Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
2 Mayıs 1972 tarih ve 1586 sayılı "Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın Ölüm
Cezalarının Yerine Getirilmesine Dair Kanun"', Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin tarihine,
hukuk devleti ilkesi ve vicdan duygusu açısından derin tartışmalar eşliğinde geçmiş bir
düzenlemedir. Söz konusu kanun, dönemin olağanüstü siyasal koşulları, 12 Mart Muhtırasının
gölgesi ve yargı kararlarımn siyasal baskı altında şekillendiği, adil yargılanma ilkesinin ağır
biçimde zedelendiği bir atmosferde kabul edilmiştir.
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın avukatı Sayın Halit Çelenk de "1. THKO
DAVASI" kitabında dönemin koşullarını özetle "...Dava başlamadan önce ve davamn devamı
süresince basma, radyo ve televizyona sansür konulmuş, Sıkıyönetim Komutanlıklarmm izni
dışında haber yayımlanmasına imkân verilmemiş, Askeri Savcıların iddianameleri gerek
basında ve gerekse radyo ve televizyonda ayrıntılarıyla yayımlanmış, ama mahkemelerde
yapılan savunmaların kamuoyuna duyurulmasına imkân verilmemiştir. Böylece kamuoyu tek
taraflı verilen haberlerle oluşturulmuş, olay ve savunmalar hakkında objektif bir bilgiye sahip
olamamış, duruşma aşamalarını gerçek yönü ile izleyememiştir" ifadeleriyle aktarmıştır.
Oysa aradan geçen yanm asn aşkın süre, sadece Türkiye'nin demokratik standartlarım değil,
aynı zamanda toplumsal hafızasını ve adalet anlayışını da dönüştürmüştür. Gelinen noktada,
idam cezasının evrensel hukuk normları çerçevesinde kabul edilemezliği açıkça ortaya konmuş;
Türkiye de bu doğrultuda attığı adımlarla idam cezasını Türk Ceza Kanunu'ndan kaldırmıştır.
Bu bağlamda Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'a ilişkin söz konusu kanunun
yürürlükte kalmaya devam etmesi, hukuki, ahlaki ve vicdani olarak ciddi bir çelişki
yaratmaktadır. Dahası, infazların dayanağı olan bu kanunun yürürlükte tutulması, tartışmalı
sürecin meşruiyetinin zımnen sürdürülmesi anlamına da gelmektedir.
Kabul edilmelidir ki Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, Türkiye'nin yakın tarihinde
yalmzca yargılanmış ve 6 Mayıs 1972'de idam edilmiş "üç fidan" olarak değil; aynı zamanda
bir dönemin gençlik hareketlerinin, bağımsızlık arayışımn, eşitlik ve adalet taleplerinin sembol
isimleri olarak yer etmiştir.
BAL/r
CiT
^ Yusuf ASLAN'm soyadı 02.05.1972 tarih ve 1586 sayılı Kanun'un TBMM kayıtlanı da
Resmî Gazete'de hatalı bir şekilde "ARSLAN" olarak yer almaktadır. İşbu kanun tekli]ınder._
as sm
Anayasa Mahkemesi kararında da olduğu gibi YusufAslan 'm soyadı nüfusa kayıtlı oldu^ şekliyle kullanılj^^r.
Rl! o gi.\^ ■
Kendi dönemlerinin siyasal ve toplumsal çelişkileri içinde şekillenen mücadeleleri, Attila
İlhan'ın dizelerinden mülhem "bir yangın ormanından püskürmüş bu genç fİdanlann" geniş
toplumsal kesimlerin hafızasında derin izler bırakmasını ve bu etkinin günümüze kadar
taşmmasım sağlamıştır.
Çünkü Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'm temsil ettiği değerler; bağımsızlık,
eşitlik ve adalet talepleri olarak, demokratik toplumların evrensel ilkeleriyle örtüşmektedir. Bu
değerlerin ifade edilme biçimleri ve yöntemleri tarihsel bağlamı içinde tartışılabilir olmakla
birlikte, bütünüyle yok sayılması ya da taşıyıcılarımn idam edilmelerinin meşrulaştırılması,
günümüz hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Demokratik toplumlar, geçmişleriyle
yüzleşme cesareti gösterebildikleri ölçüde güçlenirler. Bu yüzleşme; tarihsel olayları inkâr
etmek ya da yeniden yazmak değil, hukukun üstünlüğü ve insan hakları temelinde geçmişte
yapılan hataları kabul ederek daha adil bir gelecek inşa etmektir. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan
ve Hüseyin İnan'm idamlarına ilişkin sürecin bu çerçevede yeniden değerlendirilmesi,
Türkiye'nin demokrasi mücadelesine duyulan saygımn ve bağlılığın bir gereğidir.
Öte yandan, bu kapsamda yapılacak düzenleme, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne de Deniz
Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'm idamlarındaki sorumluluğuna yönelik bir özeleştiri
yapma imkânı sağlayacaktır. Böylelikle, Türkiye'nin yakm tarihinde derin izler bırakan
idamlara ilişkin olarak TBMM'nin kapsayıcı, onarıcı ve yüzleşmeye açık bir yaklaşım
benimsediği ortaya konulacak; bu durum toplumsal barışın güçlenmesine ve demokratik uzlaşı
kültürünün gelişmesine katkı sağlayacaktır.
Sonuç olarak; bu teklif ile Türkiye Bü3dik Millet Meclisi'nin, demokratik olgunluk ve tarihsel
sorumluluk bilinciyle hareket ederek söz konusu kanunu yürürlükten kaldırması ve geçmişin
tartışmalı bir uygulamasını hukuki sistemden tamamen çıkarması amaçlanmaktadır. Bu adım,
herhangi bir ideolojik pozisyonun ötesinde hukuk devleti ilkesine, insan haklarına ve toplumsal
vicdana duyulan saygının bir gereği olarak değerlendirilmelidir.
Böylelikle 2 Mayıs 1972 tarih ve 1586 sayılı Kanun'un yürürlükten kaldıniması, Türkiye'nin
geçmişiyle yüzleşme iradesinin, hukuk devleti ilkesine bağlılığının ve evrensel insan haklarına
saygısının güçlü bir ifadesi olacaktır. Bu adım aynı zamanda. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve
Hüseyin İnan'm temsil ettiği ideallerin bugün demokratik değerler çerçevesinde yeniden
anlamlandınidığım ve tarihsel olarak hak ettiği yerin teslim edildiğini de göstereceMr^
-i
Ot