Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
Türkiye'de AKP iktidarının yürütmüş olduğu neoliberal eğitim politikaları, kamusal eğitimi
tasfiye ederken özel öğretim kurumlarım birer ticari işletmeye, bu kurumlarda çalışan
öğretmenleri ise ucuz ve güvencesiz iş gücü pazarma mahkûm etmiştir. 2014 yılında 5580
sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'ndan "taban maaş yasası" olarak bilinen kamudaki
dengi öğretmenlerden az maaş alamayacaklarına yönelik hükmün çıkarılması, özel sektör
öğretmenlerini asgari ücret cenderesine hapsetmiştir. Bununla birlikte, öğretmenlerin
güvenceli kamusal istihdam hakkı, iktidarın bir tasfiye ve ideolojik kadrolaşma aparatına
dönüştürdüğü "mülakat sistemi" ile tamamen gasp edilmektedir. KPSS'den yüksek puanlar
alarak müktesep hak kazanan binlerce öğretmen, şeffaflıktan uzak, kayırmacı ve liyakatsiz
mülakat elenmeleriyle mağdur edilmektedir. Ataması yapılmayan veya mülakat marifetiyle
hakkı yenen öğretmenler, özel sektörün insafına terk edilerek kölelik koşullarmda çalışmaya
zorlanmaktadır. İktidar, mülakatları kaldırmaya yönelik sözler verse de her dönem seçim
malzemesi haline getirilen bu vaat halen yerine getirilmemektedir.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'mn 2024 yılımn başından bu yana Uluslararası Çalışma
Örgütü ile yürüttüğü yüz yüze ve yazılı görüşmeler neticesinde, ILO Sendika Özgürlüğü
Komitesi 3490 sayılı raporu yayımlamıştır. Bu rapor, Türkiye'deki eğitim emekçilerinin karşı
karşıya kaldığı hak gasplarım uluslararası düzeyde tescillemiştir. ILO, %1'lik sendikal barajın
toplu pazarlık hakkım engellediğini belirterek 6356 sayılı Kanun'un 41. maddesinin
değiştirilmesi, özel sektör öğretmenlerinin sözleşmelerinin sendikal nedenlerle
yenilenmemesinin bir hak ihlali olduğu ve sendika karşıtı bu uygulamanın yasaklanması,
sendikal aynmcılık vakalarında, işe iade kararlarımn işverenler tarafından sadece tazminat
ödenerek baypas edilmesinin önüne geçilmesi konularında iktidara uyan ve önerilerde
bulunmuştur.
15 Haziran 2026'da özel öğretim kurumlarında çalışan insani çalışma koşullarmdan mahrum
bırakılan, taban maaş haklan ellerinden alınan, güvencesiz sözleşme dayatmalanyla sömürülen
ve kamuda istihdam süreçlerinde uygulanan mülakat sistemiyle hakları gasp edilen ve
emeğinin karşılığım alamayan öğretmenler; taleplerinin karşılanması ve iktidar tarafından
verilen sözlerin tutulması amacıyla Ankara'daki sendika binasında süresiz açlık grevi eylemine
başlamış, açlık grevinin 7. gününde, anayasal demokratik haklarım kullanarak Madenci
Amtı'na yürümek isteyen öğretmenlere, annelerine ve destek veren yurttaşlara polis müdahale
etmiş, çok sayıda yurttaş gözaltı, biber gazlı saldırı ve kolluk şiddetine maruz bırakılmıştır.
İktidar, öğretmenlerin insani, kamusal ve sendikal hak taleplerine kulak tıkamakla kalmayıp,
bu haklı direnişi kolluk şiddetiyle bastırmaya çalışmaktadır.
Eğitim emekçilerinin taban maaş hakkının iade edilmesi, mülakat garabetine son verilerek
liyakate dayalı ve güvenceli atamalarm yapılması, belirli süreli iş sözleşmesi sömürüsünün son
bulması, sendikal hak önündeki barajların kaldırılması gerekir. Eğitim, sermayenin kâr alam;
öğretmenler ise kölelik rejiminin özneleri değildir. Bu teklif, eğitimde güvencesizleştirmeye,
piyasalaştırmaya ve her türlü baskı, şiddet ve ayrımcılık politikalanna karşı emekten yana
demokratik bir refleksin gereğidir.