İçeriğe geç
MECLİSGenel Kurul'un son durumu içinBugün sayfası →
Kanun teklifi · 2/3646 · Komisyonda

Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

Teklif ile, Türk Ceza Kanununun halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçuna ilişkin hükümlerinin yürürlükten kaldırılması amaçlanmaktadır

TBMM kaydındaki özet.

İlk imza
Gülüstan Kılıç Koçyiğit
DEM Parti · Kars

Komisyon süreci

  1. 10 NİSAN 2026
    Sunuldu
  2. ESAS KOMİSYON
    Adalet Komisyonu
    Geliş 13 Nisan 2026 · Komisyonda

Genel gerekçe

Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).

Gerekçeyi oku
Türkiye'de basın özgürlüğü tarihsel olarak her dönem ciddi smırlandınimalara maruz kalmış, demokratik toplum düzeninin temel unsurlarından biri olan ifade ve haber alma hakkı çoğu zaman idari ve hukuki müdahalelerle adeta ortadan kaldırılmıştır. Son yıllarda ise, tüm toplumsal ve siyasal muhalefete rağmen yürürlüğe konulan yasal düzenlemeler, mevcut kısıtlamaları daha da derinleştirerek basımn bağımsızlığı üzerinde daha ağır bir baskı oluşturmuştur. Bu durum, yalnızca gazetecilerin mesleki faaliyetlerini özgürce yerine getirmelerini engellemekle kalmamakta, aym zamanda toplumun doğru ve tarafsız bilgiye erişim hakkını da ciddi biçimde zedelemektedir. Bu kanun teklifinin amacı, söz konusu yapısal sorunlara dikkat çekmek ve basın özgürlüğünü güvence altına alacak bir hukuki zeminin gerekliliğini ortaya koymaktır. 2022 yılında Türk Ceza Kanunu'na eklenen "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçu, yürürlüğe girdiği günden itibaren basın özgürlüğü üzerinde ciddi bir baskı unsuru haline gelmiştir. Söz konusu düzenleme, daha yürürlüğe girmeden önce basın kuruluşlarının, baroların, sivil toplumun ve geniş toplum kesimlerinin tepkisiyle karşılaşmış; başta partimiz olmak üzere muhalefet partilerinin tüm itirazlarına rağmen Türkiye Büyülc Millet Meclisi'nde kabul edilerek yasalaştırılmıştır. Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdikten sonra adil, bağımsız ve tarafsız habercilik bu yasa maddesiyle birlikte kolaylıkla suçlama konusu yapılmış, iktidarı rahatsız eden haberler gözaltı gerekçesi yapılmıştır. Türk Ceza Kanımu 217/A düzenlemesine yönelik hukuki eleştiriler, başta Anayasa Madde 13 çerçevesinde yoğunlaşmaktadır. Buna göre temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla, açık, belirli ve ölçülü biçimde sınırlandınlabileceği kabul edilmesine rağmen, 217/A maddesinde yer alan, halkı yamitıcı bilgi ve kamu barışını bozma gibi kavramların yeterince somut ve öngörülebilir olmaması, sebebiyle belirlilik ilkesine aykırılık teşkil etmektedir. Bu belirsizlik, uygulamada geniş ve keyfi yorumlara açık bir alan yaratmakta; özellikle yargıçlann gazetecilerin niyetini yorumlama zorunluluğu doğurarak sübjektif değerlendirmelerin önünü açmaktadır. Ayrıca, düzenleme ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı bir etki yaratmakta olup, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Madde 10 kapsamında korunan düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile de çatışmaktadır. Bu bağlamda, söz konusu hükmün hem ölçülülük hem de demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk bakımından tartışmalı olduğu ve kötüye kullanıma elverişli bir hukuki zemin oluşturabildiği açıktır. Dezenformasyon yasası olarak anılan bu düzenlemenin yürürlükte olduğu ilk yıl, bu suçlama kapsamında en az 24 gazeteci soruşturma, gözaltı, tutuklama veya dava gibi işlemlerle karşı karşıya kalmış; böylece yargı süreçleri aracılığıyla ciddi bir baskıya maruz bırakılmıştır. Bu kapsamda 14 gazeteci hakkında soruşturma başlatılmış, bazı gazeteciler ise birden fazla kez soruşturmaya tabi tutulmuştur. Ayrıca 4 gazeteci gözaltına alınmış, 3 gazeteci tutuklanmış ve 5 gazeteci hakkında yargılama süreci işletilmiştir. 2026 yılı başından itibaren; BirGün Gazetesi Muhabiri îsmail Arı, Gazeteci Furkan Karabay, Gazeteci Alican Uludağ ve Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BÎRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen, "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla tutuklanmıştır. Medya Ve Hukuk Çalışmaları Demeği (MLSA) 'mn Sansür Yasasının Gölgesinde İfade Özgürlüğü isimli rapomna göre; 18 Ekim 2022 ile rapomn hazırlandığı Şubat 2025 tarihleri arasındaki dönemde 67 gazeteci ve yazar, 25 hak savunucusu, avukat, aktivist, siyasi parti yöneticisi, doktor ve akademisyen ile sekiz YouTuber ve içerik yöneticisi hakkında en az 93 somşturma açılmıştır. Rapora göre; Somşturma ve davaların önemli bir kısmı eleştirel, muhalif yayın ve haberler yapan Birgün Gazetesi, Mezopotamya Ajansı, Gerçek Gündem, Halk TV, Nu Jinha ve JINNEWS çalışanı gazeteci ve yazarlar hakkmda açılmıştır. İsmail Arı, Ahmet Kanbal ve Gökhan Özbek dörder somşturma ile haklarında en fazla somşturma açılan gazeteciler. Gazeteci Oktay Candemir, Mehmet Sıddık Güler, Sayhan Avşar, İsmail Saymaz, Evren Demirdaş, Medine Mamedoğlu, Fırat Bulut, Berkan Gültekin, Uğur Koç, Ruşen Takva, Kayhan Ayhan ve Dinçer Gökçe hakkında ikişer somşturma açılmıştır. Gazetecilerin özellikle kamu yararını ilgilendiren haber ve paylaşımları nedeniyle yargı baskısına mamz kaldığı görülmektedir. Nitekim deprem döneminde yürütülen arama kurtarma çahşmalanna ilişkin saha röportajları, sosyal medya paylaşımları ve afet yönetimine dair eleştirel içerikler; kamuoyunda tartışma yaratan iddialarm haberleştirilmesi; yerel düzeyde kamu görevlileri veya siyasi aktörlere ilişkin suç isnatlarım içeren haberler; çocuklara yönelik suçlar gibi hassas konuların gündeme taşınması ve genel olarak kamuoyunu bilgilendirme amacı taşıyan içerikler, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu kapsamında somşturma ve kovuşturmalara gerekçe yapılmıştır. Bu örnekler, söz konusu düzenlemenin uygulamada geniş ve muğlak bir yorumla ele alındığını, gazetecilik faaliyetlerinin cezai yaptırımlarla sınırlandırılmasına yol açtığım ve basın özgürlüğü üzerinde caydırıcı bir etki yarattığım açıkça ortaya koymaktadır. Sonuç itibarıyla "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçunun uygulamadaki görünümü, başta gazeteciler olmak üzere avukatlar, akademisyenler, yazarlar ve dijital içerik üreticileri üzerinde zaten var olan yargısal baskıyı daha da yoğunlaştırmaktadır. Soruşturma süreçlerinde kullanılan yöntemler, delil olarak kabul edilen haber içerikleri ve başvurulan koruma tedbirleri birlikte değerlendirildiğinde, düzenlemenin soyut nitelikte olduğu ve hukuki öngörülebilirlikten uzak bulunduğu yönündeki eleştirilerin güçlendiği görülmektedir. Özellikle gazetecilerin mesleki faaliyetleri nedeniyle gözaltına alınması, ifadeye çağniması ya da yargısal süreçlerle karşı karşıya bırakılması, yalnızca bireysel düzeyde bir baskı yaratmakla kalmamakta; aynı zamanda genel bir korku atmosferi oluşturarak ifade alanını daraltmaktadır. Her ne kadar bu kapsamda açılan soruşturmaların önemli bir bölümü takipsizlikle sonuçlansa da, sürecin kendisi dahi caydıncı bir etki doğurmakta ve sansür ile otosansür eğilimlerini artırmaktadır. Bu durum, gazetecilerin mesleklerini özgürce icra etme imkanını zayıflatırken, toplumun doğru, tarafsız ve güvenilir bilgiye erişimini de giderek daha sınırlı hale getirmektedir. Tüm bu nedenlerle, demokratik toplum düzeninin gerekleri ve hukuki öngörülebilirlik ilkesi doğrultusunda bu suç tipinin derhal yürürlükten kaldıniması gerekmektedir. Aksi yöndeki uygulamalar, basın ve ifade özgürlüğü üzerinde süregelen keyfi baskıların devamına neden olmakta; gazeteciler ve diğer ifade aktörleri üzerinde caydırıcı bir etki yaratarak kamusal tartışma ortamım zayıflatmaktadır. Oysa hukukun üstünlüğü, çoğulculuk ve demokratik değerler, özgür ve bağımsız bir basımn varlığıyla anlam kazanır; bu nedenle devletin görevi, ifade özgürlüğünü sımrlamak değil, onu güvence altına almaktır.

