Genel Kurul arşivi · 28. Dönem 5. Yasama Yılı 6. Birleşim
14 Ekim 2026 Çarşamba
Kim konuştu, ne dedi, gün hangi konu etrafında döndü. Ham tutanak TBMM'de yayımlandıkça birkaç dakikada bir okunur; her konuşmanın püf noktaları konuşma bittiği anda çıkarılır.
TBMM Genel Kurulu'nda Türk Kızılay Kanunu Teklifi görüşmeleri öne çıkarken, Halk TV'ye kayyum atanması ve basın özgürlüğü, fon vurgunu iddiaları, zeytin üreticilerinin sorunları, Amasra maden faciası ve tarım politikaları yoğun şekilde tartışıldı. Muhalefet partileri hükümeti eleştirirken, iktidar partisi yasal düzenlemeleri savundu.
Yapay zekâ ile ham tutanaktan otomatik hazırlanır, en son 23:19'de güncellendi. Hata içerebilir; esas olan TBMM tutanağıdır.
65
vekil söz aldı
114
konuşma
41.740
kelime konuşuldu
16:48–23:18
tutanağın aktığı saatler
104
konuşmanın püf noktası çıkarıldı
Günün başlıkları
1. başlık
Kızılay Kanunu Teklifi tartışmaları
Muhalefet, teklifin denetim ve şeffaflığı zayıflattığını, Kızılay'ın ticari yapıya dönüştüğünü savundu; AK Parti ise teklifin Kızılay'ı güçlendireceğini ve bağımsızlığını koruduğunu belirtti.
Muhalefet, Halk TV'ye kayyum atanmasını ve medyaya yönelik baskıları anayasal hak ihlali olarak nitelendirirken, AK Parti operasyonun adli soruşturma kapsamında olduğunu ve basın özgürlüğüyle ilgisi bulunmadığını söyledi.
Muhalefet, fon vurgununda sorumluların hesap vermediğini ve denetim mekanizmalarının işlemediğini öne sürerken, AK Parti hukuki işlemlerin yapıldığını ve milletin hakkına girenlerden hesap sorulacağını belirtti.
Muhalefet, zeytin üreticilerinin maliyetlerin altında fiyatlarla karşı karşıya kaldığını ve destek verilmesi gerektiğini savundu; AK Parti ise tarımsal desteklerin sürdüğünü belirtti.
Muhalefet, 43 maden şehidinin anıldığı faciada sorumluların cezasız kaldığını ve adaletin sağlanmadığını ifade etti; iktidar partisi ise konuya ilişkin doğrudan bir açıklama yapmadı.
Şeker pancarı alım fiyatları, narenciye üreticilerinin zararları ve çiftçi borçları gündeme geldi; muhalefet hükümeti yetersiz destekle eleştirirken, iktidar partisi çözüm çalışmalarını savundu.
Kızılay'ın kan hizmetlerinde yetersiz kaldığını ve ulusal bir kan enstitüsü kurulması gerektiğini belirtti.
Kızılay'ın ticari faaliyetlerini eleştirerek depremde çadır satışı ve sağlık ücretlerindeki yüksek oranları örnek gösterdi.
Kanun teklifinin Kızılay'ın sorunlarını çözmediğini ve kurumun insani yardım ilkelerine aykırı davrandığını savundu.
“Kızılay, depremi fırsata dönüştüren aç gözlü bir şirket gibi davranırken bir daha böyle davranmasının önüne geçecek bir düzenlemenin olmamasını burada doğru bulmadığımı söylemek isterim.”
SağlıkYolsuzluk ve denetimDeprem ve afetAnkaraEskişehirİstanbul
Türk Kızılay Kanunu Teklifi üzerine AK Parti grup görüşü
Teklifin kapsamlı istişareler sonucu hazırlandığını ve İçişleri Komisyonu'nda son hâlini aldığını belirtti.
Türk Kızılayın kamu kurumu olmadığını, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkelerinin korunduğunu vurguladı.
Afet ve acil durumlarda doğrudan temin, gümrük muafiyeti ve personel hakları gibi düzenlemeleri açıkladı.
“Türk Kızılayı kamu kurumuna dönüştürmüyoruz, Türk Kızılaya sınırsız bir ayrıcalık alanı oluşturmuyoruz, Türk Kızılayın bağımsız insani kimliğini değiştirmiyoruz.”
