İçeriğe geç
MECLİSGenel Kurul'un son durumu içinBugün sayfası →
Kanun teklifi · 2/3749 · Komisyonda

İş Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi

Teklif ile, asgari ücrete ocak ve temmuz aylarında olmak üzere yılda iki defa sendikaların açıkladığı en yüksek yoksulluk sınırının yarısından az olmamak üzere zam yapılması amaçlanmaktadır.

TBMM kaydındaki özet.

İlk imza
Gülüstan Kılıç Koçyiğit
DEM Parti · Kars

Komisyon süreci

  1. 26 HAZİRAN 2026
    Sunuldu
  2. ESAS KOMİSYON
    Plan ve Bütçe Komisyonu
    Geliş 29 Haziran 2026 · Komisyonda
  3. TALİ KOMİSYON
    Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu
    Geliş 29 Haziran 2026 · Komisyonda

Genel gerekçe

Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).

Gerekçeyi oku
Türkiye ekonomisi, iktidann uzun yıllardır sermayeyi önceleyen politikaları ve emek karşıtı tercihleri nedeniyle derin bir kriz sarmalına sürüklenmiştir. Enflasyon, işsizlik, gelir eşitsizliği, vergi adaletsizliği ve borçluluk artık geçici sorunlar değil, milyonlarca yurttaşın yaşamını kuşatan kronik bir düzen haline gelmiştir. Bu düzenin bedelini ise patronlar değil, emeğiyle geçinen işçiler, emekçiler, emekliler ve yoksullar ödemektedir. Türkiye'de ekonomik çürüme derinleştikçe halkın yoksulluğu da büyümektedir. En temel ihtiyaçlara erişmek her geçen gün daha zor hale gelirken, ücretler hayat pahalılığı karşısında erimekte, yapılan zamlar daha işçinin cebine girmeden anlamını yitirmektedir. İğneden ipliğe gelen zamlar, yüksek enflasyon ve sürekli artan yaşam maliyetleri milyonlarca inşam açlık ve yoksulluk sımrımn altında yaşamaya mahkûm etmektedir. Resmî verilere göre, 32 milyon 166 bin, çalışan nüfusun yaklaşık yansı geçimini asgari ücretle sağlamaktadır. Oysa asgari ücret, çalışma yaşamına yeni adım atan ve herhangi bir deneyimi bulunmayan işçilere verilmesi gereken en düşük başlangıç ücretidir. Ancak son yıllarda Türkiye'de asgari ücret istisna olmaktan çıkmış, yaygın ücret haline gelmiştir. 2002 yılında asgari ücret ve altında çalışanların oram yaklaşık yüzde 25 iken bugün bu oran yüzde 50'lere dayanmıştır. Günümüzde yaklaşık 9,5 milyon işçi, asgari ücret civarı ve altında ücretle yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Başka bir deyişle 2024 yılı itibanyla tüm özel sektör işçilerinin yüzde 53,2'si asgari ücret komşuluğunda ücretlerle çalışmaktadır. Özellikle tekstil, gıda, inşaat, turizm, mobilya ve deri sektörlerinde milyonlarca işçi asgari ücret düzeyinde ya da bunun altında çalıştırılmaktadır. Kayıt dışı çalışan emekçilerin durumu ise çok daha ağırdır. AKP iktidarı döneminde asgari ücretle çalışanların oranındaki yaklaşık yüzde 40'lık artış, ülkenin ucuz emek cennetine dönüştürüldüğünün en açık göstergelerinden biridir. Türkiye'de son yıllarda açıklanan makroekonomik veriler, üretim süreçlerinde emek verimliliği istikrarlı bir şekilde artarken ve bankalar ve sermaye kar rekoru kırarlarken, artı değeri var eden işçilerin milli gelirden aldığı payın çarpıcı biçimde düştüğünü ortaya koymaktadır. TÜÎK verilerine,göre. Gayri Safı Yurt İçi Hasıla (GSYH) içindeki işgücü ödemelerinin payı 2020 yılında %33 seviyelerindeyken, bu oran 2022-2023 döneminde yüzde 25'lere kadar gerilemiştir. Buna karşm sermaye gelirlerini temsil eden net işletme artığınm payı yüzde 50'lere tırmanmıştır. Son yıllarda emekçilerin milli gelirden aldığı pay düşmeye devam etmektedir. Son olarak Kurun Global Rich List tarafından açıklanan milyarder sayısının en çok olduğu ülkeler listesine göre, Türkiye 31 milyarderle 19. sıraya yerleşmiştir. Bu, artan gelir adaletsizliğinin en açık göstergesidir. Emekçinin daha fazla ürettiği ancak daha az bölüştüğü bu denklem, reel ücretlerin yüksek enflasyon karşısında erimesi, güvencesiz çalışma koşullarının yaygınlaşması ve fazla mesailerin karşılıksız kalması gibi emek sömürüsü pratikleriyle birleştiğinde toplumsal refah makasını daha da açmaktadır. Dünyanın birçok ülkesinde asgari ücret yalmzca sınırlı bir çalışan kesimini kapsarken Türkiye'de çalışanların yansının asgari ücretle çalışması başlı başına bir toplumsal adaletsizlik göstergesidir. Hollanda'da asgari ücretle çalışanların oram yüzde 3, Almanya'da yüzde 6, Hırvatistan'da yüzde 10, Avrupa Birliği ortalamasında ise yaklaşık yüzde 9 civanndadır. Buna rağmen Türkiye çalışanlann