayısıyla şeker pancarımn başka kullanım alanlarının olmaması sadece şeker hammaddesi için ekilmesi nedeniyle Tarım ve Orman Bakanlığının fabrikalar için belirlediği ekim alanlarında sadece sözleşmeye dayalı ekim yapılması kaynaklarm etkin, etkili ve ekonomik kullamimasım sağlayacaktır. Aksi halde hem üretim planlaması zorlaşmakta, hem ülke ihtiyacınm üzerinde üretim yapılarak su ve diğer kaynakların israf edilmesi söz konusu olmakta hem de fabrikalann kendi ekim alanlarının dışından sözleşme olmadan ekilmiş şeker panearlarım alarak hammadde olarak kullanması nedeniyle yüksek nakliye bedelleri sonueu şekerin maliyeti artmakta ve dolayısıyla piyasa fiyatları artmaktadır. Düzenleme ile sözleşmesiz şeker pancarı ekiminin önlenmesi amaçlanmaktadır. Şirketlerin, diğer şirket veya fabrikalann pancar ekim sahalarından izinsiz ve kontrolsüz bir şekilde pancar temin etmelerinin önlenmesi ve pancar üretiminin kontrol ve denetimini sağlamak; pancar tarımının sürdürülebilirliği, toprak ve su kaynaklarının etkin kullanımı, münavebenin korunması, şeker arz güvenliği ve şeker" piyasasımn istikran için oldukça önemlidir. 4634 sayılı Şeker Kanununa dayanılarak çıkanlan Şeker ve Hammaddeleri Yönetmeliğinin 'Ekim Alanı Devri ve Ekim Alam Dışı Hammadde Talebi' başlıklı 8. maddesinin 7/a fıkrasında kendi ekim alanmdan yeterli hammadde temin edemeyen şirketlerin, diğer şirketlerden pancar temin edebilmesi ile ilgili hükümler bulunmakta ancak buna ilişkin düzenleme Kanunda yer almamaktadır. İlgili hükümler söz konusu yönetmelikteki kendi ekim alanından yeterli hammadde temin edemeyen şirketlerin, diğer şirketlerden pancar temin edebilmesine ilişkin hükümler ile yapılmakta olan denetimlere hukuki dayanak oluşturması amacıyla eklenmiştir. Bu hükümlerin eklenmesinde ekim sahalan birbirine sımr olan fabrikalarda ekim alanı devri ile ilgili üreticilerden gelen talepler de dikkate alınmıştır. Aynca şeker pancan üretimi sözleşmeli üretim modeli çerçevesinde yürütülmekte olup üreticinin geliri, teslim edilen pancann net ağırlığı ve polar (şeker oram) değerine bağlı olarak belirlenmektedir. Fire oram ve polar tespitinde yapılabilecek kasıtlı veya sistematik usulsüzlükler, üreticinin hak kaybına uğramasına ve sektörde güven ortamının zedelenmesine neden olmaktadır. Mevcut mevzuatta fire ve polar tespitine ilişkin teknik düzenlemeler bulunmakla birlikte, bu işlemlerde kasıtlı usulsüzlük yapılması hâlinde uygulanacak açık ve caydıncı bir idari yaptırım düzenlemesi bulunmamaktadır. Bu düzenleme ile; • Fire ve polar analizlerinde şeffaflık sağlanması, • • Üretici haklanmn korunması, Özel ve kamu tüm şeker fabrikaları için eşit ve caydırıcı yaptınm mekanizması oluşturulması, Sektörde güven ve sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi amaçlanmaktadır.
Madde 20ekliyor4634 sayılı
4634 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin altmcı fıkrasmdan sonra gelmek üzere aşağıdaki fikralar eklenmiştir. "Sözleşme yapılmadan şeker pancan eken gerçek ve tüzel kişilere, tespitin yapıldığı ekim alanından üretilecek şeker pancarı için, tespitin yapıldığı pazarlama yılında kamu fabrikaları tarafından belirlenen %16 polar şeker ihtiva eden firesi düşürülmüş A kotası şeker pancan baz alım fiyatı üzerinden hesaplanacak tutar kadar Bakanlıkça idari para cezası verilir. Şirketlerin kendi ekim alanlan dışından Bakanlığın izni olmaksızın şeker pancarı temin etmeleri halinde. Bakanlıkça, şirketlere cari pazarlama yılı için tahsis edilen A kotası miktarının cari pazarlama yılı başındaki A kotası şeker satış fiyatı ülke ortalaması üzerinden hesaplanacak tutannın yüzde ikisi oranında idari para cezası verilir."
Gerekçe: Madde ile 4634 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Sözleşmesiz şeker pancan ekilemeyeceği 5 inci maddeye eklenen hüküm ile düzenlenmiş olmakla birlikte Kanunda bu kapsamda bir yaptınm bulunmaması eklenen maddenin etkinliğini azaltmaktadır. Getirilen sözleşmesiz pancar ekiminin önlenmesine ilişkin hükme uymayanlara yaptınm olarak eklenen bent ile gerçek ve tüzel kişilerin sözleşme yapmadan pancar ekimi yapmalarını önlemek için idari para cezası öngörülmüştür. Şirketlerin, diğer şirket veya fabrikalann pancar ekim sahalanndan izinsiz ve kontrolsüz bir şekilde pancar temin etmelerinin önlenmesi ve pancar üretirninin kontrol ve denetimini sağlamak; pancar tanmımn sürdürülebilirliği, toprak ve su kaynaklannm etkin kullamnn, münavebenin korunması, şeker arz güvenliği ve şeker piyasasımn istikran için oldukça önemlidir. Bu kapsamda şirketlerin kendi ekim alanlan dışmdan Bakanlık izni ve denetimi olmaksızınpancar temin edemeyecekleri 5 inci maddeye eklenen hükümler ile düzenlenmiş olmakla birlikte Kanunda bu kapsamda bir yaptınm bulunmaması eklenen maddenin etkinliğini azaltmaktadır. Caydırıcı idari para cezalan uygulamak suretiyle pancardan şeker üreten şirketlerin hammadde temini için Bakanlığın izni ve denetimi olmaksızm kendi ekim alanlan dışmdan pancar teminini önlemek amacıyla idari para cezasına ilişkin hükümler eklenmektedir.
