Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 237'nci maddesi, mağdur, suçtan zarar gören
gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların kamu davasına katılabileceğini
düzenlemektedir. Ancak uygulamada, özellikle Yargıtay içtihatlarında benimsenen dar yorum
nedeniyle "suçtan zarar gören" kavramı büyük ölçüde doğrudan ve bireysel maddi zararla
sınırlandırılmakta; kuruluş amacı gereği belirli hak ve özgürlüklerin korunması için faaliyet
yürüten dernekler, vakıflar, sendikalar, barolar ve meslek örgütlerinin davaya katılma talepleri
reddedilmektedir.
Halbuki birçok suç bireysel hukuki değerleri ihlal etmekle kalmamakta; aynı zamanda belirli
toplumsal grupların kolektif haklarını, kamusal menfaatleri ve anayasal değerleri de doğrudan
etkilemektedir. Örneğin çevreyi tahrip eden suçlar, herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede
yaşama hakkını ihlal etmektedir. Özellikle maden projeleri ve benzeri faaliyetler kapsamında
şirketlerin hukuka aykırı uygulamaları, yalnızca doğrudan etkilenen yerel halkı değil; yaşam
alanlarını, doğal varlıkları ve kamusal çevre hakkını savunan ekoloji örgütleri ile çevre
mücadelesi yürüten tüm kurumları da suçtan zarar gören konumuna getirmektedir. Benzer
şekilde iş cinayetleri, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin ihlali ile sendikal örgütlenme
hakkına yönelik suçlar, güvenli çalışma hakkını, sendikal özgürlüğü ve kolektif emek
haklarını da ihlal etmektedir. Bu nedenle işçilerin ortak hak ve menfaatlerini korumak
amacıyla faaliyet gösteren sendikaların, temsil ettikleri kolektif hukuki menfaatin ihlali
nedeniyle bu davalarda suçtan zarar gören sıfatıyla kamu davasına katılabilmeleri, ceza
adaletinin ve örgütlenme özgürlüğünün etkin korunmasının bir gereğidir. Aynı biçimde
göçmenlere yönelik nefret suçları ve ayrımcı uygulamalar yalnızca bu suçlara maruz kalan
göçmenleri değil, eşitlik ilkesini ve insan haklarını; işkence, kötü muamele ve diğer ağır insan
hakları ihlalleri ise hukuk devleti ilkesini ve temel hakların korunmasını ilgilendirmektedir.
Bu nedenle söz konusu alanlarda faaliyet gösteren tüzel kişilerin davalara katılımı kamusal
denetimin ve adil yargılanma sürecinin güçlendirilmesinin de bir aracıdır.
Bu ihtiyaç, kadınlara yönelik erkek şiddeti ve kadın cinayetleri davalarında çok daha belirgin
biçimde ortaya çıkmaktadır. Erkek şiddetinin münferit olmadığı, olay özelinde şiddet faili
erkek ve maruz kalan kadın arasındaki Şâhsi sorunlardan doğmadığı, erkeklerin sistematik
biçimde kadınlara şiddet uygulamasının cinsiyet temelli eşitsizlikten kaynaklandığı ve tüm
TBMM BAŞKANLIĞI
Tali Komisyon
(Esas Komisyon
Adalet
(Tarih: 31-7-2026
Esas No:2/3785
TBMM
KANUNLAR ve KARARLAR BSK.LIGI
2 a Term 7026
Numara:
TBMM
GENEL EVRAK
2 9 Tenmuz 2026
Ne: |3ou9OL
kadınları ilgilendirdiği kabul edilmelidir. Kadın cinayetleri ve her türden erkek şiddeti
toplumsal cinsiyet eşitliğine, kadınların eşit ve özgür yaşam hakkına yönelen sistematik
ihlallerdir. Bu suçlar toplumsal yaşamda patriyarkadan gücünü alan erkek şiddetinin görünür
biçimleridir. Dolayısıyla bu davaların yalnızca belirli bir kadının zarar gördüğü veya yaşamını
yitirdiği bireysel ceza yargılamaları olarak değerlendirilmesi, suçun toplumsal niteliğini göz
ardı etmektedir.