İçtüzük'ün 91. maddesinin temel kanun kapsamının kötüye kullanıldığını ve bu teklifin temel kanun olmadığını belirtti.
Kızılay'ın tarihsel süreklilikten koparıldığını, uluslararası statüyle uyumsuzluk ve denetim eksikliği olduğunu ifade etti.
Kamu İhale Kanunu'ndan muafiyet ve TBMM denetiminden kaçırılma gibi mahsurlu hususlara dikkat çekti.
“Siz, kendi paranızı dilediğiniz şekilde kullanabilirsiniz ama Türk Kızılay vasıtasıyla kullandığınız paralar bu milletin fakir fukarasının, yetimin hakkı olan harcamalardır.”
Atanmayan öğretmen sayısının 1 milyona yakın olduğunu, akademi giriş sınavına giren 400 bin öğretmen için ayrılan kontenjanın sadece 10 bin olduğunu belirtti.
Okullarda yaklaşık 100 bin ücretli öğretmen çalıştığını, bu nedenle 10 bin yerine 100 bin kontenjan ayrılması gerektiğini ifade etti.
Ücretli öğretmenlerin asgari ücretin altında ücretlerle yılda yalnızca dokuz ay çalışabildiklerini ve atanamayan öğretmenlerin kendileriyle alakasız işlerde çalışmak zorunda kaldıklarını söyledi.
“Yıllarca eğitim alan, kendini mesleğine adayan ancak atanmayan öğretmenlerimiz bugün kendileriyle alakası olmayan işlerde çalışmak zorunda kalıyorlar.”
Fonla ilgili mağduriyetlerin çözümü için yoğun gayret gösterildiğini söyledi.
282 kişi hakkında hukuki işlem yapıldığını, 84'ünün tutuklandığını belirtti.
Milletin hakkına girenlerden hesap sorulacağını ifade etti.
“Hangi görüşten olursa olsun, hangi partiye mensup olursa olsun milletimizin hakkına, hukukuna girenlerden hesap soruyoruz ve soracağız, bundan herkes emin olsun.”
Ama biz bağımsız mahkemelerde adil yargılamalar talep ediyoruz ve diyoruz ki sizin iktidarınız, o 217 kişiyi, o 187 milyar lira vurgun vuran 217 kişiyi sakladığı sürece siz de kirleniyorsunuz, iktidarınızın da bu yolsuzluğun ortasında olduğu ortaya çıkıyor. Siz buna müdahale edin. Elbette ki oradaki suçlular ortaya çıkmalı ve o vurgunu vuranlar yargılanmalı. Biz bunu talep ediyoruz.
DEM Parti vekiline yanıt ve basın özgürlüğü vurgusu
DEM Parti milletvekilinin Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik eleştirilerini kabul etmediklerini, bu eleştirilerin kapatma gerekçesi olmadığını söyledi.
Kanalın kapatılması çağrılarına karşı, İzmir merkezli dosyanın sorumlularının sorgulanması gerektiğini belirtti.
Basın özgürlüğünü ve basın emekçilerinin haklarını savunduklarını, bu duruştan taviz vermeyeceklerini ifade etti.
“Buradaki dosyayı kim hazırladı, kim servis etti ve bu tutuklamalar silsilesine kim sebep oldu?”
Cumhuriyet savcılığının basın açıklamalarındaki çifte standart eleştirisi
Savcılığın muhalif kişilerle ilgili operasyonları duyururken Fatma Betül Sayan'la ilgili açıklama yapmadığını belirtti.
Yargının tarafsız olması gerektiğini, ifadeye çağrılan herkesin gerekçesinin açıklanması gerektiğini söyledi.
Havuz medyasına aktarılan kamu kaynaklarının da Mecliste gündeme getirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Bu ikircikli hukuka itiraz ediyoruz yoksa herkes yargılansın, Halk TV de ama aynı zamanda havuz medyasına akıtılan kamu kaynaklarını da bu Mecliste gündeme getirmemiz lazım”
Adalet ve yargıBasın ve ifade özgürlüğüYolsuzluk ve denetim
Bu konuda bütün meseleyi vuzuha kavuşturacak şekilde bu operasyonun niçin yapıldığı ve bu konunun yargının işi olduğu, yargının kendi işini yapması ve sonucunu beklememiz gerektiği, buna dair de bir araştırma komisyonunun kurulmasına gerek bulunmadığı yönünde bir beyanda bulundu. Dolayısıyla bu konudaki bizim kanaatimiz araştırma komisyonunun kurulmasına gerek olmadığına dairdir.
