Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
Tarım, toplumun en temel ihtiyacı olan gıdaya erişimin ana kaynağıdır. Soframıza ulaşan her
tarım ürününün ardında ise görünmeyen ama vazgeçilmez bir emek vardır: mevsimlik tarım
işçileri. Bu emek, çoğu zaman güvencesiz, sağlıksız ve insan onuruna yakışmayan koşullar altında
verilmektedir.
Türkiye'nin birçok bölgesinde olduğu gibi Mersin'de de tarımsal üretim büyük ölçüde gezici ve
geçici mevsimlik tarım işçilerinin emeğine dayanmaktadır. Narenciye, sebze, sera ve örtü altı
tarımı başta olmak üzere Mersin tarımı; yılın önemli bir bölümünde farklı illerden gelen binlerce
tarım işçisi ve aileleriyle ayakta durmaktadır. Ancak bu üretim yükünü omuzlayan işçiler, hâlâ
temel haklara erişimde ciddi sorunlar yaşamaktadır.
Mevsimlik tarım işçileri, çalışacakları bölgelere ulaşırken barınma, gıda, aydınlatma ve günlük
yaşam için gerekli malzemeleri de yanlarında taşımak zorunda kalmaktadır. Bu durum, işçilerin
çoğu zaman traktör, kamyon ve kamyonet gibi açık kasa araçlarla, yüklerle birlikte yolculuk
yapmasına neden olmakta; hem can güvenliğini tehlikeye atmakta hem de insan onuruna aykırı
bir tabloyu kalıcı hale getirmektedir. Yaşanan trafik kazaları ve kayıplar bu sorunun ertelenemez
olduğunu açıkça göstermektedir.
Anayasa'nın 2'nci maddesinde yer alan sosyal devlet ilkesi, devletin insan onuruna yaraşır
yaşam koşullarını sağlama yükümlülüğünü açıkça ortaya koymaktadır. Aynı şekilde Anayasa'nın
5'inci maddesi, devletin temel görevleri arasında bireylerin refahını, huzurunu ve güvenliğini
sağlama sorumluluğunu saymaktadır. Mevsimlik tarım işçilerinin güvenli ulaşım, sağlıklı barınma
ve temel sosyal haklara erişimi bu anayasal sorumluluğun doğrudan kapsamındadır.
Bununla birlikte, mevsimlik tarım işçileri yalnızca çalışma koşulları açısından değil, barınma ve
yaşam alanları bakımından da ciddi hak ihlalleriyle karşı karşıyadır. Çoğu işçi ailesi, sıcak ve
soğuğa karşı korumasız, altyapıdan yoksun, temiz suya ve hijyen koşullarına erişimi olmayan
geçici çadırlarda yaşamaktadır. Bu koşullar, özellikle çocuklar, kadınlar ve yaşlılar açısından ciddi
sağlık ve güvenlik riskleri doğurmaktadır.
Mevsimlik tarım işçileriyle birlikte yaşayan okul çağındaki çocuklar, göç döngüsü nedeniyle
eğitim hayatından kopmakta; düzenli eğitime erişememektedir. Ailelerin geçim mücadelesi,
çocukların eğitim hakkının fiilen ortadan kalkmasına yol açmaktadır. Oysa Anayasa'nın 42'nci
maddesi eğitim hakkını, 56'ncı maddesi sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını, 60'ncı maddesi ise
sosyal güvenlik hakkını açık biçimde güvence altına almıştır.
Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve Anayasa'nın 90'ncı maddesi birlikte
değerlendirildiğinde; barınma, ulaşım, eğitim ve sosyal güvenlik gibi temel hakların korunması
devletin ertelenemez yükümlülükleri arasındadır. Mevsimlik tarım işçileri ve aileleri, bu
haklardan fiilen yararlanamayan en kırılgan gruplardan biridir.
Bu kanun teklifi ile, başta Mersin olmak üzere, tarımsal üretimin yoğun olduğu bölgelerde
çalışan mevsimlik tarım işçilerinin göç alanlarına güvenli ve insan onuruna Uygun ide
ulaşmalarının sağlanması, yaşam ve barınma koşullarının iyileştirilmesi, YAĞI
hakkına erişiminin güvence altına alınması ve sosyal devlet ilkesinin somut 3
geçirilmesi amaçlanmaktadır.
Bu düzenleme; tarımı ayakta tutan emeğin görünür kılınması, alın terinin korunması ve
mevsimlik tarım işçilerinin yıllardır ertelenen haklarının yasal güvence altına alınması açısından
zorunlu ve gecikmiş bir adımdır.