büyük bir kısmının asgari ücret aldığı ve asgari ücretin alım gücünün en düşük olduğu ülkelerden biri haline gelmiştir. Avrupa Birliği İstatistik Bürosu (Eurostat) tarafından yayımlanan 2026 yılı asgari ücret verilerine göre, Lüksemburg 2 bin 704 Euro asgari ücretle zirvede yer alırken, İrlanda 2 bin 391 Euro, Almanya ise 2 bin 343 Euro ile onu takip etmektedir. Türkiye ise 654 Euro ile bu konuda Avrupa'nın en alt sıralannda bulunmaktadır. Türk-îş'in araştırmasına göre, açlık sının 35 bin 174 liraya ulaşırken asgari ücret 28 bin 75 lirada kalmıştır. Başka bir ifadeyle milyonlarca işçi daha ücretini aldığı gün açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmektedir. Yoksulluk smırımn 114 bin 576 liraya ulaştığı koşullarda asgari ücret, dört kişilik bir ailenin insanca yaşamını sağlayacak gelirin yalnızca dörtte birine denk gelmektedir. Bu tablo Türkiye'de "çalışan yoksullugu"nun artık istisnai değil, yaygın bir gerçeklik olduğunu göstermektedir. Üstelik yılın ilk beş ayında asgari ücretlilerin alım gücü binlerce, 4 bin 663 lira, lira erimiştir. 2003 yılında bir asgari ücretli 12 gram altın alabiliyorken bugün bir asgari ücretli ancak 4,5 gram altın alabilmektedir. 23 yılda asgari ücretlilerin 7,5 gram altınının erimesi emek sömürüsünün geldiği noktayı çarpıcı bir şekilde göstermektedir. Disk-Ar Ücret Kayıpları İzleme Raporuna göre, işçilerin birikimli toplam enflasyon ve vergi kaybı 2025'in ilk beş ayına göre yüzde 46,8 artmış, işçiler Mayıs 2026'nm en az 12 gününü vergi, kesinti ve enflasyona çalışmış, ortalama işçi ücretinin vergi ve enflasyon kaybı (kesinti hariç) 15.537 lira olarak gerçekleşmiştir. Yine Mayıs 2026'da asgari ücretin 1,5 katı ücretlerin yüzde 34,6'sı, 2 katı ücretlerin yüzde 38,3'ü, 2,5 katı ücretlerin 3mzde 39,4'ü ve 3 katı ücretlerin yüzde 41,4'ü vergi, kesinti ve enflasyon sebebiyle erimiştir. Disk-Ar Asgari Ücret Raporu'na göre, 1974'te kişi başına GSYH'nin yüzde 80,6'sı düzeyinde olan brüt asgari ücret, 2025'te kişi başına gelirin yüzde 43,6'sına düşmüştür. Günümüzde resmi enflasyonun dahi yüzde 33'e yaklaştığı, bağımsız araştırmaların ise çok daha yüksek oranlara işaret ettiği bir ortamda, asgari ücret milyonlarca emekçi için geçim aracı olmaktan çıkmış, hayatta kalma mücadelesinin sembolü haline gelmiştir. Buna rağmen iktidar temsilcilerinin asgari ücrete yılda yalnızca bir kez zam yapılacağım açıklamaları emekçileri yüksek enflasyon karşısında korumasız bırakmak anlamına gelmektedir. Zamların ve hayat pahalıhgımn aylık olarak arttığı bir ülkede ücretlerin yılda bir kez belirlenmesi milyonlarca emekçinin enflasyon karşısında bilinçli şekilde yoksullaştırılması demektir. Bugün Türkiye'de yaşanan ekonomik krizin sebebi kader değil, siyasi tercihlerin sonucudur. İktidann politikalan sermayeyi korumakta, emeği değersizleştirmekte, işsizliği, yoksulluğu, borçluluğu ve gelir adaletsizliğini büyütmektedir. Emekçiler her geçen gün daha fazla çalışırken ürettikleri değerden daha az pay almakta, ülkenin zenginliği belirli bir azmhğm elinde toplanmaktadır. Bu nedenle asgari ücret yalnızca asgari ücretle çalışanların değil, tüm toplumun ortak meselesidir. Çünkü asgari ücretteki her değişiklik milyonlarca yurttaşın gelirim, sosyal haklarını ve yaşam koşullarını doğrudan etkilemektedir. Asgari ücretin amacı, bütçe disiplinini korumak ya da vergi gelirlerini artırmak olmamalıdır. Asgari ücretin varlık nedeni, çalışanın insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürebilmesini sağlamaktır. Bu noktada asgari ücret, yeni işe başlayan ya da en niteliksiz iş gücüne verilen ücret değildir. Asgari ücret; bir çalışanın barınma, gıda, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlanm, günün fîyatlan üzerinden en düşük düzeyde karşılayabilmesini amaçlayan taban ücrettir. Bu sebeplerle, asgari ücret açlık sınırımn altında değil, insanca yaşam koşullarını sağlayacak düzeyde belirlenmelidir. İnsan onuruna yaraşır bir yaşam her yurttaşın hakkıdır. Ücretler enflasyon karşısında düzenli olarak güncellenmeli, çalışanlar hayat pahalılığına karşı korunmalıdır. Türkiye asgari ücretliler ülkesi olmaktan çıkanimalı, emeğin hak ettiği değeri aldığı, gelir adaletinin sağlandığı, insanca yaşamın güvence altına alındığı ve asgari ücretin senede en az iki kere arttınidığı bir düzen kurulmalıdır.

