Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
Sosyal güvenlik sistemi; çalışma hayatına katılımı teşvik eden, sigortalıları hayatın
öngörülemeyen risklerine karşı koruyan ve toplumsal dayanışmayı güçlendiren temel bir kamu
hizmetidir. Bu sistemin kapsayıcı, adil ve eşitlikçi bir anlayışla işletilmesi, Anayasa'nın öngördüğü sosyal
hukuk devleti ilkesinin de gereğidir.
Mevcut uygulamada, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanunu'nun 41 inci maddesi uyarınca, kadın sigortalılara tanınan doğum borçlanması hakkı; yalnızca
sigortalılık tescil tarihinden sonra gerçekleşen doğumlar yönünden kullanılabilmektedir. Bu durum, işe
girmeden önce doğum yapmış ve doğum nedeniyle çalışma hayatına daha geç başlayabilmiş kadınların,
doğum sebebiyle fiilen çalışma hayatından ayrı kaldıkları süreleri borçlanamamalarına yol açmaktadır.
Böylece aynı ülkenin kadınları, "sigortadan önce anne olanlar" ve "sigortadan sonra anne olanlar"
şeklinde fiilen iki farklı statüye ayrılmakta; anneliğin ve kadia emeğinin toplumsal karşılığı görmezden
gelinerek kadınlar bakımından emeklilik hakkına erişim zorlaştırılmaktadır.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), kadınlara yönelik ayrımcılığı önlemek ve kadın istihdamını
güçlendirmek için dört temel sözleşme önermektedir: 100,111,156 ve 183.
100 sayılı Sözleşme "eşit işe eşit ücret" ilkesini güvence altına alırken, 111 sayılı Sözleşme işve
meslekte cinsiyet dâhil hertürlü ayrımcılığı yasaklar. 156 sayılı Sözleşme, aile sorumlulukları olan kadın
ve erkeklere eşit muamele ve eşit fırsat sağlanmasını öngörür. 183 sayılı Sözleşme ise gebelik ve annelik
haklarını koruyarak kadınların çalışma yaşamında güvence altında olmasını amaçlar. Bu çerçevede
doğum borçlanması gibi uygulamalar da, kadınların doğuın nedeniyle çalışma hayatından uzak
kaldıkları sürelerin emekliliğe yansıtılmasını sağlayarak kadın istihdamını destekleyen ve emeklilikte
gelir/ücret eşitliğini güçlendiren tamamlayıcı bir düzenleme niteliğindedir. Doğumdan önce sigortalı
olma şartı ortadan kaldırılarak doğum öncesi sigortalı olmasa dahi her kadın doğum borçianması
hakkına sahip olmalıdır.
5510 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi kapsamında, erkek sigortalılar bakımından askerlik
sürelerinin borçlanılabilmesinde "sigortalılık tescilinin askerlikten önce olması" şartı aranmamaktadır.
Zira askerlik, kişinin çalışma hayatından ayrı kaldığı ve sigortalı çalışmasının fiilen mümkün olmadığı bir
süre olup, bu nedenle sigortalılık başlangıcının askerlik sonrasına kalabileceği kabul edilmiştir.
Aynı mantık ve sosyal güvenlik adaleti gereği, doğumun da kadınların çalışma hayatından belirli
bir süre ayrı kalmalarına neden olduğu; bu nedenle sigortalı çalışmanın fiilen mümkün olmadığı veya iş
yaşamına girişin doğum sonrasına bırakılabildiği gerçeği karşısında, doğum borçlanması hakkının
sigortalılık tescilinden önce gerçekleşen doğumları da kapsay,acak biçimde düzenlenmesi zorunludur.
Bununla birlikte, mevcut sistemde esnaf ya da tarım Bağ-Kur'lu (4/b kapsamındaki) kadın
sigortalıların doğum borçlanmasından yararlanamadığı yönündeki uygulamalar, kadınlar açısından bir
başka eşitsizlik alanı doğurmaktadır. Sosyal güvenlik hakkı, sigortalılık statüsüne göre
farklı düzeylerde tanıyan bir yaklaşımla daraltılamaz. Kadınların tarımda, esnaflıkta ve4:^t^^iîafiîr;^'^e>'/'
hesabına çalışmada üstlendikleri görünmez/yoğun emek, kayıtlı istihdam ve sosyal gLy7enJîk,^i^ternîr^ıt4
sürdürülebilirliği bakımından da ayrıca önem taşımaktadır.
I
Zi \
I
1323
Bu nedenle, doğum borçlanmasının kapsamı; statü temelli ayrımlar yaratmayacak biçimde,
esnaf ve tarım Bağ-KuKlu kadın sigortalıları da içerecek şekilde genişletilmelidir.
Anayasa'nın 10 uncu maddesinde "Kadınlarveerkeklef eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin
yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak
yorumlanamaz." hükmü açıkça yer almaktadır. Buna göre Devletin görevi; kadınların çalışma yaşamına
katılımını güçleştiren yapısal eşitsizlikleri sürdürmek değil," onları giderecek düzenlemeleri hayata
geçirmektir. Sigorta tescilinden önce gerçekleşen doğumlar bakımından borçlanma hakkının
tanınmaması, kadınların annelik nedeniyle üstlendiği toplumsal sorumluluğun sosyal güvenlik
hukukunda karşılıksız bırakılması anlamına gelmekte; kadrnların emekliliğe erişimini geciktiren,
dolayısıyla dolaylı ayrımcı sonuçlar doğuran bir uygulama nitejiği taşımaktadır.
Bu Kanun Teklifi ile; 5510 sayılı Kanun'un 41 inci maddesinde yapılacak değişiklikle, kadınlara
sigortalı olarak tescil tarihinden önce gerçekleşen doğumlar için de doğum borçlanması hakkı
tanınması, ayrıca esnaf ve tarım Bağ-Kurilu kadın sigortalıların da doğum borçlanmasından
yararlandırılması amaçlanmaktadır.
Böylece:
Doğum nedeniyle çalışma hayatına girişini ertelemek zorunda kalan kadınların sosyal güvenlik hak
kayıpları giderilecek,
Kadınlar arasında sigortalılık tescil tarihine bağlı olarak oluşan fiilî ayrım ortadan kaldırılacak.
Kadınların emeklilik hakkına erişimi kolaylaştırılacak; kadın emeğinin, anneliğin ve toplumsal katkının
sosyal güvenlik hukukunda karşılığı güçlendirilecek,
Anayasa'nın eşitlik ilkesinin yaşama geçirilmesi yönünde somut bir adım atılarak sosyal adalet ve
hakkaniyet güçlendirilecektir.
Sonuç olarak Teklif; kadınların doğum borçlanmasındaki eşitsizliği gidermeyi, sosyal güvenlik
sisteminin kapsayıcılığını artırmayı, kadınların çalışma hayatına katılımını ve emekliliğe erişimini
desteklemeyi hedeflemekte; Anayasa'nın 10 uncu maddesinde güvence altına alınan eşitlik ilkesinin ve
sosyal devlet yükümlülüğünün bir gereğini yerine getirmektedir. Bu itibarla Kanun Teklifinin kabulü
önem arz etmektedir.
9r
1S23
e ASA