Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
Ceza infaz kurumlarında uygulanan disiplin cezalan, "kurum içi düzeni sağlamak, hükümlüleri
iyi hâili davranışlara yönlendirmek" amacıyla öngörülmüştür. Bu cezalar, kalıcı değil; belirli
bir süreyle sınırlı, geçici yaptırımlar niteliğindedir.
Ne var ki son yıllarda, iptal edilmiş, infaz edilmiş veya kesinleşmemiş disiplin cezalarının "iyi
hâl değerlendirmesi" süreçlerinde yeniden dikkate alınması, bu yaptırımların geçicilik
özelliğini ortadan kaldırmıştır. Böylece, kanun koyucunun geçici bir tedbir olarak öngördüğü
disiplin cezası, uygulamada hükümlünün koşullu salıverilme hakkını süresiz biçimde kısıtlayan
kalıcı bir yaptırıma dönüşmüştür.
Oysa disiplin cezası infaz edildikten ve kanunen öngörülen süreler geçtikten sonra hiçbir hüküm
doğurmamalıdır. Bu husus, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında
KanunTın ''Disiplin cezasını gerektiren eylemlerin tekrarı, disiplin cezalarının infazı ve
kaldırılması" kenar başlıklı 48ünci maddesinde açık biçimde düzenlenmiş olup, söz konusu
maddede disiplin cezalarının infazı ve kaldırılmasına ilişkin süreler belirlenmiştir. Ancak
uygulamada bu açık hükme rağmen geçmiş disiplin cezalarının iyi hâl değerlendirmelerinde
dikkate alınması, infaz hukukunun geçicilik ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Bu bağlamda, geçmiş disiplin cezalarının iyi hâl değerlendirmelerinde kalıcı bir yaptırım
unsuruna dönüşmesine yol açan "ve aldığı disiplin cezaları" ibaresinin 5275 sayılı Kanunun 89
uncu maddesinden çıkarılması, infaz hukukunun insan onuruna dayalı karakterinin yeniden
tesis edilmesi açısından elzemdir. Bu değişiklik, infaz hukukundaki süreklileşmiş cezalandırma
anlayışını ortadan kaldırarak, disiplin cezasının geçici niteliğini yeniden tesis edecektir.
Bununla birlikte, benzer ve daha ağır bir yapısal sorun Terörle Mücadele Kanunu'ndaki
düzenlemede de karşımıza çıkmaktadır.
Bu yapısal sorunun en ağır sonucu, Kanunuhuın 17hıci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan
"üç hücre disiplin cezası" uygulamasında görülmektedir. Mevcut düzenleme, üç kez hücre
cezası
alan hükümlülerin
bu
cezalar
yararlanamayacağını Öngörmektedir.
kaldırılmış
olsa
bile
şartla
salıverilmeden
Oysa disiplin cezalan geçici nitelikte olup, infaz edilip kaldırıldıktan sonra hüküm
doğurmamaları gerekir. Üç hücre cezası kuralı ise bu niteliği ortadan kaldırmakta; hükümlünün
geçmişte infaz ettiği cezalan yeniden değerlendirme konusu yaparak, infazı kalıcı bir
cezalandırma biçimine dönüştürmektedir.
"Üç hücre cezasf' kuralı, infaz hukukunun temelini oluşturan 'Myileştirme. ölçülülük, hukuki
güvenlik ve umut hakkı" ilkelerini ihlal etmektedir. Bu düzenleme, ceza infaz sisteminde
davranışa dayalı değerlendirme yerine kalıcı bir cezalandırma anlayışını kurumsallaştınnıştır.
Bu nedenle, Terörle Mücadele Kanuıufnun 17'nci maddesinin ikinci fıkrasının yürürlükten
kaldırılması; infaz hukukunu kanun koyucunun amacına uygun hale getirecek, hükümlülerin
yeniden topluma kazandırılmasına olanak sağlayacak ve ceza infaz sisteminin insan onuruna
dayalı yapısını güçlendirecektir.