Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
Çocuk bakım hizmetleri, yalnızca bireysel bir ihtiyaç değil; toplumsal eşitliğin, kadın
Özgürlüğünün ve çocuk haklarımn temel belirleyicilerinden biridir. Ancak mevcut toplumsal
yapı içerisinde çocuk bakımına ilişkin sorumluluk, büjnik ölçüde kadınlann omuzlarına
yüklenmekte; bu durum kadınların yaşamın her alamnda eşitsizliğe maruz kalmasına yol
açmaktadır.
Türkiye'de kadınların işgücüne katılım oranı hâlâ erkeklerin oldukça gerisindedir. Türkiye
İstatistik Kurumu verilerine göre kadınların işgücüne katılım oram yaklaşık %35 seviyelerinde
seyrederken, erkeklerde bu oran %70'in üzerindedir. Kadın örgütleri ve emek alanında çalışan
kurumların raporlan, bu farkın en temel nedenlerinden birinin ücretsiz bakım emeği olduğunu
açıkça ortaya koymaktadır. DÎSK-AR ve çeşitli kadın örgütlerinin yayımladığı çalışmalara
göre, çocuk bakımı sorumluluğu nedeniyle milyonlarca kadın çalışma yaşamına katılamamakta
ya da güvencesiz, esnek ve düşük ücretli işlere mahkûm edilmektedir.
Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yeniden üretildiği bu yapı, çocuk bakımını kadınların "doğal
görevi" olarak tanımlayan ataerkil anlayışın bir sonucudur. Bu anlayış, kadınları kamusal
yaşamdan dışlamakta; onları ev içine hapsederek ekonomik bağımsızlıklarını zayıflatmakta ve
yoksulluğu derinleştirmektedir. Oysa bakım emeği, bireysel değil kamusal bir sorumluluktur
ve sosyal devlet ilkesinin gereği olarak kamusal hizmetler yoluyla karşılanmalıdır.
Türkiye'de 0-6 yaş grubundaki çocuklara yönelik bir kamu hizmeti olarak sunulması gereken
bakım hizmetleri ise yok denecek kadar azdır. Mevcut kamusal kreşler son derece sınırlı
sayıdadır ve yaygın, erişilebilir bir hizmet sunmaktan uzaktır. Öte yandan "Kamu Sosyal
Tesislerine ilişkin Tebliğ" nedeniyle kreşlere kamu bütçesinden harcama yapılması
engellenmiş, bu düzenleme sonucunda birçok kamu kurumundaki kreş kapatılmıştır. Kamusal
sorumluluğun geri çekilmesiyle birlikte çocuk bakım hizmetleri giderek özelleştirilmiş ve
piyasaya terk edilmiştir.
Özel kreşlerin yüksek ücretleri ve denetim mekanizmalarındaki yetersizlikler nedeniyle çok
sayıda ebeveyn çocuk bakım hizmetlerine erişememektedir. Bu durum yalnızca çalışan
TBMM BAŞKANLIĞI
Plan ve Bütçe,
Tali Komisyon
Sağlık, Aile, Çalışma ve
Sosyal İşler
Esas Komisyon
içişleri
Tarih; 23-4-2026
EsasNo:2/3656
TBMM
KANUNLAR ve KARARLAR BŞK.LIĞI
2 2 [J'san 2l)2G
Numara:
TBiVîfVI
GGNel evrak
2 2 Hissn 2026
i-z&kkiaâJ
No
kadınları değil, çalışmak isteyen ancak çocuk bakım ynkü nedeniyle istihdama katılamayan
milyonlarca kadını doğrudan etkilemektedir. Basına yansıyan çok sayıda örnekte; kadınların
çocuklarım bırakacak güvenli bir alan bulamadıklaıı için iş tekliflerini reddettikleri, gece
vardiyasında çalışamadıkları ya da çocuklarını güvencesiz ortamlara bırakmak zorunda
kaldıkları görülmektedir. Özellikle yoksul mahallelerde ve kırsal bölgelerde bu durum daha ağır
yaşanmakta; kadınlar tamamen ev içi emeğe mahkûm edilmekte ve çocuklarıyla birlikte
güvencesiz koşullarda hayatta kalma mücadelesi vermektedir.
