Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların hak, eşitlik ve özgürlük mücadelesini görünür
kılan uluslararası bir dayanışma günüdür. 1857 yılında ABD'de tekstil sektöründe çalışan emekçi
kadınların başlattığı grevle tarihsel temeli atılan bu gün, 1910'da Clara Zetkin'in önerisiyle
uluslararası bir nitelik kazanmış, 1977'de ise Birleşmiş Milletler tarafından resmen tanınmıştır. 8
Mart, başta emekçi kadınlar olmak üzere tüm kadınların sosyal, ekonomik ve siyasal haklarını
savunduğu, eşitsizliklere karşı ortak söz ürettiği tarihsel bir mücadele günüdür.
Tarihsel süreç boyunca cinsiyetçi ve ayrımcı politikalar kadın emeğini değersizleştirmiş;
kadınlar düşük ücretli, güvencesiz ve kayıt dışı işlerde çalıştırılarak ekonomik yaşamda ikinci
plana itilmiştir. Ev içi emek ise görünmez kılınmış ve karşılıksız bırakılmıştır. Kadınların kamusal
ve siyasal alana katılımı çeşitli engellerle sınırlandırılmış, karar mekanizmalarındaki temsiliyetleri
azaltılmıştır. 8 Mart, bu yapısal eşitsizliklere karşı kadınların meydanlarda bir araya gelerek ses
yükselttiği, haklarını talep ettiği ve dayanışmayı büyüttüğü simgesel ve politik bir gündür. Bu
nedenle 8 Mart'ın resmi tatil ilan edilmesi, hayatın her alanında toplumsal cinsiyet eşitliği
konusunda farkındalığın artmasına katkı sunacaktır.
Dünyanın birçok ülkesinde resmi tatil olarak kabul edilen 8 Mart, kadınların eşitlik ve
özgürlük taleplerini güçlü biçimde dile getirdiği bir gün olarak değerlendirilmektedir. Toplumsal
cinsiyet eşitsizliğinin derinleştiği ülkelerde ise bu günün resmi tatil ilan edilmesi, kadın hareketinin
güçlenmesine ve kadın emeğinin görünürlüğünün artmasına önemli katkılar sağlayacaktır. Aynı
zamanda kadına yönelik şiddet, iş yaşamında ayrımcılık ve eşit işe eşit ücret gibi kronik sorunlara
karşı devletin daha etkin politika üretmesi yönünde güçlü bir irade beyanı olacaktır.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nün resmi tatil olarak kabul edilmesi; kadın
emeğinin, mücadelesinin ve tarihsel direncinin kurumsal düzeyde tanınması anlamına gelecek,
daha eşitlikçi ve adil bir toplumsal düzenin inşasına katkı sunacaktır. Bu gerekçelerle hazırlanan
kanun teklifinin kabulünü saygıyla arz ve teklif ederim.