Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
Rüsumat No: 4 Gemisi, Türk İstiklâl Harbi'nin deniz cephesinde eşsiz bir kahramanlık örneği
sergilemiş, vatan savunmasına verdiği katkılarla tarihe mal olmuş bir değerimizdir.
1891'de İngiltere'de bir trol teknesi olarak inşa edilen, 85 tonluk ve 33,5 metre uzunluğundaki
buharlı vapur, Osmanlı Devleti tarafından 1913'te satın alınarak gümrük hizmetlerinde ve I. Dünya
Savaşı'nda mayın tarama ile karakol görevi için kullanılmıştır. Mondros Mütarekesi'nin ardından
Karadeniz Ereğli'de kalan gemi, 12 Kasım 1920'de Anadolu Hükümeti emrine girmiş ve Millî Mücadele
boyunca cephane nakliyatında görev üstlenmiştir.
Rüsumat No: 4, Batum'dan aldığı silah ve cephaneyi Karadeniz sahillerine ulaştıran ilk
gemilerden biri olmuş; 4 Kasım 1920'de 632 tüfek, 615 kılıç ve 1180 sandık cephaneyi Trabzon'a
başarıyla taşımıştır. Sonraki seferlerinde de yüzlerce tüfek, makineli tüfek ve binlerce cephane sandığını,
düşman donanmalarının ablukasına rağmen Anadolu'ya güvenle ulaştınnıştır. Toplamda Anadolu
sahillerine yaklaşık 7.800 ton cephane sevkiyatma katkıda bulunmuştur.
Geminin en dikkat çekici kahramanlıklarından biri, 16-19 Ağustos 192rde Ordu kıyılarında
yaşanmıştır. Batum'dan getirdiği ağır toplar ve yüzlerce sandık cephaneyi Ordu halkının insan zinciri
yardımıyla kısa sürede karaya aktaran gemi, Yunan torpidobotlarının yaklaşması üzerine Yüzbaşı
Mahmut'un emriyle bilinçli olarak karaya oturtulmuş ve üstünde suni yangın çıkarılmıştır. Bu sayede
düşmanın ele geçirmesi engellenmiş, ertesi gün Orduluların desteğiyle tekrar yüzdürülerek hizmetine
devam etmiştir. Bu "sahte batırma" operasyonu hem mürettebatın fedakârlığını hem de halkın dirayetini
ortaya koymuştur.
Rüsumat No: 4 sadece mühimmat taşımamış, aynı zamanda Karadeniz'de güvenlik sağlamış,
kaçakçılığı önlemiş ve deniz ablukalarına karşı milli mücadelenin lojistik damarını ayakta tutmuştur.
Kurtuluş Savaşı'nın seyrini etkileyen bu katkılar, gemiyi bir "zafer ve direniş sembolü" haline
getirmiştir.
Benzer şekilde, Kurtuluş Savaşı'na katkıları dolayısıyla 1924'te Samsun, İnebolu ve Trabzon
kayıkçı loncalarına TBMM kararıyla İstiklal Madalyası tevdi edilmiş; Gaziantep, Şanlıurfa ve
Kahramanmaraş gibi şehirler de toplu fedakârlıklarının sembolü olarak madalya ile onurlandırılmıştır.
Bu sebeple İstiklal Madalyası'nm sadece bireylere değil, toplu kahramanlıkların ve sembolik değerlerin
de Ödüllendirilmesinde kullanıldığını göstermektedir.
3755 sayılı İstiklal Madalyası Kanunu, cephede ve cephe gerisinde olağanüstü fedakârlık
gösterenlere madalya verilmesini düzenlemektedir. Rüsumat No: 4'ün faaliyetleri, bu hükümlerin
ruhuna uygundur. Geminin "Ölmeyi ve dirilmeyi" göze alan fedakâr mücadelesi, bağımsızlığımızın
denizlerdeki simgesidir. Nitekim dönemin tanıkları, arşiv kayıtları ve akademik araştırmalar da Rüsumat
No: 4'ün kahramanlıklarını teyit etmektedir.
Rüsumat No: 4, artık milletimizin ortak hafızasında bir kahramanlık simgesidir.
Cumhuriyetimizin 100. yılı vesilesiyle onun İstiklal Madalyası ile onurlandırılması, yalnızca tarihî bir
hakkın teslimi değil, aynı zamanda Türk denizciliği mirasına sahip çıkmak anlamına gelecektir.
Bu kanun teklifi ile bu onurlandırmanın yapılması hem tarihî bir borcun ödenmesi hem de
gelecek nesillere vatan savunmasında fedakârlığın simgesi olarak güçlü bir mesaj verilmesi olacaktır.