Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
İktidarın piyasacı, emek karşıtı ve merkeziyetçi ekonomi politikalarının sonucu olarak
derinleşen ekonomik kriz, özellikle asgari ücretle geçinmeye çalışan emekçiler ve açlık sınırının
çok çok altında ücret alan emekliler başta olmak üzere toplumun tüm ezilen kesimlerini yıkıma
sürüklenmiştir. Krizin derinleşmesiyle birlikte yoksulluk, işsizlik, yüksek enflasyon, bölgesel
eşitsizlik ve liradaki değer kaybı emekçi sınıflar açısından yaşamsal bir tehdit haline gelmiştir.
Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde açlık, yoksulluk ve gelir adaletsizliği bu denli
derinleşmemiştir.
Türkiye'de emekçiler ve emekliler en temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta
zorlanmaktadırlar. Sendikaların yaptığı araştırmalara göre 2026 yılının Şubat ayı itibarıyla
Türkiye'de açlık sınırı asgari ücreti geçmiş, yoksulluk sınırı ise 105 bin TL*'yi aşmıştır.
Bilindiği üzere son zamanlarda yapılan değişiklikle sigorta başlangıcı 9 Eylül 1999
tarihinden önce olup emeklilik için gereken yaş dışındaki sigortalılık süresi ve prim günü
koşullarını sağlamış olanlar emeklilik hakkı kazanmış ve bu kapsamda yaklaşık 2,5 milyon
başvuru yapılmıştır. Yapılan EYT düzenlemesinin getirdiği sayı ile 2025-2026 son verilerine
göre Türkiye'de emekli sayısı yaklaşık 16,8 milyon kişi civarındadır. Bu sayı “pasif sigortalı”
yani SGK'dan emeklilik aylığı ve diğer hak sahiplerini (yaşlılık, dul ve yetim gibi) kapsar:
yaklaşık 16,86 milyon kişi olarak SGK kayıtlarına geçmiştir. Bunların içinde yaklaşık 12,17
milyon kişi yaşlılık aylığı alan gerçek emekliler, geriye kalan yaklaşık 4,35 milyon kişi ise dul,
yetim ve diğer hak sahipleri olarak tanımlanır.Yani Türkiye'de aktif olarak emekli aylığı
alanların sayısı yaklaşık 12-13 milyon, toplam emekli ve hak sahibi sayısı ise 16,8 milyon
civarındadır. 2009'dan beri SGK'dan pasif aylık alanların sayısı 9 milyondan neredeyse 17
milyona kadar yükseldi. Buna karşın, 2009 yılında bütçeden SGK'ya yapılan transferlerin milli
gelire oranı yüzde 5,2 iken, 2025'te bu oran yüzde 3,3'e geriledi. TÜİK verilerine göre ücretli
çalışan sayısının sadece 16 milyon civarı olduğu bir ekonomide bu sayının ne denli önemli
olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.
2026 Ocak ayını son günlerinde gelen ve tam adıyla "Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararmamede (KHK) Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi"nin 7. maddesi
uyarınca 16 bin 881 lira en düşük emekli aylığı 20 bin liraya yükseltildi. Ocak ayı zammı ile SSK
ve Bağ-Kur emekli aylıklarında yüzde 12,19 artış gerçekleşmişti. Yeni düzenleme ile, en düşük
emekli aylığına yüzde 18,4 zam yapılmış oldu. Böylece yaşlılık, malullük ve ölüm aylığı alan
emekliler ile hak sahiplerine yapılan en düşük aylık ödeme, ocak ayından geçerli olmak üzere 20 bin
lira oldu. Kök maaşı 20 bin TL altında kalan emekliler için fark ödemeleri ise Hazine ve Maliye
Bakanlığı tarafından karşılanacaktır. Yapılan araştırmalara göre; 2019'dan bu yana emekli
aylığı hep en düşük emekli aylığıyla aynı oranda artsaydı 2019'da 2 bin TL aylık alan biri şu
anda 40 bin TL, 5 bin TL alan biri ise 100 bin TL alacaktı. Ancak şu anda 2019'da 2 bin TL
alanın aylığı sadece 22 bin 760 TL'ye, 5 bin TL alanın aylığı ise sadece 36 bin 900 TL'ye
yükseldi.