Teşekkür ediyorum.
Yani kendisiyle çelişkili, kendisini her türlü söz söyleme hak ve yetkisine sahip olarak gören ama İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının bu operasyonu niçin yaptığıyla ilgili kamuoyunu bilgilendirdiği konulara değinerek bu operasyonun Cafer Mahiroğlu hakkında rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarından yürütüldüğünü ifade ederek bu konuda bir araştırma önergesi sonucu
Halk TV'ye el konulmasının adli soruşturma kapsamında olduğunu ve basın özgürlüğüyle ilgisi olmadığını söyledi.
Soruşturmanın itibarsızlaştırılmaması gerektiğini, firari sahibin gelip yargıya hesap vermesi gerektiğini belirtti.
Operasyonun medyayı durdurmak değil, medya aracılığıyla aklanan paraları ve firarda olanları ele geçirmek olduğunu ifade etti.
“Bu operasyon medyanın durdurulması değil, medyayı kullanarak zenginleşen, medyayı ve basın özgürlüğünü kullanarak paraları aklayan firarda olanların ele geçirilmesidir.”
Basın ve ifade özgürlüğüYolsuzluk ve denetimAdalet ve yargıİstanbulİzmir
Halk TV hakkında konuşma ve medya özgürlüğü eleştirisi
Halk TV'nin muhalefet kanalı olduğunu ve eleştirilmesinin medya ilkelerine aykırı olduğunu söyledi.
Medya kuruluşlarının iktidar baskısıyla kapatılmasının demokrasiye aykırı olduğunu belirtti.
Halk TV'den AKP medyası çıkmayacağını ve kapatmaların sonuç vermediğini ifade etti.
“her medyayı, rahatsız ettiği siyaset grubu, parti, kişi o medya grubunu ortadan kaldırmaya çalışırsa bu iş olmaz, yürümez, bunun da adına ne "demokrasi" denir ne "ifade özgürlüğü" denir ne "medya ve basın özgürlüğü" denir.”
İdari gözlem kurulları ve iyi hal değerlendirmesi hakkında AK Parti görüşü
İyi hal değerlendirmesinin yasal çerçevesini ve puanlama sistemini açıkladı.
Keyfi karar verilmediğini, hükümlülerin infaz hakimliğine şikayet ve itiraz hakları olduğunu belirtti.
Önergede ismi geçen Hatice Yıldız'ın şartlı salıverilme tarihinin 2027 olduğunu ve kurul önüne gelmediğini söyledi.
“Bu itibarla, önergede belirtildiği gibi tamamen keyfî veya hukuka aykırı bir karar alınması ve hükümlüler hakkında verilen iyi hâlli olmadığı yönündeki kararların bir hak ihlali olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.”
Ceza infaz sisteminde koşullu salıverilme ve keyfîlik
Koşullu salıverilme ve denetimli serbestlikte iyi hâl değerlendirmesinin idare ve gözlem kurullarına bırakılmasının keyfîliğe yol açtığını belirtti.
Ret kararlarının somut disiplin olayına değil, ölçülmesi güç kavramlara dayandığını ve tahliyelerin ertelendiğini söyledi.
İyi hâl ölçütlerinin kanunla nesnel biçimde belirlenmesi ve olumsuz kararların yargısal denetime tabi olması gerektiğini ifade etti.
“Mahkemenin belirlediği infaz süresinin nesnel ölçütlere dayanmayan "Fazla su kullandın, çok kitap okudun, halay çektin, ALES sınavına girmedin." gibi gerekçelerle şartlı salıverilmesinin ertelenmesi mümkün değildir.”
Yargı kararları ve cezaevi uygulamalarına ilişkin eleştiriler
Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına uyulmadığını, 13. Ağır Ceza Mahkemesinin AİHM kararına uymama gerekçesini eleştirdi.
Cezaevi gözlem kurullarının subjektif kriterlerle siyasi cezalandırma aracı olarak kullanıldığını belirtti.