Erkek şiddeti patriyarkal sistemin en ağır sonuçlarından biri olup, tüm kadınların yaşam
hakkını, güvenliğini, özgürlüklerini, kamusal yaşama katılımını ve eşit yurttaşlık hakkını
etkileyen yapısal bir sorundur. Bir kadına yönelik işlenen cinsiyet temelli suç, yalnızca o
kadının değil, kadınların ortak hukuki menfaatlerinin ihlalini ifade eder. Bu nedenle kadın
hakları alanında faaliyet gösteren derneklerin, vakıfların, feminist örgütlerin, baroların kadın
hakları merkezlerinin ve benzeri kuruluşların bu davalara katılımı, yalnızca belirli bir maruz
kalana destek sunulması anlamına gelmemekte, kadınların eşitlik ve şiddetten uzak yaşama
hakkının yargısal süreçte temsil edilmesini sağlamaktadır.
Nitekim kadın örgütleri ve baroların kadın hakları merkezleri, yıllardır kadın cinayetleri ve
kadına yönelik şiddet davalarını izlemekte; delillerin etkin biçimde toplanması, cezasızlık
uygulamalarının önlenmesi, cinsiyetçi yargı pratiklerinin önüne geçilmesi ve maruz kalanın
haklarının korunması bakımından önemli bir kamusal işlev üstlenmektedir. Bu kuruluşların
davalara katılımı, ceza muhakemesinin amacıyla çelişmediği gibi, maddi gerçeğin ortaya
çıkarılmasına ve adil yargılanma hakkının güçlendirilmesine katkı sağlamaktadır.
Bununla birlikte, mevcut uygulamada tüzel kişilerin davaya katılma talepleri çoğu zaman
"doğrudan zarar görmedikleri" gerekçesiyle reddedilmektedir. Oysa ceza muhakemesi
hukukunda korunan hukuki değer maddi zararla sınırlandırılamaz. Bir tüzel kişinin kuruluş
amacı, faaliyet alanı veya temsil ettiği ortak hukuki menfaatin suç nedeniyle ihlal edilmesi de
“suçtan zarar görme" kapsamında değerlendirilmelidir. Özellikle temel haklar, çevre, kadın
hakları, çocuk hakları, göçmen hakları, engelli hakları ve benzeri alanlarda faaliyet gösteren
kuruluşların, demokratik kitle örgütlerinin, meslek odaları ve sendikaların hukuki menfaatleri,
temsil ettikleri toplumsal kesimlerin haklarının ihlal edilmesiyle doğrudan bağlantılıdır.
Teklifle, "suçtan zarar gören" kavramının ceza muhakemesi hukukunun amacı ve Anayasa'nın
temel hakların korunmasına ilişkin ilkeleri doğrultusunda açıklığa kavuşturulması
amaçlanmaktadır. Buna göre suç nedeniyle hukuken korunan hakkı, menfaati, kuruluş amacı
veya faaliyet alanı doğrudan ya da dolaylı olarak ihlal edilen tüzel kişiler suçtan zarar gören
sayılacak; tüzel kişiler bakımından maddi zararın bulunması katılma hakkının kullanılmasının
ön koşulu olmaktan çıkarılacaktır. Böylece özellikle kadın hakları alanında faaliyet gösteren
örgütlerin, baroların kadın hakları merkezlerinin, insan hakları kuruluşlarının, hukuk ve çevre
örgütlerinin, sendikaların ve benzeri tüzel kişilerin, kuruluş amaçlarıyla bağlantılı davalarda
kamu davasına katılabilmelerinin önündeki uygulama kaynaklı engeller giderilecek; ceza
adalet sisteminin toplumsal hak ve özgürlüklerin korunması bakımından daha etkili işlemesi
sağlanacaktır.