Madde 21ibare değişikliği4250 sayılı
3/1/2002 tarihli ve 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanunun 8 inci maddesinin beşinci fıkrasının (ö) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan "sekiz" ibaresi "yüzaltmış", (2) numaralı alt bendinde yer alan "on" ibaresi "yüzseksen", (3) numaralı alt bendinde yer alan "oniki" ibaresi "ikiyüz" şeklinde değiştirilmiş, fıkramn (p) bendinde yer alan "bulunduranlara," ibaresinden sonra gelmek üzere "ticari amaçla kullananlara," ibaresi ile fıkraya aşağıdaki bent eklenmiş, maddenin altıncı fıkrası ile yedinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, maddenin dokuzuncu fıkrasmm birinci cümlesinde yer alan "(f), (g), (h), (ı), (j), (n), (o), (p), (r) ve (s) bentlerinde" ibaresi, "(O, (g), (ı), Q), (n), (o), (p), (r), (s) ve (ş) bentlerinde" şeklinde değiştirilmiştir. "ş) Bakanlıkça belgeleri askıya alınanların askı süresi içinde üretim, satış veya dağıtım yaptığının tespiti halinde yüzbin Türk lirasından birmilyon Türk lirasına kadar idari para cezası verilir." "Yukarıda sayılan fiiller dışında, bu Kanun ile 4250 sayılı Kanuna veya bu kanuna göre yürürlüğe konulmuş ikincil düzenlemelerde yer alan; tesis kurulum, üretim, işleme, iç ve dış ticaret, tesis ve hisse devri, proje tadilatı, belge düzenlenmesi, kayıt düzeni, izin, bildirim, hammadde temini, geri kazanım ve imha işlemleri, mamul ve hammadde depolanması, piyasaya arz, satış ve sunum, tasfiye, faaliyetin sonlandıniması, ürünlerin teknik özelliklerinin belirlenmesi, üretici tütünlerinin yazılı sözleşme esası veya açık artırma yöntemi ile ahmp satılması, üretim şartını karşılamayan firma mamullerinin fiyatlandırılması, dağıtılması, satışı ve kontrolü ile bayilikler verilmesi şartlarına; a) Toptan satıcılar, açık alkollü içki satıcıları, perakende satıcılar ve nargilelik tütün mamulü sunum uygunluk belgesi bulunan satıcılar tarafından uyulmadığımn tespiti halinde; ilgili gerçek veya tüzel kişiler, eksikliğin giderilmesi için onbeş günden az olmamak üzere uygun süre verilerek veya aykırılığın tekrarlanmaması için yazılı olarak uyanlu*. Verilen süre içerisinde eksikliğin giderilmemesi veya aykırı fiilin ilk fiilin işlenmesinden sonraki beş yıl içinde ikinci kez işlenmesi halinde, eksiklik veya aykınlıkla ilgili faaliyet türüne ilişkin belgeler iptal edilir. b) Tütün, tütün mamulü, makaron, sigara filtresi, yaprak sigara kâğıdı, alkol ve alkollü içkiler sektöründe (a) bendinde sayılan kişiler dışında faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişiler tarafından uyulmadığımn tespiti halinde onbeş günden az olmamak üzere eksikliğin giderilmesi için uygım süre verilerek veya aykırılığın tekrarlanmaması için yazılı olarak uyarılır. Verilen süre içerisinde eksikliğin giderilmemesi veya aykırı fiilin ilk fiilin işlenmesinden sonraki beş yıl içinde ikinci kez işlenmesi halinde yüzbin Türk lirasından birmilyon Türk lirasına kadar idari para cezası verilir, aykın fiilin aym süre içinde üçüncü kez işlenmesi halinde faaliyet türüne ilişkin belgeler iptal edilir. c) Bu fıkra uyarmca verilecek süreler Bakanlık tarafından belirlenir." "Beşinci fıkramn (a), (b), (c), (d), (e), (f), (g), (ı), Q), (k), (1), (m), (n), (o), (p) ve (ş) bentlerinde düzenlenen idarî para cezalan, fiillerin bir yıl içinde tekrarı halinde, bir önceki cezamn iki katı olarak verilir. Beşinci fıkranın (c) bendinde sayılan fiillerin tekran halinde ayrıca ihlale konu ürünün piyasaya arzmın bir yıla kadar durdurulmasına; (a), (b), (d), (e), (Ç, (j), (k), (1), (m), (n), (o), (ö), (p), (r) ve (s) bentlerinde sayılan fiillerin, ilk fiilin işlenmesinden sonraki beş yıl içinde üçüncü defa işlenmesi halinde ise belgelerin iptaline karar verilir. Satış belgesi iptal edilen satıcılar, satış belgesi iptaline konu işyeri için iki yıl süreyle yeni belge başvurusunda bulunamaz."
Gerekçe: Madde ile, 4733 sayılı Kanunun 8 inci maddesi değiştirilmektedir. Bu kapsamda, 4733 sayılı Kammun 8 inci maddesinin beşinci fikrasınm (ö) bendi ile Kanunda belirlenen oranlarda yerli tütün kullamimaması halinde firmalara idari para cezası verilmesi düzenlenmiştir. İdari para cezası 2022 ve 2023 yıllan tütün mamulleri üretimi için uygulanmış olup uygulama sonuçlan değerlendirildiğinde, idari para cezalanmn caydıncılığmı kaybetmesi ve bunun yamnda uygulanan para cezası miktarlanmn düşük kalması da firmalar için yerli tütün kullamm zorunluluğuna uymak yerine ceza ödemeyi tercih edilir hale getirmiştir. Dolayısıyla ilgili düzenleme ile amaçlanan hedeflerin gerçekleşmesinin zorlaşacağı kanaatine vanimıştır. Bu nedenle idari para cezası miktarlanmn en az 2024 yılı ortalama tütün alım fiyatı düzeyine çekilmesi ve 8 inci maddenin yedinci fıkrasma (Ö) bendinin de eklenerek kabahat fiilinin beş yıl içinde üçüncü defa işlenmesi halinde belge iptali yoluna gidilmesinin düzenlemeden umulan faydamn sağlanmasına yardımcı olacağı değerlendirilerek gerekli değişiklik yapılmaktadır. 4733 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin beşinci fikrasmm (p) bendine "ticari amaçla kullananlara" ibaresi eklenerek etil alkolü amacı dışmda kullandığı tespit edilenlerin de madde kapsamında olduğu hususunun açıkça belirtilmesi amaçlanmaktadır. 4733 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin beşinci fıkrasma eklenen (ş) bendi ile Bakanlıkça belgeleri askıya alman kişilerin belgelerin askıda olduğu süre boyunca üretim, satış ve dağıtım yapması durumunda haklannda uygulanacak idari yaptınm düzenleme altına alınmaktadır. 4733 sayıh Kanunun 8 inci maddesinin altıncı fikrasmm uygulanması ile ilgili olarak özellikle "aykınhğm giderilmesinin mümkün olmadığı haller" kavrammın açıklanmasında zorluklar yaşanmış, aykınhğm giderilmesinin mümkün olmadığı hal kapsammda yapılan uygulamalar mahkemeler nezdinde iptale konu olmuştur. Bu bağlamda 4733 sayılı Kanunda sayılan fiiller dışmda kalıp 4733 sayılı ve 4250 sayılı Kanunlar kapsamında çıkanimış yönetmeliklerdeki hükümlere aykın davramşlara uygulanacak idari yaptınmlann daha net ve uygulamada sorun yaratmayacak şekilde düzenlenmektedir. Diğer taraftan, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunun(TAPDK) kapatılması sonrasmda 4733 sayıh Kanımda yapılan değişiklikler üzerine ilgili piyasalarda gerçekleşen aykınlıklar nedeniyle maddenin lafzi yorumundan kaynaklı olarak Tanm ve Orman Bakanlığı tarafından verilen diğer belgelerin de iptal edilmesi gibi bir sonucun ortaya çıkması nedeniyle söz konusu hükümde değişiklik yapılmaktadır. Yedinci fıkramn mevcut hali, 8 inci maddenin beşinci fıkrasında sayılan tüm kabahat fiillerinin tekran halinde bir önceki cezanm iki katı tutarında idari para cezası uygulanması şeklindedir.4733 sayılı Kanıma, 2022 yılından itibaren uygulanmak üzere (ö) bendi, 2024 yılmdan itibaren uygulanmak üzere ( r) ve (s) bentleri eklenmiş olup bu cezalar, nispi nitelikte cezalardır. Nispi nitelikli idari para cezalannda fiillerin tekran halinde önceki cezamn iki katı ceza uygulanması Kanunun caydmcılık amacım karşılamadığmdan söz konusu idari yaptırımlar için fiillerin tekran halinde bir önceki cezamn iki kaü idari para cezası uygulanması yerine sayılan idari yaptırımlarda hüküm altma alınan oran ve miktarlarda idari para cezası uygulanması ilgili maddeler ile ulaşılmak istenen amacın gerçekleştirilmesini sağlayacaktır. Bu nedenle, madde metninden (ö), ( r) ve (s) bentleri çıkanimış, maddeye yeni eklenen (ş) bendi ise, maddeye dahil olacak şekilde yeniden düzenlenmiştir. Aynca, madde uyarmca saüş belgesi iptal edilen işyerleri için iki yıl süreyle belge düzenlenmemesine ilişkin hükmün uygulamada özellikle iptale konu işyerinin üçüncü kişiler tarafından işletilmesi durumunda belgesi iptal edilen satıcı tarafından fiilen işletmeye iştirak edilip edilmediğinin tespitinin yapılamaması ve maddenin mevcut hali ile satıcıdan ziyade işyerinin cezalandırılması sebebiyle maddede sayılan kabahat fiilleri nedeniyle belgesi iptal edilen işyeri yerine kabahati işleyen sorumlu kişinin cezalandırılması yönünde değişiklik yapılmaktadu*. 4733 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin dokuzuncu fikrasından mülki amirliklerin idari yaptırım uygulama yetkisinde bulunan kabahat fiillerinden mülga (h) bendi madde metninden çıkarılmakta, 8 inci maddenin beşinci fıkrasma eklenen (ş) bendi de dokuzuncu fikrada yapılan değişiklik ile mülki amirliklerin idari yaptırım uygulamaya yetkili olduğu kabahat fiillerine dahil edilmektedir.
Madde 22ekliyor5403 sayılı1163 sayılı
3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8 inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. "24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa tabi kooperatifler, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlanndaki tarımsal niteliği korunacak alanlar ile bu planlar dışında kalan ve bu Kanuna tabi alanlarda yer alan taşınmazlar üzerinde mülkiyet ve sımrlı ayni hak edinemezler. Ancak tarımsal amaçlı faaliyet gösteren kooperatiflerin mezkûr alanlardaki taşınmazlar üzerinde mülkiyet ve sımrlı ayni hak edinimi Bakanlığın iznine tabidir."
