Bunlar teklifin TBMM'ye sunulduğu ilk hâlidir. Komisyon ve Genel Kurul görüşmelerinde değişmiş olabilir; kanunun yürürlükteki metni Resmî Gazete'dedir.
Madde 1
11/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı
İcrasına Dair Kanunun 28 inci maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen üçüncü
fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.
"Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına tıp fakültelerinde
okutularak subaylığa nasbedilen tabiplerden, yükümlülük süresini tamamlamadan mahkeme
veya disiplin kurulu kararına dayanılarak ilişiği kesilenler ile tabi olduğu mevzuat uyarınca
istifa edenler, Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına öğrenim
gördüğü sürenin, yükümlülük süresine oranının; kalan yükümlülük süresi ile çarpımı sonucunda
elde edilen süre boyunca hekimlik mesleğini icra edemezler. Sürelere yönelik olarak yapılacak
tüm hesaplamalar gün hesabı üzerinden yapılır."
Gerekçe: 1219 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, Millî Savunma
Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına tabip subay nasbedilmek üzere okutulan
askeri öğrencilerin mahkeme veya disiplin kurulu kararına dayanılarak ilişiklerinin kesilmesi
halinde kalan yükümlülük süreleri boyunca mesleklerini icra edemeyecekleri hükmü yer
almaktaydı. Anılan hüküm Anayasa Mahkemesinin 27/12/2023 tarihli ve E:2018/95
K:2023/221 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararında; iptal
edilen düzenlemenin Anayasanın 13 üncü maddesinde güvence altına alınan ölçülülük ilkesinin
alt ilkeleri açısından elverişli ve gerekli olmadığının söylenemeyeceği belirtilmiştir. Ancak
mecburi hizmet yükümlülüğünün yerine getirilmesini sağlamak amacıyla tazminat
sorumluluğuna ek olarak kişinin uzun süreler kamuda ya da Özel sektörde hekimlik mesleğini
icra etme imkânını ortadan kaldıran kuralın kamu düzeninin sağlanması amacı bakımından
orantılı olmadığı belirtilmiştir.
Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına ayrılan özel
kontenjanlarda okutulan askeri öğrenciler, diğer tıp fakültesi öğrencilerinden ayrı bir kontenjan
dâhilinde yerleştirilmekte ve bu kapsamda orta ve uzun vadeli personel planlamaları
yapılmaktadır. Bahse konu personel bu kontenjanlarda özel olarak Millî Savunma Bakanlığı
veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına tüm ihtiyaçları karşılanarak eğitim görmekte ve
müteakiben tabip subay nasbedilerek göreve başlamaktadır.
Tıp fakültesinde okutulan askeri öğrencilerin Türk Silâhlı Kuvvetlerinden ayrılmamaları
amacıyla caydırıcı düzenlemeler getirilmiş olup, bunların tabip subay olduktan sonra da
ayrılmalarını zorlaştıracak bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda; sağlık
personeli bakımından insan gücü planlaması ve sürekliliğinin sağlanabilmesi ile Anayasa
Mahkemesi kararı doğrultusunda "kamu düzeninin sağlanması amacı bakımından orantılılık"
ilkesi gözetilerek Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına okutulan
tabip subayların mahkeme veya disiplin kurulu kararına dayanılarak ilişiklerinin kesilmesi veya
istifa etmeleri halinde, kalan yükümlülük sürelerinin tamamında değil, öğrenim süresinin
yükümlülük süresine oranının; kalan yükümlülük süresi ile çarpımı sonucunda elde edilen süre
boyunca mesleklerini icra edememeleri maksadıyla düzenleme yapılması amaçlanmaktadır.
Madde 21219 sayılı
1219 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından
iptal edilen üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.
"Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına diş hekimliği
fakültelerinde okutularak subaylığa nasbedilen diş hekimlerinden, yükümlülük süresini
tamamlamadan mahkeme veya disiplin kurulu kararına dayanılarak ilişiği kesilenler ile tabi
olduğu mevzuat uyarınca istifa edenler. Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam
ve hesabına öğrenim gördüğü sürenin, yükümlülük süresine oranının; kalan yükümlülük süresi
ile çarpımı sonucunda elde edilen süre boyunca diş hekimliği mesleğini icra edemezler.
Sürelere yönelik olarak yapılacak tüm hesaplamalar gün hesabı üzerinden yapılır."
Gerekçe: 1219 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, Millî Savunma
Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına diş hekimi subay nasbedilmek üzere
okutulan askeri öğrencilerin mahkeme veya disiplin kurulu kararına dayanılarak ilişiklerinin
kesilmesi halinde kalan yükümlülük süreleri boyunca mesleklerini icra edemeyecekleri hükmü
yer almaktaydı. Anılan hüküm Anayasa Mahkemesinin 27/12/2023 tarihli ve E;2018/95
K:2023/221 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararında; iptal
edilen düzenlemenin Anayasanın 13 üncü maddesinde güvence altına alınan ölçülülük ilkesinin
alt ilkeleri açısından elverişli ve gerekli olmadığının söylenemeyeceği belirtilmiştir. Ancak
mecburi hizmet
jdikümlülüğünün yerine
getirilmesini sağlamak amacıyla tazminat
sorumluluğuna ek olarak kişinin uzun süreler kamuda ya da özel sektörde hekimlik mesleğini
icra etme imkânım ortadan kaldıran kuralın kamu düzeninin sağlanması amacı bakımından
orantılı olmadığı belirtilmiştir.
Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına ayrılan özel
kontenjanlarda okutulan askeri öğrenciler, diğer diş hekimliği fakültesi öğrencilerinden ayrı bir
kontenjan dâhilinde yerleştirilmekte ve bu kapsamda orta ve uzun vadeli personel planlamaları
yapılmaktadır. Bahse konu personel bu kontenjanlarda özel olarak Millî Savunma Bakanlığı
veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına tüm ihtiyaçları karşılanarak eğitim görmekte ve
müteakiben diş hekimi subay nasbedilerek göreve başlamaktadır.
