Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
Grev, emekçilerin sermaye karşısındaki en temel hak arama ve özsavunma aracıdır. Üretimden
gelen güçlerini kullanarak haklarını talep eden işçiler için grev, yalnızca bir mücadele yöntemi
değil, aym zamanda emeğin sömürüsüne, güvencesizliğe, angaryaya ve adaletsizliğe karşı bir
direniştir. Grev hakkı, demokratik gelişmişliğin ve örgütlü emek hareketinin varlığının da
göstergesidir. Bir ülkede grev hakkımn ne ölçüde kullanılabildiği, o ülkenin gerçek anlamda
demokratik olup olmadığının da ölçüsüdür.
Ancak Türkiye'de egemen olan neo-liberal emek politikaları, emekçilerin hak arama
mücadelesini sıkça "milli güvenliğe tehdit" olarak değerlendirmiştir. Meşru bir hak olan grev,
neredeyse her iktidar döneminde baskıyla, yasakla ya da ertelemeyle karşı karşıya kalmıştır.
Yapılan araştırmalar, 275 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu'nun yürürlükte
olduğu 1963-1980 yıllan arasında 252 grevin ertelendiğini göstermektedir. Bu kararların 209'u
"milli güvenlik" gerekçesiyle alınmış, büyük çoğunluğu ise Demirel hükümetleri döneminde
gerçekleşmiştir. Yasaklardan en çok etkilenenler Türk-İş ve DİSK'e bağlı sendikalar olmuştur.
12 Eylül 1980 Darbesi sonrası çıkarılan 2822 sayılı yasa ile grev yasakları yeni bir boyut
kazanmıştır. Bu yasa döneminde (1983-2007) 27 grev erteleme kararnamesi yayımlanmış, bu
kararlar 600'den fazla işyerini ve yaklaşık 380.000^00.000 işçiyi etkilemiştir. Bu da yasakçı
zihniyetin yalnızca olağanüstü dönemlere özgü olmadığını, yapısal bir uygulama haline
geldiğini göstermektedir. (Kaynak: Aziz Çelik, Milli Güvenlik Gerekçeli Grev Ertelemeleri)
AK Parti iktidarları da bu yasakçı geleneği sürdürmüş, emek karşıtı politikaları
derinleştirmiştir. 2003'ten bugüne kadar toplam 22 grev yasaklanmıştır. Bu yasaklamaların
20'si özel sektörde, 2'si ise kamu işletmelerinde gerçekleşmiştir. Yasakların 7'si OHAL
döneminde alınmıştır. En çok grev yasağı getirilen sektör ise metal iş kolu olmuştur.
DİSK/Birleşik Metal-îş Sendikası'nm MESS ile yürüttüğü toplu iş sözleşmesi görüşmeleri
sonucunda alınan grev kararları. Cumhurbaşkanlığı karamameleriyle defalarca engellenmiştir.
Son olarak, Türkiye Maden İşçileri Sendikası'nm kamu kurumlarına yönelik grev kararı da yine
Cumhurbaşkam tarafından 60 gün süreyle ertelenmiştir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının son verilerin göre (Temmuz 2025), Türkiye'de
yaklaşık 17,3 milyon işçiden yalmzca 2,4 milyonu sendikalıdır. Bu da sendikalı işçilerin
oranının %14,02'de kaldığını göstermektedir. Böylesine düşük bir sendikalaşma oranı
karşısında, grev hakkımn da sık sık yasaklanması, bu yasakların milli güvenlikten ziyade siyasi
tercihlere dayandığını açıkça ortaya koymaktadır.
Bu kanun teklifi, grev hakkının keyfi biçimde engellenmesinin önüne geçmeyi, emeğin tarihsel
kazanımlarmdan biri olan grev hakkını güvence altına almayı amaçlamaktadır. Mevcut
yasaların emekçiler aleyhine olan maddelerinin, emek örgütlerinin ve sendikaların katkısıyla
yeniden düzenlenmesi gerektiği açıktır. Her ne kadar bu teklif, emekçilerin tüm hak kayıplarını
bir anda telafi edemese de önemli bir demokratik adımı temsil etmekte ve grev hakkının
üzerindeki siyasi baskıyı ve yasaklamaları kaldırmayı hedeflemektedir.