Gerekçe: Madde ile iklim değişikliğinin olumsuz etkileri, ülkemizin karşı karşıya olduğu su stresi, gıda ihtiyacının artan dünya nüfiisuyla birlikte artması tarım arazilerinin korunması gerekliliğini gözler önüne sermektedir. Özellikle tanm ürünlerinin üretim noktasından tüketiciye ulaşana kadar nakliyeden ve aracılardan kaynaklı olağandışı fiyat oluşumlan büyük kentlerin tarımsal ihtiyaçlarımn yakmlanndaki tarım arazilerinde yapılan üretimle karşılanmasım da önemli hale getirmiş olup bu nedenle özellikle Ankara, İstanbul gibi megakentlerin mücavirinde yer alan tanm arazilerinin korunması zaruret halini almıştır. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullammı Kanunu gereği tanm arazilerinin korunması, tanm yapılmasım engelleyecek şekilde hukuki veya fiili olarak iûaz edilmesi yasaklanmışken büyükşehirlerin etrafında bulunan tarım arazileri çiftçilerin elinden ucuz fiyata alınarak 1163 sayılı Kooperatifler Kanununa göre kurulmuş başta konut ve yapı kooperatifleri olmak üzere çeşitli kooperatiflerin tüzel kişiliği altında fiili parsellere ayrılarak kooperatif üyeliği şeklinde hobi amaçlı kullamimak üzere kanuna aykın bir şekilde tanm dışı amaçlarla kullanıma açılmaktadır. Tanm arazilerinin ve özellikle verimli tanm arazilerinin bozulması tanm yapılamaz hale getirilmesi ve yapılaşmaya açılması, üstelik bunun kanuna aykırı bir şekilde yapılması 5403 sayılı Kanunla yasaklandığı gibi bu yasaklara uymama durumu da adli ve idari yaptınma bağlanmıştır. Ancak kimileri tarafından tanm arazileri çiftçilerin elinden ucuza satın alınarak kurulan başta konut ve yapı kooperatifleri olmak üzere çeşitli kooperatiflere mal edilmekte ve üyelik adı altında yapı kooperatiflerinin mülkiyetine geçirilen veya kiralama, uzun süreli intifa ya da üst hakkı tesisi suretiyle bu araziler tanm yapılamayacak şekilde küçük parsellere ayrılarak hafriyata tabi tutulduktan sonra "hobi bahçesi" adı altında mevzuata aykın bir şekilde yapılaşmaya açılmaktadır. Sonuç olarak büyükşehirlerin tarımsal ihtiyaçlarım karşılayabilecek verimli tanm arazileri hızla azalırken, hiçbir mevzuata uyulmadan inşa edilmiş seyyar veya sabit yapılar hızla çoğalmaktadır. Üstelik bu şekilde parsellenen tanm arazileri aracılar vasıtasıyla satışlara konu edilmekte ve taşınmaz mevzuatını tam bilmeyen vatandaşların mağduriyetine de sebep olunmaktadır. Kooperatif tüzel kişiliğinin hak ehliyeti kuruluş amaçları ve ana sözleşmesi ile smırhdır. Bazı kooperatifler son dönemlerde özellikle tarımsal alanlarda konut hobi bahçeleri turizm tesisi vb. adlar altında tesislerle tarımsal alanlarda ciddi tehlikeye sebep olmaktadır. Ülkemizin gıda, haj^ancılık ve tarımsal üretiminin korunmasının en temel şartı tarım alanlarının korunmasıdır. Bu nedenle hem kooperatiflerin alacağı taşmmazlann belirlenmesi hem de tarımsal arazilerin korunması amacıyla bu düzenleme yapılmaktadır. Konut ve yapı kooperatiflerinin amacı bina inşa etmeye müsait arsalar üzerinde faaliyetlerini gerçekleştirmek olduğuna göre hiçbir zaman yapılaşmaya açılmaması gereken tanm arazilerinin bu kooperatifler tarafından edinilmesinin iyi niyetle bağdaşmadığı açık olduğu gibi maddede sayılan kooperatiflerin kuruluş amaçlarına da taban tabana zıttır. Tarımsal amaçlı faaliyet gösteren kooperatifler hariç kooperatiflerin tarım arazisi edinmelerinin engellenmesi, mülkiyet hakkımn engellenmesi olarak da değerlendirilemez. Aynca Anayasamızın mülkiyet hakkım güvence altına alan 35 inci maddesinde mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla kanunla sımrlanabileceği belirtildikten sonra mülkiyet hakkımn kullamimasmm toplum yararma aykın olamayacağı da vurgulanmıştır. Sadece ülkemiz için değil bütün insanlık için önem arz eden tarım arazilerinin korunmasında kamu yararı bulunduğu hususunda tartışmaya yer olmadığı gibi mülkiyet hakkına dayamlarak tanm arazilerinin edinildikten sonra hukuka aykırı bir şekilde kişi yararına özgülenerek kullamimasınm da toplum yararma aykırı olacağı açıktır. Bu nedenlerle hem tanm arazilerinin korunması hem de bu kooperatiflere üye almak isteyen iyi niyetli vatandaşların zarara uğramalarının engellenmesi amacıyla kooperatiflerin amaçlarına hizmet etmeyecek tarım arazilerini mülkiyetlerine veya kiralama, intifa ya da üst hakkı tesis etme gibi yollarla kullanımlarma almalarımn önüne geçilmesi yukarıda arz edilen hususlar çerçevesinde zaruret halini almış olup yapılan düzenleme ile kooperatiflerin satış, trampa, bağış, kiralama, intifa, irtifak ve üst ha^ı kurmak gibi işlemlerle tanm arazilerini edinerek tarım dışına çıkarmalarının engellenmesi ve tarımsal amaçlı faaliyet gösteren kooperatiflerin edinimlerinin de Bakanlığın iznine tabi olması amaçlanmaktadır.
