İçeriğe geç
MECLİSGenel Kurul'un son durumu içinBugün sayfası →
Kanun teklifi · 2/3706 · Komisyonda

Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

Teklif ile, Türk Ceza Kanunu’na zorla kaybettirme suçunun eklenmesi ve bu suçta zamanaşımının işlememesi amaçlanmaktadır.

TBMM kaydındaki özet.

İlk imza
Ayten Kordu
DEM Parti · Tunceli

Komisyon süreci

  1. 22 MAYIS 2026
    Sunuldu
  2. ESAS KOMİSYON
    Adalet Komisyonu
    Geliş 5 Haziran 2026 · Komisyonda
  3. TALİ KOMİSYON
    İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu
    Geliş 5 Haziran 2026 · Komisyonda

Genel gerekçe

Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).

Gerekçeyi oku
Zorla kaybetme uygulamaları, sadece kişilerin yaşam hakkını ellerinden almakla kalmayıp, ailelerini ve toplumu bitmek bilmeyen bir belirsizlik ve yas süreciyle cezalandıran en ağır insanlık suçlarından biridir. Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde 2006 yılında kabul edilen ve 2010 yılmda yürürlüğe giren "Herkesin Zorla Kaybettirilmeye Karşı Korunmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme", bu fiili insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak tanımlamakta ve zamanaşımına uğratılamayacağını hükme bağlamaktadır. Dünyada geçmişle yüzleşmeyi başaran ülkeler (örneğin Arjantin ve Güney Afrika), kurdukları Hakikat Komisyonları ve adli süreçler sayesinde hem kayıpların akıbetini ortaya çıkarmış hem de failleri yargılayarak toplumsal barışı inşa etmişlerdir. Uluslararası toplumun en ağır suçlardan biri olarak kabul ettiği zorla kaybettirmelere karşı küresel ölçekte bir hukuki barikat kurulurken, Türkiye'nin de kendi yakın tarihiyle yüzleşip, iç hukukunu evrensel insan hakları normlarıyla uyumlu hale getirmesi gerekmektedir. Türkiye'de özellikle 1990'h yıllardaki olağanüstü hâl döneminde sistematik bir karakter kazanan zorla kaybetmeler, kişilerin kamu gücünü arkasına alan yapılarca evlerinden, işyerlerinden veya gözaltı merkezlerinden alınarak akıbetlerinin karanlıkta bırakılmasıyla sonuçlanmıştır, insan Haklan Demeği verilerine göre çoğunluğu gözaltında kaybedilenlere ait 253 toplu mezann tespit edildiği bu süreç, yaygın ve ağır bir insan hakları ihlali teşkil etmektedir. Kamuoyunda JlTEM olarak bilinen yapılanma etrafında örgütlenen yasa dışı ilişkiler ağı; işkence, yargısız infaz ve faili meçhul cinayetler gibi suçlarla amlmış; bu ağır ihlaller TBMM'nin Faili Meçhul Siyasi Cinayetleri ve Susurluk Araştırma Komisyonu raporlarında da ayrıntılı biçimde belgelenmiştir. Buna rağmen; Ankara JlTEM, Cizre, Kızıltepe, Dargeçit, Kulp (Alaca) ve Yüksekova Çetesi gibi sembolik davalar başta olmak üzere, açılan dosyalann büyük kısmı etkin ve bağımsız somşturmalar yürütülmediği için cezasızlıkla sonuçlanmıştır. Dersim'de gözaltındayken veya sorgu sürecindeyken katledilen/kaybettirilen Ayten Öztürk ve Nazım Gülmez; yıllardır akıbeti sorulan Cemil Kırbayır, Hasan Ocak, Rıdvan Karakoç gibi yüzlerce simge isim bu sistematik sürecin kurbam olmuşlardır. Günümüzde ise Dersim'de organize bir şekilde kaybettirilen ve üst düzey kamu görevlilerine ilişkin ciddi iddiaların gündeme geldiği Gülistan Doku dosyası, kamu gücünü arkasına alan yapıların yarattığı cezasızhk pratiğinin güncel ve çarpıcı bir örneği olarak varlığını korumaktadır. Dünya tarihindeki siyasi kaybettirme pratikleri incelendiğinde, bu yöntemin özellikle otoriter rejimler tarafından muhalifleri sindirmek amacıyla kullamidığı görülmektedir. 1970'li ve 80'li yıllarda Latin Amerika'da, özellikle Arjantin'deki askeri cunta döneminde yaklaşık 30 bin insan, Şili'de ise Pinochet diktatörlüğünde binlerce muhalif gözaltmda kaybettirilmiştir. Bu coğrafyadaki acı tecrübeler, "Plaza de Mayo Anneleri" ve Türkiye'deki "Cumartesi Anneleri" gibi adalet arayışlanm doğurmuş, uluslararası hukukun bu suça karşı dönüştürülmesini zorunlu kılmıştır. Mevcut Türk Ceza Kammu'nda (TCK) zorla kaybettirme fiili müstakil bir suç olarak tammlanmamıştır. Bu durum, söz konusu ağır suçun "kasten öldürme", "hürriyeti tahdit" veya "görevi kötüye kullanma" gibi genel suç kategorileri altında değerlendirilmesine yol açmaktadır. Bu yargısal pratik ise delillerin toplanmaması ve soruşturmaların sürüncemede bırakılmasıyla birleştiğinde, dosyaların zamanaşımı gerekçesiyle kapatılmasına ve faillerin cezasızlıkla ödüllendirilmesine neden olmaktadır. Bu kanun teklifi ile; zorla kaybettirme fiilinin Türk Ceza Kanunu'nda zamanaşımına tabi olmayan, müstakil bir "însanlığa Karşı Suç" olarak düzenlenmesi amaçlanmıştır. Böylece geçmişteki ve güntimüzdeki karanlık akıbetlerin açığa çıkarılması, faillerin yargı önüne taşmarak cezasızlık kültürünün sonlandıniması ve kalıcı bir toplumsal barışın hukuki güvenceye kavuşturulması hedeflenmektedir.