Diş hekimliği fakültesinde okutulan askeri öğrencilerin Türk Silâhlı Kuvvetlerinden
ayrılmamaları amacıyla caydırıcı düzenlemeler getirilmiş olup, bunların tabip subay olduktan
sonra da ayrılmalarını zorlaştıracak bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır. Bu
kapsamda; sağlık personeli bakımından insan gücü planlaması ve sürekliliğinin sağlanabilmesi
ile Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda "kamu düzeninin sağlanması amacı bakımından
orantılıhk" ilkesi gözetilerek Millî Savunma Bakanlığı veya İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına
okutulan tabip subayların mahkeme veya disiplin kurulu kararına dayanılarak ilişiklerinin
kesilmesi veya istifa etmeleri halinde, kalan yükümlülük sürelerinin tamamında değil, öğrenim
süresinin yükümlülük süresine oranının; kalan yükümlülük süresi ile çarpımı sonucunda elde
edilen süre boyunca mesleklerini icra edememeleri maksadıyla düzenleme yapılması
amaçlanmaktadır.
Madde 3değiştiriyor6245 sayılı
10/2/1954 tarihli ve 6245 sayılı Harcırah Kanununun 15 inci maddesinin
birinci fıkrasının beşinci cümlesi aşağıdaki şeklide değiştirilmiştir.
"Bu madde kapsamında gündelik ödenenlerden denizaltı gemilerinde yurtiçi limanlarda gemide
konaklama imkânı sağlanamayan personel dışındakilere 33 üncü madde uyarınca ayrıca
konaklama gideri ödenmez."
Gerekçe: Denizaltı gemileri tasarım olarak yatak kapasiteleri ile tüm personelin
konaklama ihtiyacını aynı anda karşılayamamaktadır. İcra edilen cephe/seyir görevleri
sırasında denizaltı gemisinde görevli personelin bir kısmı vardiyasını (nöbet) bitirdiğinde
vardiya alan silah arkadaşının yatağında (sıcak yatak) istirahate çekildiğinden seyir sürecinde
yatacak yer sorunu yaşanmamaktadır. Denizaltı gemileri vazifelerinin icrası için ekseriyetle
seyir halinde bulunmakla birlikte, ancak istisnai durumlarda daimi konuşlu bulundukları
limanlar dışında liman yapmak durumunda kalmaktadır.
Daimi konuşlu bulundukları limanlar dışında liman yapmak durumunda kalındığında
personele denizaltı dışında istirahat etme imkânının sağlanması; denizaltı gemisinin fiziki
şartları gereği kapalı ve dar alanda uzun süre yaşamanın etkisiyle oluşabilecek etkilerin bertaraf
edilmesi için zorunluluk arz etmektedir.
Yapılan düzenleme ile; daimi konuşlu bulundukları limanlar dışında, yurtiçi limanlarda
görevlendirilen ve denizaltı gemisinde yatacak yer imkânı sağlanamayan personele konaklama
gideri ödenebilmesi ve zor şartlar altında çalışan personelin göreve/harbe hazır bulundurulması
amaçlanmaktadır.
Madde 4değiştiriyor211 sayılı
4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun
100 üncü maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Ordu evleri, askerî gazinolar, kışla gazinoları, vardiya yatakhaneleri, gazi uyum evleri
ile özel, yerel ve kış eğitim merkezleri askerî bina olup askerî mahal vasıf ve mahiyetini
haizdir."
Gerekçe: 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 98 inci
maddesinde orduevleri, askerî gazinolar, kışla gazinoları ve vardiya yatakhaneleri, 99 uncu
maddesinde özel, yerel ve kış eğitim merkezleri ve 102 nci maddesinde gazi uyum evlerinin
kurulabileceği hüküm altına alınmıştır. 100 üncü maddede ise askerî mahal vasıf ve mahiyetini
haiz olan tesisler olarak orduevleri, askerî gazinolar ile kışla gazinoları sayılmıştır. Ancak aynı
başlık altında düzenlenen anılan maddelerde yer alan vardiya yatakhaneleri, gazi uyum evleri
ile özel, yerel ve kış eğitim merkezleri askerî mahal olarak sayılmamıştır. Bahse konu tesislerin
askerî mahal olarak sayılmaması uygulamada bu tesislerin diğer tesislerden farklı hukuki
statüde olduğu yönünde ve idari işlemlerin yürütülmesinde tereddütlere sebebiyet vermektedir.
Vardiya yatakhaneleri, gazi uyum evleri ile özel, yerel ve kış eğitim merkezlerinin de,
askerî mahal vasfını haiz olan orduevleri, askerî gazinolar ve kışla gazinolarında yapılabilecek
düzenlemeler ile aynı kapsamda değerlendirilebilmesi, diğer tesislerden farklı olduğu algısının
ve bu merkezlerin 100 üncü maddede yer almamasının getirebileceği olası idari ve hukuki
problemlerin ortadan kaldırılması maksadıyla düzenleme yapılması amaçlanmaktadır.
Madde 5ekliyor926 sayılı7179 sayılı
27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun
50 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
"25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma Kanunu kapsamında askerlik hizmetini
yapanlar hariç olmak üzere, Silahlı Kuvvetlerden her ne sebeple olursa olsun ayrılan subaylar
Kanunda yer alan istisnalar dışında muvazzaf olarak tekrar Silahlı Kuvvetler hizmetine
alınamazlar."
Gerekçe: 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun 107 nci maddesinde
yer alan hüküm gereğince, Silahlı Kuvvetlerden her ne sebeple olursa olsun ayrılan
astsubayların muvazzaf olarak tekrar Türk Silahlı Kuvvetleri hizmetine alınamayacaklarına
ilişkin açık hüküm bulunmakta ancak subaylara ilişkin hüküm bulunmamaktadır. Bu kapsamda
subaylara ilişkin uyum düzenlemesi yapılması amacıyla 926 sayılı Kanunun "Çeşitli Nedenlerle
Silahlı Kuvvetlerden Ayrılacak Subaylar Hakkında Yapılacak İşlem" başlıklı 50 nci maddesine,
subayların her ne sebeple olursa olsun ayrılmaları halinde muvazzaf olarak tekrar Silahlı
Kuvvetler hizmetine alınamayacağına ilişkin düzenleme yapılmaktadır.
Madde 6değiştiriyoribare değişikliği926 sayılı
926 sayılı Kanunun geçici 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci
cümlesinde yer alan "2024-2025" ibaresi "2029-2030" şeklinde değiştirilmiştir.
Gerekçe: 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun geçici 43 üncü
maddesi gereği Millî Savunma Bakanlığı ve bağlılarının bünyesinde yer alan eğitim ve öğretim
kurumlarında idarece belirlenen ihtiyaçlar doğrultusunda ve nitelikleri idare tarafından
belirlenen konu ve alanlarda gerekli şartları haiz kişilerin ilgili mevzuatında yer alan şartlar
dâhilinde 2024-2025 eğitim ve öğretim dönemi sonuna kadar geçerli olmak kaydıyla ders
vermeleri karşılığında ek ders ücreti verilmektedir.
Bahse konu eğitim ve öğretim kurumlarında Silâhlı Kuvvetlerde farklı statülerde görev
yapmak üzere hazır hale getirilen öğrencilere temel ve akademik eğitimler verilmekte olup
hâlihazırda görev yapmakta olan personele ise meslek safahatlarının farklı dönemlerinde
birtakım eğitimler verilerek mesleki gelişim aşamalarının tamamlanabilmesi sağlanmaktadır.
Söz konusu eğitimler hâlihazırda Silâhlı Kuvvetlerin öz kaynaklarından karşılanabildiği gibi
ihtiyaç duyulması halinde ilgili mevzuatından da anlaşılacağı üzere daha önce görev yapmış ve
emekliye ayrılmış personeli vasıtasıyla ya da gerekli nitelikleri haiz kimseler eliyle de yerine
getirilebilmektedir. Bu vesileyle Silâhlı Kuvvetlerde görev yapan veya yapacak olan kişilerin
gerekli eğitimleri arzu edilen seviyede almaları sağlanarak bu sayede personelden azami
seviyede fayda edinilmesi sağlanmaktadır.
Belirtilen gerekçeler ve açıklamalar doğrultusunda Milli Savunma Bakanlığı ve
bağlılarının bünyesinde yer alan eğitim ve öğretim kurumlarında ihtiyaç duyulan konu ve
alanlarda belirtilen şartlar dâhilinde görevlendirilen kişilere 2029-2030 eğitim ve öğretim
dönemi sonuna kadar geçerli olmak kaydıyla ek ders ücreti verilmesi sağlanarak eğitim ve
öğretim faaliyetlerinde müteakip dönemde meydana gelebilecek aksaklıkların bertaraf edilmesi
amaçlanmaktadır.
Madde 7ekliyor2577 sayılı375 sayılı
6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci
maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.
"Milli Savunma Bakanlığı merkez, taşra, yurt dışı teşkilatı ile bağlı, ilgili, ilişkili ve
bünyesindeki kuruluşlarda görevli personel ve bunların adayları ile Milli Savunma
Üniversitesinde eğitim gören askeri öğrenci ve bunların adayları hakkında; Jandarma, Sahil
Güvenlik ve Emniyet teşkilatlarında görevli personel ve bunların adayları ile Jandarma ve Sahil
Güvenlik Akademisi, Polis Akademisi ve bunlara bağlı eğitim ve öğretim kurumlarındaki
öğrenciler ile bunların adayları hakkında; Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı personeli
hakkında; terör örgütleriyle eylem birliği içerisinde olmak, bu örgütlere yardım etmek, kamu
imkân ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanmak ya da kullandırmak, bu
örgütlerin propagandasını yapmak, bu örgütlerle iltisaklı olmak gerekçeleriyle kamu görevine
alınmayan veya kamu görevinden veya meslekten ayrılan/çıkarılan yahut sözleşmesi
feshedilenlerle ilgili idari davalar ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 35 inci
maddesi uyarınca tesis edilen idari işlemlere yönelik açılan idari davalar ile ilgili mevzuat
uyarınca gerçekleştirilen güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması işlemlerinin idarece
olumsuz değerlendirilmesi sonucu söz konusu idari işleme yönelik açılan davalarda verilen ve
göreve iade sonucunu doğuran mahkeme kararları uyarınca tesis edilecek işlemler, nihai
kararların kesinleşmesinden sonra yerine getirilir."
Gerekçe: Anayasa'nın 5'inci maddesi, devletin temel amaç ve görevleri arasında
kişilerin ve toplumun huzurunu, güvenliğini ve kamu düzenini sağlamayı saymaktadır. Bunun
yanında Anayasa'nın başlangıç hükümleri ile 6'ncı, 14'üncü ve 129'uncu maddeleri birlikte
değerlendirildiğinde; devletin anayasal düzeni koruma ve kamu hizmetlerinin güvenilir şekilde
yürütülmesini sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır.
Terör suçları, niteliği itibarıyla yalnızca bireysel suçlar olmayıp devletin varlığına,
anayasal düzene ve toplum güvenliğine yönelen ağır tehditlerdir. Bu nedenle askerî, kolluk ve
istihbarat birimlerinde kritik görev icra eden kamu çalışanlarından ve bunların adaylarından
terör suçlarıyla bağlantılı olarak kamu görevinden çıkarılan kişilerin, yargısal süreç
tamamlanmadan yeniden kamu görevine döndürülmesi, kamu hizmetlerinin güvenilirliği ve
kamu güvenliği bakımından telafisi güç sonuçlar doğurabilme potansiyeline sahiptir. Özellikle
15 Temmuz 2016'daFETÖ tarafından gerçekleştirilen hain darbe girişiminin yaşanmış olması,
kritik görevler icra eden kamu görevlilerinin terör ile iltisaklı olma durumuna karşı tedbirlerin
en üst düzeyde alınması gerekliliğini ortaya koymuştur. Bu kapsamda özellikle hain terör
örgütü FETÖ başta olmak üzere tüm terör örgütleriyle mücadele aktif bir şekilde devam
etmektedir. Gelinen aşamada yeni deliller ve tespitler ışığında idari işlemler tesis edilmekte ve
yargılama süreçleri devam etmektedir.
