Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
Savunma hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde güvence altına alınan hak arama
hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biridir. Ceza yargılamasında
müdafi yardımı yalnızca şekli bir hak değil, yargılamanın silahların eşitliği ilkesine uygun
yürütülmesi ve masumiyet karinesinin korunması bakımından da zorunludur. Özellikle
ekonomik durumu yetersiz olan sanıklar yönünden, devletin zorunlu müdafi görevlendirmesi,
adil yargılanma hakkına erişimin fiili güvencesini oluşturmaktadır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununda yargılama giderleri; tarifesine göre ödenmesi
gereken avukatlık ücretleri ile devlet hazinesinden yapılan harcamaları da kapsayacak şekilde
düzenlenmiştir. Hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen kişi
yönünden, kusurundan kaynaklanmayan yargılama giderlerinin devlet hazinesine yükletilmesi
öngörülmüştür. Bu sistem, masumiyet karinesinin doğal sonucu olarak, hakkında mahkumiyet
hükmü kurulmayan kişinin yargılama gideri yükünün altında bırakılmamasını amaçlamaktadır.
Ancak mevcut düzenleme nedeniyle, beraat eden ve vekil veya müdafi ile temsil edilen sanık
lehine hükmedilecek avukatlık ücretinin kapsamı ve usulü konusunda sorunlar yaşanmaktadır.
Uygulamada, beraat eden sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi konusunda
özellikle zorunlu müdafilik hallerinde ciddi tereddütler yaşanmaktadır. Bazı mahkemeler,
yalnızca vekaletnameli müdafi bakımından avukatlık ücretine hükmederken, Ceza Muhakemesi
Kanunu uyarınca baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafiler yönünden aynı güvenceleri
tanınmamış; bu durum nedeniyle aynı dosyada aynı emeği sarf eden avukatlar arasında eşitlik
ilkesini zedeleyen sonuçlar doğurmuştur. Zorunlu müdafilik kurumunun, adli yardım niteliği
ağır basan bir kamu hizmeti niteliği taşıdığı dikkate alındığında, beraat halinde avukatlık
ücretine hak kazanma rejiminin uygulamada tartışmalı ve dağınık olması savunma hakkının
etkinliğini de olumsuz etkilemektedir.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde 21 Eylül 2023 tarih ve 32316 sayılı Resmi Gazete
yayınlanan değişiklikle, ceza davalarında beraat eden ve vekil veya müdafi ile temsil edilen
sanık lehine hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedileceği, sanığın Ceza
Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen müdafii bulunması halinde ise kovuşturma için
olmadığı ileri sürülmüştür. Bu durum, hukuk güvenliği ve öngörülebilirlik ilkeleriyle
bağdaşmayan, yeknesaklıktan uzak bir içtihat tablosu ortaya çıkarmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.01.2024 tarihli 2025/10-67 Esas ve 2025/184 Karar
numaralı kararı gereği; zorunlu müdafinin de beraat eden sanık lehine avukatlık ücretine hak
kazandığını, Avukatlık Kanununun asgari ücret belirlenmesine ilişkin hükümleri ve Avukatlık
Asgari Ücret Tarifesinin ceza davalarına ilişkin düzenlemeleri birlikte değerlendirilerek önemli
bir içtihat birliği sağlanmıştır. Ancak mahkemelerin ve tarafların öngörülebilirliğini
güçlendirmek, yargı yerleri arasında yeni tereddütlerin ortaya çıkmasını önlemek ve savunma
hakkına ilişkin bu temel kuralı süreklilik kazanmış bir hukuk normuna dönüştürmek için, söz
konusu ilkelerin Ceza Muhakemesi Kanunu metnine açıkça yansıtılması zorunlu hale gelmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanununun yargılama giderlerine ilişkin maddesine eklenecek yeni
fıkra aracılığıyla; hakkında beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen ve vekil
veya müdafi ile temsil edilen sanık lehine, yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret
Tarifesine göre belirlenecek maktu avukatlık ücretine hazine aleyhine hükmedileceği
düzenlenmektedir. Bu ücretin yargılama giderlerinden sayılması ve bu hallerde hazineye
yükletilmesi hükme bağlanmakta; Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen
müdafiler bakımından ise kovuşturma için hazineden yapılan ödemelerin hükmolunacak
avukatlık ücretinden mahsup edilmesi esası benimsenmektedir.
İşbu değişiklikle; beraat eden veya haklarında ceza verilmesine yer olmadığına karar
verilen kişilerin yargılama sürecinde zorunlu veya seçilmiş müdafi aracılığıyla yaptıkları
savunmanın karşılığının, avukatlık ücretine ilişkin olarak da korunması; savunma hakkının ve
masumiyet karinesinin güçlendirilmesi, zorunlu müdafilik kurumunun sürdürülebilirliğinin ve
avukatlık mesleğinin emeğinin kanuni güvenceye bağlanarak uygulamada ortaya çıkan
tereddütleri gidermeyi, yargı yerleri arasında yeknesaklığı sağlamayı ve ceza yargılamasında
savunma makamının adil yargılanma hakkına uygun şekilde güçlendirilmesini amaçlamaktadır.