İlk kez 2018 yılında emeklilere verilen bayram ikramiyesi, yıl içerisinde Kurban
Bayramı ve Ramazan Bayramında olmak üzere iki kez verilmektedir. Mayıs 2018”den itibaren
emeklilere yılda iki bayramda toplam 2.000 TL (1.000 TL*1.000 TL) bayram ikramiyesi
verilmeye başlandı. İkramiye miktarı 2021'de yüzde 10'luk artışla (100 liralık zamla) 1.100
TLye (yılda toplam 2.200 TL) yükseltildi. 2023 yılında emekli bayram ikramiyeleri sınırlı bir
artışla 2.000 TL (yılda toplam 4.000 TL) olarak uygulandı. 2024 yılında 3.000 TL (yılda 6.000
TL) olarak uygulanan emekli bayram ikramiyesi 2025 yılında 4.000 TL (yılda 8.000 TL) olarak
uygulandı. 2026 yılı içerisinde Kurban ve Ramazan bayramlarında verilecek olan bayram
ikramiyelerinin rakamları ise henüz netleşmemiş ve buna ilişkin Meclise sunulan herhangi bir
kanun teklifi de henüz getirilmemiştir. Birçok sendika ve meslek örgütlerinin yaptığı
araştırmalarda, 2018 yılından günümüze bayram ikramiyelerindeki artışların enflasyon
karşısında çok düşük kaldığını belirtmektedir. Son olarak Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları
Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından yapılan araştırmalara göre; Emekli
bayram ikramiyesi uygulanmaya başlandığı günden, Haziran 2018'den bugüne TÜİK'in
açıkladığı baskılanmış enflasyon hesaplanmasına göre fiyatlar 10 kat arttı. TÜİK'in açıkladığı
TÜFE'ye göre 2026'da emekli bayram ikramiyesi en az 10.307 TL, gıda enflasyonuna göre ise
en az 12.704 TL olması gerektiğini ifade etmektedir. Yine araştırmaya göre; 2018 yılında
emekli bayram ikramiyesi 1.000 TL, asgari ücret ise 1.603 TL idi. Emekli bayram ikramiyesi
asgari ücretin yüzde 62,4'üydü. 2018-2025 arası emekli bayram ikramiyesinin asgari ücretten
az artırılması sebebiyle emekli bayram ikramiyesi asgari ücrete göre de değer kaybetti. 2025'te
asgari ücret 22.105 TL ve emekli bayram ikramiyesi ise 4.000 TL*ydi. Böylece geçen yıl emekli
bayram ikramiyesinin asgari ücrete oranı yüzde 18'e kadar geriledi.
Son yıllarda emeğiyle geçinmek zorunda olanlar başta olmak üzere emekliler de yoğun
hak kaybına uğramışlardır. Emeklilerin yaşadıkları hak kayıplarını ortaya koyan birkaç çarpıcı
veriye baktığımızda durum daha net ortaya çıkmaktadır;
» Emekliler 20 yıl öncesine kadar asgari ücretin yaklaşık yüzde 40 üzerinden aylık
alırlarken şu anda asgari ücretin yüzde 70'ine denk gelen bir maaşa mecbur
bırakılmışlardır.
e» 2003 yılında ortalama emekli aylığını kişi başına gayri safi yurtiçi hasıla ile
karşılaştırdığımızda yaklaşık yüzde 52'sine karşılık geliyordu. 2025 yılında bu oran
yüzde 29'un altına geriledi. Düşüş özellikle 2015 sonrasında hızlandı ve 2020'li yıllarda
dipleri gördü.
e Emekli aylıklarının hesabında dikkate alınan güncelleme katsayısı düşürüldü. Bir
sigortalının geçmişteki prime esas kazancının bugünkü değerinin bulunması işlemi
güncelleme katsayısı ile yapılır. Güncelleme katsayısı 2008 öncesinde
enflasyontbüyüme oranının yüzde 100'ü şeklindeydi. Ancak 2008 yılında bu formül
enflasyon-büyümenin yüzde 30'u şeklinde değiştirildi. Böylece emekliler büyümenin
yüzde 70inden mahrum kaldı
»* Aylık Bağlama Oranları(ABO) oranları 2008 ve 1999 öncesi prime esas kazancın en az
yüzde 75'i düzeyindeydi ve 25 yıldan fazla çalışılan her yıl için yaklaşık yüzde 3 artardı.
Örneğin 35 yıl çalışan bir işçi emeklisi için aylık bağlama oranı brüt kazancının yüzde
105'ine ulaşabilirdi. 2008'de aylık bağlama oranları yüzde 50'ye ve 25 yıl sonrası için
yıllık artış yüzde 2'ye düşürüldü. Böylece asgari ücretle çalışan bir işçinin emekli
aylığını asgari ücretin yarısında kadar düşmesinin önü açılmış oldu.
» Geçmişte yüzde 70 olan aylıkların alt sınırı yüzde 35'e kadar düşürüldü. Bunun anlamı
aylıkların prime esas kazancı yüzde 35*ine kadar. Örneğin asgari ücretin yüzde 35”ine
kadar gerilemesidir. Özellikle düşük prim gün sayılarında bu durumla karşılaşılması söz
konusudur.
e Türkiye'de İşçi ve Bağ-Kur emekli aylıkları 6 aylık TÜFE oranında memur emekli
aylıkları ise toplu sözleşmedeki artış oranında (genellikle resmi enflasyon oranında)
artmaktadır. Büyümeden emekliye pay verilmemektedir. Kimi seçim dönemlerindeki
sınırlı iyileştirmeler dışında emekli aylıkları artışı enflasyona hapsedilmiştir. Bu
nedenle ilk bağlandığında nispeten makul olan emekli aylıkları da ilerleyen yıllarda dibe
doğru yaklaşmaktadır.
