Madde 1ekliyor1136 sayılı
19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunıfnun 2 nci maddesine
aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
"Avukat; yargı mercileri. Cumhuriyet başsavcılıkları, kolluk birimleri, hakem heyetleri,
arabuluculuk süreçleri ve idari makamlar önünde mesleki faaliyetini yürütürken kendi
anadilinde, temsil ettiği kişinin anadilinde veya temsil ilişkisinin gerektirdiği başka bir dilde
sözlü savunma, açıklama, talep ve itirazda bulunabilir. Bu hakkın kullanılması avukatın mesleki
faaliyetinin engellenmesine, disiplin soruşturmasına, idari veya yargısal yaptırıma konu
edilemez."
Gerekçe: Madde ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunıfnun 2 nci maddesine eklenen fıkra
aracılığıyla avukatın mesleki faaliyetini yürütürken dil seçme serbestliği açık bir kanuni
güvenceye kavuşturulmaktadır.
Avukatlık, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı temsil eder. Savunmanın
etkili biçimde yürütülebilmesi, avukat ile temsil ettiği kişi arasındaki güven ilişkisinin ve
hukuki iletişimin sağlıklı kurulmasına bağlıdır. Avukatın kendi anadilinde, temsil ettiği kişinin
anadilinde veya temsil ilişkisinin gerektirdiği başka bir dilde sözlü savunma, açıklama, talep ve
itirazda bulunabilmesi bu nedenle mesleki faaliyetin doğal parçasıdır.
Düzenleme ile avukatın bu hakkı kullanması nedeniyle mesleki faaliyetinin engellenmesi,
disiplin soruşturmasına konu edilmesi ya da idari veya yargısal yaptırımla karşılaşması
önlenmektedir. Böylece bağımsız savunmanın korkusuz, etkili ve eşit biçimde yerine
getirilmesi amaçlanmaktadır.
Madde 2ekliyor2577 sayılı6100 sayılı
6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 18 inci
maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir:
"6. Duruşmah işlerde taraflar ve vekilleri; kendilerini veya temsil ettikleri kişiyi daha iyi
ifade edebileceklerini beyan ettikleri anadilinde veya başka bir dilde sözlü açıklamada
bulunabilir. Vekil; kendi anadilinde, temsil ettiği kişinin anadilinde veya temsil ilişkisinin
gerektirdiği başka bir dilde sözlü açıklama yapabilir. Bu açıklamalar, mahkemece
görevlendirilecek tercüman aracılığıyla Türkçeye çevrilir ve tutanağa geçirilir. Bu madde
kapsamında yapılan tercüme giderleri Hazinece karşılanır. Bu giderler yargılama gideri olarak
taraflara veya vekillere yükletilemez. Tercüman görevlendirilmesi hakkında 6100 sayılı
Kanunun 27/A maddesi uygulanır."
Gerekçe: Madde ile 2577 sayılı îdari Yargılama Usulü Kanunıfnun 18 inci maddesine
eklenen fıkra aracılığıyla duruşmah işlerde tarafların ve vekillerin anadilinde veya kendilerini
daha iyi ifade edebilecekleri başka bir dilde sözlü açıklamada bulunabilmeleri güvence altına
alınmaktadır.
İdari yargı, bireyin kamu gücü karşısında hak aradığı temel yargı alanlarından biridir. İptal
davaları, tam yargı davaları, disiplin işlemleri, idari yaptırımlar, kamu hizmetlerine erişim,
çalışma hayatı ve sosyal haklar gibi birçok konuda birey ile idare arasında belirgin bir güç
asimetrisi bulunmaktadır. Bu nedenle duruşmah işlerde tarafın ve vekilin kendisini en güçlü
biçimde ifade edebilmesi, hak arama hürriyetinin etkili kullanımı bakımından özel önem
taşımaktadır.
Düzenleme ile idari yargının yazıhhk esasına dayalı yapısı korunmakta; duruşmah işlerde
yapılan sözlü açıklamaların tercüman aracılığıyla Türkçeye çevrilerek tutanağa geçirilmesi
öngörülmektedir. Tercüme giderlerinin Hazinece karşılanması ve taraflara ya da vekillere
yükletilmemesiyle, bu hakkın ekonomik nedenlerle kullanılamaz hâle gelmesinin önüne
geçilmesi amaçlanmaktadır.