Buna ilaveten, Anayasa'nın 17'nci maddesi ile güvence altına alınan yaşam hakkı,
devlete bireylerin yaşamına müdahale etmeme yükümlülüğü yanında, aynı zamanda yaşamı
korumaya yönelik pozitif yükümlülükler de yüklemektedir. Bu kapsamda devlet, vatandaşların
can güvenliğini tehdit edebilecek riskleri önlemek ve kamu otoritesinin güvenli şekilde
işlemesini sağlamakla yükümlüdür. Millî Savunma Bakanlığı, Millî İstihbarat Teşkilatı
Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel
Müdürlüğünün görev ve sorumlulukları kapsamında silah kullanma, terörle mücadele, istihbari
bilgi toplama, gizli bilgilere erişim, toplumsal olayları bastırma ve benzeri hususlarda bu
kurumlarda görev yapan personele en üst düzeyde güven duyulması gerekliliği, kamu
güvenliğinin ve yaşam hakkının temin edilmesi konusunda pozitif yükümlülüğün bir
tezahürüdür. Anayasanın 129'uncu maddesi gereğince Devletine, Milletine ve Anayasaya
sadakatle bağlı olma yükümlülüğü altında bulunan kamu görevlileri ve bunların adaylari
açısından terör örgütlerine ilişkin olarak yapılan inceleme ve değerlendirmeler hassasiyetle
takip edilmesi gereken önemli konulardır.
îlk derece mahkemesi kararlarının kanun yolu denetimine tabi olduğu ve üst derece
mahkemelerince kaldırılabilme ihtimali bulunduğu dikkate alındığında, terör suçları nedeniyle
kamu görevinden çıkarılan ve kritik görevler yerine getiren bu kişilerin kararlar kesinleşmeden
yeniden kamu görevine başlatılması, devletin yaşam hakkını koruma yönündeki pozitif
yükümlülüğüyle bağdaşmayabilecek riskler ortaya çıkarabilmektedir.
Önerilen
düzenleme,
mahkeme
kararlarının
etkisiz
bırakılması
sonucunu
doğurmamaktadır. Düzenleme istisnai olarak yalnızca Millî Savunma Bakanlığı merkez, taşra
ve yurt dışı teşkilatı ile bağlı, ilgili ve ilişkili kuruluşlarında. Genelkurmay Başkanlığı, Kara
Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Millî
Savunma Üniversitesi ve Harita Genel Müdürlüğünde görevli personel ve bunların adayları ile
Milli Savunma Üniversitesinde eğitim gören askeri öğrenci ve bunların adayları hakkında (Milli
Savunma Bakanlığı nam ve hesabına eğitim gören öğrenciler dâhil); Jandarma, Sahil Güvenlik
ve Emniyet teşkilatlarında görevli personel ve bunların adayları ile Jandarma ve Sahil Güvenlik
Akademisi, Polis Akademisi ve bunlara bağlı eğitim ve öğretim kurumlarındaki öğrenciler ile
bunların adayları hakkında (Jandarma, Sahil Güvenlik ve Emniyet teşkilatı nam ve hesabına
eğitim gören öğrenciler dâhil); Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı personeli hakkında; terör
iltisakı bulunması nedeniyle kamu görevine alınmama, kamu görevinden veya meslekten
ayırma/çıkarma yahut sözleşme feshi işlemlerine yönelik açılan idari davalar, 375 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamenin Geçici 35 inci maddesi uyarınca tesis edilen idari işleme yönelik
açılan idari davalar ve güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması işlemlerinin idarece olumsuz
değerlendirilmesi işlemine yönelik açılan idari davalarda verilen göreve iade sonucu doğuran
mahkeme kararlarının kesinleşmesini müteakip (kararların ilgili yararına kesinleşmesi halinde
bu süreçteki ücretlerini yasal faiziyle almak suretiyle) işlem yapılmasını, böylece
kaldı^lan^ozulan kararların olumsuz sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, nihai karara
istinaden işlem yapılarak, terör suçları gibi kamu güvenliğiyle doğrudan bağlantılı alanlarda,
askeri, kolluk ve istihbarat görevlerine iade kararlarının hukuki güvenlik, idari istikrar ve kamu
yararı ilkelerinin gereği olarak kesinleşmesinin beklenmesini amaçlamaktadır.
Madde 8ekliyor2942 sayılı6830 sayılı
4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa aşağıdaki geçici
madde eklenmiştir.
"GEÇİÇİ MADDE 20- Mülga 6830 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 8/10/1956 tarihine
kadar, kamulaştırma işlemlerine dayanmaksızın kamulaştırma kanunlarının amacına uygun
olarak fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş olan taşınmazlar, ilgili kamu kurum ve kuruluşları
adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır.
Taşınmazda kamu hizmetinin nitelik ve amacına uygun şekilde tesis veya yapının inşa
edilmiş olması, bu Kanunun uygulanması bakımından fiilen tahsis kabul edilir.
Birinci fıkrada yazılı taşınmazlardan tapuda kayıtlı olanların kayıt sahipleri veya
mirasçıları; tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların zilyetleri ya da mirasçıları tahsis tarihi
itibarıyla zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşmiş ve fiili tahsis tarihinden itibaren on yıl
geçmemiş olması koşuluyla, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen 221 sayılı Kanunun
belirlediği süre içinde sadece taşınmazın fiili tahsis tarihindeki rayiç bedelini isteyebilir.
Bu madde kapsamındaki taşınmazlar hakkında 12/1/1963 tarihine kadar açılmış ve
kanun yolu incelemesinde olanlar dâhil görülmekte olan bedel davalarında bu madde hükümleri
uygulanır.
Birinci fıkraya göre kamulaştırılmış sayılan taşınmazlar hakkında 12/1/1963 tarihinden
sonra bu taşınmazlara bağlı olarak bedel dâhil ileri sürülen talepler kabul edilmez. Bu hüküm,
12/1/1963 tarihinden sonra açılmış ve kanun yolu incelemesinde olanlar dâhil görülmekte olan
davalar hakkında da uygulanır.