Maaşıyla yaşayamaz hale gelen emekliler çalışmak zorunda bırakıldı. 2002 yılında yüzde
36,6 olan çalışan veya iş arayan emeklilerin oranı Aralık 2024”te yüzde 65,7'ye yükseldi.
Ömürlerinin en verimli zamanlarını çalışarak geçirmiş olan yurttaşların emekliliklerini
huzur ve refah içinde geçirmelerini sağlamak Anayasa'nın 60. Maddesi'nde yer alan "Herkes,
sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve
teşkilatı kurar" ifadesiyle devletin asli temel yükümlülüklerindendir. Ancak günümüzde
emeklilerin büyük bir kısmı asgari ücretin çok altında bir ücretle, açlık sınırının da altında, zorlu
yaşam koşullarında yaşamaya mahküm edilmişlerdir. Emekli maaşlarına yapılan zamlar yüksek
enflasyon ve derinleşen ekonomik kriz karşısında bir anlam ifade etmemektedir. Emekliler
2000'li yılların başından itibaren hak kayıplarını yaşamaya devam etmektedirler. Bu
mağduriyetlerin temel kaynağı ise 2008 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar
ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile iyice kötüleşen emeklilik sistemi sonucunda emekli aylık
bağlama oranları ve güncelleme katsayıları düşürüldü. Emekli aylıklarının hesaplanmasında
milli gelirin payı iyice azaldı. Dahası aylıkların artırılmasında sadece resmi enflasyon dikkate
alınmaya başlandı. Tüm bunların sonunda aylıklarda ciddi bir gerileme yaşandı. Günümüzde
yaşanan ekonomik krizin ve emekli maaşlarının açlık sınırının dahi altında olması dolayısıyla
bu sayının çok daha vahim boyutlara ulaştığı hesaplanmaktadır. Emeklilerin yaşadıkları bu
sorunların yanı sıra hak arama mücadeleleri de engellenmekte, kurdukları sendikalar ise
valilikler tarafından açılan kapatma davalarıyla muhatap olmak zorunda kalmaktadır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Ocak 2024 tarihinde gerçekleşen
Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada 2024 yılını “Emekliler
Yılı” olarak ilan etti. 2024 yılı emekliler yılı ilan edilmesine rağmen emeklilerin yaşam
koşulları iyileştirilmediği gibi emeklilerin durumu günden güne daha da kötü gitmiş ve gitmeye
de devam etmektedir. 16 milyonun üzerinde emekli açlıkla, yoksullukla, barınma sorunuyla
boğuşmaktadır. Milyonlarca emekli ilerlemiş yaşına rağmen çalışmaya mecbur bırakılmakta,
çalışırken de iş cinayetlerinde hayatlarını kaybetmektedir. Yine basında yer alan haberlerde
gördüğümüz üzere emekliler geçim derdi ve borçlarından ötürü intihar sürüklenmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın Başlangıç bölümünde, her vatandaşın onurlu bir
hayat sürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hakkına doğuştan sahip olduğu
belirtilmektedir. Anayasa'nın 60. maddesi, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğunu;
61. maddesi ise yaşlıların devletçe korunacağını hükme bağlamaktadır. Birleşmiş Milletler
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi”nin 22. ve 25. maddeleri, sosyal güvenlik hakkını ve yaşlılık
döneminde refah ve güvenlik içinde yaşama hakkını temel bir insan hakkı olarak
tanımlamaktadır. Türkiye'nin 2007 yılında kabul ettiği Avrupa Sosyal Şartı'nın 23. maddesi,
taraf devletlerin yaşlı bireylerin iyi bir yaşam sürmelerini ve toplumsal hayata etkin biçimde
katılmalarını sağlayacak yeterli kaynakları temin etmeyi taahhüt ettiğini belirtmektedir.
Birleşmiş Milletler Yaşlı Bireylere İlişkin İlkeler (1991), yaşlı bireylerin toplumsal kaynaklara
erişimini ve itibar ile güven içinde yaşamalarını temel ilke olarak kabul etmektedir. Türkiye'nin
1985 yılında taraf olduğu Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın
Kaldırılması Sözleşmesi (CEDA W), özellikle yaşlı kadınların yoksulluk, izolasyon ve her türlü
ayrımcılıktan korunması için devletlerin özel önlemler almasını öngörmektedir.
Emeklilerin en düşük emekli maaşı sendikalar tarafından aylık olarak hesaplanan en
yüksek yoksulluk sınırının yarısına denk gelecek şekilde altı ayda bir arttırılmalı ve yılda iki
kez verilen bayram ikramiyeleri de ilgili yılın asgari ücret seviyesinde verilmelidir. Aksi hâlde
emekliler adeta ölüme terk edilmiş olacaklardır. Bu nedenle emekli aylıklarının ülkedeki
ekonomik gidişat da nazara alınarak yeniden ele alınması ve enflasyonist ortamda periyodik
olarak artırılması elzem hâle gelmiştir.