Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
Türk Ceza Kanunu'nda hakaret suçunu düzenleyen genel hükümlerden ayrı olarak bir de
Cumhurbaşkanına Hakaret suçu düzenlenmiştir. Cumhurbaşkanına Hakaret Suçu, ceza
hukukunun genel ilkelerine aykırı biçimde kanunlaşmıştır. Nitekim bu suç halihazırda Türk
Ceza Kanunu'nun 125. maddesinde düzenlenmiş olup kamu görevlileri de dahil herkesi
kapsamaktadır. Cumhurbaşkanına hakaret suçuna özel bir suç şekilde yer verilmesi eşitlik
ilkesine aykırıdır.
Kanun koyucu Cumhurbaşkanına Hakaret suçunu ihdas gerekçesinde makamın saygınlığı ve
cumhurbaşkanın tarafsızlığı konusunda toplumun sahip olduğu genel kanaatinin
zedelenmesinin engellenmesini işaret etmiştir. Suçun ihdas gerekçesinin dayanağı olan 1961
Anayasasındaki, “Cumhurbaşkanı seçilenin partisi ile ilişiği kesilir.” hükmü 1982
Anayasası'nda da korunmuş ancak 16 Nisan 2017 referandumundan sonra Türkiye'de,
Cumhurbaşkanlığı tanımı ve taşıdığı görev ve yetkiler neredeyse tamamen değiştirilmiştir.
Referandumdan önce, Anayasa'nın 101. Maddesinde yer alan “Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa
partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer. * fıkrası 21.01.2017
tarihli ve 6771 sayılı Kanunun 7. maddesi ile değiştirilmiş ve “Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa
partisi ile ilişiği kesilir” ifadesi maddeden çıkarılmıştır. Yapılan değişiklerle birlikte erkler
ayrılığına dayanan anayasal düzen ağır bir tahribata uğratılmıştır. 2017 referandumuyla birlikte
“Partili Cumhurbaşkanı” kavramı cumhurbaşkanlığının anlam ve ehemmiyetine taban tabana zıt
bir anlayışla üretilmiş ve dolaşıma sokulmuştur. Cumhurbaşkanlığı kurumunun, toplumun her
kesimine partiler üstü bir anlayışla ayrım gözetmeden eşit mesafede olması kuralı ortadan
kalkmış, bunun tam aksine kendi partisinden olmayanları hedef alan, siyasal tartışmaların ve
uygulamaların tam merkezinde ve tarafı olan, mensup olduğu partinin menfaatlerini ülke
menfaatlerinden önce gören bir cumhurbaşkanlığı pratiği sergilenmiştir. Hem genel parti
başkanı hem yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanına siyasi bir taraf olarak sarfettiği söylem ve
edimlerine karşı yapılan eleştiriler, hukuka aykırı olarak cezalandırılmaktadır. Yargının
TBMM BAŞKANLIĞI
Tali Komisyon
(Esas Komisyon Adalet
Tarih: 20-2-2026 Esas No:2/3540
16 Subat 2075
İğoouun.
tamamen siyasal bir aparat olarak kullanıldığı ve yargıçların Cumhurbaşkanının siyasi kurmayı
olarak çalıştığı ülkede, ifade özgürlüğü yok sayılarak eleştiri/hakaret çizgisi dahi gözetilmeden
on yıllardır halka bu suç gerekçesiyle cezalar yağdırılmaktadır. Kaldı ki demokratik
toplumlarda eleştirilebilirlik çıtasının kamusal sorumluluk derecesiyle orantılı olarak artması;
öfke uyandırıcı, incitici dahi olsa yöneticilere yönelik açıklamaların ceza hukukunun konusu
olmaması gerekmektedir.
Cumhurbaşkanına Hakaret suçu gerekçesiyle açılan soruşturma ve kovuşturmalar 2017
referandumundan sonra çok ciddi oranda artış göstermiş, onbinlerle ifade edilen dava
dosyalarında binlerce kişi hapis cezalarına mahkum edilmiştir. Adalet Bakanlığı,
Cumhurbaşkanına Hakaret suçuna dair açık verileri kamuoyuyla paylaştığı son yıl 2021 yılı
olmuş, bu tarihten sonra TCK 299. maddesi, 300 ve 301. maddelerle birlikte “Devletin
egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar” başlığı altında
toplulaştırılarak açıklanmaya başlanmıştır. 2024 yılı verilerine göre, bu üç madde
kapsamında toplam 9.886 kamu davası açılmış, aynı yıl içinde mahkemeler, bu maddelerle
ilgili suçların 1.779*unda mahkümiyet kararı vermiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Vedat Şorli — Türkiye davasında, TCK 299'un AİHM'in
ifade özgürlüğü hakkını düzenleyen 10. Maddesine aykırı olduğunu tespit ederek Türkiye'ye
maddenin değiştirilmesi tavsiyesinde bulunmuştur. AİHM gerekçesinde, politikacıların
kendileri hakkında yapılan eleştirilere tahammüllü olması gerektiğini, eleştirilerin ağır olması,
abartılı olması ve hatta provakatif olması halinde dahi ifade özgürlüğü kapsamında
değerlendirilmesi gerektiği hükmünü kurmuştur. Tek istisna bu abartı ve provokasyonun
kamuoyunu yanlış yönlendirmemesidir.
Kararda aynı zamanda AİHM Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin "Hakaretin Suç
Olmaktan Çıkarılmasına Doğru" başlıklı 1577 (2007) sayılı Kararına ve Venedik
Komisyonu'nun TCK 299. Maddeyi endişeyle takip ettiklerini belirten raporuna atıfta
bulunmuştur.
Türkiye'nin de kurucu üyesi olduğu Avrupa Konseyi'nin üye ülkelerinde ilgili düzenleme ya
yürürlükten kaldırılmış ya da hiç uygulanmamaktadır. Örneğin; Macaristan'da 1994'te, Çek
Cumhuriyeti'nde 1998'de devlet başkanına hakaret suçu kaldırılmış, Avusturya'da ise bu
madde 1975*ten bu yana hiç kimseye karşı uygulanmamaktadır.
Yine Hollanda'da kral ve ailesine yönelik hakaret suçu var olmasına karşın 1960”dan bu yana
uygulanmamaktadır. İspanya, Romanya, Portekiz, Belçika'da da durum aynıdır.
Polonya ve İtalya'da bu konuda ceza hükmü bulunuyor ve nadiren uygulanıyor olsa da
mahkemeler bunu tazminatla sınırlandırmıştır. Fransa'da 2013 yılında alınan AİHM
kararları sonrası devlet başkanına hakaret, ifade suçları kapsamından çıkarılmıştır.
Almanya'da ise ceza kanunu, devlet başkanına hakareti suç saymasına rağmen Federal
Anayasa Mahkemesi çok ağır bir eleştiri olsa dahi bunun bir suç sayılamayacağına karar
vermiştir. Avrupa Konseyi gözlemci üyelerinden ABD'de ise başkana hakaret suçu değil
tehdit suçu düzenlenmiştir.
Türkiye'de de çok sayıda sivil toplum kuruluşu ile aydınlar, yazarlar, gazeteciler TCK 299.
Maddenin kaldırılması için kampanyalar düzenlemiş ve çağrılarda bulunmuştur. Türk Ceza
Kanunu'nun 299. maddesinde düzenlenen Cumhurbaşkanı'na hakaret suçu, AİHS'nin 10.
maddesine ve Anayasa'nın 26. ve 90. maddelerine açıkça aykırıdır.