Teklifi verenlerin neden gerekli gördüğünü anlattığı bölüm (teklif metninden).
Gerekçeyi oku
2008 yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
ile sosyal güvenlik sisteminde kapsamlı değişikliklere gidilmiş, bu değişiklikler çalışanların ve
emeklilerin sosyal güvenlik hakları bakımından önemli kayıplara yol açmıştır. Düzenlemeyle
birlikte emeklilik yaşı kademeli biçimde artırılmış, emekli aylıklarının hesaplanma yöntemi
değiştirilmiş ve bunun sonucunda bağlanan aylıklarda ciddi düşüşler meydana gelmiştir.
2000'li yıllardan itibaren sosyal güvenlik alanında uygulamaya konulan politikalar, çalışanların
emeklilik hakkına ulaşmasım giderek güçleştirmiş, emeklilik dönemindeki yoksulluğu ise
derinleştirmiştir. Bugün milyonlarca emekli temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlanmakta,
açlık smırımn altında gelirlerle yaşamını sürdürmeye mecbur bıralcılmaktadır. Çalışanlar
açısından ise yıllarca prim ödemelerine rağmen emeklilik döneminde insan onuruna uygun bir
yaşam sürdürememe kaygısı giderek büyümektedir.
Zorunlu staj ve çıraklık kapsamında çalışan milyonlarca kişi de mevcut sosyal güvenlik
sisteminin yarattığı önemli hak kayıplarından biriyle karşı karşıyadır. Birçok meslek alamnda
eğitim ve mesleki yeterlilik sürecinin zorunlu bir parçası olarak gerçekleştirilen staj ve çıraklık
dönemlerinde kişiler adına sigorta bildirimi ve prim ödemesi yapılmasına rağmen, bu süreler
emeklilik açısından sigorta başlangıcı olarak kabul edilmemektedir.
5510 sayılı Kanun'un 38. maddesinde malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalan bakımından
sigortalılık süresinin, kişinin bu sigorta kollarına tabi olarak çalışmaya başladığı tarihten
itibaren başlayacağı düzenlenmiştir. Ancak stajyer ve çıraklar yönünden yapılan sigortalılık
işlemleri yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı sigortası ile sınırlı tutulmakta, uzun vadeli
sigorta kollarına ilişkin primler yatırılmamaktadır. Böylece kişiler adma sigorta primi
ödenmesine rağmen bu süreler emeklilik hesabında başlangıç kabul edilmemekte ve fiilen
çalışma yaşamının bir parçası olan dönemler sosyal güvenlik bakımından yok sayılmaktadır.
Stajyer ve çırakların 5510 sayılı Kanun yerine 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu çerçevesinde
değerlendirilmesi de bu mağduriyetin temel nedenlerinden biridir. Bu kişilerin sosyal güvenlik
kapsamı smırlı tutulurken, çalışma yaşamına fiilen katıldıkları dönemler emeklilik hakkının
hesabına dahil edilmemektedir. Staj ve çıraklık sürelerinin sigorta başlangıcı kabul edilmemesi,
bu süreler için borçlanma hakkının tanınmaması ve ödenen primlerin uzun vadeli sigorta
kollarına yansıtılmaması, sosyal güvenliğin temel ilkeleriyle bağdaşmayan bir eşitsizlik
yaratmaktadır.
Zorunlu staj ve çıraklık yapanlann karşı karşıya kaldığı bu sorun yalnızca kişisel bir emeklilik
mağduriyeti değildir. Aym zamanda sosyal güvenlik sisteminin adil ve bütünlüklü biçimde
işletilmesi açısından da önemli bir sorun oluşturmaktadır. Mesleki eğitim sürecinde fiilen
çalışan, üretime katkı sunan ve işyerinin çalışma düzeninin bir parçası haline gelen kişilerin
emeklilik hesabında çalışma dışı kabul edilmesi, sosyal güvenlik hakkımn kapsamım
daraltmaktadır.
