Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu uyarınca arsa ve arazilere ilişkin vergi değerlerinin
belirlenmesinde esas alınan asgari ölçüde arsa ve arazi metrekare birim değerleri, dört yılda bir
defa takdir komisyonlannca tespit edilmekte ve müteakip dört yıllık dönem boyunca emlak
vergisi matrahımn temel unsurunu teşkil etmektedir. Söz konusu birim değerler yalmzca emlak
vergisinin değil; değer artış kazancı vergisinin, veraset ve intikal vergisinin, tapu harçlarınm ve
diğer çeşitli kamu mali yükümlülüklerinin de hesaplamasında referans alınmakta; dolayısıyla
taşınmaz maliki gerçek ve tüzel kişiler üzerinde çok yönlü ve çarpan etkili bir mali sonuç
doğurmaktadır.
Ancak son yıllarda yapılan gözlemler, rayiç değere esas teşkil eden metrekare birim
değerlerinin tespitinde esas alınması gereken nesnel kriterlerin, idari takdir yetkisinin
smırlanmn dışına çıkarak belirsiz, denetimsiz ve sistematik olmayan yöntemlerle şekillendiğini
ortaya koymaktadır. Takdir komisyonlarınm bileşimi, değerleme yetkinliği olmayan personel
eliyle sahaya dayalı ölçüm yapılmaksızın karar alınması, değerleme ölçütlerinin açık biçimde
belirlenmemiş olması ve takdir işlemlerinin idari planlama, altyapı yatırımları, bölgesel
gelişmişlik ve imar durumu gibi temel göstergelerle ilişkilendirilmemesi, rayiç değer belirleme
sürecinin hukuki ve iktisadi temelden uzaklaşmasına sebebiyet vermektedir. Bu bağlamda
özellikle büyükşehir belediyesi sımrlan içerisinde yer alan birçok taşınmazın birim
değerlerinde, takdir dönemleri arasında %500 ila %1.000Teri bulan artışlar meydana geldiği
görülmektedir.
Söz konusu artışlar, taşınmazın gerçek ekonomik değerini yansıtmadığı gibi
mükelleflerin vergi ödeme gücünü de gözetmemektedir. Bu durum, Anayasa'mn 2'nci
maddesinde düzenlenen hukuk devleti ve sosyal devlet ilkeleri ile 73 'üncü maddesinde yer alan
"mali güce göre vergilendirme" esasım açık biçimde ihlal etmektedir. Vergi mükelleflerinin,
emlak vergisi dahil olmak üzere birçok yükümlülük bakımından öngörülemez ve ölçüsüz bir
artışla karşı karşıya bırakılması, vergisel güvenliğe olan inancı zedelemekte ve vergiye gönüllü
uyumu olumsuz yönde etkilemektedir. Nitekim, takdir edilen bu yüksek değerler sadece vergi
yükünü artırmakla kalmamakta; taşınmazların devrini, intikalini ve ekonomik değer taşımasını
da engeller hale getirmektedir. Taşınmazlar üzerinde tahakkuk eden vergi, harç ve sair mali
mükellefiyetler, birçok malik açısından taşınmazın ekonomik anlamda elden çıkarılmasım
fiilen imkânsızlaştırmakta; mülkiyet hakkı üzerindeki dolaylı kamu müdahalesi ciddi boyutlara
ulaşmaktadır.
Öte yandan, rayiç değer tespitine ilişkin takdir sisteminin istatistiksel geçerliliği
tartışmalı olup, aym cadde veya sokak üzerinde bile taşınmazların metrekare birim değerlerinin
farklılaşabildiği; merkezi konumda yer alan taşınmazların değerlerinin yıllar boyunca
artmadığı, buna karşılık çevre bölgelerde geometrik artışlar yaşandığı tespit edilmiştir. Bu
durum, hem idari uygulamada birlik ilkesini zedelemekte hem de benzer konumdaki
mükellefler arasında eşitsizliğe yol açmaktadır. Hukuki öngörülebilirliğin sağlanması
bakımından, vergi matrahım belirleyen bir değerin kamu otoritesince bu denli dalgalı ve
ölçüsüz şekilde belirlenmesi kabul edilebilir değildir.
îşbu Kanun Teklifi ile, 2025 yılmda takdir edilen ve 2026 yılı itibarıyla yürürlüğe
girmesi öngörülen metrekare birim değerlerine üst sımr getirilerek; bu değerlerin 2025 yılında
uygulanan değerlerin %50'sinden fazlasım aşamayacağı hükme bağlanmaktadır. Teklif^y|[^^
bu sınırlandırmanın 2027,2028 ve 2029 yıllannda da korunmasım ve emlak vergi matrayâi^^fthîl^^
bu şekilde sabitlenen değerler üzerinden hesaplanmaya devam edilmesini öngörmektpdiîA^^
I mSy }
Grup
Bü düzenleme ile, taşınmaz sahiplerinin mali güçlerini aşan ve öngörülemez şekilde
artan vergi yüklerinin sınırlandırılması; takdir komisyonlarımn idari keyfiyet içeren
uygulamalannm bertaraf edilmesi; vergilendirme sürecinde ölçülülük, istikrar ve güven
ilkelerinin tesisi; mtikelleflerin öngörülebilir ve sürdürülebilir vergi matrahları üzerinden
yükümlülüklerini yerine getirmeleri amaçlanmaktadır.
0^