Maddeler

3 madde · gerekçesiyle birlikte
Madde 15237 sayılı
26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 217/A maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.
Gerekçe: Türk Ceza Kanunu 217/A hükmünün yürürlükten kaldınlması gerekmektedir; zira bu düzenleme, içerdiği "yamitıcı bilgi" ve "kamu barışım bozma" gibi muğlak ve geniş yorumlara açık kavramlar nedeniyle hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleriyle bağdaşmamakta, uygulamada keyfî müdahalelere zemin hazırlamaktadır. Bu durum, Anayasası ile güvence altma alman ifade ve basın özgürlüğünü zedelediği gibi, Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesi kapsamında korunan demokratik toplum düzeninin gerekleriyle de çelişmektedir.
Madde 2
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
Madde 3
Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Gerekçe: Ytirütme maddesidir. *- TÜRK CEZA KANUNU'NDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

Maddeler TBMM'deki teklif metninden otomatik ayrıştırılmıştır; asıl metin için teklif PDF'i ↗

İmza sahipleri

2 milletvekili · parti, imza günündeki partisidir

Kaynak: TBMM'nin kamuya açık kayıtları. Maddeler ve gerekçeler teklif metninden otomatik ayrıştırılır; asıl metin TBMM'deki PDF'tir. Hata bildir