Maddeler

4 madde · gerekçesiyle birlikte
Madde 1ekliyor5237 sayılı
26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 77'nci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki (i) bendi eklenmiştir: "i) Kamu görevlilerinin veya kamu gücünü arkasına alarak hareket eden kişi veya yapıların; bir kişinin rızası olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılması, gözaltına alınması, alıkonulması, kaçıniması ve sonrasında bu kişinin katledilmesi veya akıbetinin gizlenmesi, reddedilmesi ya da nerede olduğunun açıklanmaması suretiyle kişinin hukukun koruması dışma çıkarılması (Zorla Kaybettirme),"
Gerekçe: Madde ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "İnsanlığa Karşı Suçlar"ı düzenleyen 77'nci maddesinin birinci fıkrasına yeni bir bent eklenerek, devlet görevlilerinin ya da yapıların bir plan doğrultusunda kişileri zorla kaybettirmesi, katledilmesi, hürriyetinden yoksun bırakması ve akıbetini gizlemesi fiili müstakil bir insanlığa karşı suç olarak tammlanmıştır.
Madde 2ekliyor5237 sayılı
5237 sayılı Kanunun 77'nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir: "(5) Bu maddenin birinci fıkrasının (i) bendinde düzenlenen zorla kaybettirme suçuyla ilgili olarak, fiilin işlendiği tarihten itibaren hiçbir şekilde zamanaşımı uygulanmaz. Bu suçtan dolayı yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar hiçbir aşamada zamanaşımı gerekçesiyle düşürülemez."
Gerekçe: Madde ile, Türk Ceza Kanımu'nun "Zamanaşımı" başlıklı maddelerine atıfla, insanlığa karşı suçlar kapsamında yer alan "Zorla Kaybettirme" fiilinin hiçbir surette zamanaşımına tabi tutulamayacağı net bir şekilde hüküm altına alınmış; bu yolla yargı eliyle faillerin korunmasınm ve dosyalarm kapatılmasımn önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Madde 3
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
Madde 4
Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkam yürütür.
Gerekçe: Yürütme maddesidir. TÜRK CEZA KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

Maddeler TBMM'deki teklif metninden otomatik ayrıştırılmıştır; asıl metin için teklif PDF'i ↗

İmza sahipleri

1 milletvekili · parti, imza günündeki partisidir

Kaynak: TBMM'nin kamuya açık kayıtları. Maddeler ve gerekçeler teklif metninden otomatik ayrıştırılır; asıl metin TBMM'deki PDF'tir. Hata bildir