İçeriğe geç
MECLİSGenel Kurul'un son durumu içinBugün sayfası →
Kanun teklifi · 2/3722 · Komisyonda

3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

Teklif ile; kişi başına düşen milli gelirin en düşük olduğu 20 ilde elektrik, doğal gaz ve su teslimlerinde katma değer vergisi oranının %1 olarak uygulanması amaçlanmaktadır.

TBMM kaydındaki özet.

İlk imza
Gülcan Kaçmaz Sayyiğit
DEM Parti · Van

Komisyon süreci

  1. 16 HAZİRAN 2026
    Sunuldu
  2. ESAS KOMİSYON
    Plan ve Bütçe Komisyonu
    Geliş 19 Haziran 2026 · Komisyonda

Genel gerekçe

Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).

Gerekçeyi oku
Türkiye, makroekonomik dalgalanmaların ve yüksek enflasyonist ortamın getirdiği ağır bir ekonomik konjonlctürden geçmektedir. Özellikle döviz kurundaki hareketlilik, üretim maliyetlerindeki artışlar ve tedarik zincirindeki kırılmalar, temel tüketim maddeleri ile enerji fiyatlarına doğrudan yansımıştır. Yaşanan bu yüksek enflasyon sarmalı, hane halkının harcanabilir gelirini eritmiş, halkın reel alım gücünde dramatik düşüşlere yol açmıştır. Gelir adaletinin bozulduğu bu süreçte, hayatta kalma mücadelesi veren alt ve orta gelir grupları, elektrik, doğalgaz ve su gibi en temel insani ihtiyaç faturasım dahi ödeyemez duruma gelmiş; geniş kitleler derin bir yoksulluk ve yoksunluk sarmalına sürüklenmiştir. Bu ekonomik kriz ortamı, zaten var olan bölgeler arası gelişmişlik farklarım ve yapısal dengesizlikleri daha da derinleştirmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜÎK) tarafından açıklanan resmi veriler, bölgeler arasındaki uçurumu açıkça ortaya koymaktadır. İstanbul ve Kocaeli gibi sanayi kentlerinde kişi başına düşen gayrisafî yurt içi hasıla (GSYH) seviyesi gelişmiş ülkelerle yarışırken; Van, Ağrı, Şanlıurfa, Muş ve Hakkâri gibi sınır hattında veya çevre illerde yer alan vatandaşlarımızın kişi başı geliri ulusal ortalamamn ve yüksek gelirli illerin dörtte birine dahi ulaşamamaktadır. Bölgesel çatışmaların getirdiği ekonomik daralma, sımr ticaretinin kesintiye uğraması ve yerel istihdam imkanlarının kısıtlılığı, bu dezavantajlı illerde ekonomik bir çöküşü tetiklemektedir. Milli gelirden en az payı alan bu 20 ilimizde, faturalar birer borç yükü olmaktan çıkıp, ticari işletmeler için kepenk kapatma, çiftçiler için tarımsal üretimi durdurma ve hane halkı için ise en temel yaşam hakkından mahrum kalma riski doğurmaktadır. Geliri batı kentlerinin çok gerisinde olan bir vatandaşımızın, aynı miktar enerji, su tüketimi ve atık su bedeli için aynı oranda KDV (% 20 KDV) ödemesi adil değildir. Bölgeler arası dengesizlikleri gidermek, toplumsal barışı ve ekonomik istikran korumak adına bu dezavantajlı bölgelere yönelik radikal vergi düzenlemelerinin hayata geçirilmesi anayasal bir mecburiyet arz etmektedir. Mezkûr kanun teklifinin anayasal dayanakları şu şekildedir: 1) Anayasa'nm 2. Maddesi (Sosyal Devlet İlkesi): Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı ve sosyal bir hukuk devletidir. Sosyal devlet, vatandaşlarının asgari yaşam standartlarını güvence altına almak, derin yoksullukla mücadele etmek ve temel ihtiyaçlara erişimi kolaylaştırmakla yükümlüdür. Geliri sıfırlanma noktasına gelen en yoksul illerde enerji ve suya uygulanan yüksek vergiler, sosyal devlet ilkesinin özüyle bağdaşmamaktadır. 2) Anayasa'nm 5. Maddesi (Devletin Temel Amaç ve Görevleri): Devletin temel görevi, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sımrlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır. Yüksek vergi yükü, yoksul bölgelerdeki insanların maddi varlığını geliştirmesinin önünde en büyük ekonomik engeldir. 3) Anayasa'nın 10. Maddesi (Kanun Önünde Eşitlik ve Pozitif Ayrımcılık): Maddi ve ekonomik açıdan eşit durumda olmayanlar için mutlak eşitlik ilkesi adaletsizlik doğurur. Hakiki eşitlik, dezavantajlı durumda olanların korunması ve gözetilmesiyle mümkündür. Milli gelirden en az pay alan 20 ile yönelik yapılacak bu vergi indirimi, anayasal pozitif ayrımcılık ve mutlak adaletin tesisi kapsamında bir zorunluluktur. 4) Anayasa'nın 65. Maddesi (Devletin Sosyal ve Ekonomik Görevlerinin Sının): Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir. Bu teklif, tüm Türkiye genelini kapsayıp bütçeyi kilitlemek yerine, öncelik sırasına göre en yoksul 20 ili hedefleyerek Hazine maliyetini (60 Milyar TL) devlet bütçesinin kaldırabileceği sembolik ve rasyonel bir sınırda tutmaktadır. 2026 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi'nin toplam gider hedefinin yaklaşık 18.928.900.000.000 (19 Trilyon) TL ve devletin kendi iradesiyle almaktan vazgeçtiği vergi muafiyetlerini kapsayan toplam vergi harcaması tutarımn yaklaşık 3.597.100.000.000 (3,6 Trilyon) TL olduğu göz önüne alındığında; teklifimizin 60 Milyar TL'lik yıllık maliyeti, toplam bütçe harcamalarının yalmzca binde üçüne (% 0,3), vazgeçilen toplam vergi harcamalarımn ise sadece % l,6*sma denk gelmektedir. Makroekonomi ve Bütçe Dengeleri bakımından son derece önemsiz ve karşılanabilir olan bu cüzi pay, en yoksul 20 ilimizin ekonomik iflasını önleyecek hayati bir sosyal kaldıraçtır. 5) Anayasa'nın 73. Maddesi (Vergi Ödevi ve Mali Güce Göre Vergilendirme): Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali_gücüne_göre_vergi_ödemekIe_yükümIüdür^Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır. Alım gücü ve gelir seviyesi gelişmiş kentlerin çok gerisinde olan yoksul illerdeki abonelerden aynı KDV oranını talep etmek, mali güce göre vergilendirme ilkesinin açık_birjhlali_anlamma gelmektedir. Bu teklif, bütçeye yük getiren sıradan bir muafiyet düzenlemesi değil; dar gelirliyi koruyan, küçük esnafın kepenk kapatmasını önleyen, sanayi üretim maliyetlerini düşürerek istihdamı güvence altına alan ve tarımsal sulama maliyetlerini aşağı çekerek gıda arz güvenliğini koruyan bütüncül bir "Bölgesel Ekonomik İstikrar ve Sosyal Koruma Kalkanı" projesidir.