Maddeler

3 madde · gerekçesiyle birlikte
Madde 1ekliyoribare değişikliği
22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı îş Kanunu'nun 39'uncu maddesinin birinci fıkrasına "asgari sınırları" ibaresinden sonra gelmek üzere "İlgili yılın ocak ve temmuz aylarında olmak üzere sendikalar tarafından açıklanan en yüksek yoksulluk sınınnm yansından az olmamak üzere" ibaresi eklenmiştir.
Gerekçe: Türkiye'de asgari ücret sefalet ücreti düzeyindedir ve temel ihtiyaçlan bile karşılamaktan uzak bir tutardadır. Sendikaların yaptığı araştırmaya göre 2026 yılının mayıs ayında açlık sımrı 35 bin 174 lira, yoksulluk sınırı ise 114 bin 576 lira olarak gerçekleşmiştir, însanca yaşanacak bir ücret almak en temel insan hakkıdır. Asgari ücret tutanmn 2026 yılının temmuz ayında ne kadar olacağı doğrudan ve dolaylı olarak birçok alanı etkilemektedir. Asgari ücret işsizlik ödeneği, emekli maaşları, SGK primleri, GSS primleri, evde bakım ücreti gibi pek çok tutarı belirlediğinden asgari ücret zammı sadece asgari ücretle çalışanlan değil çok daha fazla sayıda yurttaşı ilgilendirmektedir. Asgari ücret, işçinin ailesi ile birlikte tüm zorunlu ihtiyaçlanm karşılayacak biçimde, insan onuruna yaraşır bir düzeyde tespit edilmelidir. Bu Kanun TeklifTnin yürürlüğe girmesi ile birlikte 2026 yılı Temmuz ayında asgari ücret net 60 bin lira olacaktır.
Madde 2
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
Madde 3
Bu Kanım hükümlerini Cumhurbaşkam yürütür.
Gerekçe: Yürütme maddesidir. iş KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ

Maddeler TBMM'deki teklif metninden otomatik ayrıştırılmıştır; asıl metin için teklif PDF'i ↗

İmza sahipleri

2 milletvekili · parti, imza günündeki partisidir

Kaynak: TBMM'nin kamuya açık kayıtları. Maddeler ve gerekçeler teklif metninden otomatik ayrıştırılır; asıl metin TBMM'deki PDF'tir. Hata bildir