Bu madde kapsamında açılan ve görülmekte olan davalarda mahkeme ve icra harçları
ile her türlü vekâlet ücretleri maktu olarak belirlenir.
Birinci fıkra uyarınca kamulaştırılmış sayılan taşınmazlar, tapuda kayıtlı ise ilgili kamu
kurum ve kuruluşlarının talebi üzerine açılacak dava ile ilgili idare adına tescil edilir. Tapu
kaydı olmayan taşınmazlar, tahsisin mahiyeti bakımından tescile tabi ise ilgili idare adına kayıt
tesis olunur. Bu işlemler harca tabi değildir."
Gerekçe: Maddeyle, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa geçici bir madde
eklenmektedir.
5/1/1961 tarihli ve 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından
Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun, Anayasa
Mahkemesinin, 21/4/2022 tarihli ve E: 2021/19; K: 2022/46 sayılı kararıyla iptal edilmiş ve
iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe
girmesine karar verilmiştir. Söz konusu iptal karan, 4/8/2022 tarihli ve 31913 sayılı Resmî
Gazete'de yayımlanmıştır.
İptal edilen 221 sayılı Kanun, Mülga 31/8/1956 tarihli ve 6830 sayılı İstimlak
Kanununun yürürlüğe girdiği 1956 tarihinden önce fiilen kamu hizmetlerine tahsis edilmiş
olmakla birlikte usulünce kamulaştırıldığı ortaya konulamayan taşınmazların tabi olacağı usul
ve esasları düzenlemektedir.
221 sayılı Kanun 12/1/1961 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu Kanuna göre, mülga 6830
sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kamulaştırma işlemine dayanmaksızın
kamulaştırma kanunlarının göz önünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan
gayrimenkullerin ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde
kamulaştırılmış sayılacağı düzenlenmiştir. Aynı Kanun bu kapsamdaki gayrimenkullerden
tapuya kayıtlı olanların kayıt sahiplerinin ya da mirasçılarının ancak fiili tahsis tarihindeki rayiç
üzerinden gayrimenkulün bedelini isteyebileceği ve bu bedelin dava hakkının bu Kanunun
yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl sonra düşeceğini hüküm altına almıştır. Ayrıca
Kanunun yürürlüğe girmesinden önce açılmış ve kesin karara bağlanmamış davalar hakkında
da bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu Kanun bir tasfiye kanunu olup,
mülga 6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girmesinden önce fiilen kamu hizmetine
tahsis edilmiş taşınmazları konu edinmektedir.
Anayasanın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrası Anayasa Mahkemesi kararlarının
geriye yürümeyeceği hükmünü amirdir. Bu hükmün gereği olarak, iptalden sonra da 221 sayılı
Kanunun öngördüğü süre içinde açılan ve halen derdest bulunan davalar hakkında 221 sayılı
Kanunun uygulanması gerekecektir. Diğer bir anlatımla, 221 sayılı Kanunun yürürlüğünden
itibaren iki yıl geçtikten sonra, 1956 yılından Önce fiilen kamu hizmetine tahsis edilen ve kanun
gereği kamulaştırılmış sayılan taşınmazlar bakımından. Anayasa Mahkemesinin söz konusu
iptal kararı geriye yürümeyeceğinden yeni bir dava hakkı doğurmayacaktır. Belirtmek gerekir
ki. Anayasanın amir hükmüne rağmen iptal kararını geriye yürütecek şekilde uygulama
yapıldığı takdirde bu yerlerin kamulaştırmasız el atılan yerler gibi değerlendirilmesi söz konusu
olabilecektir.
Madde kapsamında açılan ve görülmekte olan davalarda mahkeme ve icra harçları ile
her türlü vekâlet ücretlerinin maktu olarak belirleneceği hüküm altına alınmaktadır.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan tereddütleri gidermek ve bu
konuda bir kanun boşluğuna meydan vermemek için geçici madde düzenlemesi yapılmaktadır.
Madde 9değiştiriyoribare değişikliği3269 sayılı7179 sayılı
18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanununun 4 üncü
maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan "terhislerinin üzerinden beş yıldan fazla süre
geçmemiş olanlar," ibaresi "terhis olanlar veya 25/6/2019 tarihli ve 7179 sayılı Askeralma
Kanununun 42 nci maddesinde sayılanlardan muvazzaflık hizmetinden muaf tutulanlar,"
şeklinde değiştirilmiştir.
Gerekçe: Madde ile; 26 Haziran 2019 tarihinde jâirürlüge giren 7179 sayılı
Askeralma Kanunu ile askerlik süresinin kısalması nedeniyle, muvazzaflık hizmetini yapmış
olan çavuş, onbaşı ve erlerin, uzman erbaş olabilmesi için "müracaat yapılan yılın ocak ayının
ilk günü itibarıyla yirmiyedi yaşını bitirmemiş olmak" şartı yeterli olduğundan bu hususa
yönelik düzenleme yapılması ile 7179 sayılı Kanunun 42 nci maddesinde yer alan hüküm
gereğinee başta şehit yakınları olmak üzere askerlik hizmetinden muaf tutulanların uzman erbaş
olmak için müracaat edebilmelerine yönelik düzenleme yapılması amaçlanmaktadır.
Hâlihazırda 7179 sayılı Kanununun 42 nci maddesinde belirtilenlerin askerlik hizmetinden
muaf tutulmalarına yönelik pozitif düzenleme, uzman erbaş olmak için yapılan müracaatlarda
hak kaybına yol açmaktadır. Yapılan düzenleme ile bu durumda olan kişilerin müracaatları
kabul edilebilecektir.
Madde 10ekliyor3269 sayılı
3269 sayılı Kanuna 8 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki
madde eklenmiştir.
