Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
Mardin, 2026 yılının Nisan ayında tarihsel ölçekte büyük bir doğal afetle sarsılmıştır.
Şehrin geneline yayılan ancak özellikle Artuklu, Kızıltepe, Midyat ve Nusaybin ilçelerinde
yoğunlaşan aşırı yağışlar; konutları, okulları ve uçsuz bucaksız tarım sahalarını sular altında
bırakarak büyük bir tahribata yol açmıştır. Yaşanan bu yıkımı sadece "doğa olayı" olarak
tammlamak, asıl sorunu görmezden gelmek anlamına gelecektir. Mardin'de meydana gelen bu
sel, kronikleşmiş altyapı sorunlarının, yanlış imar politikalarının ve afet yönetimindeki
koordinasyonsuzluğun bir sonucudur.
Yaşanan su baskınlarının temelinde, kent merkezleri ve ilçelerdeki yağmur suyu tahliye
kanallanmn yetersiz kalması ile mevcut kanalizasyon şebekesinin kapasitesini aşan yükü
yönetememesi yatmaktadır. Bilhassa Artuklu'daki eğitim kurumlarımn ve Midyat'taki yerleşim
yerlerinin sulara teslim olması, imar ve planlama süreçlerinde drenaj sistemlerinin ihmal
edildiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bunun yanı sıra, dere yataklarının ıslah edilmeden
bırakılması ve bu riskli bölgelerde yapılaşmaya onay verilmesi, selin yıkıcı etkisini daha da
şiddetlendirmiştir.
Mardin ekonomisinin can damarı olan tarım sektörü, yaşanan bu afetle birlikte ağır bir
yıkıma uğramıştır. Kızıltepe ve Nusaybin ovalarında yaklaşık 250 bin dekarlık tarım arazisinin
balçık ve su altında kalması, yerel üreticinin mağduriyetinin ötesine geçerek Türkiye'nin genel
gıda arzı için eiddi bir risk oluşturmuştur. Üreticilerimizin sadece mahsulleri değil; tarım
aletleri, depolama alanları ve canlı hayvan varlıkları da bu felaketten derin yaralar almıştır.
Özellikle GAP çerçevesinde planlanan ancak bitirilemeyen sulama ve tahliye kanalları, biriken
suyun boşaltılmasına engel olmuş ve yaşanan ekonomik kaybın boyutlarını çok daha ileri bir
noktaya taşımıştır.
Hava tahmin raporları günler öncesinden tehlikeyi haber vermesine rağmen, sorumlu
bakanlıklann ve idari birimlerin kanal temizliği veya geçiei bariyer oluşturma gibi koruyucu
önlemleri almada yetersiz olduğu gözlemlenmiştir. Felaket anında acil müdahale birimlerinin
bazı bölgelere ulaşmakta geç kalması ise meveut kriz senaryolannm ve yönetim planlanmn
uygulamada karşılık bulmadığını, yalmzca resmi belgelerde kaldığmı açıkça göstermiştir.
Mardin merkez ve ilçeleri (Kızıltepe, Artuklu, Nusaybin, Midyat), gerek bölgenin
coğrafî özellikleri gerekse küresel iklim krizinin tetiklediği değişimler nedeniyle son dönemde
sık sık sel baskınlarına maruz kalmaktadır. Bilhassa 2026 yılının Nisan ayında tanık olduğumuz
bu son yıkım, yürürlükteki kanun ve düzenlemelerin hem felaket öncesi koruyucu tedbirler hem
de afet sonrası oluşan zararlann tazmini hususunda çözüm üretmekte zayıf kaldığını bir kez
daha ispatlamıştır.
Mardin özelinde tanmsal üretimin sekteye uğraması, sadece yerel ekonomiyi değil, ulusal
gıda arzım da tehdit etmektedir. Bu kanun teklifi ile;
•
Sel riski yüksek bölgelerde altyapı projelerinin önceliklendirilmesi,
•
GAP kapsamında yanm kalan tahliye kanallarımn ivedilikle tamamlanması için bütçe
güvencesi sağlanması,
• TARSİM sigortası olmayan küçük çiftçilerin afet kapsamına alınması,
•
Dere
yataklarmdaki
amaçlanmaktadır.
yapılaşmaya
karşı
ağır
idari
yaptınmlar
getirilmesi