Madde 3ekliyor6100 sayılı
12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa 27 nci
maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.
"Türkçe dışındaki dillerde sözlü beyanda bulunma ve vekilin sözlü açıklama hakkı
MADDE 27/A- (1) Taraflar, fer'î müdahiller, yargılamanın diğer ilgilileri ve vekilleri,
mahkeme huzurunda yapılacak sözlü işlemlerde kendilerini veya temsil ettikleri kişiyi daha iyi
ifade edebileceklerini beyan ettikleri anadilinde veya başka bir dilde sözlü beyanda bulunabilir,
açıklama yapabilir, kanunda öngörülen usule göre soru yöneltebilir ve taleplerini ileri sürebilir.
(2) Vekil; kendi anadilinde, temsil ettiği kişinin anadilinde veya temsil ilişkisinin
gerektirdiği başka bir dilde sözlü açıklama yapabilir.
(3) Bu beyan ve açıklamalar, mahkemece görevlendirilecek tercüman aracılığıyla Türkçeye
çevrilir ve tutanağa geçirilir. Tercümanın yeterliliğine veya tercümenin doğruluğuna ilişkin
itirazlar derhâl tutanağa yazılır ve mahkemece karara bağlanır.
(4) Dilekçe, karar ve tutanakların Türkçe düzenlenmesi esastır. Bu esas. bu maddede
güvence altına alman anadilinde sözlü beyanda bulunma ve vekilin sözlü açıklama hakkını
sınırlandıracak biçimde yorumlanamaz.
(5) Bu madde kapsamında yapılan tercüme giderleri Hazinece karşılanır. Bu giderler
yargılama gideri olarak taraflara, ferT müdahillere, yargılamanın diğer ilgililerine veya
vekillere yükletilemez."
Gerekçe: Madde ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunıfna 27/A maddesi eklenerek
hukuk yargılamasında tarafların, fer'î müdahillerin, yargılamanın diğer ilgililerinin ve
vekillerin anadilinde veya kendilerini daha iyi ifade edebilecekleri başka bir dilde sözlü
beyanda bulunabilmeleri düzenlenmektedir.
Hukuk yargılamasında görülen uyuşmazlıklar çoğu zaman aile yaşamı, mülkiyet, emek.
tazminat, kişilik hakları ve sosyal varlık gibi temel alanlara ilişkindir. Bu alanlarda kişinin
mahkeme huzurunda kendisini en doğru, en açık ve en güçlü biçimde ifade edebilmesi, hukuki
dinlenilme hakkının ve adil yargılanma ilkesinin gereğidir.
Madde ile sözlü beyan ve açıklamaların tercüman aracılığıyla Türkçeye çevrilerek tutanağa
geçirilmesi, tercümanın yeterliliğine veya tercümenin doğruluğuna ilişkin itirazların tutanağa
yazılması ve mahkemece karara bağlanması öngörülmektedir. Böylece hem yargılamanın usul
düzeni korunmakta hem de beyanın gerçek içeriğinin dosyaya doğru yansıması sağlanmaktadır.
Dilekçe, karar ve tutanakların Türkçe düzenlenmesi esası korunmakta; ancak bu esasın
anadilinde sözlü beyanda bulunma ve vekilin sözlü açıklama hakkını sınırlandıracak biçimde
yorumlanmasının önüne geçilmektedir. Tercüme giderlerinin Hazinece karşılanmasıyla hukuk
yargılamasında
hak
arama
hürriyetinin
ödeme
gücüne
bağlı
biçimde
daralması
engellenmektedir.
Madde 4ekliyor5271 sayılı
4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 147 nci
maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.
"j) Anadilinde veya kendisini daha iyi ifade edebileceği başka bir dilde beyanda bulunma
ve savunma yapma hakkı bulunduğu, bu kapsamda tercüman yardımından yararlanabileceği ve
tercüme giderlerinin Hazinece karşılanacağı bildirilir."