Madde 23değiştiriyoribare değişikliği5403 sayılı
5403 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin ikinci fıkrasımn birinci cümlesinde yer alan "on" ibaresi "ikibinbeşyüz" şeklinde değiştirilmiştir.
Gerekçe: Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunun 20 nci maddesinde yer alan idari para cezası günümüz koşullannda caydıncılığım yitirmiştir. Bu nedenle söz konusu cezamn güncellenmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Madde ile bu husus düzenlenmektedir.
Madde 24ekliyoribare değişikliği5403 sayılı
5403 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesinde yer alan "on" ibaresi "ikibinbeşyüz" şeklinde değiştirilmiş ve maddeye beşinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir "Bu Kanun uyannca izin alınmadan yapılmış her türlü yapı ve tesise, ilgili idareler, kurum ve kuruluşlar tarafından elektrik, su ve doğalgaz bağlantısı ve abonelikleri tesis edilmez. Bu fıkraya aykırı davranan idare, kurum ve kuruluşlara her abone başına yüzbin Türk lirası idari para cezası verilir. İdari para cezasımn tebliğinden itibaren aboneliğin otuz gün içerisinde iptal edilmemesi halinde aboneliğin devam ettiği her ay için aynca yüzbin Türk lirası idari para cezası verilir."
Gerekçe: Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 21 nci maddesinin (a) bendinde yer alan idari para cezası günümüz koşullannda caydırıcılığım yitirdiğinden ceza caydırıcı hale getirilmektedir. Kanun ile tanm arazilerinin izinsiz olarak tanm dışı amaçlarla kullanılması yasaklanmış ve bu yasaklara uymayan gerçek ve tüzel kişiler için adli ve idari yaptırımlar öngörülmüştür. Bu yasaklara rağmen özellikle şehirlerin etrafındaki tanm arazileri "hobi bahçesi" adı altında işgal edilerek tanm dışı amaçla kullanıma açılmakta ve bu yerlerde herhangi bir ruhsat ve izin prosedürüne tabi olmaksızın prefabrik veya sabit yapılar yapılmakta, şehirlerin gıda ihtiyacım hemen yam başından karşılayabilecek tarım arazileri her geçen gün daralmaktadır. Üstelik bir süre soma belediyeler ve diğer kurumlar tarafından bu izinsiz yapılara su, elektrik, doğalgaz altyapısı götürülmekte bu şekilde kurumlar eliyle bu kanun dışı yapılann altyapı ihtiyacının karşılanması bir nevi yasallaşma olarak algılanmakta ve tanm arazilerinin hukuk dışı yapılaşma amacıyla işgale uğraması daha da hızlandınimaktadır. Bu yapılann hemen hemen tamamı zaruri barınma amacıyla değil sayfiye amaçlı yapılar olduğundan alt yapı hizmetlerinin götürülmesi hususunda bir zorunluluktan bahsedilmesi de söz konusu değildir. 5403 sayılı Kanunda suç olarak tanımlanmış yöntemlerle hukuka aykırı bir şekilde yapılmış yapılara su, elektrik, doğalgaz hizmeti götürülmesi bir nevi bu yapıların meşrulaştığı izlenimi oluşturmakta ve adeta kurallara uygun davranan vatandaşlanmızı da kural dışı davranmaya itmektedir. Bahsedilen nedenlerle yapılış amacı ve şekli tamamen hukuka ve kurallara aykırı olan yapı ve tesislerin altyapı ve abonelik hizmetlerinden yararlandırılmayarak tanm arazilerinin korunmasına yönelik caydıncılık oluşturulması amaçlanmaktadır.
Madde 25değiştiriyor
11/6/2010 tarihli ve 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununun 5 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. "(1) Hayvanlarda herhangi bir tazminath hastalık tespit edilmesi sonucu resmî veteriner hekim veya yetkilendirilmiş veteriner hekim gözetiminde mecburî kesime tâbi tutulan, itlaf edilen veya kesimhanelerde tespit edilen tazminath hastalıklan nedeniyle imha edilen hayvanlar ile bu hastalıklar nedeniyle imha edilen hayvansal ürün, yem, madde ve malzemelerin bedelleri, imha, imha yerine nakliye ve dezenfeksiyon masrafları Cumhurbaşkam tarafından belirlenen oranlarda Bakanlık tarafından sahiplerine tazminat olarak ödenir. Bakanlık bütçe imkânları, hastalıklarla ilgili bilimsel veriler ile eradikasyon ve kontrol programlarına göre, tazminath hastalıklar ile bu hastalıklar nedeniyle imha edilen hayvansal ürün, yem, madde ve malzemelerden hangilerine tazminat ödemesi yapacağım, ödeme yapılacak yerleri ve uygulama zamamnı belirler." "(3) Bakanlıkça belirlenen usullere göre kayıt altına alınmamış hayvanlar, fiili ithalat işlemleri tamamlanmamış hayvanlar, sahipleri tarafından hasta olduklan Bakanlıkça belirlenen usullere göre bildirilmeyen veya hasta olduğu bilinerek satın alındığı tespit edilen hayvanlar, son sahibine Bakanlıkça belirlenen belgeler bulunmaksızın nakledilen hayvanlar, kamu kurum ve kuruluşlarına ait hayvanlar, Bakanlıkça belirlenen hastalıklarda hastalık sebebiyle uygulanan kontrol tedbirleri kaldırıldıktan sonra hastalığa göre belirlenen süre içerisinde aym hayvancılık işletmesinde aym hastalığın tespit edilmesi sebebiyle kestirilen veya itlaf edilen hayvanlar ile bu fıkrada belirtilen hayvanlarda tespit edilen tazminath hastalıklar sebebiyle imha edilen hayvansal ürün, yem, madde ve malzemeler için tazminat ödenmez."