"Sicil
MADDE 8/A- Uzman erbaşlar hakkında sicil yılı ilgili yılın 2 Mayıs tarihinden başlayıp
bir sonraki yılın 2 Mayıs tarihine kadar olan süreyi kapsar. Uzman erbaşların sözleşme
imzalanıp göreve alınmalarını takip eden ilk 2 Mayıs tarihi itibarıyla sicil belgesi tanzim edilir.
Ancak göreve alınma tarihi ile takip eden 2 Mayıs tarihi arasında geçen süre üç aydan kısa ise,
ilk sicil belgeleri üç ayın doldurulduğu tarihte düzenlenir. Müteakip sicil ise zamanında
düzenlenir.
Sicil tam notu lOO'dür. Sicil üstlerinin verdikleri notların ortalaması, o yılın sicil notunu
teşkil eder.
Sicilin olumlu olabilmesi için sicil notunun, sicil tam notunun %60 ve daha yukarısı
olması gerekir. Uzman erbaşlar için sicil yazmaya yetkili sicil üstleri ile ilgili hususlar ve sicil
dönemi içinde sicil üstünün veya sicil alan personelin görevinden ayrılması hâlinde ayrılış sicili
düzenlenmesine ilişkin hususlar ile verilecek sicilin şekil ve usulleri yönetmelikte düzenlenir."
Gerekçe: Uzman erbaş statüsündeki personelin sicili; 3269 sayılı Kanunda kademe
ilerlemesi, derece yükselmesi ve terfi işlemlerinin şartı olarak düzenlenmiş olup, ayrıca bazı
hallerde olumsuz sicil nedeniyle kademe ilerlemesi yapamayanların sözleşmelerinin
feshedilmesi suretiyle Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik
Komutanlığı ile ilişiklerinin kesilmesi sonucunu doğurabilmektedir. Bu nedenle sicil belgesinin
ve sicilin kapsamına ilişkin asgari unsurların Kanunda düzenlenmesi ile; kanunilik ilkesine
uygun şekilde çerçeve çizilmesini sağlamak, idarenin takdir hakkını sınırlandırmak ve uzman
erbaş statüsündeki personelin özlük hakkına ilişkin işlemlerde hukuki güvenliği yerine
getirmek amaçlanmaktadır.
Madde 11ekliyor3269 sayılı
3269 sayılı Kanunun 15 inci maddesinde yer alan "sicil notuna," ibareleri
madde metninden çıkarılmış, birinci fıkrasının (a) bendine aşağıdaki alt bent ve (b) bendine
aşağıdaki alt bent eklenmiştir.
"7) Astsubaylık için sınava müracaat tarihinde uzman erbaşlığa alındığı tarihten itibaren
en az dört yıl sicil almış ve almış olduğu mevcut sicil notlarının ortalaması, sicil tam notunun
%90 ve daha yukarısında olmak."
"7) Astsubay meslek yüksekokulu giriş sınavına müracaat tarihinde, uzman erbaşlığa
alındığı tarihten itibaren almış olduğu mevcut sicil notlarının ortalaması, sicil tam notunun %90
ve daha yukarısında olmak."
Gerekçe: 3269 sayılı Kanunda sicil belgesinin ve sicilin kapsamına ilişkin asgari
unsurların Kanunda düzenlenmesi ile; kanunilik ilkesine uygun şekilde çerçeve çizilmesini
sağlamak, idarenin takdir hakkını sınırlandırmak ve uzman erbaş statüsündeki personelin özlük
hakkına ilişkin işlemlerde hukuki güvenliği yerine getirmek amaçlanmaktadır. Statü geçiş
işlemlerinde; astsubaylıktan subaylığa geçişler ile sözleşmeli subay/astsubaylıktan muvazzaf
subay/astsubaylığa geçişlerde ve hâlihazırda uzman erbaşlıktan astsubaylığa geçiş işlemlerinde
sicil şartı, sicil tam notunun %90 ve daha yukarısı olması şeklinde uygulanmaktadır. Uzman
erbaşlıktan astsubaylığa geçişe yönelik hâlihazırda uygulanan sicil şartının; personelin özlük
hakkına doğrudan etki etmesi sebebiyle Kanunilik ilkesi çerçevesinde Kanuna ilave
edilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır.
Madde 12değiştiriyor3269 sayılı
3269 sayılı Kanunun 19 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"MADDE 19- Personelde aranacak nitelikler, müracaat şekli ve zamanı, müracaatın
kabul edilmesi, sözleşmenin yapılması ve feshedilmesi sebepleri, verilecek sicilin şekil ve
usulleri, görevde başarısız olma, intibak edememe ve kendilerinden istifade edilememe
hallerinde yapılacak işlemler, sözleşmenin uzatılmasında uygulanan esaslar, uzman onbaşıların
uzman çavuş olabilmeleri için gerekli şartlar, astsubay sınıfına geçirilecekler için uygulanan
esaslar, astlık üstlük münasebetleri ile bu hususlardaki işlem şekli ve ilgili diğer hususlar Millî
Savunma Bakanlığı ve içişleri Bakanlığınca müştereken hazırlanan yönetmelikle düzenlenir."
Gerekçe: Anayasa Mahkemesinin 8/10/2025 tarihli ve 2024/149 E. 2025/194 K.
sayılı kararı ile uzman erbaşlara sicil verilmesine ilişkin detayların Kanunda belirlenmediği
gerekçesiyle 3269 sayılı Kanunun yönetmelik başlıklı 19 uncu maddesi iptal edilmiştir. Kararın
gerekçesinde belirtilen hususlar doğrultusunda Teklif ile mezkur Kanunun ilgili maddelerinde
düzenleme yapıldığından iptal edilen madde yeniden düzenlenmektedir.
Madde 13değiştiriyoribare değişikliği
28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin
Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının dördüncü cümlesinde
yer alan "ilgili ülke adına" ibaresi madde metninden çıkarılmış, dördüncü cümleden sonra
gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiş ve son cümlede yer alan "Maliye Bakanlığınca" ibaresi
"Hazine ve Maliye Bakanlığınca" şeklinde değiştirilmiştir.
"Açılan hesapları yönetmeye, bütçelerine ödenek konulan ilgili Bakan yetkilidir."