Gerekçe: Madde ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 147 nci maddesinin birinci
fıkrasına bent eklenerek şüpheli veya sanığın ifade alma ve sorgu aşamasında anadilinde veya
kendisini daha iyi ifade edebileceği başka bir dilde beyanda bulunma ve savunma yapma hakkı
konusunda bilgilendirilmesi sağlanmaktadır.
İfade alma ve sorgu aşaması, kişinin isnatla doğrudan karşılaştığı ve savunma stratejisinin
şekillenmeye başladığı en kritik aşamalardan biridir. Bu aşamada kişinin hangi haklara sahip
olduğunu açık biçimde bilmesi, savunma hakkının etkili kullanımı bakımından zorunludur.
Düzenleme ile şüpheli veya sanığa anadilinde ya da kendisini daha iyi ifade edebileceği başka
bir dilde beyanda bulunma ve savunma yapma hakkı bulunduğu, tercüman yardımından
yararlanabileceği ve tercüme giderlerinin Hazinece karşılanacağı açıkça bildirilecektir. Böylece
hak, soyut bir kanuni imkân olarak kalmayacak; soruşturmanın ilk temas anından itibaren
kullanılabilir bir usul güvencesine dönüşecektir.
Madde 5ekliyor5271 sayılı
5271 sayılı Kanunun 169 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
"(8) Anadilinde veya başka bir dilde yapılan beyan, savunma, açıklama, talep ve itirazlarda:
beyanın yapıldığı dil, tercümanın kimliği, tercüman görevlendirme usulü, tercümenin
doğruluğuna ilişkin itiraz bulunup bulunmadığı ve varsa bu itirazın içeriği tutanağa açıkça
yazılır. Beyanın teknik araçlarla kayda alındığı hâllerde kayıt dosyada muhafaza edilir."
Gerekçe: Madde ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunumun 169 uncu maddesine eklenen
fıkra aracılığıyla soruşturma evresinde anadilinde veya başka bir dilde yapılan beyan, savunma,
açıklama, talep ve itirazların tutanağa geçirilmesine ilişkin usul güvencesi getirilmektedir.
Anadilinde beyanda bulunma hakkının etkili kullanımı, yalnızca tercüman görevlendirilmesiylc
sınırlı görülemez. Beyanın hangi dilde yapıldığı, tercümanın kimliği, tercüman görevlendirme
usulü, tercümenin doğruluğuna ilişkin itiraz bulunup bulunmadığı ve varsa itirazın içeriği
tutanakta açık biçimde yer almalıdır.
Bu düzenleme, beyan sahibinin iradesinin dosyaya doğru yansımasını sağlayacak: tercümeden
kaynaklanabilecek hak kayıplarının denetlenmesine imkân tanıyacaktır. Beyanın teknik
araçlarla kayda alındığı hâllerde kaydın dosyada muhafaza edilmesi ise beyanın Özgün hâlinin
korunması ve sonraki aşamalarda denetlenebilirliğin sağlanması bakımından önem
taşımaktadır.
Madde 6değiştiriyor5271 sayılı
5271 sayılı Kanunun 202 nci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir:
^'Tercüman bulundurulacak hâller ile anadilinde savunma ve beyanda bulunma hakkı
Gerekçe: Madde ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunıf nun 202 nci maddesi başlığıyla
birlikte yeniden düzenlenmektedir. Düzenleme ile tercüman bulundurulacak hâller, anadilinde
savunma ve beyanda bulunma hakkı ile müdafi ve vekilin farklı dilde sözlü savunma yapabilme
imkânı bütünlüklü biçimde ele alınmaktadır.
Mevcut ceza muhakemesi uygulamasında tercüman hakkı çoğu zaman kişinin Türkçe bilip
bilmemesi veya meramını anlatıp anlatamaması üzerinden değerlendirilmiştir. Oysa etkili
savunma hakkı, kişinin kendisini yalnızca asgari düzeyde anlatabilmesini aşar: isnadı, olay
anlatısını, hukuki itirazlarını, taleplerini ve savunma stratejisini en güçlü biçimde ortaya
koyabilmesini gerektirir.