Gerekçe: Madde ile 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununun 5 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarmda değişiklik öngörülmektedir. Anayasa Mahkemesinin 1/6/2021 tarihli ve 31498 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 2018/737 sayılı Bireysel Başvuru Karannda, 5996 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde, tazminat Ödemesi yapılacak hayvan hastalıklanmn bütçe imkânları, hastalıklarla ilgili bilimsel veriler ile eradikasyon ve kontrol programlanna göre Bakanlık tarafindan belirleneceği ifade edilmesine rağmen, hayvansal ürün, yem, madde ve malzemenin Bakanlık tarafindan belirleneceğine dair hükmün olmadığı, bu sebeple meri mevzuat hükmü gereğince imha edilen tüm hayvansal ürün, yem, madde ve malzemenin ödenmesi gerektiği ifade edilmiş, Hayvan Hastalıklannda Tazminat Yönetmeliğinde Kuduz Hastalığına ilişkin hayvansal ürün tazminatma ilişkin hüküm olmaması sebebiyle mevzuatta yeterli düzenleme olmadığı sonucuna vanimıştır. 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununun 5 inci maddesinin birinci fikrasmda yapılacak değişiklik ile düzenleme eksikliğinin giderilmesi, aym zamanda tazminatlı hastalıklann yam sıra hayvansal ürün yem madde ve malzemelere de hangi oranda ödeme yapılacağımn yürürlüğe konulacak yönetmelik ile belirlenmesi öngörülmektedir. Üçüncü fikrada mevcut metinde yer alan "Sahipleri tarafindan hasta olduklan Bakanlıkça belirlenen usullere göre bildirilmeyen veya hasta olduğu bilinerek satın almdığı tespit edilen hayvanlar, Bakanlıkça belirlenen belgeler bulunmaksızın nakledilen hayvanlar. Bakanlıkça uygulanması istenen test, tedavi ve aşılan yaptırılmayan hayvanlar" ibaresi zaman olarak ucu açık olarak algılanmakta ve yanlış değerlendirmelere yol açmaktadır. Örneğin bir hayvamn belgesiz olarak nakledildiği tespit edildiğinde, sahip değiştirse ve belgesiz işlemden dolayı idari para cezası düzenlense dahi meri mevzuata göre tazminat ödemesi yapılamayacağı anlaşıldığından, hayvamn tüm sahipleri aym kabahatten dolayı tekrar tekrar cezalandınimış olmaktadır. Bu sorunun giderilebilmesi için hiçbir şekilde tazminat ödemesi yapılmayacak hayvanlar belirtilmiş diğer durumlar için Bakanlık yetkilendirilmiştir. Aym maddenin beşinci fikrasmda "Bu maddenin uygulanması ile ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça çıkanlacak yönetmelikle belirlenir. Tazminatların ödenmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesinde Maliye Bakanlığınm görüşü alınır." hükmüne istinaden sözü edilen durumlann yönetmelik ile belirlenmesinin daha uygun olacağı değerlendirilmektedir. Düzenlenecek yönetmelikte tazminat ödenmemesi gereken durumlar sayılacağından uygulayıcı ve hak eden yetiştirici arasındaki anlaşmazlıklar ve bu anlaşmazlıklardan kaynaklı davalar azalacaktır. Hastalığm türü ve hastalığın çıktığı bölgedeki farklılıklar hastalıkla mücadelede farklı yöntemleri doğurmaktadır; bu sebeple tazminat uygulanacak bazı hastalıklarda kontrol önlemlerinin almdığı dönem ve devammda riske bağlı yeni önlemler almak gerekebilir. Bu önlemler ve riskler hayvancılık işletmelerinin farklı yapılarından dolayı hepsi için aym değildir. Bu sebeple riskin işletme tarafından almdığı koşullarda tazminatın ödenmemesinin sağlanması devlet bütçesinde zaran engelleyecek ayrıca riske karşı yetiştiricinin hastalık ile mücadele esnasmda alması gereken temizlik dezenfeksiyon deneme hayvanları uygulaması, koruma ve gözetim faaliyetlerinde daha dikkatli olmasma zemin hazırlayarak ticari kaybın daha az olmasına ve güvenli üretime geçilmesine katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.
Madde 26değiştiriyoribare değişikliği5996 sayılı
5996 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin birinci fıkrasmm (e) bendinin birinci cümlesinde yer alan "ve kayıt tutmayan" ibaresi ile beşinci cümlesinde yer alan "fiil suç oluşturmadığı takdirde" ibaresi madde metninden çıkarılmış ve (Ç bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. "f) 8 inci madde gereği canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin şevklerinde Bakanlıkça belirlenen belgeleri bulundurmayan canlı hayvan ve hayvansal ürün sahiplerine sığır cinsi hayvanlar için hayvan başına yedibinsekizyüzaltmışüç Türk lirası, koyun ve keçi türü hayvanlar için hayvan başına binikiyüzdört Türk lirası, diğer hayvan türleri ve hayvansal ürünler için araç başına yirmialtıbinüçyüzaltmış Türk lirası, ayrıca nakil vasıtası sahiplerine yirmialtıbinüçyüzaltmış Türk lirası. Bakanlıkça izin verilen yerler dışında hayvan satışı yapanlara yirmialtıbinüçyüzaltmış Türk lirası idarî para cezası verilir. Belgesiz nakledilen hayvanların, Bakanlıkça belirlenen korunmuş bölgeler hariç olmak koşulu ile nakil esnasında yakalanması durumunda, sahibinin bilgisi dâhilinde karantina altına alınır. Korunmuş bölgeler ve karantina ile ilgili hususlar Bakanlıkça belirlenir. Bu önlemler, insan, bitki ve hayvan sağlığı ile çevre için doğrudan ya da dolaylı herhangi bir olumsuz etkiye sebep olmayacak şekilde uygulanır. Bu iş ve işlemler için yapılacak tüm masraflar sahibi tarafından karşılanır. Kesim, imha ve itlaf hâlinde Bakanlıkça herhangi bir tazminat ödenmez. Canlı hayvan şevklerinde Bakanlıkça belirlenen kurallara göre yol kontrol ve denetim noktalarına girmeyen nakil vasıtası sahiplerine araç başı yirmialtıbinüçyüzaltmış Türk lirası, hayvan sahiplerine yüzotuzikibinyüzsekiz Türk lirası, idarî para cezası verilir."
