Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
Türkiye ekonomisinin ve kırsal istihdam yapısımn temel direklerinden biri olan tarım
sektörü, son yıllarda derinleşen yapısal sorunların yam sıra küresel ölçekte etkisini artıran iklim
değişikliğinin olumsuz sonuçları nedeniyle son derece kırılgan bir sürece girmiştir. Özellikle
2025 yılı boyunca ülkemizin farklı coğrafî bölgelerinde ardı ardına yaşanan kuraklık,hayvan
hastalıkları, zirai don ve dolu gibi doğal afetler; başta hububat, bakliyat, meyve ve sebze
üretimi olmak üzere bitkisel üretimde ciddi rekolte kayıplarına, hayvancılık faaliyetlerinde ise
yem temini ve maliyetler üzerinden ağır baskılara yol açmıştır. Bu olağanüstü koşullar,
üreticilerin kendi iradeleri ve öngörüleri dışında gelişen mücbir sebepler kapsamında
değerlendirilmesi gereken sonuçlar doğurmuştur.
Yaşanan afetlerin etkisiyle üretim miktarlarında meydana gelen düşüş, çiftçilerin
gelirlerinde ani ve telafisi güç kayıplara neden olmuş; buna bağlı olarak üreticiler, sosyal
güvenlik primleri, vergi yükümlülükleri ve kamuya olan diğer borçlarını ödeme konusunda
ciddi güçlüklerle karşı karşıya kalmıştır. Üreticinin gelir-gider dengesi bozulmuş, tarımsal
faaliyetin sürdürülebilirliği zayıflamış ve birçok çiftçi borçlanma yoluyla ayakta kalmaya
çalışmak zorunda bırakılmıştır.
Bu kırılgan yapı içerisinde, 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren ve kamuya
borcu bulunan çiftçilerin Hazine destekli sübvansiyonlu tanm kredilerinden yararlanmasım
engelleyen düzenleme, tanm sektöründeki sorunları daha da derinleştirmiştir. Tarımsal
üretimin doğası gereği mevsimsel, süreklilik arz eden ve ön finansman gerektiren bir faaliyet
olduğu dikkate alındığında; krediye erişimin kısıtlanması, üretim zincirinin en temel halkasında
ciddi bir tıkanmaya yol açmaktadır. Mevcut borçları nedeniyle finansmana ulaşamayan
üreticinin üretimden çekilmesi, ekim alanlarının daralması, hayvansal varlığın azalması ve
tarımsal kapasitenin kalıcı biçimde zayıflaması riskini beraberinde getirmektedir.
Bu durum yalnızca çiftçilerin ve kırsal kesimin sorunu olmayıp, doğrudan doğruya
ülkenin gıda arz güvenliğini tehdit eden stratejik bir mesele haline gelmiştir. Üretimde
yaşanacak daralma; ithalat bağımlılığının artmasına, gıda fiyatlarımn yükselmesine ve
enflasyonist baskıların toplumun tüm kesimleri üzerinde daha ağır hissedilmesine neden
olacaktır. Dolayısıyla tanmsal üretimde yaşanan finansman sorunlarımn, yalmzca bireysel borç
meselesi olarak değil, kamu yararı ve ekonomik istikrar açısından ele alınması zorunludur.
îşbu kanun teklifi ile amaçlanan; mücbir sebepler nedeniyle gelir kaybına uğrayan
üreticilerin finansmana erişiminin yeniden sağlanması, tarımsal üretimin sürekliliğinin
korunmasıdır. Teklif, üreticinin üretimden kopmasım engelleyerek tarlaların boş kalmamasmı,
hayvansal üretimin devamını ve gıda arzımn güvence altına aimmasım hedeflemektedir.
Böylece hem üretici korunacak hem de toplumun tamamım ilgilendiren gıda güvenliği ve fiyat
istikran açısından kamusal bir fayda sağlanmış olacaktır.
HAi^
BAb