Demokrasinin silah bırakma şartına bağlanamayacağını, Meclis'teki mutabakat metnine sahip çıkılması gerektiğini söyledi.
“demokrasi, silah bırakma şartına bağlanamaz, demokrasi İmralı'nın çağrısına bırakılamaz, demokrasi Türkiye Büyük Millet Meclisinde bütün siyasi parti gruplarının altına imza attığı metne sahip çıkmakla olur”
Bölgede narenciye üretimi arttı, ihracatta lojistik krizi yaşanıyor.
Kara yolu sevkiyatı çözüldü, demir yolu için çalışmalar sürüyor.
İç tüketimi artırmak için bakanlıklarla işbirliği yapılıyor.
“Bu krizi aşmak için birinci yöntem kara yoluyla bu sevkiyatı yapmak için, sağ olsunlar, Sayın Ulaştırma Bakanımızla görüştük, üreticilerimizle görüştük, üreticilerle Ulaştırma Bakanımızı muhatap ettik ve şu anda kara yolunun sevkiyle ilgili herhangi bir sorunumuz yok.”
Tarım ve hayvancılıkUlaşım ve altyapıAdanaHatayMersin
Narenciye üreticilerinin sorunları ve tarım politikaları
Üreticilerin artan maliyetler karşısında zor durumda olduğunu ve ürünlerini hak ettiği değere satamadığını belirtti.
Alım fiyatlarının üreticiyi memnun etmediğini, tüccarın ise memnun olduğunu ifade etti.
Çözüm olarak alım fiyatlarının ekimden önce açıklanması, ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi ve hasat dönemlerinde ithalat kapılarının kapanması gerektiğini söyledi.
“Üretici para kazanamıyorsa, alın terinin karşılığını alamıyorsa, tüketici ürünü pahalı alıyorsa aradaki fiyat farkı neden kaynaklanmaktadır ve kimlerin cebine gitmektedir?”
Narenciye üreticilerinin sorunları ve iktidarın muhalefeti susturması eleştirisi
İktidarın muhalifleri susturmaktan başka gündemi olmadığını belirtti.
Narenciye üreticilerinin sorunlarına çözüm bulunmadığını, çiftçilerin perişan olduğunu söyledi.
Çiftçilerin dinlenmesini ve sorunlarına çözüm üretilmesini istedi.
“Sizden istediğimiz tek şey: Tek bir defa insafa gelin, narenciye çiftçisinin -genelde çiftçinin- sorunu olduğunu görün, anlayın, dinleyin, bir komisyon bu sorunlara bir çözüm üretmek için çaba sarf etsin.”
Tarım ve hayvancılıkEkonomi ve enflasyonMeclis işleyişiHatayAdanaMersin
Hükümetin zeytin üreticilerine temel destek ve çeşitli tarımsal destekler sağladığını belirtti.
Tarım politikalarının yalnızca sorunları sıralamak değil, çözüm adımlarını da değerlendirmek gerektiğini ifade etti.
Üreticilerin taleplerini dinleyip eksikleri tespit ederek çözüm üretmeye devam edeceklerini söyledi.
“Zeytin üreticilerimizin desteklenmesine yönelik çalışmaların ve uygulanan politikaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyorum.”
Kaynağı Açıklanamayan Servetlerin Araştırılması ve Mali Şeffaflık Talebi
Teknolojik imkânlara rağmen kaynağı açıklanamayan servetlerin araştırılmamasının siyasi bir tercih olduğunu belirtti.
Türkiye'de dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payının yüzde 65'i aştığını, OECD ve AB ortalamalarının çok üzerinde olduğunu söyledi.
2008'den bu yana 8 kez varlık barışı çıkarılmasının istisna olmaktan çıktığını ve denetim yapılmadığını, Halk TV'ye kayyum atanmasını eleştirdi.
“Vatandaşın birikimleri erirken, insanlar fonlarda soyulurken sorunu çözmek yerine, haber yapanları hapse atıp bu vurgun duyulmasın diye bu sabah Halk TV'ye kayyum atadınız.”
Vergi ve bütçeYolsuzluk ve denetimBasın ve ifade özgürlüğü
Ekonomik sorunlar ve yolsuzlukla mücadele eleştirisi
Manşetlerde yolsuzluk ve yoksulluğun arttığı, kurumların ve denetimin erozyona uğradığı belirtildi.
