Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
Bannma hakkı, insan onuruna yaraşır yaşamın temel unsurlarından biridir. Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası'nm 57'nci maddesi, devlete konut ihtiyacım karşılayacak tedbirleri
alma yükümlülüğü vermektedir. Buna rağmen son yıllarda yaşanan ekonomik kriz, yüksek
enflasyon, gelir dağılımındaki bozulma ve konut politikalanndaki yetersizlikler nedeniyle
milyonlarca yurttaş için barınma hakkı erişilemez hale gelmiştir.
Türkiye'de uzun yıllardır uygulanan piyasa merkezli kentleşme politikaları, konutu
temel bir insan hakkı olmaktan çıkarıp yatırım ve rant aracına dönüştürmüştür. Sosyal konut
üretiminin yetersiz kalması, kamusal planlamanın geri çekilmesi, konut stokunun toplumun
ihtiyaçlarına göre değil piyasanın beklentilerine göre şekillenmesi ve kentsel dönüşüm
uygulamalarının çoğu zaman dar gelirli kesimleri yerinden eden bir anlayışla yürütülmesi
mevcut krizin başlıca nedenleri arasındadır.
Ülke genelinde kira bedelleri, hanelerin aylık gelirlerinin çok üzerine çıkmış
durumdadır. 2026 Ocak ayı itibariyle net asgari ücret 28 bin 75 TL olarak kalmıştır. Kiracılar,
gelirlerinin neredeyse tamamını bannma masrafına ayırmak zorunda bırakılmıştır. 1 Temmuz
2024 sonrası kiralarda yeniden tüketici enflasyonunun (TÜFE) belirleyici olacağı açıklanmış,
o günden bugüne kira artış oranlan yüzde 50 bandının altına hiç düşmemiştir. Öte yandan asgari
ücrete artış artık senede bir yapılmakla sımrlı kalıp açlık sımnmn çok altında rakamlardadır.
Emekliler açısından da durum çok daha vahimdir. Verilen zamlar kira artışlarım bile
karşılamaktan çok uzaktır. GECD verilerine göre Türkiye, 2015-2025 döneminde konut
fîyatlarımn en çok arttığı ülke olmuş, diğer ülkeler neredeyse yatay seyrederken Türkiye'nin
konut fiyat endeksi 1250'nin üstüne çıkmıştır dolayısıyla sosyal konut ihtiyacı daha da
derinleşmiştir. Bu durum sadece ekonomik bir sorun değil; aym zamanda eğitim, sağlık,
çalışma yaşamı ve aile bütünlüğünü etkileyen ciddi bir toplumsal adalet sorunudur.
Nüfus büyüklüğü görece düşük olan kentlerde de benzer sorunlar giderek
ağırlaşmaktadır. Bunun en somut örneklerinden biri Dersim'dir. Yerleşim alanlarmm sımrlı
olduğu, konut stokunun yetersiz kaldığı ve öğrenci, memur ile dönemsel nüfus hareketliliğinin
yoğun yaşandığı Dersim'de kira bedelleri son yıllarda olağanüstü düzeyde artmıştır. Kentte
birçok konutun kira bedeli asgari ücret seviyesine yaklaşmış, hatta bazı bölgelerde asgari ücreti
aşmıştır. Bu durum gençlerin, emekçilerin, öğrencilerin ve dar gelirli ailelerin kentte
yaşamalarım her geçen gün daha da zorlaştırmakta ve kentten göçü artırmaktadır.
Mevcut durumda konut piyasası büyük ölçüde piyasa koşullarına terk edilmiş
durumdadır. Kiracıların korunmasına yönelik geçici düzenlemeler ise kalıcı çözüm
üretememiştir. Kira artışlannın denetlenememesi, konutun yatırım aracına dönüşmesi ve yeterli
sosyal konut üretilememesi nedeniyle barınma sorunu giderek derinleşmektedir.
Bu Kanun Teklifi ile;
-
Düşük gelirli yurttaşların barınma hakkımn güvence altına alınması,
Sosyal konut üretiminin kamusal bir görev olarak yeniden tammlanması,
TOKİ'nin sosyal konut üretme jnikümlülüğünün güçlendirilmesi,
Dar gelirli yurttaşların gelir düzeylerine uygun bedellerle güvenli konutlara
erişiminin sağlanması,
-
Konutun rant ve spekülasyon aracı haline gelmesinin önlenmesi,
-
Bölgesel gelir düzeyleri ve yaşam maliyetleri dikkate alınarak kira piyasasında aşırı
fiyat artışlarının smırlandmlması,
-
Kiracılann barınma hakkımn korunması.
Toplumsal eşitsizliklerin azaltılması amaçlanmaktadır.
Teklif ile aynca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Hazine ve Maliye
Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, sendikalar, meslek odaları ve yerel yönetim
temsilcilerinden oluşacak bir Kira Düzenleme Kurulu tarafından il ve bölge bazında azami kira
bedellerinin belirlenmesi öngörülmektedir. Böylece hem mülkiyet hakkı hem de barınma hakkı
arasında adil bir denge kurulması hedeflenmektedir.