Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
Türkiye ekonomisi son yıllarda küresel ve yerel birçok olumsuz gelişmenin etkisi
altında kalmıştır. Pandemi sonrası toparlanma sürecinin tam olarak tamamlanamaması, küresel
enerji ve hammadde fiyatlarındaki artış, döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve yüksek enflasyon
oranlan, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİTer) üzerinde ciddi bir mali baskı
oluşturmuştur.
Bu olumsuz ekonomik tablo yalnızca esnaf ve KOBİTeri değil, üretim ve ihracat
kapasitemizin ana unsurlarım oluşturan sanayici, imalatçı ve ihracatçı kesimleri de derinden
etkilemiştir. Artan enerji maliyetleri, döviz kuru belirsizliği ve finansman zorlukları, özellikle
üretim sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin rekabet gücünü zayıflatmıştır. Bu nedenle
düzenlemenin kapsamı, ekonominin tüm üretici ve mükellef kesimlerinin mali yükünü
hafifletecek şekilde geniş tutulmuştur.
içinden geçmekte olduğumuz bu süreçte üretim maliyetleri hızla artarken, iç talep
enflasyonist baskı altında daralmış; işletmelerin nakit akışı bozulmuş, tahsilat sorunları
yaygınlaşmış ve sermaye erozyonu derinleşmiştir. Sonuç olarak, esnaf ve KOBİTerin büyük
bölümü vergi ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SOK) yükümlülüklerini yerine getirmekte
zorlanmaya başlamıştır.
Ekonominin temel dinamiklerini oluşturan bu kesimlerin faaliyetlerini sürdürememesi,
yalnızca bireysel işletmelerin değil, bütün bir ekonomik düzenin istikrannı tehdit eder hale
gelmiştir. Çünkü Türkiye'de toplam istihdamın yaklaşık %70'i, üretim ve ihracatın da önemli
bir kısmı KOBİ'ler tarafından sağlanmaktadır. Bu işletmelerin borç baskısı altında üretimden
çekilmeleri, işsizlik oranlarım artıracak, gelir dağılımım bozacak ve kayıt dışı ekonomiyi
büyütecektir.
Geçmiş yıllarda yapılan borç yapılandırma düzenlemeleri, bu açıdan önemli bir işlev
görmüş; hem devletin tahsil kabiliyetim artırmış hem de işletmelere nefes alma imkâm
tanımıştır. 2016, 2018, 2020 ve 2023 yıllarında yürürlüğe giren benzer düzenlemeler, kısa
sürede milyarlarca liralık tahsilatı mümkün kılmış, aynı zamanda binlerce işletmenin
kapanmasını önlemiştir.
Bugün gelinen noktada, ekonomik koşullar bu tür bir uygulamayı yeniden zorunlu
kılmaktadır.
Vergi ve SGK borçlarının yeniden yapılandırılmasıyla:
• Esnaf ve KOBİTerin mali yükü hafifletilecek, üretim ve ticari faaliyetlerin sürekliliği
sağlanacaktır.
• İstihdamın korunması ve artırılması yönünde doğrudan bir etki yaratılacaktır.
• Kamu alacaklarmın tahsil oram yükselecek, bütçe gelirlerinde orta vadede kalıcı artış
sağlanacaktır.
• Kayıt dışı ekonomiye yönelimin önüne geçilecek, vergi bilinci güçlendirilecektir.
• Piyasadaki güven duygusu pekiştirilecek, ekonomik aktörlerin devlete olan aidiyet hissi
güçlenecektir.
Özellikle küçük esnaf ve mikro işletmeler için vergi ve sigorta prim borçları, yalnızca
bir mali yük değil, aynı zamanda bir "sistemin dışında kalma" riskidir. Borçlarım ödeyemeyen
işletmeler kamu ihalelerine girememekte, krediye ulaşamamakta, teşvik ve desteklerden
yararlanamamaktadır. Bu durum, ekonomik ve sosyal eşitsizliği artırmakta, adeta çalışan
kesimle üretici kesim arasına görünmez bir duvar örmektedir. .
Yapılandırma düzenlemesi, bu duvarı kaldırmayı; işletmeleri yeniden üretim zincirine
dâhil etmeyi amaçlamaktadır.
Bu teklifle getirilen düzenleme; yeni bir borç affı değil, mevcut yükümlülülderin
ödenebilir bir takvime bağlanması ve cezaların makul ölçüde hafifletilmesi suretiyle devletle
vatandaş arasındaki mali ilişkiyi yeniden dengeleyen bir adım niteliğindedir.
Diğer yandan, bu düzenleme kamu maliyesi açısından da rasyonel bir yaklaşımdır.
Tahsil kabiliyeti zayıflamış, icra dosyalarında belcleyen borçlar devlet açısından "kâğıt üzerinde
alacak" niteliği taşımaktadır. Yapılandırma, bu alacakların önemli bir kısmmın ekonomiye geri
kazandırılmasım sağlayacaktır. Böylece hem bütçe gelirleri artacak hem de finansal piyasalar
üzerindeki tahsilat baskısı azalacaktır.
Sonuç olarak, bu Kanun Teklifiyle hedeflenen temel amaç;
•
Ekonomik istikrarı güçlendirmek,
• Üretimi ve istihdamı korumak,
• Devletle vatandaş arasındaki mali bağı yeniden güven temelinde kurmak,
• KOBİTerin, sanayicilerin, tireticilerin ve ihracatçıların sürdürülebilir bir finansal yapıya
kavuşmasına katkı sağlamaktır.
Bu teklif, "cezalandırıcı değil, yaşatıcı bir mali anlayışın" ürünüdür. Ekonomik
faaliyetlerin devamlılığım esas almakta, borçlu vatandaşm değil, üretimin yaşamasım
hedeflemektedir.