Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
Türkiye, 2009 yılında onaylayarak taraf olduğu Birleşmiş Milletler Engelli Haklarına
İlişkin Sözleşme ile engelli bireylerin toplumsal yaşamın tüm alanlarına eşit ve eksiksiz
katılımını güvence altına almayı taahhüt etmiştir. Sözleşme'nin 20. maddesi bireysel
hareketliliğin desteklenmesini, 25. maddesi erişilebilir sağlık hizmetlerini, 26. maddesi ise
habilitasyon ve rehabilitasyon hizmetlerini devlet yükümlülüğü olarak tanımlamaktadır. Bu
yükümlülüklerin en somut karşılığı, engelli yurttaşların yardımcı teknoloji ve medikal cihazlara
ücretsiz ve engelsiz erişiminin sağlanmasıdır. Ancak mevcut uygulamalar bu yükümlülüklerle
açık bir çelişki içindedir.
Tekerlekli sandalye, protez, ortez, işitme cihazı, göz içi lens ve hasta bezi gibi tıbbi
malzemeler engelli yurttaşlar açısından lüks değil, yaşamın sürdürülebilirliği ve insan onurunun
korunması için zorunlu araçlardır. Buna karşın Sosyal Güvenlik Kurumu'nun belirlediği geri
ödeme tutarları ile piyasa fiyatları arasındaki fark giderek derinleşmektedir. 2026 yılı başında
yapılan SUT güncellemesiyle bazı ürün gruplarında yaklaşık yüzde 20 oranında artış yapılmış
olsa da bu artışlar piyasa gerçekliği karşısında son derece yetersiz kalmıştır. Örneğin standart
bir manuel tekerlekli sandalye için SGK tarafından karşılanan tutar birkaç bin TL düzeyinde
kalırken, aynı ürünün piyasa fiyatı 15.000 ila 40.000 TL arasında değişmektedir. Bu durum,
kamu katkısının toplam maliyetin yalnızca sınırlı bir bölümünü karşıladığı anlamına
gelmektedir. Protezlerde ise tablo çok daha ağırdır. SGK'nın mekanik protezler için sağladığı
destek yaklaşık 15.000 ila 25.000 TL bandında kalırken, ileri teknoloji mikroişlemcili
protezlerin piyasa fiyatı 2026 yılı itibarıyla 500.000 TLden başlayıp 1.500.000 TLye kadar
ulaşabilmektedir. Bu fark, engelli yurttaşlar açısından fiilen bir erişim engeline dönüşmektedir.
Cihazların büyük bölümünün ithal olması ve döviz kurundaki artışlar, geri ödeme tutarları ile
piyasa fiyatları arasındaki uçurumu her geçen yıl daha da büyütmektedir.
Tablonun ağırlığı, engelli yurttaşların gelir düzeyi dikkate alındığında daha da belirgin
hale gelmektedir. Engelli aylığı yaklaşık 5.000 TL ila 7.500 TL bandında seyrederken, bağımsız
araştırmalara göre açlık sınırı 33 bin TL'nin, yoksulluk sınırı ise 109 bin TL'nin üzerine
çıkmıştır. Çalışabilir engellilerin işgücü piyasasına katılım oranının yalnızca yüzde 20ler
düzeyinde kaldığı Türkiye'de, engelli yurttaşların önemli bir bölümü düzenli ve güvenceli
gelirden yoksundur. Bu koşullar altında medikal cihazlara ilişkin fark ücretleri, engelli
yurttaşlar açısından fiilen karşılanamaz hale gelmektedir. Bu gerçeklik içinde engelli yurttaşlar,
devletin sosyal destek adı altında sunduğu yetersiz katkıların yarattığı boşluğu kendi sınırlı
imkânlarıyla kapatmak zorunda bırakılmaktadır.
Bu kanun teklifi ile engelli yurttaşların yardımcı teknoloji ve medikal cihazlara
erişiminde ortaya çıkan sorunların giderilmesi, geri ödeme sisteminin hak temelli bir çerçevede
yeniden düzenlenmesi ve bu alandaki eşitsizliklerin ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır.