Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2'nci maddesi, Cumhuriyetin niteliklerini sıralarken
"sosyal hukuk devleti" ilkesini vazgeçilmez bir unsur olarak tanımlamıştır. Sosyal devlet;
vatandaşlarının sosyal refahını gözeten, onlara insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sağlayan
ve sosyal güvenliği bir lütuf değil, hak olarak tesis eden devlettir. Anayasa'nın 60*ıncı maddesi
ise "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri “
alır ve teşkilatı kurar" hükmünü amirdir. Bu anayasal zorunluluk, emeklilik sisteminin sadece
aktüeryal dengeler üzerine değil aynı zamarida sosyal adalet ve gelir dağılımı dengesi üzerine
inşa edilmesini gerektirir.
Ancak özellikle son 10 yılda ülke çapında yaşanan ekonomik dalgalanmalar, öngörüye
dayanmayan mevzuat düzenlemeleri, yüksek enflasyonist süreç ve satın alma gücündeki
düşüşler, mevcut sosyal güvenlik parametrelerinin işlevselliğini yitirmesine neden olmuştur.
Tüm bunların neticesinde 5510 Sayılı Kanun'un ek 19*uncu maddesi kapsamında düzenlenen
"alt sınır aylığı" uygulaması, piyasa gerçeklerinin, asgari yaşam maliyetlerinin ve açlık sınırının
gerisinde kalmıştır. Özetle Türkiye ekonomisi, son yıllarda yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı
sarmalı içerisindedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve bağımsız araştırma gruplarının
verileri incelendiğinde, sabit gelirli vatandaşların, bilhassa emeklilerin maruz kaldığı ekonomik
tahribatın boyutları net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
TÜİK tarafindan açıklanan Aralık 2025 dönemi verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)
aylık bazda 960,89 artış gösterirken, yıllık enflasyon 930,89 olarak gerçekleşmiştir. Bu oran
bir önceki yılın aynı ayına göre fiyatlar genel düzeyindeki artışı ifade etmekle birlikte
emeklilerin harcama sepetindeki ağırlıklı kalemlerin artış oranları bu ortalamanın çok
üzerindedir.
Özellikle bağımsız araştırmacılardan oluşan enflasyon değerlendirmeleri, hissedilen
enflasyonun resmi verilerden önemli ölçüde ayrıştığını göstermektedir. Hayat pahalılığının
bölgesel dağılımı incelendiğinde, metropollerde yaşayan emeklilerin durumu daha da vahimdir.
İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından açıklanan Aralık 2025 verilerine göre, İstanbul'da
perakende fiyatlar yıllık bazda 94637,68 oranında artış göstermiştir. Türkiye'nin en çok emekli
nüfusunu barındıran İstanbul'da yaşam maliyetinin Türkiye ortalamasının üzerinde seyretmesi,
ulusal düzeyde belirlenen tek bir "alt sınır aylığı"nın, bölgesel yaşam maliyetlerini karşılamada
yetersiz kaldığını göstermektedir.
Enflasyonun alt kalemleri incelendiğinde, emeklilerin bütçesinde en büyük yer tutan "zorunlu
harcama gruplarının" fiyat artışlarının, manşet enflasyonun çok üzerinde olduğu görülmektedir.
Emekliler, gelirlerinin büyük bir kısmını gıda, barınma ve sağlık harcamalarına ayırmaktadır.
Bu kalemlerdeki fahiş artışlar, emekli aylıklarının reel alım gücünü eritmiştir. Özellikle konut
Mahmut ARIKAN
Saadet Partisi Genel Başkanı
Kayseri Milletvekili
harcamalarındaki 9649,45'lik artışın, genel enflasyon olan 9030,89'un çok üzerinde olup bir
emeklinin maaşının büyük bir kısmı, sadece başını sokacak bir çatı bulmak için harcanmaktadır.
Sosyal güvenliğin temel amacı yoksullukla mücadeledir. Ancak mevcut veriler, emekli
aylıklarının bırakın yoksulluğu, açlık sınırını dahi karşılamaktan uzak olduğunu
göstermektedir. Asgari ücret bir çalışanın emeğinin karşılığı olarak belirlenen en alt sınırdır.
Emekli aylıklarının, çalışılan dönemde ödenen primlerin bir karşılığı olduğu düşünüldüğünde,
en düşük emekli aylığının asgari ücretin ve açlık sınırının altında kalması, sistemin aktüeryal
mantığıyla da sosyal devlet ilkesiyle de çelişmektedir. 30.000 TL açlık sınırının olduğu bir
ekonomide, asgari ücretin altında bir emekli maaşı öngörmek, emekliyi bırakın refah içinde
yaşamayı temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayamaz hale getirmek demektir.
Mahmut ARIKAN
Saadet Partisi Genel Başkanı
Kayseri Milletvekili