Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
Kürt halkının tarihsel coğrafyasınınparçalanmasıyla birlikte birçok katliam yaşanmıştır.
Irak sınırları içinde yaşayan Kürtlerin (Kurmana, Soran) özgürlük mücadelesi de soykırıma
varan saldırılarla bastırılmak istenmiştir. Özellikle Irak'ta Saddam Hüseyin'in iktidara geldiği
1979'dan sonra topyekün bir imha siyaseti benimsenmiştir. Irak'ta iktidardaki Baas rejimi,
1986 - 1989 yıllarında Kürtlere karşı Enfal Hareketi başlatmış; kimyasal silahtan toplu
infazlara, havadan bombalamadan zorla yerinden göçertmeye kadar her türlü insanlık dışı
yönteme başvurmuştur. Bunun sonucunda sadece birkaç yıl içinde binlerce Kürt köyleri yakılıp
yıkılmış, bir milyondan fazla kişi yerinden edilmiş ve 200 bin civarında insan katledilmiştir.
Enfal Harekatı'mn yürütüldüğü dört yıl boyunca Irak Federe Kürdistam'nda okul,
hastane, cami ve kilise fark etmeden yerleşim yerleri bombalanırken Halepçe'de soykırıma
varan bir saldırı gerçekleştirilmiştir. 16 Mart 1988 yılında Halepçe'de zehirli gazların
kullanılması suretiyle genç - yaşlı, çocuk - kadın en az 5 bin kişi katledilmiş, on binlerce kişi
de yaralanmıştır. İnsanlık tarihinde "Halepçe Katliamı" olarak yerini alan saldırılarda
kullamlan kimyasal silahların etkisi uzun yıllar doğa ve insan yaşamı üzerinde etkisini
gösterdiği için bugüne kadar 45 bin civarında kişinin öldüğü ve 60 binden fazla kişinin de sakat
kaldığı tahmin edilmektedir.
Halepçe katliamı, Enfal saldırıları çerçevesinde gerçekleştirilen en acımasız saldırı
olarak kayda geçmiştir. Çünkü bir kentte yaşayan Kürt varlığı, topyekün bir katliamla soyca
ortadan kaldırılmak istenmiştir. Özellikle Kürt yerleşim yerlerinin yakılarak boşaltılması,
toplama kamplarındaki ağır işkence, sivillerin toplu şekilde infaz edilmesi ve kadınlara yönelik
cinsel saldınlar; soykırımın açık göstergeleridir. Bu sebeple Baas rejiminin Enfal Harekatı
çerçevesinde gerçekleştirdiği Halepçe Katliamı, Birleşmiş Milletler (BM) Soykırımın
Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi ve Uluslararası Ceza Mahkemesinin Roma
Statüsüne göre yapılan soykınm tammma uyduğu açıklanmıştır.
Saddam Hüseyin rejiminin 2003 yılında tarihe karışmasıyla birlikte geçmişle yüzleşme
süreci de başlarken Baas rejiminin izlerinin silinmesine de gayret edilmiştir. Bu kapsamda
Halepçe Katliamı; 1 Mart 2010 yılında Irak Yüksek Ceza Mahkemesi tarafından "Soykırnn"
olarak tanınmıştır. Yine Irak Parlamentosu ve Irak Kürdistan Bölgesi Parlamentosu da Halepçe
katliamım açıkça soykırım olarak kabul etmiştir. Bugün Halepçe katliamına giden yolu açan
Enfal katliamı Britanya, îsveç ve Norveç parlamentolarında "Kürt Soykırımı" olarak karar
altına alınırken katliamın kurbanları her yıl birçok merkezde çeşitli etkinlikleriyle anılmaktadır.
Bu anlamda Kürt halkı, Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) de Halepçe
Katliamını "Kürt Soykırımı" olarak tanımasını beklemektedir. Çünkü Kürtlerin yurttaşı olduğu
başkentlerin duyarlılığı, bir arada yaşama iradesinin güçlendirilmesine hizmet edecektir.
Özellikle Barış ve Demokratik Toplum sürecinde, Kürtlerin yaşadığı acılara bigane
kahnmaması gerekmektedir. Eğer Türkiye dışında yaşayan Kürtlerin maruz kaldıkları saldırı
ve katliamlar karşısında pozitif bir tutum sergilenirse Kürt - Türk ilişkileri de gerçek anlamım
bulacaktır. Türkiye dışında yaşayan Kürtlerle yapıcı ilişkilerin geliştirilmesi ve tarihsel acılara
duyarlılık gösterilmesi, duygusal kopuşu da ortadan kaldıran en etkili adımdır. Bu sebeple
TBMM çatısı altında Halepçe Katliamının "Kürt soykırımı" olarak tanınması, sadece insani ve
vicdani bir vazife değil; aynı zamanda halkların bir arada yaşamasımn mührü olacaktır.