Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
7418 sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 13.10.2022
tarihinde TBMM'de kabul edilmiş ve 18.10.2022 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak
yürürlüğe girmiştir. Adı geçen Kanun'un 29. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na
217. maddeden sonra gelmek üzere "Halkı yamitıcı bilgiyi alenen yayma" kenar başlıklı 217/A
maddesi eklenmiştir.
7418 sayılı kanun yapım sürecinde teklife imza atanlar tarafından "Dezenformasyonla
Mücadele Yasası" olarak amlsa da söz konusu maddenin basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı
niteliği dolayısıyla halk tarafından "Sansür Yasası" olarak adlandınimış ve tepki toplamıştır.
Nitekim yürürlük tarihinden bu yana aradan geçen yaklaşık 3 buçuk yıllık sürede,
kamuoyundaki endişeler halkı çıkmış ve başta gazeteciler olmak üzere toplumun muhalif
kesimleri haber, görüş ve ifadeleri nedeniyle TCK m. 217/A isnadıyla cezalandırma tehdidiyle
karşı karşıya kalmıştır.
Adalet Bakanlığı bahsi geçen suç tipine ilişkin istatistiki veri yaymlamamaktadır. Ancak
Medya ve Hukuk Çalışmalan Demeği (MLSA) özellikle gazeteciler üzerinden söz konusu suç
tipi için sistematik olarak rapor yayımlamaktadır. MLSA'mn 2025 yılımn şubat ayında
yayınladığı "Sansür Yasasımn Gölgesinde îfade Özgürlüğü Rapom" kanunun uygulandığı ilk
iki yılda 4.590 kişi hakkında somşturma açıldığını ve raporun yayım tarihine kadar en az 65
gazeteci hakkında 93 soruşturma açıldığını belirtmiştir.
MLSA'mn Mart 2026'da yayımladığı "Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma Suçu (217/A) ve
îfade Özgürlüğüne Etkisi 2024-2026" raporuna göre yasarım uygulandığı davalann büyük
çoğunluğu (%72'nin üzerinde) gazetecileri, muhabir ve medya çalışanlarını hedef almaktadır
ve gazetecilerin yargılamalanmn büyük kısmı beraat kararıyla sonuçlanmaktadır. Bu durum,
ilgası istenen maddenin esasen konusu suç oluşturmayan basın faaliyetlerine uygulandığım
açıkça göstermektedir.
Bu uygulamayla, AİHM'in "caydıncı etki" (chilling effect) olarak kavramsallaştırdığı sonucun
doğmimak istendiği anlaşılmaktadır. Caydırıcı etki, yasal yaptınmların veya cezaların,
bireylerin ifade özgtirlüğü gibi temel ve meşm haklarını kullanmaktan korkarak
vazgeçmelerine (öz-sansür) neden olmasıdır. Nitekim yasamn TBMM Genel Kurulu'nda
görüşüldüğü sürede, Venedik Komisyonu 7 Ekim 2022'de "acele ortak görüş" başlığıyla
Strasbourg'da yayımlandığı raporunda söz konusu yasa maddesi için ifade özgürlüğü üzerinde
"caydıncı etki" yaratabileceği uyarısmda bulunmuştur. Uluslararası basm ve ifade özgürlüğü
kuruluşlarımn hemen hepsi benzer uyarıları tekrarlamıştır.
Avrupa însan Hakları Mahkemesi yerleşik içtihatlarında ifade özgürlüğünün "demokratik bir
toplumun vazgeçilmez temellerinden biri" olduğunu ısrarla belirtmektedir. îfade özgürlüğünün
özel bir görünümü olan basın özgürlüğüne özel önem veren AÎHM, basımn rolünü "siyasi
hayatın bekçisi" olarak tarif etmektedir. Basın özgürlüğünün önemine çok kez değinen
Mahkeme, "Tıpkı kamu yaranna olan diğer alanlarda olduğu gibi siyasi konularda da bilgi ve
fikir verme basmın üzerine düşen görevdir. Basmm bu gibi bilgi ve fikirleri yayma hakkı
yamnda, halkın da onlan almaya hakkı vardır" değerlendirmesini yapmakta ve özellikle siyasi
konularda özgürlüğün güvencesinin altım çizmektedir. Mahkeme ayrıca, basm özgürlüğünün
halka siyasi liderlerin fikir ve tutumlanm keşfetme ve bunları oluşturmada en iyi araçlardan
birini sağladığını ve dolayısıyla siyasi tartışmaların özgürlüğünün demokratik bir toplum
kavramınm özünü oluşturduğunu savunmaktadır. Bu bağlamda, cezai yaptırımın caydırıcı
etkisinin, siyasi konuşma ve kamu yaran tartışmalannda özellikle tehlike arz ettiğine ayrıca
dikkat çekmektedir.
2026 yılı mart ayı içerisinde, haberleri dolayısıyla gazeteciler Alican Uludağ ve İsmail Ari'nin
yamnda BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen de "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen
yayma" isnadıyla haklarmda başlatılan soruşturma neticesinde tutuklanmışlardır. Hemen
ardından nisan ayında ise Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu aynı isnatla
tutuklanmıştır. 'Adı geçen gazetecilerin tutuklamalanna yaptıkları haberler gerekçe
gösterilirken Mehmet Türkmen ve Başaran Aksu ise sendikal faaliyetleri nedeniyle
tutuklanmıştır.
Örgütlenme özgürlüğünün özel bir görünümü olan sendika hakkı, kişilerin yalnızca özgürce
sendika seçme hakkı anlamım taşımamaktadır. Anayasa Mahkemesine göre "sendikaların
sendikal faaliyet çerçevesinde ifade edilen görüşlerin dile getirilme biçimi de -yetkili
makamların gözünde kabul edilemez olsa dahi- sendika hakkından faydalamr. Anayasa
Mahkemesi demokrasinin esasmm meselelerin halka açık olarak tartışılması ve çözümlenmesi
yeteneği oluşturduğunu belirtmiş; sendika hakkını kullanan bireylerin de ifade özgürlüp
alamna benzer şekilde çoplculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik gibi demokratik toplumun temel
ilkelerinin korumasmdan yararlanacağını ifade etmiştir. Sendika özgürlüp yalmzca kişinin
sendika ile üyelik bağının kuruldup andan sonra uygulama alam bulmamaktadır. Sendika
hakkı sendikaya üye olma iradesinin oluşumu aşamasmdaki faaliyetleri de kapsamaktadır ve
üye olma süreci içerisinde aktiviteler de güvence altına alınmıştır.
İlgası istenen maddenin kamuoyunca büyük tepki toplayan son uygulamalan dahi, maddenin
yargı organlan tarafmdan değerlendirme ve yorumlama biçimlerinin kişilerin temel hak ve
özgürlüklerinin çipendiği hallere dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Lafzı itibanyla da muğlak
ve belirsiz ifadelerin yer aldığı yasa maddesi, uygulama alamnda da öngörülebilir ve objektif
olmaktan uzaktır. Bu nedenle, somut raporlarla da ortaya kondup üzere keyfi uygulamalara
açıktır ve başta basın, ifade ve örptlenme özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlükleri
ihlal etmektedir.
Hazırlanan bu kanun teklifi ile hak ve özgürlükleri açıkça kısıtlayan 5237 sayılı Türk Ceza
Kanunu'nun 217/A maddesinin yürürlükten kaldırılması amaçlanmaktadır.