Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
Sosyal güvenlik hukukunun en temel işlevlerinden biri, bireyin çalışma gücünü yitirdiği
dönemlerde, insan onuruna yaraşır bir hayat sürdürebilmesini temin edecek düzeyde gelir
güvencesi sağlamaktır. Bu bağlamda emekli aylığı, yalmzca bir geçmiş hizmet karşılığı değil;
bireyin sosyo-ekonomik varlığım sürdürebilmesinin ön koşulu olan bir kamu hakkıdır. Hukuki
mahiyeti itibarıyla emekli aylığı, mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmekle birlikte özü
itibarıyla yaşamsal nitelikteki sosyal güvenlik hakkının taşıyıcısıdır.
Bu nedenle, emekli ayhklarınm cebrî icra tehdidinden korunması, sosyal hukuk
devletinin gereği olarak bireyin ekonomik güvenliğine yönelen müdahalelere karşı kurulan
anayasal bir bariyerdir. Bu durum, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanunu'nun 93 üncü maddesinde açıkça ifadesini bulmuştur. İlgili maddede açıkça gelir, aylık
ve ödeneklerin devir ve temlik olunamayacağı düzenlenmiştir. Emekli aylığı alacağına
haczedilemezlik tanınması yamnda devri de kanunen yasaklanmıştır. Türk Medeni Kanunu'nun
954 ve devamı maddelerinde alacak ve hakların rehni düzenlenmiş olup, bu maddeler
hükümlerine göre ancak başkasına devredilebilen alacaklar ve diğer haklar rehnedilebilir. 5510
sayılı Kanun'un 93 üncü maddesinin emredici hükmü ile emekli ayhklarımn ve gelirlerinin
devredilemeyeceği belirtildiğine göre emekli ayhklan, gelir ve ödeneklerinin üzerinde alacak
rehni tesisi de geçerli değildir. Bu durumda tüketici kredi sözleşmelerinde emekli aylıklannm,
sosyal güvenlik alacaklarının rehnine ilişkin hükümler kesin hükümsüzdür.
Uygulamada, bu yasağın banka sözleşmelerine konulan açık muvafakat beyanları,
temlik şartlan veya kredilendirme süreçlerine yerleştirilen dolaylı mekanizmalar vasıtasıyla
dolamidığı görülmektedir. Ancak sözleşme özgürlüğü, irade serbestisi gerekçe gösterilerek
yasak olan temlik, rehin, hapis ve takas işlemleri dışında bloke yetkisi, kesinti yapma yetkisi
gibi bazı nitelendirmelerle farklı yetkilerin verilmesi yoluyla emredici nitelikteki yasakların
aşılması mümkün değildir. Nitekim Anayasanın 48 inci maddesiyle güvence altına alman
sözleşme Özgürlüğü mutlak olmayıp, kanunda öngörülen sınırlar içinde geçerlidir. Bankacılık
Düzenleme Denetleme Kurumu tarafından yayınlanan 04.04.2011 tarihi 2011/2 sayılı
Genelge'de de maaş ve ücret hesaplarına bankalarca haksız uygulanan blokaj işlemleri
bakımından uyarılara yer verilmiştir.
Özel hukuktan kaynaklanan borçların borçlu tarafından nzasıyla ifa edilmemesi halinde,
alacaklımn alacağım tahsil için devletin cebri icra organlarına başvurması kuraldır. İcra
organları varken alacaklının alacağım, emredici kanım hükümlerine rağmen, geçersiz sözleşme
hükmüne dayanarak kendiliğinden tahsil etmesi ihkakı haktır. Cebri icrada dahi, alacaklı borçlu
arasında denge kurulması, hatta takiple ilgili üçüncü kişiler ve kamunun da menfaatlerinin
korunması için kurallar getirilmiş olup söz konusu denge ve menfaatlerin kurulması, ülkede
hukuki barışa ve istikrarın sağlanmasına katkıda bulunacaktır.
Anayasamn 2 nci maddesi ile Türkiye Cumhuriyeti'nin; toplumun huzuru, millî
dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarma saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı,
başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devleti
olduğu açıkça şekilde düzenlenmiştir. Anayasamn 5 inci maddesi ile de kişilerin ve toplumun
refahj huzur ve mutluluğunu sağlamak ve kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk
devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sımrlayan siyasal, ekonoıpikJTve t^y^
engelleri kaldırmaya çalışmanın Devletin temel amaç ve görevlerinden olduğu
Yine Anayasamn 41 inci maddesiyle ailenin korunması; 17/1 inci maddesi il^e^t
aş
I
maddi ve manevi varlığım koruma geliştirme hakkına sahip olduğu teminat altına alınmıştır.
Anayasamn bu hükümleri kapsamında bakıldığında, tüketici kredi sözleşmesinin kurulduğu
sırada güçlü konumda olan banka tarafından, sözleşmenin zayıf konumunda olan tüketici
niteliğindeki emekliden alman hapis, takas, mahsup ve benzeri onay ve rıza ile banka tarafından
emekli maaşı üzerine bloke konulması mümkün değildir. Emekli maaşı henüz muaccel olmadan
daha sözleşmenin kurulduğu sırada söz konusu işlemler yönünden muvafakat alınması, emekli
ve ailesini ileride dara sokacağı kesin olduğundan, kişinin maddi ve manevi varlığı, yaşama
hakkı, toplumun huzur ve mutluluğu vs ilgili Anayasa hükümleriyle doğrudan ilgilidir ve
dolayısıyla kamu düzenine aykırılık oluşturur.
İşbu teklif ile; 5510 sayılı Kanun'un 93 üncü maddesinin birinci fıkrasına ve 2004 sayılı
İcra ve İflas Kanunu'nun 83/a maddesine yapılacak ekleme ile emekli ayhklarma açık
muvafakat, sözleşmesel yükümlülük veya borç ilişkisine dayalı olarak blokaj
uygulanamayacağı, bu tür işlemlerin geçersiz ve hükümsüz olduğu açıkça düzenlenmektedir.
SET
7*
O3