Bu nedenle düzenleme ile şüpheli, sanık, mağdur, suçtan zarar gören, katılan ve tanığın: Türkçe
bilip bilmediğine bakılmaksızın, kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği anadilinde
veya başka bir dilde sözlü beyanda bulunabilmesi güvence altına alınmaktadır. Şüpheli, sanık,
mağdur, suçtan zarar gören ve katılan bakımından savunma yapma, soruları cevaplama, soru
yöneltme, talepte bulunma, itiraz ve açıklamalarını ileri sürme hakkının muhakemenin belirli
aşamalarıyla smırlandınlamayacağı açıkça düzenlenmektedir.
Müdafi ve vekil bakımından getirilen güvence, maddenin temel yeniliklerinden biridir.
Savunma, yalnızca kişinin bireysel beyanından ibaret görülmeyen: müdafi ve vekilin etkin
katılımıyla anlam kazanan kurucu bir yargılama faaliyetidir. Bu nedenle müdafi veya vekilin
kendi anadilinde, temsil ettiği kişinin anadilinde veya temsil ilişkisinin ve savunmanın
gerektirdiği başka bir dilde sözlü savunma yapabilmesi, adil yargılanma hakkı ve eşit silahlar
ilkesi bakımından zorunlu bir güvencedir.
Madde ayrıca engelli kişiler bakımından iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktaların
anlayabilecekleri biçimde anlatılmasını ve gerekli erişilebilirlik tedbirlerinin alınmasını
öngörmektedir. Böylece savunma hakkı, yalnızca dil bakımından toplumsal larkhiıkları
kapsayan bir alanla sınırlı kalmadan, erişilebilir yargılama ilkesini de güçlendirmekledir.
Tercüme giderlerinin Hazinece karşılanması ve ilgililere yargılama gideri
olarak
yükletilmemesi, bu hakkın ekonomik engeller nedeniyle kullanılamaz hâle gelmesini önlemeye
yöneliktir. Talebin reddi veya sınırlandırılması ise ancak yargılamanın düzeninin sağlanması
veya hakkın kötüye kullanımının Önlenmesi bakımından' zorunlu hâllerde, somut olgulara
dayalı gerekçeli kararla mümkün kılınmaktadır. Böylece yargılama düzeni ile savunma
hakkının özü birlikte güvence altına alınmaktadır.
Madde 202
(1) Şüpheli, sanık, mağdur, suçtan zarar gören, katılan ve tanık: soruşturma
ve kovuşturma evrelerinde, Türkçe bilip bilmediğine bakılmaksızın, kendisini daha iyi ifade
edebileceğini beyan ettiği anadilinde veya başka bir dilde sözlü beyanda bulunabilir. Bu
beyanlar, hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından görevlendirilecek tercüman
aracılığıyla Türkçeye çevrilir ve tutanağa geçirilir.
(2) Şüpheli, sanık, mağdur, suçtan zarar gören ve katılan: kendisini daha iyi ifade
edebileceğini beyan ettiği anadilinde veya başka bir dilde savunma yapabilir, soruları
cevaplayabilir, kanunda öngörülen usule göre soru yöneltebilir, talepte bulunabilir, itirazlarını
ve açıklamalarım ileri sürebilir. Bu hak, muhakemenin belirli aşamalarıyla sınırlandırılamaz.
(3) Müdafi veya vekil; kendi anadilinde, temsil ettiği kişinin anadilinde veya temsil
ilişkisinin ve savunmanın gerektirdiği başka bir dilde sözlü savunma yapabilir, beyanda
bulunabilir, kanunda öngörülen usule göre soru yöneltebilir, itiraz ve taleplerini açıklayabilir.
Bu beyanlar, hâkim, mahkeme veya Cumhuriyet savcısı tarafından görevlendirilecek tercüman
aracılığıyla Türkçeye çevrilir ve tutanağa geçirilir.
