Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu'na 2018 yılında eklenen Ek 16'ncı madde,
ormanlarm korunmasına yönelik yerleşik hukuki ve kurumsal sistemde ciddi bir kırılmaya yol
açmıştır. Bu madde ile bir yandan geçmişte hukuka aykırı biçimde işgal edilerek fiili kullanım
dışına çıkarılmış orman alanlarınm orman sınırlan dışına çıkarılması ve böylece usulsüz
işgallerin ödüllendirilmesi mümkün hale gelmiş; diğer yandan henüz işgal edilmemiş orman
alanlarımn yerleşime, yapılaşmaya veya özel kullamm amaçlı tahsisine yönelik kapsamlı bir
idari takdir yetkisi yaratılmıştır. Bu düzenlemenin en temel sakıncası, orman niteliğinin sona
erdirilmesine ilişkin nihai kararın hiçbir ekolojik değerlendirme, kamu yararı analizi veya
kurumsal denetim süreci olmaksızın tek başına Cumhurbaşkam tarafmdan alınabilmesine
olanak tanımasıdır. Böylece orman alanları, bilimsel planlama ve kamu politikası süreçlerinden
çıkarılarak bir gecede tek imzayla orman vasfı dışma çıkarılabilir hale getirilmiştir.
Oysa Türkiye Cumhuriyeti AnayasasTnm 169'uncu maddesi, devlet ormanlanmn mülkiyetinin
devredilemeyeceğini, ormanlarm daraltılamayacağmı, amacı dışında kullamma konu
edilemeyeceğini ve korunmasına ilişkin yükümlülüğün devlet açısından yükümlülük olduğunu
tartışmasız biçimde hükme bağlamaktadır. Ek 16'mn uygulanması, hukuken orman tammımn
korunuyor görünmesine rağmen fiilen ağaç örtüsünün yok edildiği, habitatlarm parçalandığı,
korunan alanlann daraldığı ve orman ekosistemlerinin sürdiirülebilirliğinin ciddi biçimde
zayıflatıldığı bir sonuç yaratmıştır. Ormanlarm yalmzca ağaç topluluklarından ibaret olmadığı;
toprak yapısı, su döngüsü, yeraltı su kaynaklarımn beslenmesi, mikroiklim dengesi ve çok
çeşitli flora ile fauna türlerinin yaşam alam olarak bütünüyle işleyen bir doğal yapı olduğu
açıktır. Bu nedenle orman alanlanmn idari kararla daraltılması ya da statüsünün kaldırılması,
yalnızca fiziksel arazi kaybı değil, ekosistem hizmetlerinin çöküşü anlamına gelmektedir.
Nitekim Ek 16'mn uygulanmasının sonuçları; biyoçeşitliliğin azalması, yaban hayatı
koridorlarmm kesilmesi, nesli tehlike altında türlerin habitat kaybı, erozyon riskinin artması,
sel ve taşkın tehlikesinin büyümesi, su kaynaklarımn azalması ve bölgesel kuraklık riskinin
yükselmesi gibi doğrudan çevresel ve toplumsal etkiler üretmektedir. İklim değişikliği
bağlamında ormanlarm karbon depolama kapasitesi ve iklim düzenleyici fonksiyonları hayati
önem taşırken, orman alanlarımn tek imzayla statü dışına çıkarılması Türkiye'nin iklim uyum
ve azaltım hedefleriyle de açık biçimde çelişmektedir.
"l
Bu nedenlerle Ek 16 maddesinin yürürlükten kaldıniması, orman varhğımn yalnızca sayısal
olarak değil fiilen ve ekolojik bütünlüğü içinde korunması, Anayasa'nm 169'uncu ve 56'ncı
maddeleriyle güvence altına alınan görev ve hakların yerine getirilmesi, sağlıklı çevrede
yaşama hakkmın korunması ve nesiller arası adalet ilkesinin gözetilmesi bakımından
zorunluluk arz etmektedir.
* .
a