Gerekçe: Madde ile, 5996 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin birinci fikrasınm (e) bendinde yer alan "fiil suç oluşturmadığı takdirde" ibaresi kaldmlmaktadır. Yürürlükteki maddenin uygulanmasım teminen Cumhuriyet Savcılıklanna suç duyurusunda bulunulduğunda Cumhuriyet Savcılıklarmca karar verilinceye kadar hayvanlarm yedieminde bulunmasınm gerekmesi ancak hayvanlarm bekletileceği yediemin bulunamaması, bulunması halinde ise yediemin ücretlerinin fazlalığı; vatandaşlarımızın mağduriyeti, ekonomik kayıplar ve iş gücünün verimli kullamlamaması durumlanna yol açmaktadır. Diğer taraftan; Cumhuriyet Savcılıklanna yapılan suç duyurulannda ekseriyetle kovuşturmaya yer olmadıgma dair kararlar verildiği görüldüğünden halihazırda yürürlükte bulunan düzenlemeden beklenen netice alınamamaktadır. 5996 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin birinci fikrasınm bendinde, 11/3/2021 tarihli ve 7297 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapılan değişiklikle; nakil esnasmda belgesiz yakalanan gebe olanlar ile yaşı küçük hayvanlar dışmdaki hayvanlarm kesilmesi hükme bağlanmış olup bu durum gerek ekonomik olarak kayıplara gerekse de hayvan refahı açısmdan uygun olmayan görüntülere neden olmaktadır. Kanunun ilgili maddesinde yapılacak değişiklikle nakil esnasmda yakalanan küpesiz hayvanlara sadece idari para cezası uygulanarak küpe takıldıktan sonra şevklerine izin verilmesi öngörülmektedir. Aynca, Tanm ve Orman Bakanlığınca belirlenen yol kontrol ve denetim noktalarma giriş yapmayan nakil vasıtası sahipleri ile hayvan sahiplerine hayvanlarm kontrollerini yaptırmadıkları için idari para cezası uygulanması sağlanacaktır. Böylece ülke ekonomisinde bü}^ kayıplara neden olan ve ülke hayvancılığı açısmdan önemli bir sorun olan kontrolsüz hayvan hareketlerinin denetlenmesinin daha sık ve sağlıklı yapılması amaçlanmaktadır. Kontrolsüz hayvan hareketleri bulaşıcı hayvan hastalıklanmn geniş çapta yayılmasına neden olduğundan, bu hastalıklara yerinde ve erken müdahale edilmesi ile hastalıklann yayılmasmm önlenmesi, ülke ekonomisine, insan sağlığma, temiz ve güvenilir gıda arzma katkı sağlanması öngörülmektedir.
Madde 27ekliyor6292 sayılı6831 sayılı
19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalannm Desteklenmesi ve Hazine Adma Orman Sınırlan Dışma Çıkanlan Yerlerin Değerlendirilmesi île Hazineye Ait Tanm Arazilerinin Satışı Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. "GEÇÎCÎ MADDE 10- Ankara ili, Kızılcahamam ilçesi, Dereneci/Gökbel mahalleleri ile Samsun ili, Vezirköprü ilçesi Çeltek mahallesinde, 6292 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesi (A) bendi gereğince orman sımrlan dışma çıkanları alanda nakil, yerleştirme, hak sahipliği tespiti, borçlandırma ve takyide ilişkin usul ve esaslar bu Kanuna göre Cumhurbaşkam karan ile belirlenir,"
Gerekçe: Madde ile 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkmmalarmm Desteklenmesi ve Hazine Adma Orman Sımrlan Dışına Çıkanlan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tanm Arazilerinin Satışı Hakkında Kanıma geçici 10 uncu madde eklenerek mezkûr Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce Orman Kanununun 2/A uygulaması ile Ankara ili, Kızılcahamam ilçesi, Dereneci/Gökbel Mahalleleri ile Samsun ili, Vezirköprü ilçesi Çeltek Mahallesinde, orman smırlan dışma çıkanlan alanlara usulüne ve amacma uygun yerleştirme yapılmadığından, bugün itibari ile fiili yerleşim söz konusu olduğundan ve geçmişte bu yerlerde hak sahipliği tespiti yapılmadığmdan, fiili yerleşimin yasal olması için de bir düzenleme yapılması, aksi takdirde bu sahalarm 2/A uygulamalanmn iptal edilerek devlet ormam vasfi ile yeniden tescil edilmesi ve sorunun yaşandığı Hazine adma orman sınırlan dışına çıkanlan yerlerde ikamet eden yaklaşık 300 vatandaşm mağduriyetinin kamu harcamalarma ek yük getirilmeden giderilmesi hedeflenmektedir.
Madde 28
Bu Kanunun; a) 20 nci maddesi 1/1/2027 tarihinde, b) Diğer maddeleri yayımı tarihinde, yürürlüğe girer.