Gerekçe: Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı ülke ve kuruluşlara yapılacak
savunma ve güvenlik amaçlı hibe ve yardım faaliyetleri kapsamında; dost ve müttefik ülkelerle
ilişkilerin başlatılması, sürdürülmesi, geliştirilmesi ve müteakip dönemlere yön verilebilmesi
maksadıyla Millî Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı bütçesine konulan ödeneğin daha
etkin, ekonomik ve verimli kullanımının sağlanması maksadıyla T.C. Merkez Bankasında döviz
cinsinden açılan hesapları yönetmeye ilgisine göre Millî Savunma Bakanı veya İçişleri
Bakanının yetkili kılınması amaçlanmaktadır.
Madde 14değiştiriyor6191 sayılı5188 sayılı
10/3/2011 tarihli ve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanununun ek 1
inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"EK MADDE 1 - (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan haller saklı
kalmak üzere sözleşmeli erbaş ve er olarak en az yedi hizmet yılını doldurarak ayrılanlardan
nitelik belgesi olumlu olanlar, ilgili mevzuatlanndaki sınav şartları hariç diğer şartları taşımaları
ve başvuru tarihi itibariyle kırk bir yaşını doldurmamış olmaları kaydıyla kamu kurum ve
kuruluşlarının infaz ve koruma memuru, çarşı ve mahalle bekçisi, orman muhafaza memuru, idari
gözetim personeli, koruma ve güvenlik görevlisi, zabıta memuru, itfaiye eri, şoför ve destek
personeli kadro ve sözleşmeli pozisyonlarına kontenjan ve atama izinleri dâhilinde bu maddedeki
usul ve esaslar çerçevesinde atanabilir.
(2) Bu madde kapsamından yararlanmak isteyenlerin başvurulan her yıl alınarak alım
şartlarına ilişkin kişisel bilgileri, İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığı tarafından ekim
ayının son gününe kadar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bildirilir. Başvurunun her yıl
yenilenmesi esastır. İlgili personelin bilgilerinin bildirilmiş olması atanma için tek başına hak
teşkil etmez.
(3) Kamu kurum ve kuruluşları birinci fıkrada belirtilen unvanlarda o yıl yapacağı
personel alımlarında alım yapılacak toplam kontenjanın ve atama izinlerinin yüzde onunu bu
madde kapsamında ayırarak alım yapılmak üzere alım şartları ile birlikte Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığına Aralık ayının sonuna kadar bildirmek zorundadır. Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığına bildirilen bir önceki yıla ait kontenjanlar/atama izinlerinin yüzde onu yeni
yılda kullanılmak şartı ile yeni yılın açıktan ve nakil suretiyle atama sayılarına tabi değildir.
(4) İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığınca gönderilen listede yer alanlar
için, kamu kurum veya kuruluşlun tarafından bildirilen kontenjanlara. Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığınca her yıl 1 Mart tarihine kadar sözlü sınava tabi tutulacak adayları
belirlemek üzere tek seferde yerleştirme yapılır veya yaptırılır. Yayımlanacak kılavuzda yer alan
şartlan taşıyanlar arasından, kontenjanın dört katı kadar aday, tercihleri dikkate alınarak kura
yöntemiyle belirlenir. İlgili kurum tarafından oluşturulan komisyonlarca üç ay içinde yapılacak
sözlü sınavda başarılı bulunanlardan atananlara ilişkin bilgiler, atanmalarından itibaren bir ay
içinde ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına, kamu
personel bilgi sisteminin bulunduğu kuruma ve ilgisine göre İçişleri Bakanlığı veya Millî
Savunma Bakanlığına bildirilir.
(5) İlgili kurum tarafından oluşturulan komisyonca yapılacak sözlü sınavda adaylar;
a) Genel kültürü ve genel yeteneği,
b) Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücü,
c) Liyakati, temsil kabiliyeti, tutum ve davranışlarının göreve uygunluğu,
ç) Özgüveni, ikna kabiliyeti ve inandırıcılığı,
d) Bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı,
esas alınarak değerlendirilir. Sınav kurulunun her bir üyesi adayları bentlerde yazılı özelliklerin
her biri için yirmişer puan üzerinden değerlendirir ve verilen puanlar ayrı ayrı tutanağa geçirilir.
Her bir üyenin adaya yüz tam puan üzerinden toplamda kaç puan verdiği hesaplanır. En son bütün
üyelerin yüz tam puan üzerinden vermiş oldukları bu puanlarm aritmetik ortalaması alınarak
personelin sözlü smav puanı tespit edilir.
(6) Sözleşmeli erbaş ve erlerden yedi hizmet yılını tamamlayarak ayrılanlar hakkında
10/6/2004 tarihli ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanunun 14 üncü maddesinde
belirtilen özel güvenlik temel eğitimi şartı ve aynı Kanunun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının
(b) bendinde belirtilen eğitim şartı aranmaz.
(7) Ataması yapılan personel göreve başladığı tarihten itibaren atandığı kadro veya
pozisyonun mali ve diğer haklarından faydalandırılır. Bunların sözleşmeli erbaş ve erlikte geçen
hizmet süreleri, 657 sayılı Kanunda öngörülen öğrenim durumlarına göre yükselebilecekleri
dereceleri aşmamak kaydıyla, başlangıç derece ve kademelerine her yıl için bir kademe ilerlemesi
ve her üç yıl için bir derece yükselmesi sayılmak suretiyle kazanılmış hak aylık, derece ve
kademelerinin tespitinde değerlendirilir.
(8) Bu madde kapsamında memur kadrolarına atananlar en az 4 yıl süreyle başka bir
ünvana atanamazlar. Atama onayı alınmasına rağmen görevine başlamayanlar ile başladıktan
sonra herhangi bir sebeple görevden ayrılanlar bu madde kapsamında yeniden istihdam
edilemezler. Kamu kurum ve kuruluşlarının bildirmiş oldukları bu ünvanlara her ne surette olursa
olsun atananlar bu maddede verilen hakkı kullanmış sayılır.