Maddeler

3 madde · gerekçesiyle birlikte
Madde 1ekliyor
25/10/1984 tarihli ve 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 28'inci maddesinin 1'inci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir: "Türkiye İstatistik Kurumu (TÜÎK) tarafından her yıl açıklanan 'İl Bazında Gayrisafİ Yurt İçi Hasıla' verilerine göre, kişi başına düşen milli geliri en düşük olan yirmi (20) ilde; mesken, ticari, sanayi, tarımsal sulama ve her türlü sosyal hizmet (öğrenci yurtları, kamu yararına çalışan vakıf ve demekler) aboneliklerine ilişkin; a) Aktif enerji, iletim, dağıtım ve perakende satış hizmet bedelleri dahil tüm elektrik enerjisi teslimlerinde, b) Şehir şebekesi üzerinden yapılan doğalgaz arzı, sistem kullamm ve iletim hizmet bedelleri dahil tüm doğalgaz teslimlerinde, c) Belediyeler veya bağlı idarelerce sağlanan kullanım suyu bedeli ile her türlü atık su uzaklaştırma ve çevre temizlik hizmet bedelleri dahil tüm su teslimlerinde. Katma Değer Vergisi oranı yüzde bir (%1) olarak uygulamr. Bu kapsama girecek illerin listesi, her yıl TÜİK verilerinin resmen ilanını takip eden otuz (30) takvim günü içinde Hazine ve Maliye Bakanlığınca ilan edilir ve ilanı takip eden ilk takvim ayı başından itibaren uygulanmaya başlanır."
Gerekçe: Bu madde ile 3065 sayılı Kanunun vergi oranlarım düzenleyen 28'inci maddesine yeni bir fıkra eklenerek, derin yoksullukla mücadele ve bölgesel dengesizliklerin giderilmesi adına dinamik bir teşvik modeli oluşturulmuştur. İndirimden faydalanacak coğrafî alanların tespiti, tamamen nesnel, denetlenebilir ve bilimsel bir ölçüt olan TÜÎK kişi başına düşen Gayrisafî Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerine bağlanmıştır. Bu sayede düzenleme, her türlü siyasi mülahazanın ve kayırmacılığın dışına çıkarılarak tam bir objektiflik zeminine oturtulmuştur. Maddede yer alan "tüm abone grupları" ifadesiyle meskenler, esnaflar, sanayiciler, tarımsal üreticiler ve kamu yararına çalışan sosyal hizmet binaları ayrım gözetmeksizin koruma altına alımmştır. Böylece hane halkının alım gücü korunurken; esnafın işletme giderleri düşürülmüş, sanayi üretiminde istihdam güvenceye alınmış ve tarımsal sulama maliyetlerinin aşağı çekilmesiyle tarladan sofraya gıda arz güvenliği tesis edilmiştir. Maddenin (a), (b) ve (c) fıkralarında yapılan detaylı tammlamalarla vergi indiriminin kapsamı genişletilmiştir. Katma Değer Vergisi indiriminin sadece yalın enerji veya su bedeli üzerinden değil; faturayı asıl büyüten iletim, dağıtım, bakım, perakende satış ve sistem kullanım bedeli gibi tüm yan hizmet kalemlerini de kapsaması yasal güvenceye alınmıştır. Bu sayede, faturalar üzerindeki "gizli" maliyetlerin tüketiciye yansımasımn ve bürokratik yorum farklarıyla indirim orammn daraltılmasımn önüne geçilerek tam ve dolaysız bir koruma sağlanmıştır. Bakanlığa verilen otuz (30) günlük ilan ve takip eden ilk takvim ayı yürürlük süresi ise sistemin idari ve teknik açıdan hızlı ve sorunsuz çalışmasını amaçlamaktadır.
Madde 2
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
Madde 3
Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Gerekçe: Yürütme maddesidir. 3065 SAYILI KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ

Maddeler TBMM'deki teklif metninden otomatik ayrıştırılmıştır; asıl metin için teklif PDF'i ↗

İmza sahipleri

1 milletvekili · parti, imza günündeki partisidir

Kaynak: TBMM'nin kamuya açık kayıtları. Maddeler ve gerekçeler teklif metninden otomatik ayrıştırılır; asıl metin TBMM'deki PDF'tir. Hata bildir