Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
Türkiye, farklı dil, inanç ve kültürlerin bir arada yaşadığı zengin bir coğrafyadır. Ülkemizde
çeşitli inançlara mensup yurttaşlar, tarihsel ve toplumsal yapımn asli unsurları olarak
görülmelidir. Ancak bu ulusal ve inançsal çeşitlilik, yüzyılı aşkın bir süre boyunca merkezi
iktidarların "tek millet, tek dil, tek din" anlayışıyla yürüttükleri politikalar nedeniyle ciddi
biçimde zarar görmüştür. Bu uzun tarihsel süreçte baskı ve inkâr politikalarının hedefinde
Hristiyan vatandaşlarımız da yer almıştır.
Türkiye Cumhuriyeti AnayasasTnm 2'nci maddesi devletin "demokratik, laik ve sosyal bir
hukuk devleti" olduğunu hükme bağlarken; lO'uncu maddesi, "herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet,
siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun
önünde eşit olduğunu" belirtmektedir. Anayasa'nın 24'üncü madde ise "herkesin vicdan, dini
inanç ve kanaat hürriyetine sahip olduğunu" açıkça ifade etmektedir. Demokratik ve özgürlükçü
yönü zayıf olduğu için eleştirilen ve 12 Eylül askeri darbesinin ürünü olan mevcut Anayasa'da
dahi yer alan bu temel hak ve özgürlüklerden tüm yurttaşların tam anlamıyla eşit yararlandığını
söylemek güçken, Hristiyan yurttaşlarımız açısından bu haklann eşit yurttaşlık temelinde
kullanılmasının daha büyük güçlüklerle karşılaştığı açıktır.
Geçen yüzyıl içinde Hristiyan vatandaşlarımızın sayısı önemli ölçüde azalmıştır. Ancak eşit
yurttaşlık hakları, nüfusun azlığı ya da çokluğu üzerinden değerlendirilemeyecek evrensel
haklardır. Bu nedenle çoğunluk-azmlık aynmına düşmeden temel hak ve özgürlüklerin tüm
yurttaşlar için geçerli olması, evrensel insan hakları ilkelerinin doğal bir gereğidir. Demokratik
bir devlet; dil, millet, din veya mezhep farkı gözetmeksizin tüm vatandaşlarına eşit mesafede
durmak ve haklarım güvence altına almakla yükümlüdür. Bu nedenle çoğunluğa mensup inanç
ve kimlikler için geçerli olan haklann, sayısal büyüklükten bağımsız olarak tüm yurttaşlar için
de aynı şekilde geçerli olması zorunludur.
Noel Bayramı, Hristiyan vatandaşlanmız için kutsal kabul edilen tarihsel ve dini bir zaman
dilimidir. Farklı mezhep ve uluslara mensup Hristiyanlar tarafından farklı tarihlerde kutlansa
da, büyük çoğunluk açısmdan 25 Aralık günü Noel Bayramı olarak kabul edilmekte ve bu gün
çeşitli dini ritüellerle karşılanmaktadır. Devletin Anayasa'ya uygun şekilde tüm inanç, mezhep
ve kimliklere eşit yaklaşmasımn bir gereği olarak, Noel Bayramı'nm resmi tatil ilan edilmesi
hem yurttaşlar arasmda eşitliği güçlendirecek hem de geçmişte yaşanan olumsuzlukların telafisi
bakımından onarıcı bir siyasi iradeyi ortaya koyacaktır.