(4) Engelli olan şüpheli, sanık, mağdur, suçtan zarar gören, katılan veya tanığa, iddia ve
savunmaya ilişkin esaslı noktalar ile yargılama işlemleri, anlayabilecekleri biçimde anlatılır.
Bu kişiler bakımından gerekli erişilebilirlik tedbirleri alınır.
(5) Bu madde kapsamında Türkçeye çevrilerek tutanağa geçirilen beyan, savunma,
açıklama, itiraz ve taleplerin tercüme biçimine ilişkin itirazlar derhâl tutanağa yazılır. Beyanın
teknik araçlarla kayda alındığı hâllerde kayıt dosyada muhafaza edilir.
(6) Tercümanlar, il adlî yargı adalet komisyonlarınca her yıl düzenlenen listede yer alan
kişiler arasından seçilir. Cumhuriyet savcıları ve hâkimler, diğer illerde oluşturulmuş
listelerden de tercüman seçebilir. Listelerde ilgili dil bakımından yeterli tercüman bulunmaması
hâlinde, baroların, üniversitelerin, meslek kuruluşlarının veya ilgili kamu kurumlarının görüşü
alınarak yeterliliği saptanan kişiler tercüman olarak görevlendirilebilir. Bu listelerin
düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.
(7) Bu madde kapsamında yapılan tercüme giderleri Hazinece karşılanır. Bu giderler
yargılama gideri olarak ilgili kişilere yükletilemez.
(8) Anadilinde veya başka bir dilde beyanda bulunma ve savunma yapma talebinin reddi ya
da sınırlandırılması, ancak yargılamanın düzeninin sağlanması veya hakkın kötüye
kullanımının önlenmesi bakımından zorunlu olan hâllerde ve somut olgulara dayanan gerekçeli
kararla mümkündür. Ret veya sınırlandırma kararı derhâl tutanağa geçirilir. Bu karara karşı
itiraz yoluna başvurulabilir. Alınacak tedbirler, savunma hakkının özünü zedeleyecek biçimde
uygulanamaz."
Geçiş hükmü
Geçici Madde 1
(1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde, bu
Kanunla getirilen hukuksal savunma ve beyanlarda dil seçme serbestliğinden kaynaklanan
hakların etkili biçimde kullanılabilmesi amacıyla tercüman listeleri baroların, üniversitelerin.
meslek kuruluşlarının ve ilgili kamu kurumlarının görüşü alınarak güncellenir. Adalet
Bakanlığı, bu kapsamda gerekli idari tedbirleri almakla yükümlüdür.
Bu Kanun hükümleri, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla derdest olan soruşturma, kovuşturma
ve davalarda da uygulanır.
Yürürlük
Gerekçe: Geçici madde ile Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde
tercüman listelerinin baroların, üniversitelerin, meslek kuruluşlarının ve ilgili kamu
kurumlarının görüşü alınarak güncellenmesi öngörülmektedir.
Teklif ile getirilen düzenlemeler ceza, hukuk ve idari yargı alanlarının tamamını ilgilendirdiği
için geçiş hükmü tek bir usul kanunuyla sınırlı tutulmamış; Kanunun bütününü kapsayacak
ortak bir geçiş düzenlemesi olarak kurulmuştur. Böylece dil seçme serbestliğinin uygulamada
etkili biçimde hayata geçirilebilmesi için gerekli idari hazırlıkların yapılması amaçlanmakladır.
Madde ayrıca Kanun hükümlerinin yürürlük tarihi itibarıyla derdest olan soruşturma.
kovuşturma ve davalarda da uygulanacağını düzenlemektedir. Bu yönüyle teklifin yalnızca
gelecekte açılacak dosyalar bakımından uygulanmasıyla yetinilmemekte; devam eden
yargılamalarda da savunma ve beyan hakkının güçlendirilmesi hedeflenmektedir.
Madde 7
(1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
Madde 8
(1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür
Gerekçe: Yürütme maddesidir.
HUKUKSAL SAVUNMA VE BEYANLARDA DİL SEÇME SERBESTLİĞİNİN
SAĞLANMASI AMACIYLA BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA
DAİR KANUN TEKLİFİ