Kayıt dışı ekonominin 2025'te yüzde 28,7 olduğu ve bunun büyük vergi kaybı ile güvencesizlik yarattığı ifade edildi.
Fon vurgunu üzerinden 25 gün geçmesine rağmen etkili adım atılmadığı, muhalif medyaya baskı yapıldığı eleştirildi.
“Kayıt dışı ekonomi demek; büyük bir vergi kaybı, çalışanların güvencesizliği, gelir dağılımı adaletsizliği, düşük ücret baskısı, nitelikli yabancı sermayenin kaçışı, en önemlisi emeklinin 23 bin liraya, asgari ücretlinin 28 bin liraya mecbur kalması demek.”
Ekonomi ve enflasyonYolsuzluk ve denetimBasın ve ifade özgürlüğü
9 Ekimde tedbir kaldırıldı mı, kaldırılmadı mı? 12 Ekimde tedbir konuldu mu, konulmadı mı? 13 Ekimde tekrar kaldırıldı mı, kaldırılmadı mı? Bütün bunlara cevap verin, cevap vermezseniz belgeleri elimde. Niye bunları yapıyorsunuz? Çünkü korkuyorsunuz, Fatma Betül Sayan Kaya komisyona gelse soracağımız soruların altında kalacaksınız hepiniz.
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Halkı yanıltmamak için söz almak istedim. "Kanun teklifi" diye anlatılan şey 9 maddeden, bilemediniz 11 maddeden oluşuyor ve yapısal ve kurumsal sorunlara hiçbir çözüm üretmiyor. Akbaşoğlu sürekli süreden yakınıyor "Sürem yok, sürem yok." Meseleye yanıt verin, kanun teklifini inceleyin, onun üzerine konuşun. Siz uzun uzun bize savunma sanayisini anlatacağınıza meseleye girin artık. Mesel
Fon krizi tartışmalarında hesap sorulacağına dair açıklama
Konuşmacı, fon krizinin altında kalınmasını isteyenler olabileceğini belirtti.
Kanun teklifiyle haklı ile haksızların, yatırımcılar ile spekülatörlerin birbirinden ayrılacağını söyledi.
Hangi partiden olursa olsun milletin hakkına girenlerden hesap sorulacağını ve tekrar iktidar olacaklarını ifade etti.
“bütün haklı ile haksızlar, suçlu ile suçsuzlar, yatırımcılar ile spekülatörler, manipülatörler birbirinden ayrılacak, ak ile kara birbirinden ayrılacak”
Deprem sonrası konut çalışmaları ve eleştirilere yanıt
AK Parti'nin 24 yıldır kesintisiz eser ve hizmet ürettiğini belirtti.
Asrın depremini iki buçuk yılda 11 ilde 500 bine yakın konutla aştıklarını söyledi.
'Devlet yok, Ahbap var' diyenleri eleştirerek zoru başardıklarını ifade etti.
“Herkes "Depremin altında AK PARTİ de Hükûmet de Recep Tayyip Erdoğan da kalacak." diye beklerken asrın depremini iki buçuk yıllık bir süre içerisinde, 11 vilayette 500 bine yakın konutun yapımıyla, Bulgaristan ülkesinin âdeta yeniden ayağa kaldırılması gibi, bir coğrafyada bunu gerçekleştirdik.”
Sermaye piyasalarında yatırımcı haklarının korunması ve hukuki belirlilik
Yatırımcı haklarının en yüksek ölçüde ve süratle korunması ile tasfiye ve geri kazanım işlemlerinin hukuki belirlilik içinde yürütülmesi amaçlanmaktadır.
Teklif, sermaye piyasalarının güven, açıklık ve istikrar içinde işleyişini ve yatırımcı haklarını güvence altına almayı hedeflemektedir.
Hukuka aykırı fiillerin ekonomik sonuçlarının ilgisiz yatırımcılara yansıtılmasının önlenmesi ve devletin yolsuzlukla mücadele kararlılığının somutlaştırılması amaçlanmaktadır.
