İçeriğe geç
MECLİSGenel Kurul'un son durumu içinBugün sayfası →
Kanun teklifi · 2/3745 · Komisyonda

Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

Teklif ile kişi başına düşen milli gelir düzeyi en düşük illerde elektrik, doğalgaz ve su teslimleri bakımından uygulanacak KDV oranının yüzde 1 olarak belirlenmesi amaçlanmaktadır.

TBMM kaydındaki özet.

İlk imza
Sinan Çiftyürek
DEM Parti · Van

Komisyon süreci

  1. 25 HAZİRAN 2026
    Sunuldu
  2. ESAS KOMİSYON
    Plan ve Bütçe Komisyonu
    Geliş 26 Haziran 2026 · Komisyonda

Genel gerekçe

Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).

Gerekçeyi oku
Türkiye'de son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon, enerji maliyetlerindeki artış, döviz kurundaki dalgalanmalar ve gelir dağılımındaki adaletsizlik; özellikle emekçiler açısından temel yaşam giderlerini karşılamayı giderek zorlaştırmaktadır. Elektrik, doğalgaz ve su gibi zorunlu ihtiyaçlara erişim maliyetinin artması, hane halkı bütçeleri üzerinde ağır bir baskı oluşturmakta; küçük esnafı, tarımsal üreticileri ve düşük ölçekli işletmeleri ekonomik açıdan sürdürülemez bir noktaya sürüklemektedir. Bu ekonomik tablo, bölgeler arası gelişmişlik farklarının daha görünür hale gelmesine neden olmuştur. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan il bazlı Gayrisafi Yurt İçi Hasıla verileri incelendiğinde, bazı illerde kişi başına düşen gelirin ülke ortalamasının oldukça altında kaldığı görülmektedir. Gelir düzeyi düşük illerde yaşayan emekçiler, aym temel tüketim kalemleri için ülkenin ekonomik olarak daha gelişmiş bölgelerinde yaşayanlarla aynı dolaylı vergi yüküne maruz kalmaktadır. Geçmiş resmi ve bilimsel verilere bakıldığında eşitsizliklerin yalnızca son yıllarda ortaya çıkmış bir problem olmadığı da görülecektir. Türkiye'de bölgeler arası gelişmişlik farkları uzun yıllardır kamu politikalanmn temel gündemlerinden biri olmuştur. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayımlanan Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırmaları (SEGE), bu yapısal sorunun tarihsel sürekliliğini açık biçimde ortaya koymaktadır. İlk kez 1966 yılında başlatılan ve 1969 yılında yayımlanan araştırmalarda; sanayi, tarım, eğitim, sağlık, altyapı, bankacılık hizmetleri ve yaşam standartları gibi çok sayıda gösterge kullanılarak illerin gelişmişlik düzeyleri ölçülmüş ve Türkiye'de bölgeler arasmda önemli farklılıklar bulunduğu tespit edilmiştir. Aradan geçen yaklaşık altmış yıla rağmen, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayımlanan SEGE-2025 Araştırması da bölgesel gelişmişlik farklarının devam ettiğini göstermektedir. Bakanlık tarafından hazırlanan raporda, bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılması ve ekonomik-sosyal yakınsamanın sağlanması ulusal kalkınma politikalanmn temel hedeflerinden biri olarak tanımlanmıştır. 1969 yılında yapılan ilk kapsamlı gelişmişlik araştırmasından 2025 yılına kadar geçen yaklaşık altmış yıllık süreç, en son kademe gelişmişlik grubunda yer alan illerin büyük çoğunluğunu Kürt nüfusun yoğun olarak yaşadığı iller olduğunu göstermektedir. Tüm bilimsel ve resmi veriler Türkiye'de bazı illerin gelişmişlik sıralamalarında sürekli olarak alt basamaklarda kaldığım göstermektedir. Bu durum, bölgesel eşitsizliklerin geçici değil, yapısal bir sorun niteliği taşıdığını da ortaya koymaktadır. Dolayısıyla bölgesel kalkınma politikalanmn yalnızca yatırım teşvikleri, altyapı yatırımları veya kredi mekanizmalarıyla sınırlı tutulması yeterli değildir. Gelir düzeyi düşük bölgelerde yaşayan yurttaşlann temel yaşam maliyetlerini azaltacak ve yerel ekonomileri destekleyecek mali politikaların da hayata geçirilmesi gerekmektedir. Türkiye'de 2020'den beri devam eden ekonomik kriz ortamı, zaten var olan bölgeler arası gelişmişlik farklarım daha da derinleştirmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve SEGE Raporlanmn açığa çıkardığı resmi veriler, bölgeler arasındaki uçurumu açıkça ortaya koymaktadır. İstanbul ve Kocaeli gibi sanayi kentlerinde kişi başına düşen gayrisafî yurt içi hasıla (GSYH) seviyesi gelişmiş ülkelerle yarışırken; Van, Ağn, Şanlıurfa, Muş ve Hakkâri gibi illerimizde yer alan vatandaşlarımızın kişi başı geliri ulusal ortalamanın ve yüksek gelirli illerin dörtte birine dahi ulaşamamaktadır. Bölgesel çatışmaların getirdiği ekonomik daralma, sınır ticaretinin kesintiye uğraması ve yerel istihdam imkanlarının kısıtlılığı, bu dezavantajlı illerde ekonomik gerilemeyi arttırmaktadır. Milli gelirden en az payı alan 20 ilimizde, faturalar birer borç yükü olmaktan çıkıp, ticari işletmeler için kepenk kapatma, çiftçiler için tarımsal üretimi durdurma ve hanehalkı için ise en temel yaşam hakkından mahrum kalma riski doğurmaktadır. Geliri batı kentlerinin çok gerisinde olan bir vatandaşımızın, aym miktar eneıji, su tüketimi ve atık su bedeli için aynı oranda KDV (%20 KDV) ödemesi adil değildir. Bölgeler arası gelir adaletsizliğini gidermek, toplumsal barışı ve ekonomik istikran korumak adına bu dezavantajlı bölgelere yönelik vergilerin dezavantajlı durumları göz önünde bulundurularak tekrar düzenlenmesini gerekli kılmaktadır. Teklif ile; kişi başına düşen milli gelir düzeyi en düşük olan illerde elektrik, doğalgaz ve su tüketimlerinde uygulanan Katma Değer Vergisi oranının düşürülmesi suretiyle temel yaşam giderlerinin azaltılması, bölgesel ekonomik eşitsizliklerin hafifletilmesi ve ekonomik açıdan kırılgan kesimlerin korunması amaçlanmaktadır. Düzenleme aym zamanda küçük işletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmesine, tarımsal üretim maliyetlerinin azaltılmasına ve yerel ekonomik yaşamının sürdürülebilir olmasına katkı sağlayacaktır. Düzenleme ile bütçe imkânları gözetilerek sınırlı sayıda il kapsama alınmakta, böylece kamu maliyesi üzerindeki etkinin yönetilebilir düzeyde tutulması hedeflenmektedir. Bu yönüyle teklif, mali disiplin ile sosyal koruma arasında dengeli bir yaklaşım kurmaktadır. Sonuç olarak teklif kapsamında öngörülen vergi indirimi, genel ve sınırsız bir vergi muafiyeti niteliğinde olmayıp; Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan kişi başına Gayrisafî Yurt İçi Hasıla verileri esas alınarak belirlenecek gelir düzeyi en düşük yirmi ili kapsayan hedefli bir sosyal politika aracıdır. Bu yönüyle düzenleme, kamu kaynaklarmm bölgesel eşitsizliklerin azaltılması amacıyla öncelikli ihtiyaç alanlarına yönlendirilmesini hedeflemektedir. Kapsamın sınırlı tutulması sayesinde kamu maliyesi üzerindeki etkinin yönetilebilir düzeyde kalacağı, buna karşılık temel yaşam giderlerinin azaltılması, yerel ekonomik faaliyetlerin desteklenmesi ve bölgesel kalkınmamn güçlendirilmesi bakımından önemli sosyal ve ekonomik faydalar sağlayacağı değerlendirilmektedir