Stajyer, çırak, kursiyer ve bursiyerlerin SOK bakımından 4/a kapsammda sigortalılık
bildirimlerinin yapılmasına rağmen iş hukuku bakımından işçi statüsünden farklı
değerlendirilmesi de önemli bir çelişki yaratmaktadır. Bu kişiler işverenin iş organizasyonu
içerisinde teorik ve pratik eğitim amacıyla çalışmakta, işyerinin üretim süreçlerine dahil
olmakta; buna karşın işe giriş tarihleri emeklilik bakımından sigorta başlangıcı olarak kabul
edilmemektedir. Böylelikle çalışma yaşamına erken yaşta dahil olan bu kişilerin emeklilik
hakkına ulaşma süreleri de fiilen uzatılmaktadır. Aynca bu kişilerin istihdamımn İşsizlik
Sigortası Fonu üzerinden desteklenmesi, kamu kaynaklarının işverenlerin işgücü maliyetlerini
azaltacak biçimde kullanılmasına neden olmakta; istihdam yaratma politikası olarak sunulan
uygulamalar, kimi durumlarda ucuz ve güvencesiz işgücünün yaygınlaşmasına hizmet
etmektedir.
Emeklilikte Yaşa Takılanlar bakımından yapılan düzenleme sonrasında da staj ve çıraklık
sürelerinin sigorta başlangıcı olarak kabul edilmemesi nedeniyle çok sayıda yurttaş EYT
kapsamında getirilen emeklilik hakkından yararlanamamıştır. Aym çalışma yaşamı içerisinde
bulunan kişiler arasında yalnızca staj veya çıraklık dönemlerinin niteliği nedeniyle farklı
emeklilik koşullarının uygulanması, hakkaniyet ve eşitlik ilkeleri bakımından ciddi sorunlar
doğurmaktadır.
Bu nedenle zorunlu staj ve çıraklık kapsamında geçirilen sürelerin malullük, yaşlılık ve ölüm
sigortaları bakımından değerlendirilmesi, bu dönemlerin sigortalılık başlangıcı olarak kabul
edilmesi ve geçmişteki süreler açısından borçlanma hakkımn tamnması gerekmektedir. Bunun
yam sıra stajyer, çırak, kursiyer ve bursiyerlerin sosyal güvenlik kapsamındaki primlerinin
İşsizlik Sigortası Fonu yerine bu kişilerin çalıştıkları işverenler tarafından karşılanmasına
yönelik yasal düzenleme yapılması zorunludur.
Ekonomik kriz ve hayat pahahhğmın. ağırlaştığı mevcut koşullarda, emeklilik hakkım elde
etmeyi bekleyen yurttaşların sosyal güvenlik sistemindeki eşitsizlikler nedeniyle daha fazla
mağdur edilmesi kabul edilemez. Yıllarca çalışma yaşamının içinde bulunan, üretime ve
ekonomiye katkı sunan kişilerin emeklilik hakkına erişimini güçleştiren uygulamalara son
verilmesi gerekmektedir. Sosyal güvenlik sistemi, kişileri emeklilik döneminde yoksulluğa
mahkûm eden değil, insan onuruna uygun bir yaşamı güvence altma alan bir yapıya
kavuşturulmalıdır.
Hazırlanan kanun teklifi ile başta 1999 yılı ve öncesinde zorunlu staj ve çıraklık yapanlar olmak
üzere, zorunlu staj ve çıraklık kapsamında çalışan tüm kişilerin işe giriş tarihlerinin sigortalılık
başlangıcı olarak kabul edilmesi; stajyer, çırak, kursiyer ve bursiyerlerin sosyal güvenlik
primlerinin İşsizlik Sigortası Fonu aracılığıyla değil, fiilen çalıştıkları işverenler tarafından
karşılanması ve geçmiş dönemlerde oluşan hak kayıplarının giderilmesi amaçlanmaktadır.