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
Madde 29
Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Gerekçe: Yürütme maddesidir. TOPRAK KORUMA VE ARAZI KULLANIMI KANUNU İLE ÇELTİK KANUNU VE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

Maddeler TBMM'deki teklif metninden otomatik ayrıştırılmıştır; asıl metin için teklif PDF'i ↗

İmza sahipleri

90 milletvekili · parti, imza günündeki partisidir
Adem Korkmaz
AK Parti · Burdur
İlk imza
Mehmet Demir
AK Parti · Kütahya
İlk imza
Atay Uslu
AK Parti · Antalya
Ali Özkaya
AK Parti · Afyonkarahisar
Seydi Gülsoy
AK Parti · Osmaniye
Harun Mertoğlu
AK Parti · Rize
Zeynep Yıldız
AK Parti · Ankara
Osman Zabun
AK Parti · Isparta
Abdurrahim Fırat
AK Parti · Erzurum
Murat Kaya
AK Parti · Sakarya
Mehmet Ali Cevheri
AK Parti · Şanlıurfa
Hikmet Başak
AK Parti · Şanlıurfa
Muhammet Müfit Aydın
AK Parti · Bursa
İbrahim Yurdunuseven
AK Parti · Afyonkarahisar
İsmail Güneş
AK Parti · Uşak
Yaşar Kırkpınar
AK Parti · İzmir
Ahmet Salih Dal
AK Parti · Kilis
Hasan Arslan
AK Parti · Afyonkarahisar
Emel Gözükara Durmaz
AK Parti · Bursa
Suna Kepolu Ataman
AK Parti · Diyarbakır
Fatma Öncü
AK Parti · Erzurum
Tahir Akyürek
AK Parti · Konya
İbrahim Ethem Taş
AK Parti · Antalya
Lütfi Bayraktar
AK Parti · Sakarya
Abdürrahim Dusak
AK Parti · Şanlıurfa
Tuba Vural Çokal
AK Parti · Antalya
Mustafa Kaplan
AK Parti · Kırıkkale
Cem Şahin
AK Parti · Karabük
Kemal Çelik
AK Parti · Antalya
Mehmet Uğur Gökgöz
AK Parti · Isparta
Ercan Öztürk
AK Parti · Düzce
Cüneyt Aldemir
AK Parti · Tokat
Yıldız Konal Süslü
AK Parti · İstanbul
Şengül Karslı
AK Parti · İstanbul
Mahmut Rıdvan Nazırlı
AK Parti · Elazığ
Faruk Kılıç
AK Parti · Mardin
Kaan Koç
AK Parti · Ardahan
Mustafa Varank
AK Parti · Bursa
Ruken Kilerci
AK Parti · Ağrı
Nilgün Ök
AK Parti · Denizli
Derya Bakbak
AK Parti · Gaziantep
Cevahir Asuman Yazmacı
AK Parti · Şanlıurfa
Süleyman Özgün
AK Parti · Nevşehir
Adem Çalkın
AK Parti · Kars
Feyzi Berdibek
AK Parti · Bingöl
Haluk İpek
AK Parti · Amasya
Yahya Çelik
AK Parti · İstanbul
Ahmet Mücahit Arınç
AK Parti · Manisa
Kemal Karahan
AK Parti · Hatay
Orhan Ateş
AK Parti · Bayburt
Nazım Elmas
AK Parti · Giresun
Ayhan Salman
AK Parti · Bursa
Latif Selvi
AK Parti · Konya
Ejder Açıkkapı
AK Parti · Elazığ
Mustafa Arslan
AK Parti · Tokat
Kayhan Türkmenoğlu
AK Parti · Van
Cevahir Uzkurt
AK Parti · Niğde
Yakup Otgöz
AK Parti · Muğla
Abdullah Doğru
AK Parti · Adana
Faruk Aytek
AK Parti · Adana
Mehmet Eyup Özkeçeci
AK Parti · Gaziantep
Orhan Yegin
AK Parti · Ankara
Ertuğrul Kocacık
AK Parti · Sakarya
Fehmi Alpay Özalan
AK Parti · İzmir
Emre Çalışkan
AK Parti · Nevşehir
Seda Gören
AK Parti · İstanbul
Adem Yeşildal
AK Parti · Hatay
Mehmet Sait Yaz
AK Parti · Diyarbakır
Mervan Gül
AK Parti · Siirt
Serkan Bayram
AK Parti · İstanbul
Hasan Ekici
AK Parti · Konya
Halil Uluay
AK Parti · Kastamonu
Rümeysa Kadak
AK Parti · İstanbul
Çiğdem Koncagül
AK Parti · Tekirdağ
İsmail Erdem
AK Parti · İstanbul
Halit Yerebakan
AK Parti · İstanbul
Sadettin Hülagü
AK Parti · Kocaeli
Rukiye Toy
AK Parti · Sivas
Meliha Akyol
AK Parti · Yalova
Mestan Özcan
AK Parti · Tekirdağ
Adem Yıldırım
AK Parti · İstanbul
Sayın Bayar Özsoy
AK Parti · Kayseri
Veysal Tipioğlu
AK Parti · Kocaeli
Cüneyt Yüksel
AK Parti · İstanbul
Murat Cahid Cıngı
AK Parti · Kayseri
Arslan Tatar
AK Parti · Şırnak
Şahin Tin
AK Parti · Denizli
Hüseyin Özhan
AK Parti · Adıyaman
İshak Şan
AK Parti · Adıyaman
Fatih Dönmez
AK Parti · Eskişehir

Sık sorulanlar

7584 sayılı Kanun ne zaman kabul edildi?
11 Haziran 2026'da, TBMM Genel Kurulu'nda (28. Dönem 4. Yasama Yılı 101. Birleşim) kabul edildi.
Resmî Gazete'de ne zaman yayımlandı?
20 Haziran 2026 tarihli, 33286 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı.
Kaç oyla kabul edildi?
Açık oylamada 245 kabul, 68 ret oy kullanıldı.
Kanun teklifini kim verdi?
İlk imza sahibi Adem Korkmaz (AK Parti, Burdur). Teklifte toplam 90 milletvekilinin imzası var.