Maddeler

3 madde · gerekçesiyle birlikte
Madde 1ekliyor3065 sayılı
25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 28'inci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir: "Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan 'İl Bazında Gayrisafi Yurt İçi Hasıla' verilerine göre kişi başına düşen milli gelir düzeyi en düşük olan yirmi(20) ilde; a) Elektrik enerjisi teslimleri ile bu teslimlere ilişkin iletim, dağıtım ve perakende satış hizmetleri, b) Şehir şebekesi üzerinden yapılan doğalgaz teslimleri ile sistem kullamm, dağıtım ve iletim hizmetleri, c) Belediyeler veya bağlı idareler tarafından sunulan su temini ve atık su hizmetleri, nedeniyle düzenlenen faturalarda katma değer vergisi oram yüzde 1 olarak uygulanır. Bu fıkramn uygulanacağı iller, Türkiye İstatistik Kurumu tarafmdan açıklanan veriler esas alınarak Hazine ve Maliye Bakanlığınca her beş yılda bir belirlenir ve Resmî Gazete'de ilan edilir."
Gerekçe: Maddeyle, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 28Mnci maddesinde değişiklik yapılarak, kişi başına düşen milli gelir düzeyi en düşük illerde elektrik, doğalgaz ve su teslimleri bakımından uygulanacak Katma Değer Vergisi oranımn yüzde 1 olarak belirlenmesi amaçlanmaktadır. Düzenleme kapsamında hangi illerin indirimli oran uygulamasından yararlanacağı, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan "İl Bazında Gayrisafi Yurt İçi Hasıla" verileri esas alınarak Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenecektir. Böylece uygulamanın nesnel, ölçülebilir ve şeffaf kriterlere dayanması sağlanmaktadır. İndirimli oran uygulaması; mesken aboneliklerinin yanı sıra ticari işletmeler, tarımsal sulama abonelikleri ve kamu yararına faaliyet yürüten sosyal hizmet kuruluşlanm da kapsamaktadır. Böylelikle hem hane halkı bütçelerinin korunması hem de üretim ve hizmet maliyetlerinin azaltılması hedeflenmektedir. Ayrıca uygulamamn yalnızca ana tüketim bedelleriyle sınırlı kalmaması amacıyla; elektrik ve doğalgaz hizmetlerine ilişkin iletim, dağıtım ve sistem kullanım bedelleri ile su hizmetlerine ilişkin atık su hizmet bedelleri de kapsama dahil edilmiştir.
Madde 2
Bu Kanun 01/01/2027 tarihinde yürürlüğe girer.
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
Madde 5
Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkam yürütür.

Maddeler TBMM'deki teklif metninden otomatik ayrıştırılmıştır; asıl metin için teklif PDF'i ↗

İmza sahipleri

1 milletvekili · parti, imza günündeki partisidir

Kaynak: TBMM'nin kamuya açık kayıtları. Maddeler ve gerekçeler teklif metninden otomatik ayrıştırılır; asıl metin TBMM'deki PDF'tir. Hata bildir