Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
Yerleşim yerlerinin adları, binlerce yıllık tarihsel, kültürel ve toplumsal birikimin ürünü olarak
oluşmakta; kuşaklar boyunca anılar, sözlü anlatılar, edebi eserler ve halk kültürü aracılığıyla
aktarılmaktadır. Yer adları, yalnızca coğrafi işaretler değil; aynı zamanda halkların tarihsel
hafızasının, kültürel sürekliliğinin ve kolektif kimliğinin ayrılmaz parçalarıdır. Bu adlar kimi
zaman farklı halklara, inançlara ve kültürlere ait kutsal veya simgesel anlamlar da taşımaktadır.
Anadolu coğrafyası, tarih boyunca birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış olması nedeniyle yer
adları bakımından son derece zengin bir mirasa sahiptir. Asurca, Urartuca, Hititçe gibi eski
dillerin yanında, Kürtçe, Türkçe, Arapça, Ermenice, Rumca ve diğer dillerde oluşmuş çok
sayıda yerleşim adı, yüzyıllar boyunca halklar tarafından kullanılagelmiş ve toplumsal hafızada
yaşamaya devam etmiştir. Bu adlandırmalar, ait oldukları dil ve kültür bağlamında anlamlı
olduğu gibi, coğrafi ve tarihsel gerçeklikle de uyum içindedir.
Ancak özellikle son yüzyıllık dönemde, merkezi idarenin uyguladığı politikalar doğrultusunda,
akademik çalışmalara göre yaklaşık kırk bine yakın köy, mezra, kasaba ve ilçe adı, tarihsel ve
kültürel bağlamlarından koparılarak değiştirilmiştir. Büyük çoğunluğu Kürtçe, Ermenice,
Rumca ve Arapça kökenli olan bu yer adları, “Türkçeleştirme” politikaları kapsamında, yerel
halkın iradesi ve toplumsal kullanım dikkate alınmaksızın değiştirilmiştir. Dünyada nadir
rastlanan bu uygulamalar, tarihsel sürekliliği zedelemiş ve kültürel mirasın aktarımını olumsuz
etkilemiştir.
Söz konusu isim değişiklikleri, yerleşim yerlerinde yaşayan yurttaşlar nezdinde karşılık
bulmamış; halk, günlük yaşamında ve toplumsal pratiklerinde tarihsel yer adlarını kullanmaya
devam etmiştir. Nitekim birçok bölgede resmi olarak verilen yeni adlar, o yerleşim yerlerinde
yaşayan yurttaşlar tarafından dahi bilinmemekte veya kullanılmamaktadır. Nasıl ki Bursa,
Sinop, İstanbul gibi tarihsel yer adları toplumun tüm kesimlerince benimsenmişse, değiştirilen
yer adları da o bölgelerde yaşayan halklar için aynı ölçüde meşru ve doğal kabul edilmektedir.
Bu bağlamda, yerleşim yerlerinin tarihsel adlarının iade edilmesi; kültürel çeşitliliğin
korunması, toplumsal hafızanın onarılması ve tarihsel adaletin tesisi açısından önemli bir
gerekliliktir. Aynı zamanda bu adım, yurttaşların kültürel haklarının ve ortak tarihsel mirasın
korunması yönünde devletin sorumluluğunun bir gereğidir.
Bu kanun teklifi, yerleşim yerlerinin tarihsel ve toplumsal hafızada yer etmiş adlarının iade
edilmesini sağlayarak, kültürel çoğulculuğun güçlendirilmesini, yerel aidiyet duygusunun
pekiştirilmesini ve tarihsel mirasın korunmasını amaçlamaktadır.