(9) Başvuru, bildirim, kura, atama ve diğer işlemlere ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Millî Savunma Bakanlığı tarafından müştereken
çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
(10) Bu madde kapsamında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye, gerekli bilgi ve
belgeleri istemeye, araştırma ve inceleme yapmaya ve uygulamayı yönlendirmeye Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığı yetkilidir."
Gerekçe: Yedi hizmet yılını dolduran sözleşmeli erbaş ve erlerden istekli olanlar,
kurumlarca talep edilmesi halinde yapılacak mülakat neticesinde ilgili kadro ve pozisyonda
görev almak üzere kamuda istihdam edilmektedir. Ancak bu madde kapsamında başvuru yapan
sayısına nazaran kurumlardan yeterli sayıda atama talebi gelmediğinden düzenleme istenen
verimliliğe ulaşamamıştır. Bu durum hâlihazırda görev yapmakta olan sözleşmeli erbaş ve
erlerin yedi yıllık görev sürelerini tamamlamadan önce ayrılmalarına ve görev süresinin
tamamlanma oranlarının düşmesine neden olmakta ayrıca sözleşmeli erbaş ve erliğe olan
teveccühü azaltmakla idareye olan güvenin de sarsılmasına sebebiyet vermektedir.
Madde ile; infaz ve koruma memuru, çarşı ve mahalle bekçisi, orman muhafaza memuru,
idarî gözetim personeli, koruma ve güvenlik görevlisi, zabıta memuru, itfaiye eri, şoför ve
destek personeli ünvanlarında her yıl yapılacak alımlarda toplam kontenjanın ve atama
izinlerinin yüzde onunun alım şartları ile birlikte kurumlar tarafından. Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığına bildirilmesi zorunluluğu getirilmektedir.
Bununla birlikte bu madde kapsamında yapılacak atamaların usul ve esasları ile
atanacaklara uygulanacak işlemlere ilişkin diğer hususların belirlenmesi; ayrıca kurumların bu
madde kapsamında koruma ve güvenlik görevlisi kadro veya pozisyonlarını bildirmesi halinde
5188 sayılı Kanunda yer alan eğitim ve sertifika şartlan aranmaksızın işlem yapılacağının
hüküm altına alınması amaçlanmaktadır.
Düzenleme ile, yaş ve sınav şartları hariç diğer şartlan taşımaları kaydıyla, yedi hizmet
yılını tamamlamalarının ardından kamuda istihdam edilmek üzere bu hüküm kapsamında
başvuru yapan sözleşmeli erbaş ve erlerin maddede yer alan görevlere atanabilmeleri ile
yapılacak atama sayısının artırılarak sözleşmeli erliğe teveccüh sağlanması amaçlanmaktadır.
Madde 156191 sayılı
6191 sayılı Kanunun ek 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi
aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş
ve diğer fıkra buna göre teselsül ettirilmiştir.
"ç) Fiziki yeterlilik ve değerlendirme testi ile yazılı ve/veya mülakat sınavlarında başarılı
olmak."
"(2) Fiziki yeterlilik ve değerlendirme testi ile yazılı ve mülakat sınavlarının
değerlendirme esasları şunlardır:
a) Yazılı sınav yapılması halinde yazılı sınav; genel kültür konularını ve meslek bilgisi
konularını içerir. Yazılı sınavda yüz tam puan üzerinden en az elli puan alınması gerekir. Yazılı
sınav ilgisine göre İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığınca yapılabileceği gibi diğer
kamu kurum ve kuruluşlarına veya üniversitelere de yaptırılabilir.
b) Fiziki yeterlilik ve değerlendirme testinden başarılı sayılmak için adayın, uygulanacak
testlerin her birinden yüz tam puan üzerinden en az elli puan alması ve bu testlerden alınan
puanların aritmetik ortalamasının en az altmış puan olması gerekir.
c) Mülakat sınavı yapılması halinde mülakat heyetinde yer alacak Başkan ve üyeler
ilgisine göre İçişleri Bakanlığı veya Millî Savunma Bakanlığınca belirlenir. Aday sayısına bağlı
olarak birden fazla heyet teşkil edilebilir. Mülakatta adaylar; genel görünüş, kendisinden
istenileni kavrama yeteneği, özgüveni, özgeçmişi, kişiliği, psikolojik yapısı, kendini ifade
edebilme yeteneği, beden dilini kullanma becerisi, duygusal denge durumu, dışa dönüklük,
uyumluluk, sorumluluk, açıklık, mesleğe uygunluğu ve istekli olması yönlerinden yüz tam puan
üzerinden, değerlendirilir. Her üyenin birbirinden bağımsız olarak takdir ettikleri notların
ortalaması alınarak adayın mülakat sınav notu belirlenir. Mülakat sınavına katılan adaydan asgari
yetmiş puan almış olması şartı aranır.
ç) Fiziki yeterlilik ve değerlendirme testi ile yazılı ve/veya mülakat sınavlarının başarı
sıralamasına esas değerlendirme notu içerisindeki oranları ilgisine göre İçişleri Bakanlığı veya
Millî Savunma Bakanlığınca belirlenir.
d) Başarı sıralamasına esas değerlendirme notlarının eşitliği halinde, önce fiziki yeterlilik
ve değerlendirme testi notu yüksek olana, eşitliğin devam etmesi halinde fiili hizmet süresi daha
fazla olana ve bunun da eşit olması halinde ise sırasıyla öğrenim düzeyi, rütbe durumu ve
Ödül/ceza puan durumları dikkate alınarak öncelik tanınır."
Gerekçe: Madde ile; 16/1/2026 tarihli ve 33139 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan
2025/194 Karar sayılı Anayasa Mahkemesinin iptal kararında belirtilen hususlar çerçevesinde
statü geçişine ilişkin yapılacak sınavların usul ve esaslarının Kanunda hüküm altına alınması
amaçlanmaktadır.
Madde 16
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Gerekçe: Yürürlük maddesidir.
Madde 17
Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
Gerekçe: Yürütme maddesidir.
UZMAN ERBAŞ KANUNU ÎLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK
YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