Mevzuattaki düzenlemeler de bu eşitsizliği derinleştiren niteliktedir. 2013 tarihli Resmî
Gazete'de yayımlanan "Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik" uyarınca işyerlerinde kreş
açma yükümlülüğünün yalnızca 150'den fazla kadın çalışan bulunması şartına bağlanması,
çocuk bakımım yalnızca kadınların sorumluluğu olarak gören cinsiyetçi bir yaklaşımın
ürünüdür. Oysa çocuk bakımı yalnızca kadınların değil, ebeveynlerin ve kamunun ortak
sorumluluğudur.
Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre, 100 ve üzeri çalışanı bulunan işyeri sayısı toplam
işyeri sayısı içinde oldukça sınırlı bir paya sahiptir. Bu durum mevcut düzenlemeler
çerçevesinde işyerlerinin yüzde 1'inden daha azının kreş açma yükümlülüğü altında olduğunu
göstermektedir. Kadın çalışan sayısına bağlı olarak getirilen 150 kişi şartı ise bu oranı daha da
daraltmalctadır. Dolayısıyla mevcut düzenlemeler, kreş hizmetim yaygınlaştırmak yerine
istisnai hale getirmekte; bakım yükünü kamudan ve işverenlerden alarak yeniden kadmlann
omuzlarına bırakmaktadır.
Bu nedenle, kreş hizmetlerinin yalnızca belirli saatlerde ve sınırlı kapasiteyle sunulması yeterli
değildir. Kadınların çalışma yaşamına eşit ve özgür katılımı için kreşlerin ücretsiz, nitelikli,
kamusal, yaygın, erişilebilir ve 7 gün 24 saat esasına göre hizmet vermesi gerekmektedir. Gece
çalışan kadınlar, vardiyalı çalışanlar, mevsimlik işçiler ve kayıt dışı emekçiler açısından bu
durum hayati önemdedir.
Öte yandan, kreşler yalnızca bakım hizmeti sunan kurumlar değil; çocukların fiziksel, bilişsel
ve sosyal gelişimlerini destekleyen, erken yaşta toplumsallaşmayı sağlayan, kolektif yaşam
bilincini güçlendiren kamusal alanlardır. Çocukların eşit, özgür ve dayanışmacı bir toplumsal
yaşamın parçası olarak yetişmesi açısından kamusal kreşlerin yaygınlaştırılması büyük önem
taşımaktadır.
UNICEF ve Intemational Labour Organization gibi uluslararası kuruluşlar da erken çocukluk
bakım hizmetlerine yapılan kamusal yatırımların hem kadın istihdamını artırdığını hem de
çocukların gelişimi üzerinde uzun vadeli olumlu etkiler yarattığını ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak, çocuk bakımının kamusal bir hizmet olarak ele alınması; kadınların
özgürleşmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, çocukların sağlıklı gelişimi ve sosyal
devlet ilkesinin hayata geçirilmesi açısından zorunludur. Her mahallede ücretsiz ve 7/24 hizmet
veren kamu kreşlerinin açılması, kadınların yaşamın her alanına eşit katılımını sağlayacak,
bakım emeğinin görünmezliğini ortadan kaldıracak ve daha eşitlikçi bir toplumsal düzenin
kurulmasına katkı sunacaktır.
Bu kanun teklifi ile kreş hakkmm kamusal bir hak olarak kabul edilmesi, her mahallede;
çalışan- çalışmayan ayrımı yapılmaksızın herkesin eşit yararlanabileceği güvenilir, ücretsiz,
nitelikli, ulaşılabilir, 7/24 açık ve denetlenebilir kamu kreşlerin açılması hedeflenmektedir.