Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
İş sağlığı ve güvenliği, çalışma hayatını sadece teknik bir üretim süreci olarak değil, sermayenin
önceliklerine karşı insan onuruna yaraşır ve güvenli bir ortamda var olma mücadelesi olarak
gören etik ve politik bir disiplindir. Bu disiplinin temel önemi, önlenebilir her kaybın bir kader
değil, kâr odaklı sistemli bir ihmal olduğu gerçeğinden hareketle; iş gücünü korumamn aslında
toplumsal geleceği piyasa dinamiklerine karşı savunmak olduğu bilincini taşımasıdır. îşçi
Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi'nin 2025 yılı verileri, Türkiye'deki çalışma yaşamımn
bu savunma hattındaki derin yaraları ve yapısal sömürü düzenini tüm çıplaklığıyla gözler önüne
sermektedir. 2025 yılı boyunca en az 2 bin 105 işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirmesi ve
ölümlerin tamamen önlenebilir nedenlerden kaynaklanması; ÎSG önlemlerinin bir maliyet
kalemi olarak değil, temel bir insan hakkı ve sımfsal bir savunma meselesi olarak ele alınması
gerektiğini bir kez daha hatırlatmıştır.
Sermayenin insan hayatı üzerindeki bu tahakkümünün en utanç verici örneği, maden ve enerji
sektöründe faaliyet göstere Yıldızlar SSS Holdingin bünyesinde yaşanmaktadır. Holdingin
kamu varlıklarını devralırken ve işçi haklarını ihlal ederken kullandığı siyasi ve sembolik
koruma zırhı; özellikle 2009-2015 yılları arasında görev yapan eski Enerji Bakam Taner
Yıldız'm görev dönemiyle ve siyasi karar alıcılarla kurulan yakın ilişkilerle doğrudan bağlantılı
olmuştur. Bu süreçte maden ruhsatı devirlerinin bakan onayına bağlanması gibi yasal
düzenlemeler holdinge geniş bir imtiyaz alanı açarken, Taner Yıldız bakanlık sonrası holdingin
icra kurulu üyeliğini üstlenmiş; holding CEO'su Ali Vahit Atıcı gibi eski bakan danışmanları
(dönemin Maliye Bakanı Naci Ağbal'ın danışmanı) ve MHP MYK üyesi Sezer Yozgat gibi
siyasi parti yöneticileri de yönetim kademelerinde yer alarak ticari süreçlerin siyasi
mekanizmalarla uyumlu yürütülmesini sağlamıştır. Ortaklık yapısı (büyük ortak Sebahattin
Yıldız), yönetim bütünlüğü, ticari-operasyonel bağı ile üretim ilişkileri açısından söz konusu
holdingin yan işletmesi olan Doruk Madencilik'in bu yönetime devir işlemleri ve kredi temlik
süreçlerinde ise Egemen Bağış aktif rol oynamış; 2023 seçimlerinde Fuat Oktay Doruk
Madencilik işçilerini seçim gündemiyle ziyaret edip oy istemiştir. Ve hatta 2010 yılında holding
sahibi Sebahattin Yıldız'a devlet protokolü eşliğinde TBMM Üstün Hizmet Ödülü verilmiştir.
İşte bu holdinge bağlı faaliyet gösteren Doruk Madencilik işçileri (Fuat Oktay'ın ziyaret ederek
oy istediği); 13 Nisan'da Eskişehir'den Ankara'ya yürüyerek başlattıkları eylemin bugün
itibariyle 16. ve başlattıkları açlık grevinin ise 8. günündedir. Anlaşılmıştır ki; söz konusu
holding sahip olduğu siyasi ağla; özelleştirme ihalelerinde kamuya ait stratejik tesisleri çok
düşük bedellerle veya kendi kendine olan borçlarım mahsup ettirerek devralmakta, buna karşın
işçilerin ücretlerini ödemeyip tazminatlarını gasp ederek bu süreci finanse etmiş; emek
sömürüsünü bir işletme rejimi haline getirmiştir. Doruk Madencilik özelinde açığa çıkan
tabloda yok yok; 15'i doğrudan hayati tehlike arz eden 46 ağır mevzuat ihlaliyle üretim
yapılması, aylardır ödenmeyen maaşlar, gasp edilen kıdem tazminatları ve sendikal
örgütlenmeye yönelik hukuksuz baskılar. Şirketin bağlı olduğu holdingin diğer işletmelerinde
de görülen bu sistematik hak gaspı pratiği, Doruk Madencilik'te işçilerin can güvenliğini ve
ekonomik varlığım tamamen tehdit eder noktaya ulaşmıştır.
Bugün Ankara Kurtuluş Parkı'nda açlık grevinde olan ve Enerji Bakanlığı önünde haklanm
arayan maden işçilerinin direnişi; emeğin güvencesizliğe mahkûm edildiği bu düzene karşı bir
yaşam çığlığıdır. İşçilerin talebi sadece bir ücret meselesi değil; denetimsizliğin, cezasızlığın
ve kamusal varlıkların şahsi bekalar uğruna peşkeş çekilmesinin durdurulmasıdır. Doruk
Madencilik'teki iş cinayeti risklerinin ortadan kaldıniması, işletmenin üretim kapasitesinin işçi
aleyhine kötüye kullamimasımn durdurulması, işçi emeğinin sistematik olarak gasp edilmesi
ve bu yapımn imtiyazlanna son verilmesi amaçlarıyla; stratejik öneme sahip bu maden
sahasının yeniden toplum yararına, güvenli ve güvenceli bir şekilde işletilmesi için
kamulaştıniması gerekmektedir.