Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
Ülkemizde ekonomik olarak zorluk çeken vatandaşlarımız gün geçtikçe yoksullaşmaya ve en
temel ihtiyaçlarım dahi karşılayamaz duruma gelmiştir. Yaşanmalcta olan ekonomik krizin
etkileri her geçen gün daha da derinleşmektedir.
Dar ve sabit gelirli vatandaşlarımız geçimlerini sağlayamadıkları için zorunlu olarak
bankalardan kredi çekmekte ve kredi kartı ile yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadır. Asgari
ücretli, emekli, işçi, memur, öğrenci ve işsiz vatandaşlarımız halihazırda nakit sorunu yaşarken,
hem kullandıkları tüketici kredisi hem de kredi kartlanmn gecikmeye girmesiyle yüksek faiz
ve gecikme faiz yükü altında ezilmektedirler. Ödemelerde yaşadıklan aksaklıklar nedeniyle
anaparadan ziyade sürekli faiz ödemek zorunda kalan dar ve sabit gelirli vatandaşlar borç
sarmalı içinde bankalar ile sorunlar yaşamaktadır.
Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi'nin Kasım 2025 verilerine göre, bireysel kredi kartı
kullananların sayısı 40,7 milyona ulaşmış durumdadır. Bireysel kredi kartı borcu toplamı
yaklaşık olarak 2 trilyon 828 milyar TL olmuştur. BDDK verilerine göre 24 Ocak 2025-23
Ocak 2026 arasında bankacılık sektöründe toplam kredi hacmi 16,2 trilyon TL'den 23,2 trilyon
TL'ye çıkarak bir yılda yaklaşık yüzde 43 oranında artmıştır. Bu artışın en yükseği de ihtiyaç
kredisi ve kredi kartlarında görülmüştür.
Tüketici kredileri ve bireysel kredi kartları toplamı, 1 yılda 3 trilyon 871 milyar TL'den 5
trilyon 694 milyar TL'ye çıkmıştır.
Tüketici kredileri (konut-taşıt-ihtiyaç) toplamı yaklaşık olarak yüzde 61 artarak, 2 trilyon 38
milyar TL'den 2 trilyon 946 milyar TL'ye yükselmiştir. Taksitli kredi kartı 644 milyar TL'den
1 trilyon 35 milyar TL'ye çıkmıştır.
Taksitsiz kredi kartı ise yaklaşık olarak yüzde 44 artış ile 1 trilyon 189 milyar TL'den 1 trilyon
713 milyar TL'ye yükselmiştir.
Bu veriler çerçevesinde vatandaşlarımızın içinde bulunduğu borç batağının her geçen gün daha
da derinleşerek içinden çıkılmaz bir hal almaya başladığı, en yetkin ekonomik mercii tarafmdan
da ortaya konulmuştur.
Özellikle bankalar, takibe düşen ve alacağın tahsili imkanı görülmeyen alacaklanm, varlık
şirketlerine devrederek, bu durumu da bilanço da zarar hanesine kaydedetmektedir. Bankalar,
kendileri açısından yaşanan olumsuzlukları giderebilmekte, ancak bu kez de varlık şirketlerinin
eline düşen dar ve sabit gelirli vatandaş için yeni ve zorlu bir icra ve haciz süreci
başlatılmaktadır.
Kullandıkları kredi ve kredi kartı borçlan nedeniyle zaten fazlasıyla faiz sarmalına batmış olan
vatandaşlar, bu sefer de varlık şirketlerinin icra ve haciz davaları nedeniyle eklenen dava,
avukat icra vb. masraf tutarları ile daha da borçlandırılarak, çözümü olmayan bir karanlığa
doğru sürüklenmek zorunda kalmaktadır.
^
'.i
r € i
O
V
Her ne kadar bazı bankalar ödeme kolaylığı adı altmda anapara ve gecikme faizlerini U2mn
vadede yapılandırma sürecine girse bu durum yeterli gelmemektedir. Uzun vadeye yayılan
borçların miktarları anaparanın oldukça üzerinde kalmaktadır. Bu durumda ne yazık ki geneli
tüketici olan yukarıda saydığımız kesimlerin derdine derman olmamakla birlikte yaşanan ve
yaşanmakta olan olumsuzlukların önüne geçilememiştir. Oysaki Anayasamızın 1972 maddesi,
Devlete tüketicinin korunması ve kollanması gerektiği hükmüne haizdir.
Bütün bu olumsuzlukların giderilmesi, borç, faiz, icra ve haciz sarmalında nefes alamaz hale
gelmiş dar ve sabit gelirli vatandaşlanmıza ve dolaylı olarak toplumun çok geniş bir kesimine
rahat nefes aldıracak tedbir ve girişimlerin bir an önce alınması ve hayata geçirilmesi artık
kaçımimaz bir zaruret halini almıştır. Bu kapsamda, mevcut kredi ve kredi kartı borçlanna
işletilmiş faiz ve gecikme borçlarının iptal edilerek, mevcut anapara borçlanmn, kişinin gelir
düzeyine bağlı olmak üzere belirlenecek bir ödeme takvimine bağlanmalıdır. Bu esnada kişiye
sicil affı uygulaması ile, ileriye dönük yaşanabilecek sorunların giderilmesi sağlanmalıdn. Bu
sayede, hem bankalar verdikleri anaparayı geri almış olacak, hem de vatandaş varlık
şirketlerinin icra ve haciz dayatmasından kurtarılmış olacaklardır.
Kıt kanaat geçim ve yaşam mücadelesi veren dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızın, banka ve
varlık şirketleri elinde faiz, icra, haciz sarmalından kurtarılması, kanayan yara haline gelen bu
olumsuzluklann bir an önce önüne geçilmesi ve vatandaşlarımızın geleceğe umutla bakabilmesi
adına, bu düzenleme ve çalışmaların yapılması artık kaçmılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir.
Kanun teklifindeki bu düzenleme ile "Borç Banşı" devlet ve millet arasındaki bütünleşmesini
de sağlamış olacaktır.
•A
©