Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
Hukuk devletinin teminatı olan yargı bağımsızlığı ve adalete erişim hakkı, ancak nitelikli
hukukçulann varlığıyla mümkündür. 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunla sisteme dahil
edilen Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı (HMGS) mevcut sistemin hedeflenen faydadan ziyade
ciddi sosyal ve akademik tahribatlara yol açtığım somut bir şekilde ortaya koymuştur.
Uygulama sürecinde hedeflenen "nitelik artışı" amacından saparak genç hukukçular üzerinde
bir "vesayet sopasına" ve "sımfsal bir filtreye" dönüşmüştür.
HMGS için talep edilen fahiş sınav ücretleri, denetimsiz hazırlık kursları-ve pahalı kaynak
kitaplar ile kontrolsüz bir "sınav piyasası" yaratılmıştır. Bu durum, ekonomik gücü zayıf olan
mezunlar aleyhine fiili bir eşitsizlik yaratarak Anayasa'nın 10. ve 42. maddelerini
zedelemektedir
Anayasa'nm 10. maddesine göre "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç,
din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. (...) Devlet
organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak
hareket etmek zorundadırlar " Eğitimin içeriği ile sınav kapsanunm örtüşmemesi ve ekonomik
bir "eleme" düzeneğine dönüşmesi, bu maddenin amir hükmüne açıkça aykırıdır.
Yine Anayasa'mn 42. maddesi ile "Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.
Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir. Eğitim ve öğretim, Atatürk
ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim
ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz." hükmü yer
almaktadır. Hukuk fakültesi diplomasına rağmen staj hakkımn gasp edilmesi, devletin
gözetiminde tamamlanan eğitimin neticesini hükümsüz kılmakta ve sosyal devlet ilkesiyle
çelişmektedir. Eğitim ve Öğrenim Hakkı ve Ödevi ile bağdaşmayan şekilde ve gençlerin dört
yıl boyunca emek vererek tamamladıkları lisans eğitimi sonrası, mesleki stajlarma
başlamalarımn bir sınav şartına bağlanarak engellenmesi, eğitim hakkının özüne
dokunmaktadır.
Uygulanan sınavın içeriği hukuk fakültesi müfredatı ile örtüşmemektedir. Seçmeli derslerin
zorunlu soru havuzuna dahil edilmesi eşitlik ilkesine aykırıdır. Ayrıca çoktan seçmeli test
yöntemi, hukuk formasyonunun temeli olan muhakeme ve vaka analizi yeteneğini ölçmekten
uzak olup, eğitimi "ezber otomatiğine" hapsetmektedir.
Anayasa'nm 48. ve 49. maddeleri uyarınca devlet, çalışma hayatını geliştirmek ve işsizliği
önlemekle yükümlüdür. Mezunların staj hakkını dahi engelleyen mutlak baraj puanı
uygulaması, "Ölçülülük" ilkesini ihlal etmekte; genç hukukçuları sigortasız, güvencesiz ve
"hukuk teknisyeni" adı altında sömürülen bir ara katman haline getirmektedir.
Ağır bir ekonomik krizin ortasında, akademik özgürlükten yoksun fakültelerde yoğım bir
emekle eğitimini tamamlayan gençlerin karşısına, staj hakkım dahi engelleyen bir sınavı
çıkarmak; çalışma hakkmm açık bir gaspıdır. Sınav müfredatımn kapsamı ve soruların niteliği,
hukuk fakültesi öğrencilerinin omuzlarındaki iş yükünü ve psikolojik baskıyı dayamimaz bir
noktaya taşımıştır. Bu bağlamda, sınavın bir 'cezalandırma' mekanizması olmaktan çıkaniması
ve gençlerin mesleki motivasyonunun korunması demokratik bir zorunluluktur.