“Bu yönüyle teklif, devletin sermaye piyasalarında hukuka aykırılık, usulsüzlük ve yolsuzlukla mücadeledeki kararlılığını somut biçimde ortaya koyarken yatırımcı güveninin tesisine ve finansal piyasaların sağlıklı ve istikrarlı işleyişinin sürdürülmesine hizmet etmeyi amaçlamaktadır.”
Bu kapsamda düzenleme genel ve sürekli bir fon tasfiye rejimi kurmamakta, yalnızca 17/9/2026 tarihli kurul kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve kanunun yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmamış fonlara özgü bir çözüm önerisi getirmektedir. Öngörülen sistem kamu bütçesine herhangi bir mali yük getirmemekte olup fon pay sahiplerine yapılacak ödemelerde kamu kaynağı veya bütçe imkânı kullanılmayacak, ödemeler yalnız
Şehit haberi, Ateş Serbest-2026 tatbikatı ve yatırım fonları tasfiyesi
Pençe-Kilit operasyon bölgesinde silah kazasında yaralanan Piyade Uzman Çavuş Mustafa Aslan'ın şehit olduğunu bildirerek başsağlığı diledi.
Ateş Serbest-2026 faaliyetinin başarıyla tamamlandığını ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin caydırıcılık gücünün temel taşını oluşturduğunu belirtti.
Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi'nin Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmeye başlandığını ve 131 yatırım fonunun tasfiyesi için bütüncül bir sistem gerektiğini ifade etti.
“Bugün, Türkiye kendi kararlarını kendi veren, kendi teknolojisini ve silahını kendi üretip geliştiren, ihtiyaç duyduğu kendi sistemlerini ve bunları her alanda sahada etkin bir biçimde kullanabilen bir ülkedir.”
SavunmaSermaye piyasası ve finansİç güvenlik ve terör
86 milyonun iradesi ve 86 milyonun hakkı sizin koltuğunuza yapışmanızdan da, koltuk hırsınızdan da, adliyelerinizden de, o sahte, içi boş iddianamelerinizden de, o yargı kollarınızdan da, o kolluğunuzdan da; hepsinden daha büyüktür. Milletin önüne o sandık gelecek ve siz de o hak ettiğiniz tokadı yiyeceksiniz. Ne yaparsanız yapın, bütün o zorbalar gibi, bütün zulmedenler gibi siz de eninde sonunda demokrasinin yumruğ
Diğer taraftan, birden fazla psikolojik kriz geçirmesine rağmen Şükran Avşar'ın hastaneye yatırılması engelleniyor.
Son bir şey daha söyleyip tamamlıyorum. Açık görüşte tutsaklar, mahpuslar birbirlerini görüyor, birbirlerine selam veriyorlar; selam verdikleri için disiplin cezası alıyorlar ve tahliyeleri yakılıyor. Bu asla kabul edilemez. Adalet Bakanlığını bir an önce göreve davet ediyoruz, sorumlular hakkında işlem
Aynı şekilde, sporu sadece skordan, betonu dökülen tesisten ibaret görmemeliyiz. Ahlakı ve azmi şiar edinen bir millî spor politikası karakter inşasının da ta kendisidir.
Konuşmamı Genel Başkanımız, Liderimiz Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla tamamlamak istiyorum: "Fransa'ya heveslenmeyin, Batı emperyalizmine kapılmayın. Türkiye'ye sahip çıkın, Türkiye sizin olsun."
Evet, gençler, kalbinizdeki vatan aşkıyla, zihninizdeki
Eğitim ile istihdam arasındaki makasın daraltılması, çıraklık eğitim merkezlerinin cazip hale getirilmesi gerektiğini ifade etti.
Gençlerin kültürel kuşatma altında olduğunu, internetin zehirli karanlığına karşı teknoloji okuryazarlığıyla farkındalık yaratılması gerektiğini söyledi.
“Bizim için tek bir tanım vardır o da istikbalimizin yegâne güvencesi Türk gençliği.”
Evet, sağ olun Başkanım.
Değilse de bu konuyla ilgili neler yapılmıştır? Bu soruşturmaya muhatap olan muhataplar arasında bir ayrıcalık yapılmakta mıdır? Hukuk, bütün siyasi partilere, toplumun her kesimine aynı şekilde işlemekte midir? Bu anlamda bir açıklamayı yapacağına inancımla sözlerimi tamamlıyorum.
Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)
Erdemli itirazların sert azarlanmaması için dayanışma içinde olunması gerektiğini belirtti.
İktidar partisini, içindeki bazı kişilerin ihtiraslarına seyirci kalmamaya çağırdı.
Çürümenin sadece onları değil, tüm milleti etkilediğini söyledi.
“İçinizdeki bir kısım develerin -tabirimi mazur görün, teşbihte bulunuyorum- o ihtirasla, o kendi damaklarını kanatan dikenleri yemesine seyirci kalmayın çünkü çürüyen sadece onlar değil onlarla beraber sizsiniz, biziz, 86 milyon millet hep beraber çürüyoruz”
Kamu malına el uzatanların lanetlenmesi ve toplu ses yükseltme çağrısı
Kamu malına el uzatanların, hangi iktidar veya partiden olursa olsun lanetlenmesi ve karşı durulması gerektiğini söyledi.
Kamusal imkânların 86 milyon için kullanılması gerekirken bir avuç zengin ve imtiyazlı kişiler için kullanıldığını, bunu yalnız kendilerinin değil AK Parti'ye destek vermiş kişi, vakıf ve derneklerin de dile getirdiğini belirtti.
Toptancı bir yaklaşımı doğru bulmadığını, AK Parti içinde vicdan sahibi arkadaşların azımsanmayacak sayıda olduğunu bildiğini, ancak günün hep beraber ses yükseltme ve duruş ortaya koyma zamanı olduğunu ifade etti.
“Kamu malına kim el uzatıyorsa, hırsızlığı kim yapıyorsa, hangi iktidarın içerisindeyse, hangi belediyenin içerisindeyse, hangi partiye mensup olursa olsun lanetleyebilmeli, karşısında durabilmeliyiz.”
Sürücü belgelerinin geri alınması ve yeniden düzenlenmesi
Sürücü belgeleri geri alınan yurttaşların çoğunun geçimini direksiyon başında sağladığını, ehliyet kaybıyla ailelerini ve işlerini kaybettiklerini belirtti.
Yurttaşların trafik güvenliğini tehlikeye atanların cezasız kalmasını istemediğini, ihlallerin niteliği ve geçen sürelerin değerlendirilmesiyle ilgili müktesebat geliştirilmesini talep ettiğini söyledi.
Şartlı sürüş hakkı verilebileceğini, uzun süreli iptallerin yeniden düzenlenebileceğini ve psikoteknik değerlendirmeler yapılabileceğini ifade etti.
“Ehliyetle ilgili sıkıntı yaşayan yurttaşlarımız burada trafik güvenliğini tehlikeye atanların cezasız kalmasını istemiyor, sadece ihlallerin niteliğinin, aradan geçen sürelerin ve yeniden araç kullanmaya uygunluklarının değerlendirilmesiyle ilgili bir müktesebatın geliştirilmesini istiyor.”
Fon vurgunlarıyla milyarlarca lirayı cebe indirenlerin yargılanmadığını, AKP vekillerinin Meclis'i kaçırdığını söyledi.
Belediye başkanlarının tutuklandığını, basın kuruluşlarına baskı ve ceza uygulandığını, Halk TV'ye kayyum atandığını belirtti.
Hırsızlıkların konuşulmaması için Meclis'in kapatıldığını ve hırsızların korunduğunu iddia etti.
“Hırsızlıklar konuşulmasın diye Meclis kapatıyorsunuz, halk hırsızlıkları duymasın diye televizyon kanalına kayyum atıyorsunuz, aranızdaki hırsızları da koruyorsunuz; nasıl bir kötülüktür bu?”
Yolsuzluk ve denetimBasın ve ifade özgürlüğüAdalet ve yargı
Şeker pancarı alım fiyatları ve üretici mağduriyeti
Hükümetin üreticileri üretim maliyetinin altında bıraktığını ve hayat pahalılığına yol açtığını söyledi.
Şeker pancarı alım fiyatının 3.720 TL olarak açıklandığını, geçen yıla göre yüzde 21 artış olduğunu ancak maliyetlerin neredeyse yüzde 100 arttığını belirtti.
Burdur'daki üreticilerin bu fiyatı kabul etmediğini, en az 4.500 TL beklediklerini ve aksi takdirde pancar ekimi yapılmayacağını, şeker krizi yaşanacağını ifade etti.
