Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
Eğitim hakkı, Anayasa'nın 42. maddesiyle güvence altına alınmış temel bir haktır. Bu hak,
yalnızca bireyin bilgi edinme ve kendini geliştirme hakkı değil, aynı zamanda toplumsal eşitliğin,
fırsat eşitliğinin, ekonomik ve sosyal kalkınmanın da temelidir. Ancak ülkemizde çeşitli nedenlerle
üniversite eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalan ya da yükseköğretim kurumlarıyla ilişiği kesilen
çok sayıda öğrenci bulunmaktadır. Bu öğrencilerin önemli bir bölümü, öğrenimlerini kendi
isteklerinden bağımsız, ekonomik, sosyal, sağlık ya da ailevi nedenlerle sürdürememiştir.
Yükseköğretim Kalite Kurulu verilerine göre 2023 yılında üniversiteyi terk eden öğrenci sayısı
149 bin 909 olmuştur. 202rde 338 bin 926, 2022'de 389 bin 564 öğrenci üniversiteyi bırakmıştı.
Üç yıl birlikte değerlendirildiğinde toplam sayının 878 bin 909 olduğu görülmektedir.
Temmuz 2025 tarihli TÜİK "îşgücü Piyasasında Gençler" araştırması da her yaştan gencin başta
ekonomik sıkıntılar olmak üzere çeşitli sebeplerle eğitimden kopuş yaşadığını göstermektedir.
TÜİK verilerine göre, 2024 yılında 15-34 yaş grubundaki gençlerin yüzde 17,7'si eğitimini yanda
bırakmış ya da bölüm değiştirmiştir. Gençlerin yüzde 22,5'i ekonomik nedenler, yüzde 17,2'si
eğitim programının beklentisini karşılamaması, yüzde 14,14 ailevi nedenlerden dolayı eğitimini
yarıda bıraktığını veya bölüm değişikliği yaptığını beyan etmiştir.
Çok açıktır ki son yıllarda şiddetlenen derin yoksulluk her kademede olduğu gibi
yükseköğrenimde de eğitimden kopuşu hızlandırmaktadır. Ülke genelinde artan işsizlik ve hayat
pahalılığı, birçok öğrencinin öğrenim harçlarını, barınma ve beslenme giderlerini karşılamasını
imkânsız hale getirmiştir. Gençler ya çalışmak zorunda kalmış ya da ailesine destek olmak için
eğitimlerini ertelemek zorunda kalmıştır.
Barınma sorunu da yine gençlerin eğitim hayatını sekteye uğratan bir diğer önemli sorun alanı
olmuştur. KYK yurtlarına yerleşemeyen öğrenciler yüksek kira giderleri ile karşı karşıya
kalmaktadır.
Yakın geçmişte tüm ülkeyi derinden etkileyen bir büyük depremin yaşandığı da
unutulmamalıdır. 6 Şubat depremleri başta deprem bölgesindeki üniversiteler olmak üzere, binlerce
öğrencinin Öğrenim sürecini sekteye uğratmıştır.
Tüm bu sebepler, yükseköğretim kurumlarıyla ilişiği kesilen bireylerin sayısının her geçen gün
artmasına neden olmaktadır. Geçmiş yıllarda çıkarılan öğrenci affı düzenlemeleri, yukarıda
değinilen bu mağduriyetleri gidermekte olumlu katkı sağlamıştır. Geçmiş af düzenlemeleri, binlerce
öğrencinin tekrar üniversiteye dönmesine olanak tanımış, bu bireylerin birçoğu mezun olarak
toplum kalkınmasına ve ülke ekonomisine katkı sağlamıştır.
Öğrenci affı, gelecek umudunu yitirmiş gençlerin hayata tutunma umudunu yeniden
yeşertecektir. Eğitim hakkından yeniden faydalanma imkânı, bireyin yalnızca bilgiyle donanmasını
değil, aynı zamanda özgüven kazanmasını ve üretken bireyler olarak topluma katılmasını sağlar.
Bu bağlamda, üniversitelerle ilişiği kesilen kişilerin, belirlenen süre ve şartlar dahilinde
öğrenimlerine devam etmelerine olanak tanımak, sosyal devlet anlayışının da bir gereğidir.
Genç nüfusumuz bizim en kıymetli değerlerimiz arasındadır. Bu genç nüfusumuza hak ettikleri
bir hayatı tüm unsurları ile sunmak da bizlerin başlıca görevidir.
Bu gerekçelerle, öğrenci affı kanun teklifinin kabul edilmesi hem toplumsal adalin
de eğitimde fırsat eşitliğinin güçlendirilmesini sağlayacak, gençlerimizin y
bakmalarına olanak sunacaktır.
m
m:
4)^ tla