Yürütme erkinin bir parçası olan Adalet Bakanhğı'nın, savunma mesleğinin adaylarını
belirleme ve denetleme yetkisine sahip olması, yargı bağımsızlığı ve barolarm mesleki özerkliği
ile bağdaşmamaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti tarihi düşünüldüğünde ilk 55 sene boyunca iki olan hukuk fakültesi
sayısmm sonraki 57 senede Türkiye'de 89'a, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Bosna Hersek
ve Kuzey Makedonya'da bulunup YÖK Tercih Rehberi'nde yer verilenlerle birlikte toplam
lOO'e yükselmiştir. Türkiye'de bulunan hukuk fakültelerinin 50 tanesi devlet üniversitelerinin,
39 tanesi ise vakıf üniversitelerinin bünyesinde eğitim-ögretime devam etmektedir. Türkiye'de
bulunan 89 hukuk fakültesinin 67'si son 25 senede kurulmuştur. Hukuk fakültelerinin
sayısındaki artış, doğal bir sonuç olarak hukuk fakültesi öğrencisi sayısmı da etkilemiştir. Son
on senede hukuk fakültesi öğrencisi sayısmda %35'lik bir artışın yaşanmıştır. Bu artışa rağmen
hukuk fakültelerinde görev alan öğretim elemanlannm sayılarındaki değişimin Öğrenci
sayısındaki artışla paralel değildir.
Hukuk fakülteleri değerlendirildiğinde, HMGS'de toplam 27 soru ve %22,5 ağırlığa sahip olan
medeni hukuk ana bilim dalmda herhangi bir öğretim elemammn bulunmadığı 8 hukuk fakültesi
mevcuttur. Yine HMGS'de 18 sorunun çıktığı dersleri vermesi gereken Medeni Usul ve îcra
iflas Hukuku kürsüsü, 11 hukuk fakültesinde tamamen boştur. Boş olan kürsü sayısı, hukuk
felsefesi ve sosyolojisi ana bilim dalında 24, hukuk tarihi/Türk hukuk tarihi ana bilim dalında
ise 34'tür. Kürsünün boş olduğu fakültelerde bu dersler ya fakültede başka kürsülerde görevli
öğretim elemanları tarafından verilmekte ya da başka fakültelerden veya üniversite dışından
görevlendirmelerle doldurulmaktadır. Çoğunlukla vakıf üniversitelerinde uygulanan bir başka
yöntem ise yarı zamanlı akademik personelin bu dersleri yürütmesi olarak ortaya çıkmaktadır.
Niceliksel artışa rağmen, akademik niteliğin aym hızla gelişemediğini söylemek mümkündür.
Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı (HMGS) kapsamındaki temel derslerin kürsüleri birçok
fakültede boştur. Örneğin, 11 falcültenin Medeni Usul ve İcra İflas Hukuku kürsüsünde, 34
fakültenin ise Hukuk Tarihi kürsüsünde hiçbir öğretim üyesi bulunmamaktadır. Yeni hukuk
fakültesi açılması durdurulmalı; mevcut fakültelerde "boş kürsü" kalmaması için ciddi bir
akademik kadro planlaması yapılmalıdır. Yeterli öğretim üyesi (profesör, doçent, doktor
öğretim üyesi) bulunmayan fakültelerin öğrenci alımı askıya alınmalıdır. Eğitimdeki nitelik
kaybımn telafisi smavla değil, uygulama ile yapılmalıdır. Avukatlık, hakimlik ve savcılık
stajlarınm içeriği zenginleştirilmeli ve denetlenmelidir. Genç hukukçuların "usta-çırak" ilişkisi
içinde, sahada pişmelerini sağlayacak mekanizmalar (barolar ve Adalet Bakanlığı iş birliğiyle)
geliştirilmelidir. Eğitim sistemindeki hataların bedeli "sınav barajı" ile mezuna ödetilmemek;
devlet, mezun ettiği bireyin yetkinliğini lisans eğitimi süresince garanti altına almalıdır.
Sonuç olarak; kontrolsüzce açılan hukuk fakültelerinin yarattığı nitelik kaybımn faturası
mezunlara kesilmemelidir. Bu kanun teklifi ile Hukuk Mesleklerine Giriş Smavı uygulaması
tamamen kaldırılmakta, hukuk fakültesi mezunlarımn mezuniyet sonrası doğrudan staja
başlayabilmelerinin önü açılmaktadır. Böylece hukuk mesleklerine girişte yeni ve ölçüsüz bir
engel oluşturulmasının önüne geçilmesi, genç hukukçuların çalışma hakkmm korunması ve
mesleki gelişimin pratik eğitim (staj) yoluyla desteklenmesi amaçlanmaktadır.