Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrasında, Kanun Hülonünde Kararnameler (KHK) ile
on binlerce kamu görevlisi kamu hizmetinden çıkarılmış, bu süreçte kamu görevinden ihraç
edilen bireylerin sosyal güvenlik haklarında önemli belirsizlikler ortaya çıkmıştır. Özellikle
emekli ikramiyesi konusunda yaşanan uygulama farklılıkları, hizmet birleştirmesi yoluyla
emekli olan kamu görevlilerini mağdur eden bir hukuki eşitsizlik yaratmıştır.
Kamu görevinden KHK ile çıkarılan kişilerden bir bölümü, hizmet sürelerinin tamamım 5434
sayılı Kanun kapsamında geçirmiş olmaları nedeniyle emekli ikramiyesi alabilirken, diğer bir
bölümü — yalmzca kısa bir dönem başka sosyal güvenlik kurumlarında hizmetleri bulunduğu
ve hizmet birleştirmesi yaptığı için — bu haktan mahrum bırakılmıştır. Mevzuattaki bu ayrım,
hizmetlerinin büyük bir kısmını kamuda geçiren bireylerin sadece birkaç yıl farklı bir statüde
çalışmış olması nedeniyle, emekli ikramiyesi gibi müktesep bir hakka erişimini engellemiş ve
eşitlik ilkesine aykırı bir durum yaratmıştır.
Anayasa Mahkemesi, 25.02.2025 tarihli ve 2019/41241 başvuru numaralı kararında bu durumu
ayrıntılı şekilde incelemiş ve Anayasa'nm 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı ile
10. maddesinde yer alan eşithk ilkesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Mahkeme, kamuda
geçen uzun yılların sonucunda kazanılan emekli ikramiyesi hakkının yalmzca hizmet
birleştirmesi yapıldığı gerekçesiyle tamamen reddedilmesini "orantısız külfet" ve "ayrımcı
uygulama" olarak nitelendirmiştir. Mahkeme ayrıca, ihlalin kaynağımn 5434 sayılı Kanun'un
89. maddesinin ikinci fıkrasmdaki kıdem tazminatma ilişkin koşuldan kaynaklandığım açıkça
belirtmiştir.
Bu bağlamda, AYM kararı doğrultusunda, hizmet birleştirmesi yaparak emekliliğe hak
kazanan kamu görevlilerinin de emekli ikramiyesi alabilmesinin önünü açmak, yalmzca adalet
ve hakkaniyet ilkesinin değil, aym zamanda hukukun üstünlüğü ilkesinin de gereğidir. Anayasa
Mahkemesi'nin gerekçeli kararmda, kamu hizmetinde geçen sürelere karşılık biriken sosyal
güvenlik primlerinin karşılıksız kalamayacağı açıkça vurgulanmış; aym hukuki statüde yer alan
kişilere farklı muamele yapılmasmm anayasal denetimden geçemeyeceği belirtilmiştir.
Bu gerekçelerle; 5434 sayılı Kanun'un 89. maddesinde yer alan ve kıdem tazminatına hak
kazanma şartını emekli ikramiyesi ödemesi için ön koşul haline getiren düzenlemenin
kaldırılması, hem Anayasa Mahkemesi kararımn hayata geçirilmesi hem de sosyal güvenlik
hukukunda eşitlik ve mülkiyet hakkı temelinde yaşanan çarpıklığın giderilmesi açısından
elzemdir.
Bu değişiklikle birlikte, hizmet birleştirmesi nedeniyle bugüne dek emekli ikramiyesi
alamayan KHK'lı kamu görevlileri de diğer emsalleriyle eşit haklara sahip olacak; sosyal
güvenlik sistemine duyulan güven artacak; idarenin mahkemelerce sürekli haksız bulunmasmm
doğurduğu kamu zararımn da önüne geçilecektir. Ayrıca, idari istikrar, normlar hiyerarşisine
uygunluk ve sosyal devlet ilkesi gereği, bu düzenleme ile Anayasa Mahkemesi kararımn gereği
yerine getirilmiş olacaktır.
Bu amaçlarla söz konusu "Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununda Değişiklik
Yapılmasma Dair Kanım Teklifi" hazırlanmıştır.