“3.720 TL fiyatı kimse kabul etmiyor; beklentinin en az 4.500 TL olduğunu ısrarla vurguluyorlar.”
Tarım ve hayvancılıkEkonomi ve enflasyonGıda ve tüketiciBurdur
Faiz hassasiyeti ve yatırım politikalarına yönelik eleştiriler
Faiz hassasiyeti taşıyan vatandaşların cezalandırıldığını, altın, döviz ve borsa yatırımlarına müdahale edildiğini söyledi.
İş yeri açanların, sanayicilerin ve çiftçilerin yüksek faiz, baskılı kur, haksız vergiler ve düşük taban fiyatlarıyla zor durumda bırakıldığını belirtti.
Milletten faize yatırım yapmaktan başka çare bırakılmadığını ifade ederek hükümeti eleştirdi.
“Parasını faize yatırmaktan başka ne çare bıraktınız bu millete?”
Ekonomi ve enflasyonVergi ve bütçeSermaye piyasası ve finans
Iğdır'da 119 milyon liralık tadilat ihalesinin davetiye usulüyle verildiğini ve komisyonun imzalamadığı ihalenin başka kurum personeliyle sonuçlandırıldığını iddia etti.
20 derslikli kız imam hatip lisesinin benzer şekilde ihale edildiğini, 330 günlük iş ihalesine sadece 2 istekli katıldığını belirtti.
İhalelerin açık rekabetten kaçınılarak yapıldığını, komisyon şerhleri ve davet listelerinin açıklanmasını istedi.
“Okul yapmak hesap vermekten kaçmanın bahanesi olamaz.”
Hatay'da zeytin üreticilerinin sorunları ve destek talebi
Hatay'da halhalı zeytin hasadının başladığını ve bereketli olmasını diledi.
Zeytin çiftçisinin sorunlarına dikkat çekerek Tarım ve Orman Bakanlığına seslendi.
Üretici lehine fiyat ve destek politikası oluşturulmasını, pazara erişim ve ihracat imkanlarının güçlendirilmesini istedi.
“Zeytin çiftçisi isyanda, zeytinin gerçek maliyetlerini esas alınarak üretici lehine bir fiyat ve destek politikası oluşturun, zeytinyağı üreticisinin pazara erişimini ve ihracat imkânlarını güçlendirin.”
Manisa zeytin üreticilerinin sorunları ve hükümete eleştiriler
Manisa'da zeytin üretim maliyetinin satış fiyatının üzerinde olduğunu, üreticilerin zor durumda kaldığını belirtti.
Zeytin ve zeytinyağı ihracatının yüzde 18 gerilediğini, 8 milyon dolarlık kayıp yaşandığını söyledi.
Hükümetin üreticiye destek vermediğini, ihracata yasak ve kısıtlamalar getirdiğini eleştirdi.
“Zeytinin yok yılında yoksunuz; var yılında yine yoksunuz; ihracata destekte, pazar rekabetinde yoksunuz; markalaşmada, depolamada yoksunuz; mazotta, gübrede, sulamada yoksunuz; hesaplamada, planlamada yoksunuz; ekerken, dikerken, üretirken yoksunuz; harmanda, hasatta hiç yoksunuz.”
Tarım ve hayvancılıkEkonomi ve enflasyonGıda ve tüketiciManisa
Vekilin’i telefonuna ekleAna ekrandan tek dokunuşla açın, bildirim alın.
Çerez tercihi
İzniniz olmadan ölçüm yapmıyoruz
Sitenin çalışması için gerekenler dışında hiçbir çerez ya da ölçüm, siz onay vermeden çalışmaz. Hangi sayfaların okunduğunu ölçmemize izin verebilir, kararınızı istediğiniz zaman değiştirebilirsiniz.
Zorunlu
Gece/gündüz tercihiniz, bu onay kaydının kendisi ve güvenlik çerezleri. Site bunlar olmadan çalışmaz.
Vekilin
Her zaman açık
Analitik
Hangi sayfanın ne kadar okunduğunu; ziyaretin hangi ülke ve şehirden, hangi cihaz türüyle geldiğini kendi sunucumuzda ölçer. IP adresiniz bu ölçümde saklanmaz; reklam için kullanılmaz, kimseyle paylaşılmaz.